İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 21. BİRLEŞİM · SALI

Kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.1014)

Oğuz Oyan

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 21. Birleşim · 4. yasama yılı · 22 Kasım 2005 · 1.657 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma

Kaynak göster

Oğuz Oyan (CHP), 22 Kasım 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU MALİ YÖNETİMİ VE KONTROL KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1014)); konuşma 1.657 kelime.

Oğuz Oyan (CHP, İzmir). “Kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.1014)”. TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim tutanağı, 22 Kasım 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-22-2005-11-22-kamu-mali-yonetimi-ve-kontrol-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA OĞUZ OYAN (İzmir)Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz önce 7 sayfalık bir kanun metnini dinlemiş bulunuyorsunuz. Merak ediyorum, kaç kişi bu kanun metnini ya da diğer maddeleri gerektiği şekilde inceledi; doğrusu, biraz önce, burada, bir önerge oylamasındaki tutumu görünce, çok da incelenmiş olduğuna inanamıyorum.

Biraz önce, biliyorsunuz, 9 uncu maddede, bir önerge oylanırken, karar yetersayısı sağlanamamıştı; bunun üzerine, bir ara verilmişti. Aradan sonra, Sayın Başkan, önergeyi kimin verdiğini atlayarak "önergeyi kabul ediyor musunuz" diye sorduğunda, içeriye giren İktidar Partisi grubu milletvekillerinin hepsi, önce "evet" dediler ne olduğunu bilmeden; sonra, baktılar ki, muhalefet partisi de parmak kaldırıyor, bir yerde yanlış yaptık herhalde diye, ellerini indirdiler.

AHMET RIZA ACAR (Aydın)Oğuz Bey, moral takviyesi yaptık!

OĞUZ OYAN (Devamla)Şimdi, yasamayı, maalesef, böylesine bir ironik ortamda yapıyoruz burada. Bunun ne kadar sağlıklı olduğunu dikkatinize sunmak istiyorum başlarken.

Efendim, 5018 sayılı Yasa, bildiğiniz gibi, 10 Aralık 2003 tarihinde burada yasalaştı. Cumhuriyet tarihinde, yasalaştıktan sonra bu kadar uzun süre yürürlüğe girmeyen bir yasa örneği pek görülmez. Hele -birazdan değineceğim- yasalaştıktan sonra henüz uygulanmadan bu kadar kapsamlı bir değişiklikle yürürlüğe giren bir yasa örneği de yok; dolayısıyla, çok ilginç bir düzenlemeyle karşı karşıyayız. Bu 5018 sayılı Yasa neyi değiştirmişti; bunun değiştirdiği yasa, bizim genel muhasebe yasası dediğimiz, 1927 yılından beri yürürlükte olan 1050 sayılı Yasa idi; yani, zamana karşı direnmiş bir önemli yasa idi. Bunu değiştiren yasanın çok daha özenli hazırlanması ve öngörüldüğü tarihte; yani, 1.1.2005 tarihinde yürürlüğe girmesi gerekir idi. Zaten bir yıllık bir ara verilmişti; ama, ne yazık ki, bu, sağlanamadı.

Aslında, bu yasanın ilk hazırlığı, 2002 yılında, Ecevit Hükümeti döneminde başlamıştır; dolayısıyla, burada AKP Hükümetinin yaptığı, bunu, bir şekilde, kendine göre, kendi gündemine göre tekrar oluşturmaktır.

Acaba, AKP hangi gündeme göre bu tür yasaları oluşturuyor derseniz… Bu Kamu Malî Yönetimi Yasası ile daha önce buradan geçen; ama, Cumhurbaşkanından dönen bir Kamu Yönetimi Temel Kanunu ilkelerini karşılaştırmak mümkündür. Ben, bunu, burada yapmayacağım; ama, bunlar, benzer düzenlemelerdir. Bu düzenlemeler, esas itibariyle, kamu yönetimini neoliberal anlayışlar doğrultusunda yeniden şekillendirmenin araçları olarak getirilmektedir. Bu düzenlemelerin içine sinen anlayış bu anlayıştır.

Aslında, bu anlayışın özünü iki kelimeyle burada özetleyebilirim: Hukukî düzenlemelerin kamusal ve sosyal niteliğini aşındırmak veya ortadan kaldırmak. Yani, iki kelimeyle özetlersek; bu hukukî düzenlemeler, esas olarak, yasamanın, hukukî düzenlemelerin, bu kamusal ve sosyal özünü çekip almaya yöneliyor. Tabiî, dış dayatmaları var bunun, IMF'si vesairesi; ama, iktidarınızın anlayışıyla da çok güzel örtüştüğü anlaşılıyor. Bu, benim birinci tespitim.

İkinci bir tespitim -böyle bir 6 tespit yaparak konuşmamı sürdürmek istiyorum- şu an değiştirmeye çalıştığımız 5018 sayılı Yasa, aslında, burada bizim yaptığımız olumlu ve yapıcı eleştirileri de dikkate almadan hazırlanmıştı. Eğer, o olumlu ve yapıcı eleştiriler dikkate alınmış olsa idi, bugün ne bu kapsamlı yeniden düzenlemeler ortaya çıkardı ne de bu düzenlemeye rağmen bu yasanın hâlâ büyük ölçüde sorunlu bir vaziyette, sorunlu bir şekilde Türkiye malî yönetimi içine girmesi önlenmiş olurdu.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, burada, uygulanamaz birçok özelliği olan, birçok bakımdan göstermelik niteliği olan ve hatta birçok hatalı düzenlemeyi içeren bir 5018 sayılı Yasadan bahsediyoruz. Biz bununla ilgili eleştirilerimizi zamanında yaptık, burada onların hepsine girecek vaktim yok; ama, tutanaklarda vardır, 2003 tarihi aralık ayındaki konuşmalarımızda bunlar geniş olarak verilmiştir.

Şimdi, 2006 yılı itibariyle, 2005'te uygulanması ertelenen bu yasayı 2006 itibariyle uygulamak istiyoruz; fakat, tabiî, yumurta kapıya gelince bazı şeylerin olmadığını gördük. Nedir olmayan; Anayasada bazı değişikliklerin yapılması gerekiyordu. Şimdi, normalde, yasalar Anayasaya uydurulur, uygun hale getirilir, biz ne yaptık; Anayasayı yasaya uygun hale getirmeye çalıştık. Aslında, bu konudaki, İktidar Partisinin içine düştüğü aczi öylesine fark edilir durumdaydı ki, biz de, bu konuda, bari Türkiye'deki kamu malî yönetimi aksamasın, bütçenin görüşmeleri aksamasın diye bu anayasa değişikliğine destek de verdik değerli arkadaşlarım; ama, insaf ediniz; yani, arabayı atların önüne değil, atı arabanın önüne koyarsınız. Anayasa temel kavramdır, önce Anayasada değişiklikleri yaparsınız, sonra yasaları buna uygun olarak düzenlersiniz.

Şimdi, çok kapsamlı değişiklikler dedim. 5018 sayılı Yasa, 83 asıl, 14 geçici maddeden oluşuyor. Burada, sizin getirdiğiniz düzenlemelerin sayısına bakalım, 19 asıl, 3 geçici madde var. Bunların neleri değiştirdiğine bakalım; 9 tane maddeyi kaldırıyor ortadan, yürürlüğünü, 27 maddeyi kısmen değiştiriyor, 11 maddeye ek hüküm getiriyor ve 12 madde ya da fıkra ekliyor. Aslında, çok ilginç, 19 madde için tam 43 sayfalık bir metin ortaya çıkıyor.

Şimdi, İktidar Partisi milletvekilleri ya da hükümet yetkilileri diyorlar ki, bunlar küçük ve önemsiz değişikliklerdir, teknik değişikliklerdir, özünde çok önemli değildir. Tabiî, burada, Cumhuriyet Halk Partisinin Anayasa Mahkemesine yaptığı başvurular dolayısıyla da bunlar, anayasa değişikliği gerektiren, Anayasaya aykırılıklarını da o değişikliklerin, kısmen giderme olayı vardı. İşte, şimdi, böyle bir, bunları önemsizleştirme iddiaları olduğunu görüyoruz; ama, şunu özellikle belirtelim: Burada teknik hatalar tam olarak giderilmediği gibi, esas bizim için önemli olan samimiyetsizlik çerçevesi aynen sürüyor; yani, bu yasadaki düzenlemenin ana samimiyetsizliği şudur: Bir kamu malî yönetimi ve kontrol yasasından beklenen şey -ki, iddia edilen de burada o- iki konuda çok önemli, içi dolu, arkası ve mekanizmaları olan düzenlemeler getirmektir. Bunun bir tanesi hesap verme sorumluluğudur, diğeri de şeffaflık ilkesidir. Eğer bu iki alanda gerçek mekanizmaları getirmiyorsa, bunların içini doldurmuyorsa, göstermelik, vitrin süsü olarak birtakım düzenlemeler yapıyorsa, işte, o zaman, biz, bu düzenlemenin, samimiyetsiz bir düzenleme olduğunu söyleriz ve bunu, bu yasada görmemiz mümkün.

Şimdi, bakınız, temel kavramlar söz konusu olduğunda; yani, birçok hesap verme sorumluluğu, performans ölçümü, şeffaflık, katılımcılık vesaire gibi birtakım kavramlar sıralanıyor; ama, bu kavramların yürüyebilmesi, işleyebilmesi için bunların birtakım mekanizmalarla desteklenmesi gerekir; yani, bu mekanizma nedir; örneğin, üç yıllık bütçede ya da bununla ilişkili orta vadeli program ya da orta vadeli malî planda, hedefler, amaçlar belirteceksiniz. Bakan, bizzat bakan ve onun üst düzey bürokratı, kamuoyuna taahhütlerde bulunacak. Bu taahhütler için ölçülebilir birtakım mekanizmalar getirecek ve arkasından, bu ölçülebilir mekanizmalarla, ölçülebilir yöntemlerle, bu hesap verme sorumluluğunu, kamu görevlisinin, burada, bakan ve üst düzey bürokratın, Meclise başta olmak üzere; ama, bütün bir kamuoyuna hesap verme sorumluluğunu işleten mekanizmalar kurulacak. Bütün bunların, biz, olmadığını; ancak, burada, lafzî olarak geçtiğini, kavram olarak var olduğunu; ama, bir süreç olarak, bir mekanizma olarak, bunların çalışmadığını görüyoruz. Dolayısıyla, 2002'den beri sürdürülen pilot uygulamalar da, vakit geçirmekten, göstermelik olmaktan öteye gitmiyor. Hele, yerel yönetimler boyutuna bunların taşınması durumunda, acaba hangi eğitim çalışmaları ne kadar yürüdü, ne kadar bu işler kervan yolda düzülür mantığıyla yapılmaya çalışılacak, bunları anlamak da çok zor; ama, bizim burada gördüğümüz şey şu: Asıl amacın merkezî yönetimin laiklik ve cumhuriyetçilik reflekslerinin zayıflatılmasına, kamu hizmeti kavramının içinin boşaltılmasına, kamu görevlisi kavramının aşındırılmasına, denetimin etkinsizleştirilmesine dönük olduğunu görüyoruz ve bundan çok ciddî kaygı duyuyoruz.

Değerli arkadaşlarım, hesap verme sorumluluğu... Orta vadeli program ve orta vadeli malî plan çerçevesinde de bunları göremiyoruz demiştim. Aslında, şu an, Türkiye, ilk kez, üç yıllık bir bütçe uygulamasına girecek. Ne yazık ki, bu uygulamanın başarısızlığının daha baştan ya da bunun gerçek anlamda bir şeffaflık ve hesap verme sorumluluğu itibariyle başarısızlığının daha şimdiden ortada olduğunu söylemek gerekiyor.

Aslında, eğer, siz, ölçülebilir birtakım hedefler vermezseniz, sonuçta bu acil eylem planı türü birtakım kamuoyuna dönük siyasî metinlere döner. Burada, muğlak ve gevşek metinler, muğlak ve gevşek hedefler değil, dediğim gibi, ölçülebilir birtakım mekanizmalar kurulabilmesi gerekiyordu.

Bir başka konu, şeffaflık konusu. Mavi şeffaflık açısından baktığımızda, tasarının 12 nci maddesinin ne kadar bundan uzak olduğunu görüyoruz. Bu maddede 12 tane önemli kurum sayılıyor ki, bunlar 5018 sayılı Yasanın, yani, şu an görüşmekte olduğumuz yasanın, daha uygulanmaya geçmeden, iki yıl sonra, iki yıllık bir aradan sonra, uygulanmaya geçmeden, bu 5018'in kapsamı dışına çıkarıldığını görüyoruz; yani, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Yasası, bu kurumları ilgilendirmez demiş oluyoruz.

Nedir, kimdir bu kurumlar; bunlar, çok önemli yatırımcı kurumlar ya da çok önemli kaynakları yönlendiren kurumlar. Mesela, Toplu Konut İdaresi; yani, şu an, Türkiye'de en çok kaynak kullanan, en çok ihale süreçlerinin denetlenmeye ihtiyacı olan kurumların başında geliyor. Örneğin, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu; örneğin, Millî Piyango İdaresi, TRT. Yani, bütün bunlar, şimdi, bu kanun kapsamı dışına çıkarılıyor; dolayısıyla, bütçe süreci dışına çıkarılıyor. Değerli arkadaşlarım, bundan böyle siz, yasama organı olarak, bütçe süreci içinde bu kurumların hesaplarını burada inceleme hakkına sahip olamayacaksınız. Yani, bütçe hakkının aşındırılmasından bahsediyorum. Yasama organı olarak bütçe hakkına sahip çıkmak gerekmiyor mu?! Yani, bizim birinci meselemiz, Türkiye'de bütçe hakkını yasama organı olarak korumak değil midir?!

Yasamanın çıkardığı en önemli yasa, süreklilik ifade ettiği için, bütçe yasasıdır. Yürütmenin bütün icraatlarını -yıllık olarak gelir toplama, harcama yapma, onay verme, izin verme, bütün bunları- denetleme vasıtası bütçedir. Bütçe, bir siyasal sürecin yansımasıdır; yani, toplumdaki taleplerin bir şekilde dönüşmesidir. O halde, biz burada çok önemli birtakım kurumları bütçe süreci dışına çıkararak ne yapıyoruz; kendimiz, elimizdeki bütçe hakkını devrediyoruz. Değerli arkadaşlar, bunun sancılarını daha önce çektik. Şimdi, bütçe hakkını devretmeyi nasıl kendinize bir hak olarak görebiliyorsunuz?! Belki tekrar 12 nci maddede değerli arkadaşım konuşacak. Dolayısıyla, herhalde 12 nci maddeye kadar biraz daha düşünme imkânımız olur ve bu tür düzenlemelere en azından karşı çıkarız.

Bakınız, size bir örnek vereyim: Sayıştay, Türkiye'de hakediş denetiminde en uzman denetim kuruluşu sayılabilecek bir kuruluş. Peki, biz şimdi ne yapıyoruz; Toplu Konut İdaresini, böyle yüzbinlerce konut yapma vesaireye soyunmuş bir idareyi Sayıştay denetiminden çıkarıyoruz; yani, hakediş denetimini en iyi yapabilecek olan bir kuruluşun denetiminden çıkaracağız. Yani, acaba bunun arkasında kötü kokular yok mu, bunun arkasında kötü niyetler yok mu?! Değerli arkadaşlar, bu konularda sizleri düşünmeye davet ediyorum.

Denetim, tabiî, bunun bir başka uzantısı. Beşinci olarak dile getiriyorum. Denetim, bu yasanın çok önemli bir eksikliği ya da bilinçli olarak getirdiği bir uygulama. Tam bir dikensiz gül bahçesi yaratma olayı. Teftiş kurulları, biliyorsunuz, esas itibariyle etkinsizleştiriliyor. Bunlar bir iç denetim mekanizmasına bağlanıyor. Soruşturma yapma yetkisi olmayan iç denetçiler yaratılıyor. Dolayısıyla, reform yapma görüntüsü altında, gerçek bir denetim ve kontrolün olmadığı bir ortam, bir malî sistem yaratılmak isteniliyor. Aslında, bunu çok şaşırtıcı görmeyebiliriz. Yani, bütün bu dokunulmazlıklar konusundaki samimiyetsizlikleri, onun dışındaki birtakım şeyleri, yolsuzluk şaibelerini düşünürsek, bütün bunların, aslında, belki de çok şaşırtıcı olmaması lazım. Yani, biz de bugün hayretle öğrendik. Ofer'le görüşmede, Sayın Maliye Bakanının, bizzat oğluyla birlikte, huzuru etmiş olması bu özelleştirmeye talip olan işadamı karşısında, gerçekten, tüyleri diken diken edecek bir olay. Yani, böylesine bir laubalilik, Türkiye Cumhuriyeti Devletinde, acaba, ne zaman görüldü?!

TUNCAY ERCENK (Antalya)Sayın Bakan, dinleyin!

OĞUZ OYAN (Devamla)Değerli arkadaşlar, bu denetim meselesinde, belki şunu söylemek lazım: Teftiş yetkisi, denetim ve kontrol yetkisinden farklıdır. Teftiş yetkisi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

16 konuşma daha · 22 Kasım 2005

16 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook