İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 119. BİRLEŞİM · SALI

Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)

Hasan Fehmi Güneş

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 119. Birleşim · 2. yasama yılı · 14 Eylül 2004 · 248 kelime · yaklaşık 1 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasan Fehmi Güneş (CHP), 14 Eylül 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNU TASARISI (SS.664) VE (664'E 1İNCİ EK)); konuşma 248 kelime.

Hasan Fehmi Güneş (CHP, İstanbul). “Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)”. TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim tutanağı, 14 Eylül 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-fehmi-gunes-22-2004-09-14-turk-ceza-kanunu-tasarisi-ss-664-ve-664-e-1inci-ek-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

HASAN FEHMİ GÜNEŞ (İstanbul)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; maddeyle ilgili bir iki katkı sunmak ve mümkünse, önemli bulduğum noktalara dikkat çekmek istiyorum.

Bir kere, madde başlığı "Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi" olarak konulmuş. Burada "adalet" sözcüğü fazla görünüyor. Zaten, kanun önünde eşitlik söz konusuysa, adalet sağlanır. "Adalet önünde eşitlik" diye bir kavram söz konusu değil; yani, bu, alışılmış bir kavram değil. "Kanun önünde eşitlik ilkesi" olarak bırakırsak madde başlığını, anlamı değişmeyecektir.

Bir diğer nokta; birinci fıkrada, suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbiri öngörüleceği söylenmektedir. Failin kişiliği, tehlikeliliği ve kusurun derecesi -Sayın Yergök de söyledi- öne alınmalıdır; öne alınması gereken unsurlar bunlardır; failin kişiliği ve kusurun derecesi. Nitekim -Sayın Yergök'ün de söylediği gibi- gerek 61 inci maddenin (f) fıkrası gerek 22 nci maddenin dördüncü fıkrası bu doğrultudadır; onlarla da o çelişki giderilmelidir.

Bir diğer konu; ikinci fıkra, aslında bir Anayasa hükmü olmalıdır. Nitekim, ikinci fıkra, Anayasanın 10 uncu maddesiyle büyük ölçüde örtüşmektedir. O nedenle, burada yer alması çok gerekmeyebilir. O fıkra içerisinde "millî veya sosyal köken"den sonra gelen "doğum" sözcüğü çok net değildir; orada ne kastedildiği konusunda tereddüte düşülebilir.

Biliyoruz ki, 20 nci Yüzyıldan sonra, cezadaki gelişmelerde, fiilden daha çok faile dönük bir düşünce akımı gelişmiştir; pozitivistlerin getirdiği bir durumdur. Bu nedenle, madde, o açıdan en azından bir redaksiyona tabidir. Bundan sonraki maddelerde de arz edeceğim bazı konuların dikkate alınması gerekebilir. Sayın Komisyon Başkanının ve Sayın Bakanın redaksiyonla ilgili konuda bir yetki almalarında yarar olduğunu düşünüyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

19 konuşma daha · 14 Eylül 2004

19 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook