İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 119. BİRLEŞİM · SALI

Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)

Köksal Toptan

Zonguldak Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 119. Birleşim · 2. yasama yılı · 14 Eylül 2004 · 1.324 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Köksal Toptan (AK Parti), 14 Eylül 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNU TASARISI (SS.664) VE (664'E 1İNCİ EK)); konuşma 1.324 kelime.

Köksal Toptan (AK Parti, Zonguldak). “Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)”. TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim tutanağı, 14 Eylül 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/koksal-toptan-22-2004-09-14-turk-ceza-kanunu-tasarisi-ss-664-ve-664-e-1inci-ek (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI KÖKSAL TOPTAN (Zonguldak)Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; Parlamentomuz, cumhuriyet tarihinin en önemli işlerinden birini yapıyor; yasama organı olarak, bana göre de, bu dönemin en önemli yasasını tartışıyor.

Tasarının toplumun bütün kesimleri tarafından tartışılması, çoğu hukukçuların kabul ettiği gibi, Ceza Yasası gibi Anayasadan daha da önemli olan bir yasanın herkes tarafından, toplumun çeşitli kesimleri tarafından tartışılması, görüşlerin ortaya konulması, yasanın daha sağlıklı çıkabilmesi açısından kayda değer önemli bir sağlık işaretidir; ancak, bazı konuşmalardan anlıyoruz ki, gazetelere intikal eden bazı görüşlerden anlıyoruz ki, tasarı, toplumun bir kesimi tarafından yeni yeni fark edildi. Bu tasarı, aceleye getirilerek önünüze getirilen bir tasarı değildir. Tasarı, bazı arkadaşlarımızın da ifade ettikleri gibi, 1985, 1986 yıllarına kadar giden bir geçmiş çalışmaya sahiptir; Komisyonumuzdaki çalışmaları da uzun soluklu bir çalışma olarak cereyan etmiş ve önünüze gelen tasarı, toplumun bütün kesimleri tarafından katkı sağlanarak gerçekleştirilmiştir.

Tasarı, komisyonumuza 2003 yılı mayıs ayında gönderilmiştir. Tasarı bize geldikten hemen sonra bastırılarak 400 yere gönderilmiştir. Bu 400 yer içerisinde, bütün hukukçu milletvekili arkadaşlarımız vardır, Barolar Birliği vardır, Yargıtayın ceza daireleri vardır, Türkiye'deki bütün hukuk fakülteleri vardır, sivil toplum örgütleri vardır ve komisyonumuza başvurarak "ben bu tasarıdan istiyorum, görüşlerimi bildirmek ve incelemek istiyorum" diyen herkesin adresine gönderilmesi keyfiyeti vardır. 400 yere gönderilmiş ve tasarıyla ilgili görüş istenilmiştir. Üzülerek ifade etmek istiyorum ki, bu 400 yerden sadece 34 tanesinden, biz, tasarıyla ilgili görüş alabildik.

Şimdi bakıyorum, o zaman kendisinden görüş istediğimiz değerli pek çok hukukçumuz, hocamız, şimdi gazetelere beyanatlar vermeye başladılar; o zaman kendilerine gönderdiğimiz tasarıyı okuma ihtiyacını hissetmediler, zaman ayıramadılar; ama, şimdi, gazetelere, televizyonlara konuşuyorlar.

Biz, gelen görüşleri de alarak, 2003 yılının temmuz ayında altkomisyon kurduk; bu görüşleri, tasarıyı bu altkomisyonumuza verdik; altkomisyon, yaz aylarında olabildiği kadarıyla, bireysel olarak, bunların üzerinde çalıştı ve Ekim 2003 tarihinden başlayarak çok yoğun bir çalışmaya girdi. Bu çalışma sırasında -Sayın Eraslan da, Sayın Köylü de biraz evvel anlattılar- 4 büyük hukuk fakültemizden, Yargıtayımızdan, Barolar Birliğinden, Adalet Bakanlığından uzman arkadaşlar çağrıldı ve onların da katkısıyla yeni bir metin ortaya çıkmaya başladı. Görüldü ki, Türkiye artık yeni bir ceza kanunu yapabilme gücüne erişmiştir, bilgi ve birikimine erişmiştir; o nedenle, ellerindeki Ceza Kanunu gözardı edilmeden, ama, değişen dünya koşullarına göre, Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerine göre ve dünyadaki ceza hukuku sistemindeki gelişmelere göre, yeni baştan, bir Türk ürünü, Türk insanının ürünü bir ceza yasası yapımı gerçekleştirilmeye başlandı. Bu nedenle, çalışmalar biraz daha yaygınlaştırıldı, sivil toplum örgütlerinden çalışmalara katkı sağlamak isteyenler komisyona çağrıldı ve onların düşünceleri alındı. Başta kadın örgütlerimiz olmak üzere pek çok örgütün altkomisyona getirdiği öneri de büyük oranda dikkate alındı.

Bu şekilde yapılan altkomisyon çalışmaları, altı ayın sonunda, 2004 yılının mayıs ayında rapor halinde komisyonumuza gönderildi. Bu sefer Komisyonumuz, benim imzamla, yaklaşık 1 000 yere bu tasarıyı gönderdi.

Biraz evvel, burada "bu tasarı çok aceleye getirildi, kimsenin haberi olmadan yapıldı" diyen Tandoğan arkadaşım için söylüyorum; gazetelere...

TUNCAY ERCENK (Antalya)Göndermek ayrı, tartışmak ayrı!..

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI KÖKSAL TOPTAN (Devamla)Göndereceğiz ki tartışma yapacağız. Gönderiyoruz, diyoruz ki, görüşünüz varsa bize bildirin. O görüş gelecek, onun üzerinde de tartışma yapacağız. Yani, görüş bildirmeden, bir tasarıyı göndermeden neyin üzerinde tartışma yapacağız! İşte, o yolu açmak istiyoruz.

Gönderdiğimiz 1 000 kurum, kuruluş ve kişiye dedik ki: İşte bizim altkomisyonun hazırladığı rapor; bununla ilgili görüşlerinizi lütfen bize bildiriniz. Gönderilen 1 000 yerin sadece 50'sinden görüş geldi sevgili milletvekili arkadaşlarım. Bunlar içerisinde bir hukuk profesörünün göndermiş olduğu görüş ilginçtir "Türkiye, ceza kanunu yapamaz" diyor.

Niçin yapamaz; seksen yıllık cumhuriyet, bunca deneyimden sonra, bunca eleman yetiştirdikten sonra bir ceza kanunu yapamıyorsa, biz, nasıl Avrupa Birliği üyesi olacağız, nasıl çağdaş devlet olacağız?! Bu, en azından bizim hukukçularımıza, bizim insanımıza haksızlık değil midir?! (AK Parti sıralarından alkışlar)

Yaptı bizim arkadaşlarımız. Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarıma, AK Partili arkadaşlarıma, akademisyen arkadaşlarımıza, Yargıtay üyelerine, hepsine, huzurunuzda teşekkürlerimi, minnetlerimi sunuyorum. Gerçekten onların katkıları unutulmaz.

Başka nasıl yapılabilir, bir tasarıya başka nasıl daha geniş bir katılım sağlanabilir?! Yine, altkomisyon raporumuzu, bütün hukukçu milletvekillerimize gönderdik, bütün hukuk fakültelerine gönderdik, baroların hepsine gönderdik, ağır ceza mahkemelerinin hepsine gönderdik, Yargıtaydaki bütün ceza daireleri üyelerinin hepsine gönderdik, sivil toplum örgütlerinin hepsine gönderdik, gazetecilere gönderdik; isteyen herkese bunu gönderdik ve bize görüşlerinizi bildirin dedik. 50 tane görüş geldi. İşte, o görüşleri de alarak, Komisyonumuz, tam 50 saat süren bir çalışmanın sonunda, şimdi, huzurunuza getirilen metni hazırladı ve buraya getirdi.

Elbette, karar, Genel Kurulundur. Elbette, Genel Kurulun vereceği karar, herkesin başının üstünde yer alması gereken bir karardır.

Değerli arkadaşlarım, bu tasarının mükemmel olduğunu söylemeye elbette imkân yok. Sayın Eraslan da söyledi, Sayın Köylü de söyledi; ama, takdir edersiniz ki, yepyeni bir kanun yaparken, en mükemmeli yakalamak öyle çok kolay da değildir; ama, burada herkesin emin olmasını istiyorum ki, bu kanunun, toplumun bütün kesimlerinin ürünü olması için, hem Cumhuriyet Halk Partili arkadaşların hem AK Partili arkadaşlarımın ortak çabası, ortak gayreti vardır ve burada da, bana göre, önemli oranda sonuçlar alınmıştır. Elbette, burada, hem Cumhuriyet Halk Partisinin hem AK Partinin içine sinmeyen, kendi tabanlarına çok rahat anlatamadıkları düzenlemeler de vardır; ama, bu tasarı çıkarken, çıkarılmaya çalışılırken, bir mutabakat tasarısı olması konusunda da, hem Cumhuriyet Halk Partisinin hem AK Partinin ortak iradeleri ortaya konulmuştur. O nedenle, bu tasarının bu zamana kadar gelmesi ortak mutabakatın nasıl eseriyse, çıkması da, umuyorum ki, yine ortak bir eser olarak meydana gelecektir.

Bazı arkadaşlarımızın tereddüt duydukları noktalar var. İşte, bugün, liderler yeniden bir araya geldiler, yeniden görüşme yaptılar. Şimdi, tasarıda, huzurunuza geldikten hemen sonra, her iki parti arasında yapılan görüşmelerde, zaman zaman ilerlemeler kaydolundu. İşte, şimdi elimde, önerge taslağı haline getirilen birtakım görüşler var; bunlardan size kısaca bilgi vermek istiyorum.

Mesela, hakaretlerle ilgili altı ay olarak öngörülen alt ceza üç aya indirilmiştir; eleştiriler gelmişti bu konuyla ilgili. 216 ncı maddenin uygulamasında sorunlar çıkabilir endişesi vardı, hem Cumhuriyet Halk Partili hem AK Partili arkadaşlarda; orada da, açıklık getirilmesi bakımından "açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması" unsuru maddeye eklenmiştir. 218 inci maddede, Sayın Tandoğan biraz evvel "şimdi, siz, belli bir meslek grubunu hapse atmak için ceza maddesi getiriyorsunuz" dedi; öyle bir şey yok; bu, kanunda var zaten. Aslında, getirilen düzenleme, kastettiği o meslek grubunun daha lehine olan bir düzenlemeydi; ama, toplumun bir kesimi o kadar kötü ajite edildi ki, biz de, arkadaşlarla, Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarla konuşarak, bu düzenlemeyi, mevcut, şu anda yürürlükte olan şekliyle bırakmanın uygun olduğuna karar verdik. Belki, burada, kanun yapma tekniği bakımından bir yanlış yapıyoruz; çünkü, göreceksiniz, mevcut kanundaki, yani şu anda yürürlükte olan Türk Ceza Kanunundaki maddenin diliyle, şimdi görüştüğümüz tasarının dili arasında çok ciddî bir farklılık meydana gelecek; ama, birtakım istismarları önlemek bakımından, bunun, aynen bu şekilde, olduğu gibi getirilmesinin uygun olduğunu düşündük.

222 nci maddede değişiklik yapılıyor; şapka ve Türk harfleriyle ilgili düzenleme, şu anda yürürlükte olan 526 ncı maddede olduğu gibi korunacak. Kisvelerle ilgili konu, yine, kendi kanununa göre -nasıl yürürlükte ise- öyle devam edecek.

287 nci madde de -genital muayeneyle ilgili- kadın örgütlerimizin üzerinde çok durduğu bir husustu. Mevcut tasarıda, göreceksiniz "yetkili hâkim ve savcı kararı olmaksızın" deniliyor. Şimdi, burada, genital muayeneye gönderen veya bu muayeneyi yapan da suçlu hale gelecek iki partinin uzlaşmasıyla, böyle ortak bir önergeyle.

Hükümlü ve tutukluların kaçmasıyla ilgili 292 ve 293 üncü maddelerde birtakım teknik tereddütler vardı; o konuyla ilgili yeni bir önerge gelecek.

Nihayet, 302 nci maddeyle de ilgili birtakım tereddütler ortaya çıktı. Orada, bir yıl olarak düzenlenen cezanın alt sınırı altı aya indirilmiş. Yani, çıkarmış olduğumuz uyum paketlerine uygun hale getirildi ve "eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları da suç oluşturmaz" diye dördüncü bir fıkra eklendi ve tahmin ediyorum, tereddütler de bu şekilde giderildi.

Değerli arkadaşlarım, bu tasarı, siz oy verirseniz yasalaşacak. Şunu, inanarak huzurunuzda söylüyorum ki, bu tasarı, Türk insanının eseridir ve birey olarak Türk insanının mutluluğunu, refahını, özgürlüğünü çok öne alan, temel felsefe, temel ilke edinen bir tasarıdır. Bu tasarı, bazı arkadaşlarımızın dediği gibi, fikir özgürlüklerini daraltan, kısan değil, tam tersine, fikir özgürlüklerini alabildiğine genişleten; ama, öbür taraftan, toplumun birtakım temel ihtiyaçlarını gözardı etmeyen bir şekilde düzenlenen bir tasarıdır. Tasarı, oylarınızla kanunlaştığı takdirde, zannediyorum, Türk insanının mutluluğuna hizmet edecek, maddî ve manevî refahına hizmet edecek bir tasarı olarak, gelecek kuşaklar tarafından hep iyiliklerle anılacaktır.

Ben, bu düşüncelerle tasarının görüşmelerinin hayırlı olmasını diliyor; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

Teşekkür ederim.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

19 konuşma daha · 14 Eylül 2004

19 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook