İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 54. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Uzakdoğuda üretilen malların türk ekonomisine etkileri hakkında

Kürşad Tüzmen

Gaziantep Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 54. Birleşim · 2. yasama yılı · 18 Şubat 2004 · 2.843 kelime · yaklaşık 14 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kürşad Tüzmen (AK Parti), 18 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: UZAKDOĞUDA ÜRETİLEN MALLARIN TÜRK EKONOMİSİNE ETKİLERİ HAKKINDA); konuşma 2.843 kelime.

Kürşad Tüzmen (AK Parti, Gaziantep). “Uzakdoğuda üretilen malların türk ekonomisine etkileri hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim tutanağı, 18 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kursad-tuzmen-22-2004-02-18-uzakdoguda-uretilen-mallarin-turk-ekonomisine-etkileri-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

DEVLET BAKANI KÜRŞAD TÜZMEN (Gaziantep)Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; ekonomiyi etkileyen standartdışı ürünler ve Uzakdoğu'da üretilen malların Türk ekonomisine etkileri hakkında gündemdışı konuşma yapan Tokat Milletvekilimiz Sayın Resul Tosun ve Bursa Milletvekilimiz Sayın Mehmet Küçükaşık'ın konuşmalarıyla ilgili görüşlerimi arz etmek istiyorum.

Tabiî, burada işin genel bir çerçevesini çizmemiz lazım; yani, görülen ve ana hatlarıyla Milletvekilimiz Sayın Resul Tosun tarafından, daha çok Çin ve Uzakdoğu mallarına odaklı olarak ortaya konulan, bu ithal mallarının hem değer hem miktar olarak Türk piyasasında çok fazla artması, artı, yine, Sayın Mehmet Küçükaşık'ın konuşmasında belirttiği, ülkedeki girdi maliyetlerinin yüksekliği ve burada rekabet ortamının iyi bir şekilde hazırlanması gerekliliği önemli konulardır. İki sayın milletvekilimiz de çok önemli iki konuyu gündeme getirmişlerdir.

Şu anda, Uzakdoğu mallarının Türk ithal pazarının içerisinde gitgide daha fazla yer almasının nedenlerinden bir tanesi, kendi agresif dışticaret politikaları, son derece hızlı bir şekilde pazar payı artırma mücadeleleri yapmaları ve senelerdir önemli bir stratejiyi uygulamaya sokmalarıdır. Şöyle ki, Çin, senede yaklaşık 50 milyar dolar yabancı sermaye girişi olan bir ülkedir; ihracatı, ithalatından 60 milyar dolar daha fazla veren bir ülkedir -2003 rakamlarına göre söylüyorum- ve ekonomisi, neresinden bakarsanız, son onbeş senede, hepimizin takip ettiği gibi, yaklaşık yüzde 13-15 arasında büyüme hızını yakalamış bir ekonomidir. Bütün bunlara rağmen, parasının değerini devamlı düşük tutarak, bir başka deyişle, devamlı günlük küçük devalüasyonlarla yurt dışında pazar payını artırmaya çalışmaktadır. Bütün bunlara ilaveten, işgücü maliyetlerinin düşüklüğü, girdi maliyetlerinin düşüklüğü ve devlet desteklerinin fazla olmasıyla, tabiî, böylesine bir platformda, son derece dışpolitika aracı olarak, dışticaret aracı olarak kullandığı bu mekanizmayla dış pazarlarda yayılma stratejisini hızla sürdürmektedir.

Bütün bunlar dünyanın o tarafında cereyan ederken, bizim ülkemizde de, son zamanlarda, artık -benim bir sene önce yapmış olduğum konuşmalara bakarsanız, görürsünüz- yavaş yavaş, aşırı değerlenen Türk Lirasının da etkisiyle, yurtdışı mallar son derece cazip hale gelmeye başlamıştır. Yani, bir şekilde, içeride ürettiğimiz aramalları yerine, dışarıdan aramalları ikame edilme dönemi başlamaktadır. Dışarıdan gelen ürünler zaten değeri son derece aşağıda tutularak Türkiye piyasasına verilmeye çalışılırken, yine, aynı şekilde, Türk Lirasının aşırı değerlenmesi sonucu, bu tip ürünler son derece ucuza gelmektedir. Tabiî, bu, üzerimizdeki baskıyı, yani ithalattaki baskıyı iki misli artırmaktadır.

Bu genel çerçeveden sonra... Yurt dışından getirdiğimiz malları da aramalı ve sermaye malı olarak burada işlemden geçirdikten sonra yurtdışına gönderdiğimiz için, genelde ihracat artışımızda çok büyük bir kaybımız olmamıştır. Geçen sene, yaklaşık 48 000 000 000 -47 900 000 000- dolarlık ihracat rakamımızla, bir önceki seneye göre yüzde 32'lik bir artış sağlamış durumdayız. Tabiî, yine, dışarıdan gelen aramalları da burada var; fakat, daha çok, Türkiye'deki, kendi içerisindeki içdinamiklerini son derece zorlayarak, ihracatçılarımızın kârsız satışlarıyla, dışpazarlarda pazar payını artırmak için, o pazar paylarını ellerinde tutabilmeleri için yaptıkları özverili çalışmalarla bunu sağladık; ama, burada, dışarıdan gelen aramalların işlenip Türkiye'den gitmesi de önemli bir rol oynadı. Dolayısıyla, Türkiye'nin büyümesine baktığınız zaman, ithalatın büyümesi, Türkiye'nin genel büyümesi içerisinde çok önemli bir rol oynamaktadır. Bir başka deyişle, bizim dışticaret hacmimizin geçen sene yaklaşık 115 milyar dolara gelmesinde bu faktörler de önemli rol oynamıştır. Tabiî, burada, para ve kur politikalarına sadece dışticaret penceresinden bakmak yanlış olabilir; bugün özellikle ithalat gündeme geldiği için, geçen senenin aynı dönemiyle karşılaştırdığımızda, ithalattaki canlanmayı burada sizlerle beraber analiz etmekte büyük yarar görüyorum.

Bir kere, başında da söylediğim gibi, bu, kurla direkt alakalı. Türk Lirasının reel olarak değer kazanması, içfiyat ve dışfiyat dengesini önemli ölçüde değiştirmiş, ithalatı daha çok cazip kılmıştır, bu açık; ama, sermaye malı, aramalı ve hammadde açısından, tüketim malları ithalatında da -baktığımız zaman- bu, çok önemli bir şekilde kendisini daima hissettirir. Tabiî, haksız rekabete konu olmaması lazım bunların.

Burada Çin'le olan ithalatımız vurgulandı, ona şöyle bir bakmak istiyorum. 2003 yılı ocak-kasım dönemi istatistikleri elimde; yüzde 31,4 oranında bir artış olduğunu görüyoruz. Ocak-kasım dönemindeki ithalatımızın yüzde 31,4 oranında artması, toplam ithalat rakamının ocak-kasım dönemi için 60 700 000 000 dolar seviyesine ulaştığını gösteriyor.

Uzakdoğu ülkelerinden ithalatımıza baktığımız zaman, yüzde 45,6 oranında bir artış var ve bu, 6 900 000 000 dolar civarında olmuş. Uzakdoğu ülkelerinden yapılan ithalatın toplam ithalat içerisindeki payı, geçen yılın aynı dönemine göre 1 puan artmış ve yüzde 11,4 olarak gerçekleşmiş.

Şikâyetlerin büyük çoğunluğu Çin Halk Cumhuriyeti menşeli ürünlerde yoğunlaştığı için, özellikle, baktığımız zaman, 2003 yılının ilk 11 ayında, bir önceki yılın aynı dönemine göre, resmî kayıtlı ithalatın yüzde 82,7 oranında arttığını görüyoruz ve bu ithalat, ilk 11 ayda yaklaşık 2 200 000 000 dolara çıkmış durumda, sene sonu itibariyle 2 500 000 000 ile 2 700 000 000 dolar arası bir rakam. Tabiî, bu rakamlar, Devlet İstatistik Enstitüsünden tam olarak geldikten sonra revize ediliyor, ondan sonra daha rahat bir rakam vermek mümkün; ama, üç aşağı beş yukarı, bu rakamlar gerçekleşir.

Çin'den ithal ettiğimiz ürünlerin yüzde 77'sinin imalat sanayiine yönelik ara ve sermaye mallarından oluştuğunu görüyoruz. Çin'den yapılan ithal tüketim mallarında ise 3 puan azalma var, yüzde 21,7'lik bir oranla gerçekleşmiş durumda. İthalattaki tüketim malları payının toplam ithalatımızdaki tüketim mallarının payı içerisinde yüzde 10,7 oranında olduğu dikkate alındığında, yine, yüksek bir oran olarak gözüküyor.

Tabiî, biz, Dünya Ticaret Örgütü sisteminin bir parçasıyız, bize sunduğu imkânlardan azamî yararı sağlamaya çalışıyoruz ve bu şekilde bu ithalatı DTÖ ve gümrük birliği kurallarına uygun olarak regüle etmeye, yönlendirmeye çalışıyoruz.

Bu iş, Dış Ticaret ve Gümrük Müsteşarlığımızca yakinen takip ediliyor, özellikle dampinge karşı vergilerin, aktif bir şekilde, etkinliğinin artırılmasını ve yerli üreticilerimizin mağduriyetlerinin en kısa sürede giderilebilmesini teminen, damping soruşturmaları, uluslararası yükümlülüklerimizi ihlal etmeyecek, mümkün olan en kısa zamanda tamamlanmaya çalışılıyor.

Çin Halk Cumhuriyeti menşeli ürünlere karşı halihazırda 5 soruşturma devam ediyor. Dampinge karşı, 1 geçici ve 15 kesin önlem şeklinde vergi yürürlükte bulunmakta. Çin Halk Cumhuriyeti menşeli ürünlere yönelik olarak uygulamaya konulmuş vergiler, doldurulabilen gazlı cep çakmakları -az evvel sözü edildi- boru bağlantı parçaları, sunî ve devamsız liflerden mensucat, duvar saatleri, sentetik filamentten mensucat, doldurulamayan gazlı cep çakmakları ve aksam parçaları, yine akrilik mink battaniye, cırtbant, kurşunkalemler, bisiklet iç ve dış lastikleri, motosiklet iç ve dış lastikleri, kapı kilitleri, cam kapak, gemi zincirleri ve menteşeleri kapsıyor.

Şimdi, alınan dampinglere karşı önlemlerin, yerli üreticilerin maruz kaldığı haksız rekabetin önlenmesinde etkili olduğu görülüyor; fakat, dampinge karşı vergi uygulanan bazı mallarda yerli üreticilerin şikâyetlerinin devam etmesi üzerine, bu malların ithalatını da, biz, bu konuda izlemeye almış durumdayız.

2003 yılında, Bazı Maddelerin İthalatının İzlenmesine İlişkin Tebliğ uygulamaya konuldu ve anılan tebliğ ekindeki listede yer alan 20 maddeyi, belirtilen referans fiyatların altında fiyatlarla ithal etmek isteyen ithalatçılara Dış Ticaret Müsteşarlığından ithal izin belgesi alma zorunluluğu getirildi.

Gümrük birliği sonucunda üstlenilmiş olan Avrupa Birliğinin tekstil ve konfeksiyon ürünlerinde uyguladığı kota ve gözetim önlemleri kapsamında, halihazırda, özellikle Çin Halk Cumhuriyeti menşeli 37 tekstil kategorisinde miktar kısıtlaması uygulamaktayız. Ayrıca, Avrupa Birliği yükümlülüklerimiz dışında Çin Halk Cumhuriyeti menşeli 13 tekstil -ağırlıklı olarak bunlar konfeksiyon alanında- kategorisinde de gözetim uygulaması ülkemizce yürürlüğe konulmuş durumdadır. Özellikle, dokuma ve örgü mensucat ithalatında referans maliyet hesabı yöntemi uygulamaya konularak, gerçekdışı beyan suretiyle yapılan ithalatın önüne geçilmiştir. Öte yandan, konfeksiyon ithalatında sanayiin durumu ele alınarak, gerekli görüldüğü durumlarda fiyat uygunluğu ilgili ihracatçı birlikleri kanalıyla da incelemeye tabi tutulmaktadır.

Tekstildışı ürünlerde Çin Halk Cumhuriyeti menşeli 15 ürün grubunda kota uygulaması ve 32 üründe gözetim uygulaması mevcuttur. Gümrük birliği kapsamında üstlenilmiş olan Avrupa Birliğinin miktar kısıtlamaları ve gözetim uygulamaları haricinde, ülkemizce yürütülen soruşturmalar sonucunda şerit metreler, seramikten izolatörler, vantilatörler, gözlük çerçeveleri ve güneş gözlüklerine yönelik olarak miktar kısıtlamaları uygulamaya konulmuştur. Ayrıca, sofra ve mutfak eşyası, gözlük camları, bisiklet çerçeveleri, buharlı ütüler, çatal ve kaşıklar, telefon cihazları, musluklar, çanta, valiz ve benzeri eşyalar, diş fırçaları, ayakkabılar, porselenden ve seramikten eşyalar, bisikletler ve çuvallara yönelik olarak, yine, Çin Halk Cumhuriyeti de dahil olmak üzere tüm ülkelere; yani, bütün Uzakdoğu ülkelerine ve tüm ülkelere bunu getirdik. Burada bir parantez açmakta yarar var; sadece, Çin'den gelen mallar değil, artık, baktığınız zaman, ülkeler, eğer oraya bir tarife koyuyorsanız, eğer orada bir engelleme yapıyorsanız, hemen yolda konteynırı değiştirip, başka ülkenin menşeiyle gelmeye çalışıyorlar. Bugün, Gümrük Birliği çerçevesinde, Avrupa Birliği üzerinden Çin malları geliyor. Oradaki gümrük vergisi çok düşük olduğu için, ortak gümrük tarifesine geçiyorlar; yüzde 3, yüzde 4 oranında gümrük vergisi ve oradan bu sefer, ülkeye yönlendiriliyor. Bizim de anlaşmalarımız çerçevesinde, ortak gümrük tarifesi alınmış bir ürünü, aynen, aynı şekilde Türkiye'ye getiriyorsunuz. Dolayısıyla, her yol deneniyor; biz de, her yola karşı elimizden geldiği kadar DTÖ kuralları ve Avrupa Birliğiyle yapmış olduğumuz Gümrük Birliği Anlaşması çerçevesinde, kurallar içerisinde hareket ederek tedbir koyuyoruz.

Şimdi, bu mevzuat değişiklikleri sonucunda, ülkemiz, 2016 yılına kadar Çin Halk Cumhuriyetine karşı yürüteceği damping soruşturmalarında, piyasa ekonomisi uygulamayan ülkeler için geçerli olan şartları uygulamaya ve 2013 yılına kadar, münferiden Çin Halk Cumhuriyeti menşeli ürünlere yönelik koruma önlemleri almaya -kota, gözetim, tarife artışı- devam edebilecek ve 2008 yılına kadar Çin Halk Cumhuriyeti menşeli tekstil ve konfeksiyon ürünleri ithalatının ticaretin düzenli gelişimini engellemesi halinde, Çin Halk Cumhuriyeti menşeli tekstil ürünlerindeki miktar kısıtlamalarını yeniden uygulamaya başlayabilecektir.

Tabiî, Çin Halk Cumhuriyetinden ithal edilen ürünler, Dış Ticarette Teknik Düzenlemeler ve Standardizasyon mevzuatı kapsamında, ithal malları ile yerli ürünler arasında farklılık yaratmayacak şekilde, sağlık, emniyet ve çevrenin korunmasıyla, ulusal güvenlik gereklerini sağlamak ve düşük kaliteden kaynaklanan haksız rekabetin ve yanıltıcı uygulamaların önlenmesi amaçlarıyla ithalatta denetime tabi tutulmaktadır.

Söz konusu mevzuat kapsamında içpiyasada zorunlu uygulamada bulunan sanayi ürünleriyle ilgili standartlar kapsamı ürünlerin uygunluğu, ithalatta, ilgili standartlarına göre, Türk Standartları Enstitüsü tarafından değerlendirilmektedir.

Diğer taraftan, çevre yönünden risk taşıyan kimyasal maddeler, metal hurdaları, bazı katı yakıtlar ve tekstil atıkları -ve benzeri- ithalatı Çevre Bakanlığının; ilaç, kozmetik, temizlik maddeleri ile bunların hammaddeleri ve bazı tıbbî sarf malzemelerinin ithalatı Sağlık Bakanlığının; gıda maddeleri, tarım ürünleri, hayvansal ürünler, veteriner ve ziraî mücadele ilaçları ve bunların hammaddelerinin ithalatı ise Tarım ve Köyişleri Bakanlığının kontrolüne tabi bulunmaktadır.

Bahsettiğimiz ticaret politikası önlemlerine tabi eşyanın tercihsiz menşei, Gümrük Yönetmeliğinin 6 numaralı ekinde yer alan menşe şahadetnamesiyle ispat edilmektedir. Yapılan düzenleme sonucunda, menşe şahadetnamesi, ticaret politikası önlemlerine tabi eşyanın serbest dolaşıma girişinde gümrük beyannamesinin düzenlendiği ortama -manuel/elektronik- bağlı olarak -çünkü, yeni bir sistem getirdik orada- beyannamenin tescili veya kabulü sırasında gümrük idaresince aranmaktadır. Bu suretle, ithal eşyanın menşeinin farkı beyan edilerek ticaret politikası önlemlerinin aşılması önlenmiştir. Yani, siz burada tedbir alıyorsunuz; ama, dışarıda da bu işi en az sizin kadar düşünenler var; tabi, onlar da bir tedbir alıyor. Dolayısıyla, bu süreç devam edecek.

Tabiî, burada, gümrük idaresinin uygulamaları kritik bir öneme sahip. Bunu üç grup içerisinde sınıflandırmak mümkün. Birincisi, ihtisas gümrüğü uygulamasıdır. Başta Çin Halk Cumhuriyeti olmak üzere, Uzakdoğu menşeli eşyanın ülkemiz üzerindeki olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak amacıyla, ülkemiz sanayicilerini etkileyen bazı eşya türlerinin ithalatının sadece belirli gümrük idarelerinden yapılması uygulaması yürütülmektedir. Bu suretle, bu tür eşyaların ithalatı daha sıkı denetim altında tutulmaktadır. Otomotiv, tekstil, solvent, bazı petrol ürünleri, telefon cihazı, lüks lambası, çakmaklar ve diğer ateşleyiciler, porselenden sofra ve mutfak eşyası, kullanılmış alet ve makinelerdeki ihtisas gümrükleri uygulamasına ilaveten, 2003 yılında yeni ihtisas gümrükleri oluşturduk; düz cam, halı, işlenmiş deride ve bu tip alanlarda da ihtisas gümrüğü uygulaması getirdik.

Yeni bir gümrük uygulaması getirdik bu arada. O da, risk analizlerine dayalı firma denetimleri. Şimdi, Uzakdoğu ülkelerinden, son dönemde artan ve yerli üreticiler üzerinde olumsuz etkiler yaratan ithalata yönelik olarak, sektör talepleri doğrultusunda, sektör analizleri yapıyoruz. Gümrük kontrolörlerinden kurduğumuz bir ekip, risk analizi yapmak suretiyle, laminant parke, kalemler, matkap uçlu vidalar, oyuncaklar, demir-çelik ürünleri, çakmaklar, sunî deri, telefon, halı, düz cam, gözlük çerçevesi, televizyonlar, muslukçu eşyası ve elektromekanik cihazlar gibi konularda toplam 454 tarife pozisyonunda inceleme başlattı. Bu çerçevede, 41 gümrük kontrolörü tarafından 20 sektör, 390 firma incelendi; bunlar arasından 73 firmanın incelenmesi sonuçlandırıldı. İnceleme sonucunda, yaklaşık 6 826 000 dolar gümrük vergisi matrahı tespit edildi. Yine, toplam 471 200 000 000 eksik vergi ödendiği tespit edildi. Ayrıca, vergi eksikliğiyle bağlantılı olarak da, 1 419 200 000 000 lira para cezası tahsil edilmesi de öngörüldü.

Düşük kıymetli ithalatın önlenmesi diğer önemli bir mücadele alanımız. Özellikle Uzakdoğu ülkelerinden ve Çin Halk Cumhuriyetinden yapılan ithalatta, beyan edilen kıymetin, diğer ülkelerden ithal edilen eşyalara göre düşük olduğunu gözlüyoruz. Bu nedenle, beyan edilen kıymetin gerçekliği ve doğruluğunun incelenmesinde bazı referans fiyatlardan ve veri kıymetlerinden yararlanıyoruz.

Referans fiyat uygulamasına, ithalatta haksız rekabetin önlenmesi hakkında mevzuat ile korunma önlemi ve gözetim uygulamasına ilişkin mevzuat çerçevesinde, uygulamada karşılaşılan sorunlar ve tekstil sektörünün problemleriyle ilgili olarak Müsteşarlığımız, Dış Ticaret Müsteşarlığı ve sektör temsilcileriyle yapılan toplantılar sonucunda karar verilmiştir. Dokuma kumaş ve örme kumaş cinsi eşyada referans fiyat uygulamasına 2003 yılında başladık. Ayrıca, çakmak, ayakkabı, çay, şeker, kömür, petrokimyasal ürünler gibi bazı ürünlerin fiyatlarına ilişkin olarak bilgi geldikçe, yine, aynı şekilde, veri olarak kullanılmak üzere gümrük idarelerine gönderiyoruz. Tabiî, burada, herkesin çok hızlı davranması gerekiyor. Bize bilgi geldikten sonra, bununla ilgili dosyayı çok kısa zamanda hazırlayabiliyoruz. Eskiden bu iş altı ay falan sürüyordu; ama, şimdi, artık, bunu bir aya indirdik. Dolayısıyla, bütün ihracatçılarımızın, içpiyasada sıkıntı çekenlerin, hiç çekinmeden, bu konularla ilgili çok hızlı hareket ederek, bizim bu dosyaları tamamlamamızda çaba göstermeleri gerekiyor.

Tabiî, yine, aynı şekilde, tarife ve kıymet problemlerinin değerlendirilmesine yönelik o idarede çalışan tüm memurların katılımıyla oluşan, gümrüklerde bir muayene kurulu uygulamasına geçtik. Bütün bu konularda görüş alışverişinde bulunulup, bütün sektörlerle... Burada, kamu -özel sektör ayırımı yok, hep beraber; çünkü, bunun bir millî dava olarak görülmesi lazım ve o şekilde davranmak lazım. Bu çalışmalar önemli.

Çin, tabiî, yerli üretici açısından, bizim açımızdan, bu şekilde -bu çalışmalar sonucunda- ciddî bir tehdit unsuru; bunu bir fırsat unsuru haline getirmeye çalışacağız. Ancak, burada iki nokta çok önemli. Yani, bu, düşük fiyat uygulaması ve yine, aynı şekilde, menşeyle ilgili olarak değişik menşe uygulamaları... Tabiî, bu arada, Avrupa Birliğinde ve diğer dünya ülkelerinde de çeşitli çalışmalar var. Yani, bu konular, şu anda sadece Türkiye tarafından değil, diğer ülkeler tarafından da sık sık gündeme getiriliyor. Bu konularda, çifte faturalandırma konusunda, artık, ciddî tedbirler alınıyor. Diğer ülkelerin aldığı tedbirlere paralel olarak biz de tedbirler alıyoruz.

Yine, bizim açımızdan... Biz, burada, haksız rekabete karşı kendimizi korumalıyız, sistemin avantajlarını iyi kullanmalıyız. Tabiî, Çin de, artık, kapalı ekonomi kurallarını değiştirmeye başladı; katı, merkezî ve kapalı ekonomi olmayı tamamıyla terk etmeye başladı ve dünya ekonomisiyle entegre olmaya başladı. Biz de, bu arada, Çin'e olan ihracatımızı geçen seneye göre yüzde 80 artırdık; ama, tabiî, arada dağlar kadar fark var; yani, biz 500 000 000 dolarlık mal satıyoruz, oradan yaklaşık 2 500 000 000 dolarlık mal alıyoruz. Bu konularda çalışmalarımız devam ediyor; ama, ana nokta, dediğim gibi, ithalat baskısını yaratan, tamamıyla, Türk Lirasının aşırı değerlenmesi; burada, en ağırlıklı eleman bu.

Tabiî, bütün dünya ülkelerinin bu çalışmaları sonucunda, Çin de, hızlı bir şekilde dünya piyasalarından pazar kapma yarışında.Önümüzdeki yıllarda biraz gerileyecek; ama, bizim, o zamana kadar, kendi yerli sanayimizi korumamız lazım, çalışmaları çok ciddî bir şekilde sürdürmemiz lazım. Bu, devam edecek.

Gümrük birliğinin beraberinde getirdiği mevzuat uyumu faydalı oldu. "CE" işareti uygulaması bu açıdan çok önemli; çünkü, kalitesiz malların ülkemize girişi, standartdışı malların piyasaya sürülmesiyle alakalı olarak, bu "CE" işareti konusunun, bu standartların çok iyi takip edilmesi lazım.

Biz, Dış Ticaret olarak, yönetmelikleri ilgili bakanlıklara gönderdik, onlar hemen hazırlasınlar, kendi çalışmalarını yapsınlar diye. Diğer bakanlıklarda da bu çalışmalar sürdürülüyor. Tabiî, içpiyasada da "CE" işareti uygulaması zorunluluğu getirildi. Burada "CE" İşareti Taşıması Gereken Ürünlerin İthalatına İlişkin Dışticarette Standardizasyon Tebliğini hazırladık ve hemen uygulamaya soktuk.

Yine, tebliğ çerçevesinde, Avrupa Birliği üyesi ülkelerde serbest dolaşıma girmiş ürünler ile diğer ülkelerden ithal edilen ürünler arasında farklı uygulamaya gidildi. Bu çerçevede, Avrupa Birliğinde serbest dolaşıma girmiş olan ürünlerin ciddî risk ve tehlike oluşturma yönünden şüpheli özellikler göstermesi durumunun ilgili gümrük idarelerince tespit edilmesi hariç olmak üzere, ürünün ithalatına doğrudan izin veriliyor. Ancak, burada, tabiî, çok iyi bir takip söz konusudur; bu ürünlerin bizim açımızdan ciddî risk ve tehlike oluşturmaması lazım.

Avrupa Birliği teknik mevzuatına uyum, Türk tüketicilerine daha emniyetli, standartlaşmış, daha kaliteli ürünleri beraberinde getirmektedir. Teknik uyum çerçevesinde yapılan bütün çalışmalar son derece titiz yürütülüyor. İthalat aşamasında teknik mevzuata uyum konusunda gümrüklerimiz de son derece hassastır ve denetimleri de mümkün olduğunca etkin bir şekilde yapmaya çalışıyorlar.

Tabiî, bu arada, Sanayi ve Ticaret Bakanlığımızda yapılan çalışmalar var. Sanayi ve Ticaret Bakanlığımız, aynı şekilde, yine, bu tip, kalitesiz, standart ve teknik düzenlemelere aykırı ürünlerle ilgili olarak, özel sektörün ve kamu kuruluşlarının katılımıyla, tedbirler alma yolunda harekete geçti ve birtakım tedbirler alındı.

Alınması gereken tedbirler şu şekilde belirlendi:

Gümrük kontrollerinin artırılması. Biz, zaten, takip ediyoruz.

TSE standardı taşımayan ürünlerin gümrüklerden girişinin engellenmesi.

Grev, lokavt sözleşmesi olmayan, ILO sözleşmesi bulunmayan veya bu kriterlere uymayan ülkelerden ithalat yapılmaması.

Laboratuvar destekli ihtisas gümrüklerinin kurulması.

Yine aynı şekilde, ithal edilecek ürünlerde TSE EN standartlarına uygunluk şartı aranması.

Antidampinge ve haksız rekabeti önleyici mekanizmalara başvurularak kota uygulanması.

Menşei belli olmayan ürünlerin ithal edilmemesi.

CE uygulamalarının yaygınlaştırılması.

İllegal yollardan yapılan ithalatın önlenmesi.

Garanti belgesiz malların ithal edilmemesi.

Referans fiyat uygulamalarına geçilerek, tespit edilen fiyatın altındaki ürünlerin ithalatının engellenmesi.

Türk malı kullanma bilinci ve sorumluluğunun yaygınlaşması.

Biz, yine, Sanayi ve Ticaret Bakanımız, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı, Gümrük Müsteşarı ve Dış Ticaret Müsteşarıyla gümrüklerde bir toplantı yaptık. Burada yapılan çalışmalarda, gerek Etiket, Tarife ve Fiyat Listeleri Yönetmeliği gerekse Tanıtma ve Kullanım Kılavuzu Uygulamaları Esasları Hakkında Yönetmelik hazırlanması; ürünlerin, Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelikler çerçevesinde etiketlenmesi ve Türkçe tanıtma ve kullanma kılavuzu ve garanti belgesiyle satılması konusunda tüm tedbirlerin alınması ve konuyla ilgili denetimlerin ülke genelinde sürdürülmesi gerekliliği bir kez daha ortaya çıktı.

Bu, çok önemli. Dışarıda, aldığınız bir ürünün, o ülkenin kendi lisanıyla yazılmış bir prospektüsü var, kullanım kılavuzu var, etiketi var. Yani, ilaç reçetesi gibi, ürünün içerisinde nelerin olduğunun, garanti süresinin belirtilmesi lazım; ama, bize gelen ürünlere baktığımız zaman -tabiî, bunun başka birimlerle koordineli bir şekilde yapılması lazım ama- bizim dışarıdan aldığımız o ürünler için de bu şekilde zorunlulukların getirilmesi gerekiyor; ancak ondan sonra ithaline izin verilmesi lazım. Bu koordinasyonu da, tabiî, biz, elimizden geldiği kadar sürdürmeye çalışıyoruz.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

51 konuşma daha · 18 Şubat 2004

51 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook