Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)
Artvin Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 119. Birleşim · 2. yasama yılı · 14 Eylül 2004 · 989 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Yüksel Çorbacıoğlu (CHP), 14 Eylül 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNU TASARISI (SS.664) VE (664'E 1İNCİ EK)); konuşma 989 kelime.
Yüksel Çorbacıoğlu (CHP, Artvin). “Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)”. TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim tutanağı, 14 Eylül 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yuksel-corbacioglu-22-2004-09-14-turk-ceza-kanunu-tasarisi-ss-664-ve-664-e-1inci-ek (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Artvin)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Görüşülmekte olan tasarının 6 ncı maddesiyle, bu yasa tasarısında yer alan, önemli sayılan yaklaşık 10 kavrama tanım getirilmiştir. Bir kanunun veya kanunun maddelerinin anlaşılabilir olması, çok önemli bir konudur. Sadece anlaşılabilir olmasının ötesinde, herkesçe aynı anlaşılabilmesi, belki daha önemli bir konudur; çünkü, kanunun çeşitli tarafları vardır; kanunu yapan var, yorumlayan var, uygulayan var, hakkında uygulanan var... Kanunun dört bir tarafında duran kişilerin o kanun maddesini, metnini, gerekçesini, lafzını incelediklerinde aynı sonuca ulaşmaları çok önemli bir konudur.
Tabiî, kanunu uygulamak, başlıbaşına bir sorundur. Uygulamada, kanun metni bazen yeterli olmamakta; uygulayıcılar, kanun metninden sonuca ulaşamadığında kanunun gerekçesine bakmaktadırlar; hatta, kanunun gerekçesinde de amacı tespit edilemezse, sonuçta, kanun yapıcının neyi kastettiğini incelemektedirler. O anlamda, biraz önce konuşan bir milletvekili arkadaşımızın ve Sayın Bakanımızın dediği gibi, buradaki konuşmalardan bile sonuca ulaşmak mümkün olabilmekte veya buradan da bir sonuca ulaşılamadığında, artık, uygulayıcılar, kendilerini kanun koyucu yerine koyarak, bir sonuca, adaletli, hakkaniyetli bir sonuca ulaşmaktadırlar.
Değerli milletvekilleri, işte, kanunda adaleti, eşitliği, hakkaniyeti sağlamak için, bu kadar zorlu süreci geçerken bazı tanımlara ihtiyaç vardır. Öncelikle, kanun metinlerinin anlaşılabilir olması, sade olması, tekrardan kaçınmış olması gerekmektedir.
Bu noktada, tasarının 6 ncı maddesi, hem kanun tekniği açısından hem de bu tasarının sistematiği açısından, bence önemli bir ihtiyacı gidermiş ve şu anda yürürlükte olan 765 sayılı Yasada daha önce sistematik olarak oluşturulmayan, bazı maddelere dağılmış olan bu önemli kavramlara tanımlar getirerek, ortak anlayışın gerçekleşmesine önemli katkı sağlamıştır.
Değerli arkadaşlar, ceza kanunu, o ülkenin, belki, bir sıralama yaparsak, ikinci derecede önemli kanunudur; anayasadan sonra gelen, hukuk alanını düzenleyen kanunla eşit veya onun da önünde önemli bir kanundur. Ceza kanunlarının sonuç olarak toplumsal ihtiyacı gidermek için düzenlenmesinin, amaçlanmasının yanında, bence, toplumun çok uzağında olmamakla beraber, bir adım önünde, amaçları da gerçekleştirmek için düzenlenmesi lazımdır.
Ceza kanunlarında, basit tanımıyla, kişi hak ve özgürlüğü ile kamu hakları, kamu düzeni, kamu güvenliği arasındaki denge gözetilir; ceza kanununun temelinde bu vardır. Eğer, bu denge ne kadar kişi hak ve özgürlükleri aleyhine olursa, o düzen, o siyasî düzen totaliterdir, antidemokratik düzendir, ne kadar kişi hak ve özgürlüklerine geniş imkân tanınmışsa, o kadar da demokratiktir. O anlamda, artık Türkiye'nin ihtiyacını karşılamayan ve 19 uncu Yüzyıldan kalan ve artık sistematiği de bozulmuş olan, üzerinde 60'ın üzerinde değişiklik yapılan bu mevcut yasayla, 765 sayılı Yasayla, ülkemizi bir yere götürme imkânımız yoktur. Tabiî, burada, en kötü karar kararsızlıktan iyidir demek istemiyorum; ama, bu Meclis, 22 nci Dönem, bence çok önemli bir görev yapmıştır. İyisiyle kötüsüyle, günahıyla sevabıyla bu yasayı çıkarmak zorundayız. Biz, muhalefet partisi olarak, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, hiçbir zaman yarım gönülle bu işe girmedik; hem altkomisyon çalışmalarında hem komisyon çalışmalarında, bugüne kadar bu Mecliste yaptığımız gibi, ülkenin ihtiyacını gidermek için her türlü özveriyi gösterdik. Bu anlamda, takdir edileceksek, belki muhalefete de bu takdirden pay düşer; ama, eleştirileceksek, biz, meydandan kaçmıyoruz, eleştiri varsa, bunu da muhalefet olarak göğüslemekten kaçınmayacağımızı da söylemek istiyorum.
Değerli arkadaşlar, belki yirmi yıllık bir çalışma süreci -Sayın Bakanımız ve Komisyon Başkanımız da anlattı- bunun sonucunda bu yasa Meclise geldi denildi; ancak, mevcut 1985 yılındaki tasarılar, komisyona gelen hükümet tasarıları ile altkomisyondan gelen ve komisyondan çıkan tasarıları karşılaştırdığımızda, çok çok önemli farkları da görürüz.
Bir kere, şu sıra sayılı kitapçığı, tasarıyı incelediğimizde, en son sayfasına bakarsanız, en son sayfalarında, tasarı maddesiyle, yani hükümet tasarısıyla komisyonda kabul edilen metin karşılaştırması yapılmıştır. Değerli arkadaşlar, hükümet tasarısının 108 maddesi metinden çıkarılmıştır. Geri kalan maddeler içerisinde çok ciddî değişiklikler yapılmıştır; bazı maddeler birleştirilmiş, bazı maddeler ise, artırılmıştır. O anlamda, tabiî ki, bir siyasal süreç, bir hukuk sürecinin de, mutlaka geçmiş yirmi yıllık dönemin de, tasarıların da bu işe katkısı var, ama, sonuçta, çok ciddî değişiklikler yapılmış altkomisyonda.
Bu noktada, ben, bir özeleştiri yapmak istiyorum. Aslında, Sayın Bakanımıza ve Komisyon Başkanımıza vicdanen sorsak, Avrupa Birliği süreciyle ilgili bir sınırlamamız olmasaydı, bu 7 Ekimdeki görüşmeler gibi bir tarih olmasaydı, ben inanıyorum, Sayın Bakanımız ve Komisyon Başkanımız da, bu tasarının altkomisyondan geldikten sonra, komisyonda görüşülmeden önce, en azından bu yasama yılına kadar, ekim ayına kadar herkes tarafından, ilgililer tarafından, barolar, sivil toplum örgütleri, üniversiteler, bilimadamları tarafından, diğer partiler tarafından incelenerek olgunlaştırılıp komisyonda öyle tasarı haline getirilmesinin daha uygun olacağını kabul edeceklerdir veya etmişlerdir. Bilemiyorum, buradaki açıklamalarında bu sonucu pek alamadım; ama, böyle de düşündükleri kanaatindeyim; ama, işte, bu Avrupa Birliği herhalde bizi bir cendereye soktu, böyle bir aceleye getirdik. Ben, bir tek bu noktayı acele sayıyorum. O nedenle, bundan sonra, şu bir haftalık çalışma sırasında eğer bu eksiklikler giderilir, katkı sağlanırsa... Biz, herkese açığız...
Tabiî, biraz da eleştiri yapacağım; yani, bu özeleştiriyi yaptım, bir de eleştiri yapacağım. Bugün bir hukukçu arkadaşım beni arıyor "efendim, biz, hafta sonu bir çalışma yaptık, kitap haline getirdik, yasayı eleştiriyoruz, size bu konudaki kitapları vermek istiyoruz. Biliyorsunuz, Meclise istenilen zamanda kitap giremiyor, dağıtılamıyor." Yani, bu, bugün mü olmalıydı dedim? "Haklısın, teşbihte hata olmaz, biz, cenazeyi kaldırmaya geliyormuş gibi davranıyoruz" dedi. Evet, bu, cenazeyi kaldırmak değil; bu, cenaze değil, burada bir hata yapmayalım; ama, katkı bugün sağlanmaz ki; ama, yine de varız. Yani, bir yıldır Meclisin gündeminde olan bir tasarı var ve buna katkı sağlamak için son günü bekliyorsunuz.
Değerli arkadaşlar, tasarının 1 inci maddesi ve gerekçesine baktığımızda, bu tasarının mevcut yasamızdan daha özgürlükçü, daha demokratik bir yasa olduğunu, ihtiyacı daha gideren bir yasa olduğunu görüyoruz. Demin dediğim gibi, ceza yasası bir ülkenin en önemli ikinci yasası sayılıp, o ülkenin aynasıdır, anayasasına yakın önemde bir yasadır. Bu anlamda, ceza yasasının, demin dediğim gibi, bizi bulunduğumuz noktadan bir adım daha öne götürmesi gereken bir yasa olmasını isterdim. Bazı noktalarda ilerici düzenlemeler var -teferruata girmiyorum- bazı noktalarda kişi hak ve özgürlükleri açısından daha olumsuz düzenlemeler var; ancak, bunu, anayasalarla ilgili örneklersek, biliyorsunuz, 1961 Anayasası için "efendim, Türk toplumuna bol geldi, biraz ileri bir düzenleme" denildi, yine, 1982 Anayasası için de "Türk toplumunun gerisinde" denildi. Evet, doğrudur, bu tanımlamalara da katılıyorum. Bu Meclisin, belki de bu dönemin en önemli görevlerinden biri -bunun mutlaka yapılması lazım- bu yasa çıktıktan sonra, Türk toplumunun ihtiyacını da karşılamayan, Türkiye'yi gerilere götüren ve bana göre, bize hiç yakışmayan...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
19 konuşma daha · 14 Eylül 2004