İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 19. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Ssk kanunu,tarım işçileri ssk kanunu ve diğer bağımsız çalışanlar kanunu

Kemal Kılıçdaroğlu

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 19. Birleşim · 1. yasama yılı · 8 Ocak 2003 · 739 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kemal Kılıçdaroğlu (CHP), 8 Ocak 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SSK KANUNU,TARIM İŞÇİLERİ SSK KANUNU VE DİĞER BAĞIMSIZ ÇALIŞANLAR KANUNU); konuşma 739 kelime.

Kemal Kılıçdaroğlu (CHP, İstanbul). “Ssk kanunu,tarım işçileri ssk kanunu ve diğer bağımsız çalışanlar kanunu”. TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim tutanağı, 8 Ocak 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-kilicdaroglu-22-2003-01-08-ssk-kanunu-tarim-iscileri-ssk-kanunu-ve-diger-bagimsiz-calisanlar-kanu (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul)- Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, öncelikle, gerçekten, Türkiye'de açlık sınırı içinde çalışan ve daha sonra emekli olan; ama, emekli olduğu zaman da insanca yaşayabileceği bir aylık alamayan insanların sorununa eğilen, kısmen eğilen ve bir yıllık bir yasa dahi olsa böyle bir değişikliği Parlamentoya getiren Sayın Bakanı ve şahsında hükümeti kutluyorum.

Değerli milletvekilleri, sosyal güvenlik sistemi, hepiniz günlük gazetelerden izliyorsunuz, yıllardır ciddî sorunlar yaşıyor; ama, bu soruna, maalesef, bugüne kadar hükümetler sağlıklı çözümler getiremediler. Çaba harcayanlar oldu, uzun uzun tasarılar hazırlandı, kanun hükmünde kararnameler hazırlandı; fakat, koalisyon ortaklığının yapısı içerisinde, Türkiye için hayatî derecede önemli olan bu sorun çözülemedi.

Değerli arkadaşlar, sosyal güvenlik niçin önemlidir insanlar için; eğer, bir ülkede insanlar, yarınlarına güvenle bakabileceklerse, güven içerisinde yaşamlarını sürdürmek üzere çaba gösterecek, çalışacak, gezecek, seyahat edeceklerse, sosyal güvenlik sistemi dediğimiz bir kuruma ihtiyaç var. Bu, bir anayasal kurumdur ve sosyal güvenlik sisteminin sağlıklı gelişmesini, kendi kaynaklarını üretmesini sağlamak için gerekli yasal düzenlemeleri yapmak da hükümetlerin görevidir.

Değerli milletvekilleri, hatırlarsanız, geçen yasama döneminde sosyal güvenlik sisteminde reform yapıyoruz diye tasarılar getirildi, Parlamentodan geçti ve emeklilerin aylıkları, aylık tüketici fiyat endeksindeki artışlara paralel olarak artsın diye bir düzenleme yapıldı.

Değerli milletvekilleri, şimdi, hükümetin sunduğu tasarının gerekçesindeki ilk cümleyi okuyorum: "Her ay tüketici fiyatları indeksi değişim oranı kadar artırılan emekli aylıklarının bir bölümü asgarî ücretin bile altına düşmüştür."

Reform olarak Parlamentodan geçen ve bugün hükümetin de itiraf etmek zorunda kaldığı, asgarî ücretin altına bile düşen emekli aylıklarıyla siz, insanların geleceğe nasıl güvenle bakabilmelerini sağlayabilirsiniz; elbette ki, bunu yapamazsınız.

(1) 16 S. Sayılı Basmayazı Tutanağa eklidir.

Değerli milletvekilleri, tasarıda açıkça yazılmamakla beraber, Sayın Bakanın Plan ve Bütçe Komisyonunda yaptığı açıklamalarda ve Sayın Başbakanın yaptığı basın toplantısında, Sosyal Sigorta Kurumu emeklilerine 75 000 000 lira, Bağ-Kur emeklilerine de 100 000 000 lira civarında bir para verileceği ifade edildi. Bu para herhangi bir kesintiye tabi tutulmayacak, seyyanen herkese ödenmiş olacak ve bu paranın kaynağı da bütçeden karşılanmış olacak.

Bu ilave edildiği zaman; yani, bu tasarı yasalaştığı ve Bakanlar Kurulu da buna uygun bir kararnameyi yürürlüğe koyduğunda en düşük SSK emekli aylığı 332 000 000 lira, en düşük Bağ-Kur emekli aylığı da 250 000 000 lira olacak.

Değerli milletvekilleri, daha yeni kabul edilen asgarî ücretle ilgili, hemen, size bilgi sunayım: Asgarî ücretin neti 225 999 000 lira; yani, asgarî ücretle, aşağı yukarı, denk bir duruma getiriliyor. Acaba, bu, SSK veya Bağ-Kur emeklilerini mutlu edebilecek mi; elbette ki, hayır.

Bakınız, Türk-İş'in 2002 Aralık ayında yaptığı bir araştırmanın sonuçlarını size sunayım: Türk-İş'e göre açlık sınırı 380 000 000 lira, yoksulluk sınırı da 1 155 000 000 lira. Yani, yapılan zamma rağmen, ne açlık sınırına ulaşılabiliyor ne de yoksulluk sınırı aşılabiliyor; ama, bunu, çok büyük bir övünçle Parlamentoya getiriyoruz ve diyoruz ki, biz, sosyal güvenlik sisteminde ciddî çabalar harcadık, işte, emeklilerin durumunu, sorununu gideriyoruz. Bununla emeklilerin sorununun giderilmediği çok açık.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'de gelir dağılımı çok bozuldu. O konuda, gerçekten de, Devlet Planlama Teşkilâtının yaptığı son derece sağlıklı çalışmalar var. Dün, burada bir vergi yasasını kabul ettik. Önemli bir miktarda devlet içborçlanma senedi geliri elde edenlerden hiç vergi alınmaması şeklinde bir karar çıktı, bir yasa çıktı. Gelir kaymaları vergilenmeyen alanlara gidiyor arkadaşlar. Hiçbir işçinin, emeklinin ya da Bağ-Kurlunun devlet içborçlanma senedi aldığını duydunuz mu acaba? Hatta, birer parlamenter olarak, sizler, kendi çalışma yaşamınızda devlet içborçlanma senedi aldınız mı acaba? Ama, biz, olağanüstü gelir elde eden bu kişileri hiç vergilememeye karar verdik. Şimdi, getiriyoruz, SSK ve Bağ-Kur emeklisinin ağzına bir parmak bal çalıyoruz;sesini çıkarma arkadaş, onları, 608 milyar lira gelir elde ederken vergilemeyeceğiz, sana da ayda 100 000 000 lira veriyoruz, idare et bununla. Bu, doğru değil arkadaşlar.

Şimdi, bir başka konuya daha değineyim. Eskiden, Türkiye derdik, Türkiye'yi bir bütün olarak görürdük. Hepiniz gazetelerde okuyorsunuz, artık, bir de öteki Türkiye'den söz ediliyor. Öteki Türkiye'ye ayda 75 000 000 lira, öteki Türkiye'ye ayda 100 000 000 lira, bu Türkiye'ye de 608 milyar lira ve bunun adına da biz "adalet" diyoruz; adalet değil arkadaşlar.

Şimdi, ben, size, Dünya Bankasının finanse ettiği, Türkiye'de yoksulluk araştırması yapan bir profesörün raporundan bazı bölümler aktarmak istiyorum. Bu araştırmaya göre, Türkiye'deki toplam nüfusun yüzde 5'i ile 10'u arasındaki bir grubun hiçbir geliri yok arkadaşlar, hiçbir geliri yok. Bunlar, raporda, "derin yoksul" olarak tanımlanıyor. Bu insanlar kahveye gidemiyor ve ne acıdır, bu insanlar camiye bile gidemiyor; çünkü, otobüse binecek paraları yok.

MEHMET SEKMEN (İstanbul)Camiye otobüsle gidilmiyor ki zaten!

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Herhalde herkesin evinin önünde bir cami yoktur sayın milletvekilim, değil mi? Ama, onu da yaparsanız, zaten şaşırmayız! (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

22 konuşma daha · 8 Ocak 2003

22 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook