Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair (s.s.307)
Tunceli Milletvekili ·
Genel Kurul, 60. Birleşim · 3. yasama yılı · 19 Şubat 2009 · 676 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kamer Genç, 19 Şubat 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR (S.S.307)); konuşma 676 kelime.
Kamer Genç (Tunceli). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair (s.s.307)”. TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim tutanağı, 19 Şubat 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2009-02-19-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dai-2 (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
KAMER GENÇ (Tunceli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 307 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 2’nci maddesi üzerinde söz alan arkadaşlarımızın es kazara olmaması nedeniyle, ondan sonra söz sırası bize geldi. Tabii, bir İç Tüzük değişikliği yapıyorsunuz “Acaba bu Kamer Genç’i kürsüye çıkarmaktan nasıl engelleriz?” diye. Benden korkmayın. Ben, bu ülkenin birlik ve bütünlüğünü savunan, laikliği savunan, Yüce Atatürk’ün kurduğu bu çağdaş, laik devleti bütün gücümle, enerjimle, aklımla, beynimle müdafaa eden, hırsızlarla ve soyguncularla mücadele eden ve benim burada bulunmamda en büyük rahatsızlığı soyguncular ve çeteciler ve devleti soyanların rahatsız olduğunu da belirtmek istiyorum.
Benim burada yaptığım konuşmalar ortada. Şimdi, ahlak kurallarını benimsememiş, gerçekleri anlamamış, ülkenin birlik ve bütünlüğünün bu vatandaşlar için ne kadar büyük bir değer olduğunu kavramamış, hırsızlıklara bulaşmış insanların benim bu konuşmalarımı anlamaları biraz zor. Onun için, yani, istediğiniz lafları atabilirsiniz.
Şimdi, değerli milletvekilleri, tabii, üniversitelerin kurulma esasları Anayasa’mızın 130’uncu maddesinde belirtilmiş. Orada vakıf üniversiteleri kurulması esasları da getirilmiştir.
Şimdi, önemli olan aslında, emperyalizmin, kapitalizmin getirdiği bir kurallar var: Devleti zayıflatmak, devleti mümkün olduğu kadar güçsüz kılmak. Efendim, devlet ticaretle uğraşmasın, efendim, devlet hiçbir şeyle uğraşmasın… Devleti mümkün olduğu kadar zayıflatmak. Ee, onun sonucu ne olacak? Devlet zayıflayınca birtakım güç odakları devlet gücünün yerine geçecek. Onun için de aslında Anayasa yapılırken bu vakıf üniversiteleri getirilmiş ama vakıf üniversitelerinin getirilmesindeki amaç da kazanç sağlamama amacı gütmüştür.
Şimdi ben size soruyorum: Bu vakıf üniversiteleri… En başta Bilkent işte. Sayın İhsan Doğramacı, ben Danışma Meclisi Üyesi iken o zaman YÖK Başkanıydı. Orada bu özel üniversitelere ve vakıf üniversitelerine getirdikleri ayrıcalıkları buraya kürsüye getirip tenkit ediyordum. Yahu, bu tanıdığınız ayrıcalıklarla, işte, bu özel üniversitelerin rektörleri gidecek, devletin kesesinden uçak alacak, lüks otomobiller alacak, buna binecek diyordum ve neticede çıktı. Şimdi, getirdiğiniz vakıf üniversiteleri kendi kazanç amacını gütmeme ilkesine uygun kurulmuyor. Ne yapıyorlar? Devletin en kıymetli arazileri bunlara tahsis ediliyor, ondan sonra, devletin yeni yeni birtakım vergi kaynakları bunlara tahsis ediliyor, öte taraftan, devlet teşkilatına ait olan üniversitelere de gerekli yardımlar yapılmıyor, gerekli eğitim-öğretim, laboratuvar araçları temin edilmiyor. Böyle bir kıyamete kapılmışız işte, gidiyoruz. Birbirimizi anlamıyoruz, böyle sanki bir tiyatro oynuyoruz gibi bir şey.
YÖK’ün başına getirdiğimiz insan, orada, en son o makama gelmesi gereken bir kişi. Daha geliyor, Meclis Başkanıyla konuşurken diyor ki: “Bunları Abdullah Gül ile Tayyip Erdoğan bana söyledi, aman ha Hoca, bunları dışarıda söyleme, ipimizi çekerler.” Ben şimdi öğrenmek istiyorum arkadaşlar, yani, bir vatandaş olarak ve bir milletvekili olarak öğrenmek istiyorum. Acaba, Tayyip Erdoğan ile Abdullah Gül bu YÖK Başkanlığına getirdikleri kişiyle özel yaptıkları konuşmada “Aman ha Hocam, bunları dışarıda konuşma, yoksa ipimizi çekerler.” konuşması nedir? Ben bunu öğrenmek istiyorum. Meclisteki televizyonun kamerası açıktı diye, onu verdi diye Meclis Başkanı o televizyon müdürünü görevden aldı. Şimdi böyle bir şey olur mu? Yani ben bir milletvekili olarak, acaba… Şimdi Tayyip Erdoğan çıkıyor diyor ki: “79 yılda bu memlekette iktidar olanlar hiçbir şey yapmadı.” İşte, kendi beyanatı. 79 yıl nedir? Kendisinin 6,5 yılını da geçirdiğiniz zaman 1923 ediyor, yani cumhuriyeti yok sayıyor. Şimdi, cumhuriyeti yok sayan zihniyetin bu memleketi yönetmesi mümkün mü? Bu memleketin üniversitesini yönetmek mümkün mü? Bu çağdaş eğitime değer vermesi mümkün mü?
Onun için diyoruz ki: Eğer hakikaten Anayasa’nın 130’uncu maddesinde çağdaş, bilime, teknolojiye uygun, Atatürk’ün o getirdiği çağdaş, aydınlanma kurallarına uygun bir üniversite kurarsak …
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Genç.
KAMER GENÇ (Devamla)Bu vakıf üniversitelerini çok genişletirseniz, bunlar Türkiye’de o ilkeyi, o ideolojiyi tamamen bir tarafa iterek… İşte televizyonlarda görüyoruz, adam diyor ki, kardeşim, işte dün televizyonda Habertürkte birisi çıkıyor o kadar sapık düşünceler ileri sürüyor ki. İşte o sapık düşünceli insanlar gelip de bu vakıf üniversitelerinin yönetimine hâkim olduğu zaman, Türkiye Cumhuriyeti devletinin bütünlüğünü ve kuruluş felsefesini muhafaza etmemiz mümkün değil. Onun için mümkün olduğu kadar devlet denetiminde, devletin ilkelerini benimseyen, devletin kuruluş ilkelerini benimseyen, ideolojilere uygun eğitim ve öğretim veren elemanlarla bu kadroları oluşturmamız lazım. Şimdi bunları açtığımız zaman işte maalesef… Hele siyasi iktidarı elinde bulunduran kişiler de zaten laik Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesine karşı düşünceler içindeyse bu devletin birlik ve bütünlüğünü ve cumhuriyetini de korumak mümkün değil.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
KAMER GENÇ (Devamla)Yani bu kanun, pek benimsediğim bir kanun değil.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
52 konuşma daha · 19 Şubat 2009