İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 35. BİRLEŞİM · SALI

Maliye bakanlığı, gelir bütçesi

Kemal Unakıtan

İstanbul Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 35. Birleşim · 2. yasama yılı · 23 Aralık 2003 · 3.118 kelime · yaklaşık 16 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kemal Unakıtan (AK Parti), 23 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MALİYE BAKANLIĞI, GELİR BÜTÇESİ); konuşma 3.118 kelime.

Kemal Unakıtan (AK Parti, İstanbul). “Maliye bakanlığı, gelir bütçesi”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 23 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-unakitan-22-2003-12-23-maliye-bakanligi-gelir-butcesi (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul)Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; uzun bir zamandan beri, çok yoğun çalışmalarla, 2004 yılı bütçesi üzerinde görüşmeler yapılıyor. Bugün, Maliye Bakanlığının bütçesi görüşülüyor ve yarın da, yapılacak görüşmelerle, inşallah, bu görüşmeler neticelenecek. Bugüne kadar yapılan görüşmelerde, yapılan çalışmalarda, yapılan katkılarda, ben, şahsım ve Bakanlığım adına, Yüce Meclise ve onun değerli üyelerine çok teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 2004 bütçesinin Genel Kuruldaki görüşülme süreci, bugün, Bakanlığımın gider bütçesi ve gelir bütçesi ile bütçe ve kesinhesap kanunu tasarılarının maddelerinin görüşülmesiyle tamamlanmış olacak; yarın da tümü üzerindeki son görüşmeler yapılacak.

18 Aralık Perşembe günü yaptığım sunuş konuşmamda, 2004 yılının makroekonomik hedefleri ile 2004 yılı bütçesinin gelir ve gider büyüklüklerini ve özelliklerini, hatırladığınız gibi, sizlere açıklamıştım. Bu bakımdan, şimdi, sizlere, Bakanlığımın 2002 yılı kesinhesabı ve 2004 yılı gider bütçesi ile 2004 yılı gelir bütçesi hakkında bazı bilgiler vermek, açıklamalar yapmak istiyorum.

Maliye Bakanlığı, maliye politikalarının hazırlanması, bu politikaların uygulanması, uygulamanın takibi ve denetlenmesiyle görevlidir. Maliye Bakanlığı, devlet bütçesini hazırlar ve uygular, devlet gelirlerini tahsil eder ve gelir politikasını uygular, devlete ait malları yönetir, devlet hesaplarını tutar, saymanlık hizmetlerini ifa eder, devletin hukuk danışmanlığını yapar ve muhakemat hizmetlerini yürütür, karapara aklanmasıyla ilgili araştırma ve incelemeleri yapar.

Bildiğiniz üzere, ülke ekonomisinin yönlendirilmesinde maliye politikaları, gider ve gelir yönleriyle bütçe kanunlarında şekillenerek uygulanmaktadır. Maliye politikalarının bir bütünlük içinde, kararlılıkla uygulanması, bütçe disiplininin sağlanabilmesi ve hedeflere ulaşılabilmesi bakımından şarttır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; önce, görüşülecek olan Maliye Bakanlığı 2002 yılı kesinhesabıyla ilgili kısa bilgi vermek istiyorum. 2002 yılı Bakanlık bütçesinde, başlangıç ödeneği tutarı 18,7 katrilyon olup, bunun 899,3 trilyon lirası Bakanlığın kendi harcamaları için öngörülmüştür. Yılsonunda, toplam harcama yüzde 17,3 artışla 22 katrilyon lira, Bakanlığımın kendi harcaması ise yüzde 8,1 artışla 972 trilyon lira olarak gerçekleşmiştir. 2002 yılında konsolide bütçe giderlerinde başlangıç ödeneklerine göre ortaya çıkan ortalama sapma oranının yüzde 17,9; faizdışı bütçe giderlerindeki sapma oranının ise yüzde 15,3 olduğu dikkate alındığında, Bakanlığımızın kendi gider bütçesindeki sapma oranının genel oranın yaklaşık yarısı olduğu görülmektedir.

2004 yılı ödenek teklifimizin yüzde 93,5'ine tekabül eden 21,9 katrilyon lira ise, Bakanlık dışındaki kamu kurum ve kuruluşlarının ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanılacaktır, bu, 2004 yılı gider bütçesiyle ilgili rakamlardır, kesinhesapla ilgili olanlar biraz önce açıkladığım hususlardı, 2004 yılından bahsediyorum.

Bu 21,9 katrilyon lira nerelere veriliyor, onları bilgilerinize arz etmek istiyorum. Emekli Sandığına kamu kuruluşları adına yaptığı ödemelerin yüzde 4 oranındaki ek karşılıkları ve finansman açığını karşılamak üzere 7,8 katrilyon lira veriyoruz. Emeklilere vergi iadesi için 1 katrilyon lira, yükseköğretim kurumlarına 3 katrilyon 49 trilyon lirası cari, 818 trilyon lirası sermaye transferi niteliğinde olmak üzere, toplam 3 katrilyon 866 trilyon lira veriyoruz. Diğer katma bütçeli idarelere 3 katrilyon 284 trilyon lirası cari, 3 katrilyon 732 trilyon lirası sermaye transferi niteliğinde olmak üzere, toplam 7 katrilyon 16 trilyon lira veriyoruz. Siyasî partilere yardım olarak 135 trilyon lira veriyoruz, ilama bağlı borçları karşılama ödeneği olarak 270 trilyon lira veriyoruz, maluller, şehit, dul, yetim yardım ödeneği 116 trilyon lira, diğer ufak ödemeleri de yapıyoruz.

2004 yılının gelir bütçesine gelince, 2004 yılı konsolide bütçe gelirleri tahmini 114,5 katrilyon liradır. Bunun 99,2 katrilyon lirası vergi gelirlerinden, 10,5 katrilyon lirası vergidışı normal gelirlerden, 4,1 katrilyon lirası özel gelir ve fonlardan, 800 trilyon lirası da katma bütçe gelirlerinden oluşmaktadır.

Gayri safî millî hâsılaya oranları açısından 2003 yılı gerçekleşme tahminleriyle 2004 yılı tahminleri karşılaştırıldığında, konsolide bütçe gelirlerinin gayri safî millî hâsılaya oranının yüzde 28,1'den yüzde 27,3'e, vergi gelirleri oranının yüzde 24,3'ten yüzde 23,6'ya, vergidışı normal gelirlerin oranının yüzde 2,8'den yüzde 2,5'e düştüğü, özel gelir ve fonların oranının yüzde 0,7'den 1'e yükseldiği, katma bütçe gelirlerinin yüzde 0,2 olan oranının ise değişmediği görülmektedir. Yani, şu yukarıdaki rakamlara baktığımız zaman, bütçenin; yani, kamunun genel ekonomiden aldığı pay giderek küçülmektedir. Bizim Hükümetimizin politikası icabı, biz, kamunun ekonomideki hissesini küçültmek, özel sektörün hissesini de artırmak istiyoruz ve dolayısıyla, bütçelerin gayri safî millî hâsılaya oranının giderek küçülmesi lazım. Bu, ileri ülkelerde, çağdaş ülkelerde böyle; biz de, giderek buna doğru yaklaşacağız; genel politikamız budur.

Ayrıca, milletimizin üzerindeki vergi yükünü de azaltıyoruz ve niyetimiz de bu. Böylece, ekonomiye daha fazla dinamizm kazandırmak, büyümeyi artırmak, sürekli kılmak ve kalıcı kılmak istiyoruz ve Türkiye'de en mühim meselelerden birisi de şu: Yüksek büyümenin peşinde koşmak değil, istikrarlı, kalıcı büyümeyi, devam eden bir büyümeyi yakalamaktır; bu, fevkalade önemlidir.

Diğer taraftan, gayri safî millî hâsılaya oranlar olarak, 2004 yılında gelir üzerinden alınan vergilerin oranının 0,6 puan azalışla yüzde 6,7; servetten alınan vergilerin oranının 0,1 puan azalışla 0,4; dışticaret üzerinden alınan vergilerin 0,1 artışla yüzde 3,7; mal ve hizmetlerden alınan vergilerin oranının ise, önceki yıl seviyesini koruyarak, yüzde 12,9 olması beklenmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Maliye Bakanlığı olarak, müşteri, mükellef odaklı, vatandaş memnuniyetini esas alan bir hizmet anlayışının hayata geçirilmesi, vergi idaresinin güçlendirilmesi ve vergi sistemindeki etkinlik ve verimliliğin sağlanması ile kayıtdışı ekonominin kayıt altına alınıp, vergi tabanının genişletilmesi en önemli önceliklerimizdendir. Daha önce de ifade ettiğim gibi, 2004 yılı, kayıtdışı ekonomiyle mücadele yılı olacaktır. Malî miladın kaldırılarak ekonominin önünün açılması ve mükellef hukukunun korunması, vergi barışının tahminlerin de ötesinde başarıyla gerçekleştirilerek, geçmişin sorunlarının temizlenmesi ve başta enflasyon muhasebesi imkânının sağlanması olmak üzere, vergi mevzuatımızdaki eksikliklerin giderilmesi sonrası gelinen nokta şimdi kayıtdışı ekonomiyle kapsamlı ve etkin bir mücadeleye girişmenin tam zamanıdır. Neden; bundan sonra, Hükümetimizin vergi mevzuatında yapmış olduğu çok radikal değişimlerle, artık, fiktif kazançlar üzerinden değil, gerçek kazançlar üzerinden vergi alınacaktır.

Mükelleflerimizin bundan sonra yazamayacağı giderler kalmayacaktır, bütün giderlerini yazacaktır ve bunu adaletli bir hale getireceğiz; ancak, vergi kaçırmanın da bir mazereti kalmayacak, haklı bir nedeni kalmayacak; çünkü, bir kere daha buradan bütün vatandaşlarıma seslenmek istiyorum: Bundan sonra, almayacağı her faturanın bedelini, bilsin ki, almayan kendi ödüyor. Her faturanın bedeli vardır, bedeli olmayan fatura yoktur; ama, o bedeli kim ödüyor, mühim olan o. Eğer, faturayı almıyorsa, onun bedelini, fatura vermeyen değil, fatura almayan ödüyor ve onunla beraber bütün millet ödüyor. Bunun şuuruna iyi varılması lazım. Gerekirse bu şuurun yerleştirilmesi için, bunu, bundan sonraki ders kitaplarına konu olarak vereceğiz, yazdıracağız; çünkü, bu, aynı zamanda bir eğitim ve kültür meselesidir. Devletin burada adaletli olması lazımdır, mükellefin hakkını koruması lazımdır; ama, mükellefin de, üzerine düşen vazifeleri, vatandaşlık vazifelerini yerine getirmesi lazımdır. Bundan kim kazançlı çıkacak; bundan evlatlarımız, yavrularımız ve Türkiye'nin geleceği kazançlı çıkacak.

Bu ülkenin ekonomisi kayıtlı olmadıkça istikrarlı ve güçlü de olamaz. Bütçeyi sizlere sunarken, ülkemizdeki, dünyadaki ekonomilerden bahsettim, çevremizdeki ekonomilerden ve siyasî durumlardan bahsettim ve orada Türkiye'nin güçlü, ekonomisinin güçlü ve istikrarlı olması gerektiğinden bahsettim; ama, kayıtdışını önlemezsek o istikrarı sağlamamız çok zor olur. Bunun için biz, üzerimize düşeni yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz.

Vergi sistemimizi basitleştirmek ve mükelleflerimize gerekli desteği sağlamak suretiyle, mükelleflerimizin üzerlerindeki yükü en aza indirerek, vergi yükümlülüklerini en kolay şekilde yerine getirmeleri konusunda da kararlıyız ve bundan sonra, göreceksiniz, artık, vergi borcunu ödemek için vergi dairesine gitme mecburiyetinde kalmayacak vatandaşımız. Ankara'da bunun pilot çalışmasını yaptık. Şimdi, 2004 yılında bütün Türkiye'ye yayacağız; herkes, bankalardan, bankalara giderek veya gitmeden, bir talimat vermek suretiyle veyahut da otomatiğe bağlamak suretiyle, aynı, su parasını, gaz parasını, telefon parasını ödediği gibi, geldiğinde otomatik olarak vergi borcunu da ödeyecek. O vatandaşımız ister tatilde olsun, ister bulunduğu şehrin dışında, isterse Türkiye'nin dışında olsun, geçici veya kalıcı olarak oralarda olsun, oturduğu yerden vergisini ödeyecek; olduğu memleketten, olduğu şehirden vergisi ödenecek. "Efendim, biz, altı ayda bir ancak Türkiye'ye gelebiliyoruz; işte o zaman da verginin vakti geçiyor" diyemeyecekler, oturduğu yerden ödeyecek vergisini.

VEDOP II Projesini tatbike geçiriyoruz. Düğmeye bastık, yürüyoruz ve artık, beyannameler de, öyle, vergi dairelerine gidip, kuyruklarda beklenerek değil, tamamen otomasyon ve kompütür ve internet yoluyla gayet rahat verilecek. Onunla ilgili bütün altyapı çalışmalarını bitirdik; çünkü, teknolojiden istifade etmemiz lazım. Teknolojiden istifade etmezsek, lüzumsuz, boş şeylerle uğraşır dururuz; hem milletimize hem de kendimize zulüm yaparız.

Şimdi, sunuş konuşmamda da belirttiğim üzere, 2004 yılı bütçesini, malî disiplinin kararlılıkla sürdürülmesi ve toplam kamu faizdışı fazlasının gayri safî millî hâsılaya oranının yüzde 6,5 olması hedefine uygun olarak hazırladık. Şimdi, 2003 yılı bütçesinin de son günlerine yaklaşıyoruz; inşallah, 31 Aralıkta da 2003 yılı bütçesi kapanacak, rakamları da alacağız, sizlere bunları arz edeceğiz.

Tabiî, 2003 yılı bütçesini, hepinizin bildiği gibi, kolay hazırlamadık. Vaktimizin az olduğundan dolayı önce bir geçici bütçe hazırladık. Üç ay geçici bütçeyle idare ettik, ondan sonra da esas bütçeyi yaptık ve bu bütçeyi yaptıktan sonra, esas bütçeyi yapmak zordu; ama, ondan daha zoru, bütçenin performansını yakalayabilmek, yani, hedeflere varabilmek. Türkiye Cumhuriyetinde ilk defa hedeflerine -makrohedefler dahil olmak üzere- varan bir bütçeyle karşı karşıyayız. İlk defa oluyor bunlar. 6,5 denilmiş, 6,5 tutmuş, TÜFE denilmiş, TÜFE tutmuş; faiz denilmiş, faiz tutmuş; bütçe açığı denilmiş, denildiğinden, hedefinden daha az olmuş, giderler daha az olmuş, faiz harcamaları daha az olmuş. İlk defa yaşıyoruz bunları. Bundan dolayı, hakikaten, AK Parti ve AK Parti Hükümeti olarak mutluyuz ve bu mutluluğumuzu da milletimizleb paylaşıyoruz. Milletimiz de bunu görüyor.

Ama, gel gör ki, muhalefet partimizin değerli üyeleri gelip de konuşmaya başladığı zaman, sanki bunlar değil de, Türkiye'de tam tersine bir şeyler oluyormuş gibi bir intiba ediniyorum; ben de ona şaşıyorum. Yapmış olduğumuz işlere "efendim, bunlar yapılırsa ne ocak" gibi küçültücü laflarla bu işler küçülmez, güneş balçıkla sıvanmaz. Gerçekler ortada. Bazen, yanıltıcı bilgiler yahut çarpıtma bilgiler de geliyor ve bana denildi ki: "Sayın Bakan, vermiş olduğunuz rakam, bütçe açığıyla ilgili rakam..." 2002 yılıyla ben karşılaştırıyorum tabiî, benim hakkım. 2002 yılında ne yapılmış; bakın, hedef bu, tutmamış; gider demiş, fazla; efendime söyleyeyim, bütçe açığı demiş, daha fazla; 42 katrilyon lira faiz ödeyeceğim demiş, 52 katrilyon lira faiz ödemiş; faizdışı fazla 6,5 denilmiş, olmamış, 4,3 olmuş. Şimdi, o 4,3'e Sayın Hocam Oğuz Oyan diyor ki: "Sayın Bakan, iki türlü faizdışı fazla vardır; birisi genel bütçenin faizdışı fazlasıdır, birisi de diğer kamu kurumlarının faizdışı fazlasıdır; ikisinin toplamı 6,5 olacak. Sen ki, sadece 4,3 diyorsun, o, genel bütçenin faizdışı fazlasıdır; dolayısıyla, yanlış bilgilendiriyorsun." Şimdi, tabiî, bir şeyi böyle üstünkörü okursanız, böyle anlarsınız. Ben diyorum ki, muhalefet olmak da kolay bir iş değil. Neden; inceleme gerektiriyor. Hakikaten, dediğiniz doğru; ama, o incelemeyi yapmadan söylüyorsunuz bana.

Şimdi, bakalım, 2002 yılında... Bunlar, tabiî, IMF tanımlı; Sayın Oyan da bilir, IMF tanımlı yüzde 6,5'tir. Şimdi, Hocam, bütçede yüzde 4,3'ü görüyor, benim onu söylediğimi zannediyor. Halbuki, IMF tanımlı olarak 2002 yılı bütçesindeki faizdışı bütçe fazlası 2,6'dır; 5,6 hesaplanmış, 2,6 gerçekleştirilmiş. Bir de, diğer kamu kuruluşları, KİT'ler vardır ki, onda da, 0,9 hedeflenmiş, 1,7 gerçekleştirilmiş; ikisini toplarsak, IMF tanımlı 4,3 eder. Şimdi, dolayısıyla "Maliye Bakanlığı bunu bilecek mevkidedir" diyor. Bunu, Maliye Bakanlığı iyi biliyor, Maliye Bakanı da iyi biliyor Sayın Oyan. Siz, biraz daha dikkatlice hesaplarsanız, Maliye Bakanının ne kadar iyi bildiğini daha iyi görürsünüz; çünkü, bu ikisinin toplamı 4,3'tür; ama, bir rastlantı eseri, iki rakam birbirine uymuş. Ben, oradakini söylemiyorum, IMF tanımlıyı söylüyorum; dolayısıyla, biz, ne yaptığımızı bilerek yapıyoruz, ne söylediğimizi de bilerek söylüyoruz.

Bize en fazla gelen şikâyet, efendim, borçlar çok arttı; borçlar yüzde 25 arttı; dolayısıyla, hani indirecektiniz?!

Arkadaşlar, beynelmilel kriterler vardır; Avrupa kriterleri vardır, diğer kuruluşların kriterleri vardır; bunlar, artık, her yerde kabul edilmiş kriterlerdir. Bunların içerisinde "borçlanma gereği" diye bir şey vardır. Bakın, Türkiye'de 2002'de borçlanma gereği 12,8; 2003'te 8,7.

Bize deniliyor ki: "Senin borcun bu kadardı." Borcum o kadar da, faiz ne kadardı?! Bu borcu, anaparayı ödeyeceğim de, ben, kucağımda onu buldum da, faizi bulmadım mı; borç artı faiz ödüyorum! Bunu, bu şekilde değerlendirmek lazım. Borç artı faiz dediğimiz zaman, biz, daha fazla borç artı faiz ödemişiz, daha az borçlanmışız. Bu, hiç gözden kaçırılmamalı. Efendim, bir tarafını söyle, öteki tarafını unut; böyle hesap olmaz.

Sonra, borçlanma, gayri safî millî hâsılaya oranla ölçülür. Bütün Avrupa Birliği kriterleri, Maastrciht Kriterleri böyle. Biz, geldiğimiz zaman, bu, yüzde 90'lardaydı; şimdi, yüzde 70'lere düşürdük. Kriterler yüzde 60'ın altında olacak, orta vadede 60'ın altına düşürmek için uğraşıyoruz. Bu neyle olur; bu, malî disiplinle olur; işte, onu da görüyoruz.

Efendim, malî disipline riayet ediyorsun; ama, ona buna vermiyorsun... Ne vermişler; süt vermişler de, sütü kesmişiz biz şimdi... Bakın, söyledikleri bu. "Adaletiniz bu mu" diyorlar. Sütün verildiği yer 4 il. Kaç ilimiz var bizim; 81; düş 4'ü, 77; 77 ile verme, 4 ile ver... "Adaletiniz bu mu" derler adama.

HASAN AYDIN (İstanbul)Siz 77 ile de verin.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Hepsine verin.

AHMET KÜÇÜK (Çanakkale)Oralara da siz verseydiniz.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Sizin adaletiniz 4; 77'ye 4!..

HASAN AYDIN (İstanbul)Bizde 4, Sayın Bakan, sizinki kaç?

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Adalet yüzde 100. (AK Parti sıralarından alkışlar)

HASAN AYDIN (İstanbul)Sizinki sıfır.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Efendim, kitap verseniz... Yalnız kitap vermekle olmaz... Ne kadar tutuyor o kitaplar?! Parasını bırakın -hepimiz talebelik yaptık; ama, burada, tabiî, hocalarımız, profesörlerimiz o günlerini unutmuş herhalde- o kitapları zamanında oraya koymak bile bir mesele, zamanında koymak... Bir tane şikâyet geldi mi, bir tane şikâyet?!

UFUK ÖZCAN (Manisa)Sayın Bakan, o kitapların içerisinde siyaset yoktu.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Okula başlayan çocuk, geldi, sırasında kitabını buldu. Paralı bile verse, büyük başarı.

TACİDAR SEYHAN (Adana)Sayın Bakan, o kitapların içerisine neden siyaseti soktunuz?

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Geldi, onu parasız verdi. Kim verdi; AK Parti Hükümeti verdi. (AK Parti sıralarından alkışlar) Onun için, hem Hükümeti hem Millî Eğitim Bakanımızı, candan, bir kere daha tebrik ediyorum efendim. Bir defa, organizasyona tam not, 100 üzerinden 100.

TACİDAR SEYHAN (Adana)Kitapların içerisinde o broşürler neden vardı?

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Talebelik yaptınız; bir ay, iki ay kitap bulamazdık, başkalarının teksirlerinden idare ederdik; kitap yok; ama, şimdi, tak diye çıkıyor. Lisede de öyle.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Onlar üniversiteye nasıl devam ediyor; siz, o sorunu halletmediniz. O teksirler...

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Sizin zamanınızda halledilmedi; ama, bunlar bizim zamanımızda halledildi, hallediliyor. (AK Parti sıralarından alkışlar) Tabiî, milletimiz de bunların hepsini görüyor.

Tabiî, bu kadar başarı var ya, önce "hakikaten, bu başarı doğru mu, böyle şey mi olur, nasıl olur bu; bir daha bakın bakalım, bunda bir şey var mı" diyorlardı. Şimdi, tabiî, onların gerçek olduğu anlaşıldı; çünkü, herkes inceliyor; hesaplar açık, şeffaf... Bir insan bu durumlara gelecek de, yurt içinde, yurt dışında sizi yakından takip eden diğer bütün kuruluşlar size bir şey demeyecekler, iyi yaptınız... Kolay kolay olur mu bu iş?! Demek ki, burada bir başarı var ve bu başarıyı herkes tescil etmek mecburiyetindedir. (AK Parti sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Bu mecburiyet nereden geliyor Sayın Bakan?!

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Efendim, biz böbürleniyormuşuz... Hayır. Bunu yeterli de görmüyoruz. Milletimizle beraber, her zaman, daha iyi günlere ilerleyeceğiz inşallah.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Bu mecburiyet nereden geliyor Sayın Bakan?!

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Hangi mecburiyet?..

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Sizin her dediğinizi tasdik etmek zorunda değiliz. Doğru yaparsanız, tamam...

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Vallahi, şimdi, ben, size bir şey söyleyeyim. Eğer, gerçekleri görmeye niyetli değilseniz ben ne yapabilirim ki!

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Sizin anlattığınız gerçek olsa, tabiî...

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Şimdi, bakınız, geldiğimizde, kişi başına gelir 2 160 dolara inmişti. Bu ne demektir biliyor musunuz; iki lokması olanın bir lokması gitti demektir. Şimdi 3 000 doları aşıyoruz ve 2004'ün sonunda, inşallah, 3 600 küsurlara, 4 000'lere doğru yaklaşacağız.

HASAN ÖREN (Manisa)Milletvekilleri tabandan size bir şeyler getirmiyorlar demek ki; insanlar sefil şu anda.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Tabiî, biz, tabanda dolaşıyoruz, çarşıyı pazarı dolaşıyoruz, köyü kenti dolaşıyoruz; ama, bazılarımız, köy deyince, Arnavutköy'ü anlıyor; onun için, aramızda ufak tefek farklılıklar oluyor. (AK Parti sıralarından alkışlar)

HASAN ÖREN (Manisa)Hep, törenlerde dolaştığınız için...

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Şimdi, ikinci husus... Tabiî, biraz da bakış açısından kaynaklanıyor. Ben, kimseyi, bundan dolayı, katiyen... Herkese saygım vardır, her fikre saygım vardır, her bakış açısına saygım vardır; ama, arada bir fark var, bakış açısında bir fark var. Yahu, bunu görelim. Millet görüyor zaten.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Biz fakir fukarayı görüyoruz, siz zenginleri görüyorsunuz.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Bakın, fakir fukara diyorsunuz, asgarî ücretten bahsediyorsunuz. Sayın Başbakanımız, geldi, mertçe, konuyu ortaya koydu. Öyle mi?.. Şimdiye kadar neredeydi bu asgarî ücretçiler, Başbakanımız konuyu ortaya koyana kadar?

HASAN ÖREN (Manisa)Sayın Bakan, seçimlerden önce "asgarî ücretten vergi almayacağız" demiştiniz, söz vermiştiniz.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Asgarî ücrette de bu milletin yüzünü biz güldüreceğiz; biraz bekleyin, biraz sabır. Bakın, göreceksiniz, asgarî ücretlinin de yüzünü biz güldüreceğiz. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAYRAM ALİ MERAL (Ankara)Sayın Bakan, ele geçeni söyle, ele geçeni...

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Sayın Bakan, 350 000 000 lira ile nasıl güldüreceksiniz?

BAYRAM ALİ MERAL (Ankara)İşçinin eline ne geçecek, onu söyle?

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Şimdiye kadar işçinin eline ne geçtiğini, niye takip etmediniz de, işçiyi, bunlara mahkûm ettiniz, 226 000 000 liraya mahkûm ettiniz?.. (AK Parti sıralarından alkışlar) İşçi lideri geçinip de, 226 000 000 liraya mahkûm edenler, herhalde hesap verecekler. Kime; millete karşı, millete, başka değil.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Komisyon tespit etmiyor artık, yanlışınız var Sayın Bakan; komisyonda işveren ve devlet çoğunlukta.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Şimdikine bakacaksınız, geçmişe bakacaksınız...

Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi görüşmelerinde "özel okullar açılıyor, niye devlet bunları yapmıyor" deniliyor. Özel okulların açılması ekonomiye bir katkı değil midir? Orada okuyan evlatlarımız iyi yetişmiyor mu? Orada çalışan öğretmenlerimiz öğretmen değil mi? Bırakınız, ekonomiyi bir bütün olarak düşünelim. İlle devlet yapsın, ille devlet götürsün... Olmuyor yani... Ekonomiyi büyütmemiz lazım, mühim olan budur. Mühim olan, Türk Milletinin refah seviyesini yükseltmektir, dinamizmi sağlamaktır. Bunun için de özel sektöre büyük vazifeler düşüyor. Biz, onların da önünü açıyoruz. Efendim, işverenlerin önünü açıyorsunuz, iş dünyasının önünü açıyorsunuz, bunu yapmayın... İşverenin önü açılmazsa, iş dünyasının önü açılmazsa, işsizliğe nasıl çare bulunacak? İşsizliği düşünüyorsan, işyerlerini açacaksınız. Onun için, ekonominin önünü açacaksınız...

HASAN ÖREN (Manisa)Sigorta primlerini düşürün.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Olur...

HASAN ÖREN (Manisa)Eğer, işverene bir şeyler yapmak istiyorsanız, asgarî ücret boyutunda sigorta primi olmaz.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Vallahi, şimdi, biz, ne yapacağımızı gayet iyi biliyoruz.

HASAN ÖREN (Manisa)- Yardımcı olmaya çalışıyoruz, Sayın Bakan.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)- Bugüne kadar bildiklerimizi yaptık; bundan sonra da milletimizin dediğini yapacağız, bildiğimizi yapacağız. Bizim bildiğimiz de, milletimizin bizden istedikleridir, onun istediklerini yerine getirmektir. (AK Parti sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)- Eyvah, millet yandı!

HASAN ÖREN (Manisa)- Sigortalı işçi kalmayacak memlekette, Sayın Bakanım.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)- Sayın arkadaşlar, sağlanan güven ve istikrar ortamının ve ekonomideki olumlu gelişmelerin devam etmesi ve yüzde 5 büyümenin gerçekleştirilmesi için bu hedeflerin tutturulması gerekmektedir. Bütçelerin kararlılıkla ve disiplin içinde uygulanması, hedeflenen politikaların gerçekleştirilmesi bakımından son derece önemlidir. Bu nedenle, 2004 yılında da malî disiplin devam edecektir. Malî disiplinden kasıt, sosyal politikaları gözardı etmemiz manasında değildir; mali disiplinden kasıt, gelirine giderine sahip çıkmadır. Bugüne kadar gelire gidere sahip çıkılmamış, bu devlete sahip çıkılmamış; devletin, âdeta, sahibi yok gibi hareket edilmiş. Bizim disiplinden maksadımız budur ve hedeflerimizi tutturmaktır. Bu nedenle, sıkı bütçe uygulamaları sürdürülecek, kayıtdışı ekonominin kayda alınması için yoğun ve yaygın bir mücadele yapılacaktır.

Küresel dünyada, küresel rekabette, Türkiye ve Türk Milleti, kendi ayakları üzerinde durmasını ve yürümesini öğrenmek mecburiyetindedir. Bize kimseden fayda yoktur; ne IMF'den fayda vardır ne başkalarından fayda vardır; bize, ancak kendimizden fayda vardır.

Bu vesileyle, 2004 bütçesinin hayırlı olmasını temenni ediyorum, hepinize sevgi ve saygılar sunuyorum. Sağ olun, var olun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

39 konuşma daha · 23 Aralık 2003

39 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook