İl özel idareleri kanunu tasarısı ile içişleri avrupa birliği uyum ve plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.583)
Gaziantep Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 105. Birleşim · 2. yasama yılı · 23 Haziran 2004 · 833 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kürşad Tüzmen (AK Parti), 23 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İL ÖZEL İDARELERİ KANUNU TASARISI İLE İÇİŞLERİ AVRUPA BİRLİĞİ UYUM VE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.583)); konuşma 833 kelime.
Kürşad Tüzmen (AK Parti, Gaziantep). “İl özel idareleri kanunu tasarısı ile içişleri avrupa birliği uyum ve plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.583)”. TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim tutanağı, 23 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kursad-tuzmen-22-2004-06-23-il-ozel-idareleri-kanunu-tasarisi-ile-icisleri-avrupa-birligi-uyum-ve (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
DEVLET BAKANI KÜRŞAD TÜZMEN (Gaziantep)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adıyaman Milletvekili Sayın Faruk Ünsal, Dünya Mülteciler Günü vesilesiyle bir gündemdışı konuşma yaptılar. Ben de Hükümetimizin düşüncelerini aktarmak üzere huzurlarınızda bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
İnsanlığın tarihin derinliklerinden gelen önemli bir sorunu, sığınma ve ilticadır. Özellikle, istikrarın bozulduğu dönemlerde hızla artan bu sorunun uluslararası toplum için önem arz ettiğinin algılanması İkinci Dünya Savaşıyla birlikte olmuştur. Hatırlanacağı gibi, sayıları milyonları ifade eden insan toplulukları bu savaşın akabinde, yaşadıkları toprakları terk etmek zorunda kalmışlardır. Daha önceleri Kızılay, Kızılhaç gibi sivil toplum örgütlerince karşılanmaya çalışılan mülteci sorunlarının uluslararası toplumun ortak çözümüne bırakılması, Birleşmiş Milletler Teşkilatının ilgi duymasıyla ancak sağlanabilmiştir. Bir başka deyişle, Birleşmiş Milletlerin bu soruna köklü bir çözüm bulmaya yönelik girişimleri, 1951 yılında Mültecilerin Hukukî Durumuna Dair Cenevre Sözleşmesinin hazırlanmasıyla kuvveden fiile dönmüştür.
1954 yılında yürürlüğe konulan Sözleşmenin hazırlanmasında, ülkemizin de aktif rol oynadığını burada kıvançla ifade etmeliyim.
Bu sözleşmenin Yüce Meclisin tasvibini alması, 29 Ağustos 1961 tarihinde, 359 sayılı Kanunla olmuştur.
Bilindiği üzere, 1951 yılında hazırlanan Mültecilerin Hukukî Durumuna Dair Cenevre Sözleşmesi, mülteci hukuku açısından uluslararası en önemli belgedir. Bu belgenin yanında, 1967'de hazırlanan Mültecilerin Hukukî Statülerine Dair Protokol de, yine, uluslararası nitelikte başka bir önemli belgedir.
Öte yandan, biz, uluslararası belgeye uygun bir şekilde içhukukumuzda da Göç İltica Yönetmeliğini kabul etmiş durumdayız.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, önceki dönemde savaş, iç karışıklık veya büyük ekonomik bunalım hallerine mahsus olarak görülen iltica talepleri, son yıllarda daha iyi bir yaşamın aracı olarak algılanmaya başlanılmıştır. Bu bakımdan, ülkemiz, son on yıl boyunca, önemli bir göç hareketiyle karşı karşıya kalmıştır.
Bu noktada, Birleşmiş Milletler Yüksek Komiserliği ile İçişleri Bakanlığımızın ortaklaşa yürüttüğü, üç yıllık dönemi kapsayan, 2003 yılı sonunda tamamlanan işbirliği projesi, 537 görevlimize eğitim imkânı sağlamıştır. Eğitim programıyla, katılımcılar, başka ülkelerin örneklerini, tedbirlerini ve çalışmalarını yakından tanıma fırsatını bulmuştur.
Öte yandan, Türkiye-AB Malî İşbirliği Programı kapsamında, Danimarka ve İngiltere'yle, İltica Göç Twinning Projesi hazırlanmış bulunmaktadır. Bu proje, 8 Mart 2004 tarihinden itibaren de uygulanmaya başlanılmıştır. Projeyle, göç ve ilticadan sorumlu birimlerin faaliyet kapasitelerinin artırılması amaçlanmaktadır.
Değerli arkadaşlarım, biraz önce ifade ettiğim gibi, bugün, ülkemiz, mültecilerle ilgili olarak önemli sorunlarla karşı karşıyadır. Bu durum, hem ülkemizin tarihî referanslarından hem de coğrafî konumundan kaynaklanmaktadır.
Yalnızca hafızalarınızı tazelemek için, ülkemizin son dönemde karşı karşıya kaldığı bazı nüfus hareketlerinden söz etmek istiyorum.
Birincisi, Bulgaristan'ın 1989'da uyguladığı zorunlu göç nedeniyle, 226 437 Türk soylu insanın kabul edilmesi. Göçmen kabul edilen soydaşlarımızla ilgili olarak, Türk vatandaşlığına alınmayla sonuçlanan bir dizi işlem yapılmıştır; ancak, günümüzde de, ekonomik nedenlerle, Bulgaristan'dan göç halen devam etmekte ve her yıl, çok sayıda insan, ülkemize göç ederek, ikamet ve vatandaşlık talebinde bulunmaktadır. Yine aynı şekilde, 1990 yılından bu yana ise, 76 633 kişiyi ülkemize göçmen olarak kabul ederek, Türk vatandaşlığına almış bulunmaktayız.
İkincisi, Körfez krizi nedeniyle ülkemize gelen Iraklılar. Hatırlayacağınız gibi, 460 000 Irak uyruklu yabancı, mevcut imkânlar dahilinde koruma altına alınmıştır. Bu yabancıların bir kısmı ülkesine geri dönmüş, bir kısmının ise, kabul edildikleri ülkelere çıkışı sağlanmıştır. Ülkemizde, günümüz itibariyle, bunların 294'ü değişik illerimizde serbest ikamete bağlanmış olup, altışar aylık periyotlar halinde ikametleri uzatılmaktadır.
Üçüncü grup, Afgan ve Çin uyruklu yabancılar olup, 1987 ve 1992 yılları arasında İran sınırımızdan pasaportsuz olarak gelen 3 728 Afgan ve Çin uyruklu yabancıya uluslararası koruma sağlanmıştır. Bunların 278'i, halen, değişik illerimizde serbest ikamete tabi tutulmaktadır.
Dördüncü grup ise, Kosovalı Arnavut ve Bosnalı soydaşlarımızdır. Eski Yugoslavya'da meydana gelen olaylar sonucu ülkemize gelen 20 000 Bosnalı ile Kosova'daki karışıklıklara bağlı olarak gelen 17 700 Kosovalı Arnavut ve soydaşlar, insanî amaçlarla, misafir olarak ülkemize kabul edilmiştir. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği ile ortak olarak yürütülen çalışmalar sonucunda, bu göçmenlerden, gönüllü olanlarının ülkelerine dönmeleri sağlanmıştır.
Sözünü edeceğim son grup ise, Irak'tan ülkemize gelen İran uyruklular. Bu kişiler, ülkelerinde baskı ve zulüm gördükleri iddiasıyla Irak'a kaçan kişilerdir. Bu ülkede, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından durumları incelenip, mülteci olarak kayıt altına alınmışlardır. Bu gruptan 1 210 kişi, 2001 yılında, Irak'taki gelişmeler nedeniyle, illegal yoldan Türkiye'ye gelmiş bulunmaktadır. Irak'taki istikrarsızlıklar nedeniyle geçici olarak ülkemizde kalmalarına izin verilmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabiatıyla, yukarıda sözünü ettiğimiz toplu nüfus hareketleri de, münferiden iltica talepleri de önemini korumaya devam ediyor. Bu çerçevede, 1994 yılından günümüze kadar 35 349 kişi sığınma talebinde bulunmuştur. Bunlardan 18 070'inin talebi kabul edilmiş, 5 289'unun talebi reddedilmiştir; 9 541'inin işlemi ise devam etmektedir. 17 535 kişi, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğiyle işbirliği içerisinde üçüncü ülkelere yerleştirildiklerinden, çıkışlarına izin verilmiştir. Günümüz itibariyle, ülkemizde, 10 380 kişi bulunmaktadır.
Bu denli büyük nüfus hareketinin bütçemize getirdiği yükün farkındayız; çünkü, harcamalar, sadece, bu kişilerin iaşeleriyle sınırlı değildir. Aynı zamanda, sağlık harcamaları, çocuklarının eğitimi, çalışma izinlerinin sağlanması gibi pek çok detay harcama kalemi bulunmaktadır. Ancak, Türkiye, büyük devlettir. Ülkemize sığınmak düşüncesinde olanlar, işte bu büyük devlet olma özelliğimiz nedeniyle bizi tercih etmektedirler. Dolayısıyla, dünyada siyasal istikrarsızlıklar, insan hakları ihlalleri, açlık ve sefalet devam ettiği sürece, Türkiye, mültecilerle hep karşı karşıya kalacaktır; ama, bu konuda, gönüllü kuruluşların daha fazla katkıya ve daha fazla işbirliğine istekli olmasına ihtiyaç bulunduğunu da ifade etmeliyim.
İnsanların kendi anavatanlarında mutlu ve refah içerisinde yaşayacakları bir dünya özlemiyle konuşmama son veriyor, Yüce Meclisin değerli üyelerini, yeniden, saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
37 konuşma daha · 23 Haziran 2004