İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 119. BİRLEŞİM · SALI

Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)

Hasan Fehmi Güneş

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 119. Birleşim · 2. yasama yılı · 14 Eylül 2004 · 976 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasan Fehmi Güneş (CHP), 14 Eylül 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNU TASARISI (SS.664) VE (664'E 1İNCİ EK)); konuşma 976 kelime.

Hasan Fehmi Güneş (CHP, İstanbul). “Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)”. TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim tutanağı, 14 Eylül 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-fehmi-gunes-22-2004-09-14-turk-ceza-kanunu-tasarisi-ss-664-ve-664-e-1inci-ek (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

HASAN FEHMİ GÜNEŞ (İstanbul)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; gerçekten, bugün, 22 nci Dönemin belki en önemli çalışmalarından birini yapıyoruz, sıraüstü bir çalışma yapıyoruz, sıradışı bir çalışma yapıyoruz.

Ceza yasaları, gerçekten, sıradan yasalar değillerdir. Hele, bir ceza yasasını, yetmiş küsur yıl uygulandıktan sonra bir ceza yasasını baştan sona değiştirmek iddiasıyla ortaya çıkmak çok önemli bir iddiadır, büyük bir iddiadır.

Ceza yasaları topluma yön verir, kişiye yön verir ve bireyin bütün yaşamını, toplumun bütün yaşamını ve geleceğini düzenlemek iddiasındadır; onun için, çok önemlidir.

Ceza yasaları, o toplumun çağdaşlık ve aydınlanma sürecindeki düzeyini de belirler. Bir toplumun çağdaşlık düzeyi, aydınlanma sürecindeki katettiği yol, o toplumun ceza yasasıyla somutlaşır, ceza yasasıyla belirlenir. Demokrasi ve özgürlük tutkusu o toplumun, ceza yasasıyla somutlaşır, yere iner, belirlenir. O nedenle, ceza yasaları herhangi bir yasa değildir.

Ceza yasaları, hümanizmada hak ettiğimiz dereceyi de gösterir. Bu nedenle, belki bugünkü tartışmaların özü de bu. Bu nedenle çok özel bir süreçle hazırlanmalıdır; sıradan bir süreçle hazırlanmamalıdır, sıraüstü bir süreçle hazırlanmalıdır. Öyle de olmuştur pek çok yerde, dünyanın pek çok yerinde; ceza yasaları için, önce bilim kurullarında, bilim çevrelerinde, akademisyenler tarafından, siyasetadamlarının, hiç kuşkusuz, görevlendireceği heyetlerle büyük bir hazırlık yapılır; oraya, o toplumun bütün bilimsel birikimi, uygulamadan gelen birikimi yansır, o bir yasa haline gelir; sonra, o birikimle Meclisin önüne gelir ve özenle toplumda tartışılır, program içerisinde tartışılır. Benim de söyleyeceğim, bu tartışmanın bu tasarı üzerinde yeterince yapılamamış olmasıdır.

Bu tartışma şunun için gerekiyor değerli arkadaşlarım: Az evvel arz etmeye çalıştığım gibi, ceza yasası, toplumun çok önemli göstergelerinden biri. Orada çağdaş bir oybirliğine ulaşmak gerekir, çağdaş bir oybirliği, oydaşma sağlamak gerekir. "İki parti uzlaştı, öyleyse, tamam, bu konuda tartışılmamalı." Böyle bir şey yok. Böyle bir şey yok. İki parti bir yanlışta uzlaşmışsa, o yanlış doğru olmaz o uzlaşma nedeniyle. Ceza yasası sadece siyasetadamlarının uzlaşmasının ürünü olmamalı; söylemek istediğim o. O, aynı zamanda bu alandaki bütün birikimlerin de uzlaşması, onların da oydaşması, onların da beraber olmasının sonucu olmalı, öyle ortaya çıkmalı; söylediğim o. Bu metin, bu sürece uygun gelmedi.

Aslında Sayın Bakan da, Sayın Komisyon Başkanı da, açıkladılar bu metin, sonradan ortaya çıkan bir metin, bir hükümet tasarısı değil. Hükümet takabbül etti bunu -eski deyimiyle- komisyonun hazırladığı bir tasarı ve işte onbeş yıllık birikim, onbeş yıllık çalışma buna ne kadar yansıdı, bu tartışılır hiç kuşkusuz. Altkomisyondaki arkadaşlarımız, onu beğenmedikleri için, bu metni yazdı, o onbeş yıllık çalışmanın ürünü olan metni beğenmediler; "bununla olmaz" dediler ve bunu kaleme aldılar. Şunu içtenlikle söylemek istiyorum, komisyon çalışmalarına belki çok az katılma imkânı buldum; çok içtenlikle, tam bir fedakârlıkla, tam bir dikkatle, özveriyle çalıştı komisyondaki arkadaşlarımız; onu tartışmıyoruz. Onu saygıyla da, övgüyle de söylemek istiyorum, söylüyorum; ama, bu yetmez. Söylemek istediğim, bu yetmiyor, bununla yetinilemez. Bu metin Parlamentoda görüşülecek düzeyde bir ceza yasası metni olgunluğuna ulaşmadı. Hep birlikte çalışıldı, komisyon emek verdi, alt komisyon müthiş bir çalışma yaptı; on ayda, bir büyük ülkenin, Avrupa'nın en büyük ülkelerinden birinin ceza yasasını baştan sona yazmak gerçekten önemli bir şeydir; ama, olgunlaştırmak da gerekir; olgunlaşmadı.

Değerli arkadaşlar, akademisyenler, akademik -çevreler geç geldi erken geldi- bugünkü metne muhalefet ediyorlar, bugünkü metinden memnun değiller, buna karşılar. Barolar buna karşı. İstanbul Barosu, Ankara Barosu toplantılar yapmış, kitaplar yayınladılar, üç beş gün önce ikinci kitabı çıktı Barolar Birliğinin, İstanbul Barosu bir alternatif metin hazırladı, benzer hazırlıklar var. Bunun geliştirilmesi gerekiyor. Vaktiyle gönderilmiş 400 yere, harika; cevap gelmemiş, o yanlış; ama, yani, biz size göndermiştik o zaman cevap vermediniz, artık, cevabınızı istemiyoruz gibi bir küskünlükle ceza yasası tamamlanamaz. Evet, şimdi ilgilenme başladıysa, bence, eğer bir zaman sıkışıklığı yoksa, mümkünse bütün bu katkılar toplanmalıdır, bütün bu katkılar alınmalıdır ve tartışma tamamlanmalıdır.

Yürürlük tarihi olarak, 346 ncı maddede, bir yıl sonrasını öngörüyoruz. Öyleyse çok fazla bir acelemiz yok, o süreyi böyle değerlendirebiliriz; hazırlıkları tamamlamak, tartışmayı tamamlamak, toplumsal oydaşmayı sağlamak konusunda tamamlayabiliriz, değerlendirebiliriz. Bu arada fizikî hazırlıklar da yapılabilir hiç kuşkusuz.

Değerli arkadaşlar, bu yeni Ceza Yasamızın ayrı bir kimliği olmalı, ayrı bir kişiliği olmalı, ayrı bir misyonu olmalı, ayrı bir mesajı olmalı; ona bakarak biz hepimiz övünmeliyiz, bunu biz yaptık, bu bizim demeliyiz. Bunda çok yoğun bir bilimsel katkı gerekir. Bu, sadece siyasetadamının işi değil; bizim işimiz farklı. Ben de -özür dilerim- politikadan önce yargıda görev yapmış arkadaşlarınızdan biriyim. Şimdi, o dönemdeki hatıralarımla, anılarımla buna katkı yapmaya kalkarsam yanlış yaparım. Bu, ondan daha büyük bir şey; onu aşacak bir şey. Yetmez sadece siyasetadamının buradaki dikkati ve özverisi; onu tamamlamamız, onu, bakınca heyecan duyacak noktaya getirmemiz gerekir. Çok özür dilerim, ben, şu anda o heyecanı duymuyorum baktığımda, çok önemli noktalarda da -konuşmacıların hepsi söylüyor- henüz tamamlanması gereken noktalar görüyorum. Madem bunları tamamlayacağız, sadece siyasetadamlarından değil, bu konuda emek vermiş, bu konuda bilimsel kimliğini ortaya koymuş insanlardan da yararlanmalıyız diye düşünüyorum.

Ceza hukuku alanındaki gelişmeler, aslında, heyecan vericidir. Artık, cezadan söz edilmemeye başlanıldı; "önlem" deniliyor. Artık, korkutulmuyor; cezayı, bir korkutma aracı olarak kullanmıyorlar, iyileştirmeye çalışıyorlar. Artık, soyutlama, tecrit söz konusu değil, onu sosyalleştirme, uyumlaştırma söz konusu; hapis ve zindandan bahsedilmiyor, topluma kazandırmaktan söz ediliyor. Bunlar, çok heyecan verici, bunlar çok ileri hedefler. Böyle bir ceza yasası hazırlamalıyız; daha hümanist, daha çağdaş, daha insancıl, daha özgürlükçü olmalı; Türk toplumu bunu hak etti. Madem yola çıktık, hazırlıyoruz -hiç kuşku yok ki, takdirle karşılanacak çok önemli emekler veriyorsunuz- onu bu hale getirmeliyiz diye düşünüyorum.

Ayrıca, ceza yasaları, toplumun erişmesini istediğimiz noktaya ulaşması açısından da son derece önemli etkisi olan yasalardır. Şunu söylemek istiyorum: Toplumun ekonomik ve kalkınma düzeyi açısından, demokratik düzeyi açısından, çağdaşlık düzeyi açısından...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Güneş.

HASAN FEHMİ GÜNEŞ (Devamla)...nereye gelmesini hedeflemişsek, Ceza Yasamız onu hızlandıracak, o yolu açacak, o gidişi kolaylaştıracak unsurlar da getirebilir, böyle etkileri de olur. Bunu sağlamalıyız, bunu öneriyorum; bu noksanlarını gidermeliyiz, aceleye getirmemeliyiz. Çok önemli, çok sıradışı bir iş yapıyoruz. Bu yaptığımızla övünmemiz gerekir; bunu en çağdaş düzeye ulaştırma konusunda, Cumhuriyet Halk Partisi, hiç kuşkusuz, elinden gelen katkıyı, birikimini ortaya koyacaktır; bunda bir kuşku olmaz; çünkü, biz, çağdaşlaşmanın ve devrimin siyasal örgütü olarak kendimizi tanıtıyoruz.

Hepinize saygılar sunuyorum; teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

19 konuşma daha · 14 Eylül 2004

19 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook