Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)
Adana Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 119. Birleşim · 2. yasama yılı · 14 Eylül 2004 · 781 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Ziya Yergök (CHP), 14 Eylül 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNU TASARISI (SS.664) VE (664'E 1İNCİ EK)); konuşma 781 kelime.
Mehmet Ziya Yergök (CHP, Adana). “Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)”. TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim tutanağı, 14 Eylül 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ziya-yergok-22-2004-09-14-turk-ceza-kanunu-tasarisi-ss-664-ve-664-e-1inci-ek (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MEHMET ZİYA YERGÖK (Adana)Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin sayın üyeleri; görüşmekte olduğumuz 664 sıra sayılı Türk Ceza Yasa Tasarısı ve Adalet Komisyonu raporunda Adalet Komisyonunca kabul edilen metinde yer alan 3 üncü madde hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüş ve düşüncelerini belirtmek üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlayarak sözlerime başlamak istiyorum.
Bu önemli ve çok tartışılan yasa tasarısı görüşmelerinin başında olmamız "Temel İlkeler ve Tanımlar" bölümünde bulunmamız nedeniyle, 3 üncü maddeyle ilgili görüşlerimi söylemeden önce, geneliyle ilgili, kısaca, düşüncelerimi belirtmek istiyorum.
Öncelikle belirtmek isterim ki, yeni bir ceza yasası yapılmasının ihtiyaç olduğu konusunda bugün ülkemizde herkes hemfikirdir; ancak, hukuk çevrelerinden ve bilim çevrelerinden gelen eleştirilerde vurgulandığı gibi, tasarının kapsamı ve önemi de gözönüne alındığında, altkomisyondan hızlı, Adalet Komisyonundan çok hızlı geçmiş, Genel Kurulun haftalık çalışma programına baktığımızda, buradan da jet hızıyla geçeceği anlaşılıyor. Bu nedenle, toplum düzenini, toplumsal yaşamı, kişi temel hak ve özgürlüklerini bu kadar yakından, derinden ve doğrudan etkileyecek olan önemli bir tasarının, temel bir düzenlemenin aceleye getirildiğinde, bir ölçüde gerçek payı bulunmaktadır; bunu kabul etmek durumundayız.
Sayın Adalet Bakanımız, Türk Ceza Yasası Tasarısının onyedi aydır Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminde bulunduğunu söylüyor; doğrudur.
Değerli milletvekilleri, ben, bu yıl şubat ayı içerisinde, Bilgi Üniversitesince Bilgi Edinme Yasasıyla ilgili düzenlenen uluslararası bir sempozyuma konuşmacı olarak katılmıştım. O toplantıda, Avrupa Konseyi uzmanları da bulunmaktaydı. Avrupa Konseyinin bilgi edinme hakkıyla ilgili tavsiye kararlarını beş yılda oluşturduğunu söyledi bu uzmanlar. Bu konuda bağlayıcı kararların oluşturulması için ise daha uzun yıllar gerektiğini söylediler. Bu hususu da takdirlerinize sunuyorum; ancak, konunun şu yönünün de gözardı edilmemesi gerektiğini düşünüyorum: Görüşmekte olduğumuz Türk Ceza Kanunu Tasarısının ta 1985'te başlayan uzun bir hazırlık öyküsü vardır. Değerli Hocamız Sulhi Dönmezer'in -kendisini geçen ay kaybettik, rahmetle anıyorum- başkanlığında, o tarihte oluşturulan ilk hazırlık komisyonunda konuyla ilgili çalışmalar başlamış, sonradan yeni komisyon oluşumlarıyla bu çalışmalar sürdürülmüş ve bir metin ortaya çıkarılmıştır. Meclise sunulan hükümet tasarısının dayanağını da bu metinler oluşturmuştur.
Komisyon çalışmalarında hükümet tasarısındaki metinden önemli ölçüde uzaklaşıldığı ve yepyeni bir metin hazırlandığı doğrudur. Komisyon çalışmalarında, bizler, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili olmanın sorumluluğu ve bilinci içinde, ancak parti kimliğimizden çok hukukçu kimliğimizi öne çıkararak, iyi bir metin oluşturulması için çaba gösterdik, bu doğrultuda katkı sunduk. Kuşkusuz eksiklikler vardır, bu metin mükemmel bir metin olmayabilir; ancak, büyük emek verilmiş olup, mevcut yasadan daha iyi bir metin olduğu düşüncesindeyim. İnanıyorum ki, Genel Kurul süresince yapılacak ortak katkılarla daha iyi hale gelecektir.
Ancak, bu noktada altını çizmek istediğim husus şudur: Altkomisyonun çalışma aşamasında, Adalet Komisyonunun çalışmaları sırasında tüm hukuk kurumlarından, üniversitelerden, yargı birimlerinden, sivil toplum kuruluşlarından katkı istenmesine, görüş istenmesine rağmen, bu isteklerin, zamanında, yeterli ilgiyi gördüğü söylenemez. Bu da, toplum olarak bizim önemli bir eksiğimiz olsa gerek. Eleştiri kültürümüz gelişmiş olmasına rağmen, ne yazık ki, yeteri kadar katılımcı değiliz. Daha birçok kurum ve kuruluştan, Ceza Yasası Tasarısıyla ilgili, pazartesi günü, çok sayıda, çok kalın metinler geldi. Yine de, bunları, Genel Kurulumuz, Meclisimiz iyiniyetle değerlendirecektir.
Değerli üyeler, üzerinde konuşmakta olduğum Adalet Komisyonu metninde yer alan 3 üncü madde "Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi" başlığını taşımaktadır. Bu düzenleme, hem halihazırdaki mevcut yasamızda yoktur hem de hükümet tasarısında yer almayan bir düzenlemedir. Bu, iki fıkradan ibarettir. Birinci fıkrasında "suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" denilmektedir. Genelde, yapılan sempozyumlarda, hukuk çevrelerinde bu fıkrayla ilgili eleştiri, fiilin ve kusurun ağırlığıyla orantılı olmasının daha doğru olacağı biçimindeydi; ancak, tasarının 22 nci maddesinin dördüncü bendinde "taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenir" hükmü yer aldığı gibi "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61 inci maddenin (f) bendinde de, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığının temel cezanın tespitinde gözönüne alınacağı vurgulanmıştır.
Yine, hukuk çevrelerinde eleştiri konusu olan, tasarıda yeni yer almış olan bu maddenin ikinci fıkrasında ise "ceza kanununun uygulamasında kişiler arasında, ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, siyasal veya diğer fikir yahut düşünceleri, felsefî inanç, millî veya sosyal köken, doğum, ekonomik ve diğer toplumsal konumları yönünden, ayrım yapılamaz ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınamaz" denilmektedir.
Şimdi, bu fıkraya yönelik eleştirilerde, bunun, Anayasamızda ve uluslararası sözleşmelerde zaten var olduğu, Anayasanın 10 uncu maddesinde, tarafı ve imzacısı olduğumuz uluslararası sözleşmelerde bunun mevcut olduğu, yine, Anayasanın 90 ıncı maddesinde yapılan değişiklikle, uluslararası sözleşmelerin üstünlüğünün kabul edildiği söylenmekte ve bu fıkra olmamalıydı, gereği yoktu denilmektedir. Hatta, bazı hukukçularca da "adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi maddeleri, bence ceza hukukçularının anayasa hukukçuluğuna öykünmelerinin bir sonucudur; yani, ceza kanununda bu maddenin işi yok" denilmektedir; ama, yapılan Ceza Kanununun adaletçi ve eşitlikçi karakterini ve niteliğini ortaya koyma açısından, bu hükmün Adalet Komisyonu metninde yer alması isabetli olmuştur düşüncesindeyim.
Bu duygularla, bu tasarının hazırlanmasında emeği geçen, katkıda bulunan herkese teşekkür ederek, yeni Ceza Yasasının ülkemize ve ulusumuza hayırlı olmasını, toplumsal düzenimiz açısından olumlu katkılar getirmesini diliyor, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
19 konuşma daha · 14 Eylül 2004