Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma
Kocaeli Milletvekili · İYİ Parti
Plan ve Bütçe Komisyonu · 5. yasama yılı · 2 Kasım 2026 · 632 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Lütfü Türkkan (İYİ Parti), 2 Kasım 2026 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Tutanak Metni); konuşma 632 kelime.
Lütfü Türkkan (İYİ Parti, Kocaeli). “Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma”. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tutanağı, 2 Kasım 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/lutfu-turkkan-2026-11-02-ham-tutanak-1 (erişim: 3 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=91013
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli)Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli milletvekilleri, sayın bürokratlar; hepiniz hoş geldiniz öncelikle.
Ben size bugün "sanayinin kalbi" dediğimiz Kocaeli'den sanayicilerin selamlarını getirdim. Kulaklarınızı çok sıklıkla çınlatıyorlar, ne kadar duyuyorsunuz bilmiyorum ama çok sıklıkla Kocaeli'de sanayiciler sizleri anmaya devam ediyorlar. Ben çok uzun bir süre Kocaeli Sanayi Odasında görev yaptım, Meclis Başkan Vekilliği yaptım, yöneticilik yaptım. Oradaki sanayicilerin hemen hemen tamamını tanırım. Her gün en az 2-3 tane sanayicinin konkordato ilan ettiğini duyuyorum, üzülerek söylüyorum. Bundan tabii siz de memnun değilsiniz ama size iletilenlerin dışında bir şeyler söylemek istedim sadece.
Ben bugün Bakanlığın bütçesini konuşmayacağım çünkü yeter ki Bakanlığın bütçesi çok olsun, ben onun çok istiyorum yani Bakanlığın bütçesi 2 ise 5 olsun, 5 ise 15 olsun. Zira, memleketin kaynakları fonculara, diğerlerine değil, gerçek üreticilere, sanayicilere, sizin de destek vereceğiniz sanayicilere gitsin. Bu konuda bütçeyi asla eleştirmek değil, ne kadar çoğaltabiliriz, onun sorusunu sormak için geldim. Türkiye'nin gerçek anlamda gelişmesi için burada bugün konuştuğumuz Bakanlığın bütçesini konuşmamız lazım yani diğer taraftan Türkiye'yi başka türlü geliştirmek mümkün değil. Üretmeden zenginleşen bir ülke yok dünyada. Hele bizim gibi bir coğrafyada, 86 milyon nüfusu olan bir coğrafyada üretmeden zenginleşmeyi bilmek hayal etmek demek, başka şeyler demek. Ortaya çıkan tablolar da bunu gösteriyor zaten.
Ben otuz küsur senedir aynı bölgede sanayicilik yapıyorum. Fabrikanın ne olduğunu bilirim ben, bir makinenin durmasının maliyetini biliyorum, ay sonunda maaş bekleyen çalışanın sorumluluğunu biliyorum. Herkes yastığı koynuna alırken ben 1.500 adamın derdini koynuma alıp yatıyorum. Onların ne demek istediğini, o gece neler düşündüğünü, sabah kalktığında çocuklarına ne söyleyeceğini hayal ederek yatıyorum dolayısıyla bu söylediklerim sadece bütçeye ait rakamlardan ibaret olmayacak.
Sanayicinin amacı fabrikasının bacasını tüttürmek yani işçisini işten çıkartmamak, yılların emeğini ayakta tutmak. Bir tarafta tek bir ürün üretmeden, tek bir kişiye iş vermeden, spekülatif işlemlerle büyük kazananlar var, büyük paralar kazananlar var. Diğer taraftan, bütün sermayesini, hayatını, geleceğini makineye, teçhizata, AR-GE'ye koyan sanayici var. Riski alan sanayici, finansman yükünü sanayici taşıyor ama üretimin karşılığı her gün azalıyor Sayın Bakan. Sanayici yüksek, çok yüksek faizle kredi kullanıyor. Dünyada sanayicinin kullandığı bu kredi faiziyle üretim yapan, para kazanan hiçbir tesis göremezsiniz, hiçbir işletme yok. Rekabet etme şansımız neredeyse sıfır. Enerji maliyeti ortada, sanayicinin kullandığı enerjide istediği kadar sübvansiyon yapsınlar, yurt dışıyla kıyasladığınız zaman bizim bu sübvansiyonlar geride kalıyor. İthal girdinin fiyatını hesaplamak mümkün değil, doların bir ay sonra ne olacağını kestiremiyorsunuz. Vergisini, sigortasını, ücretini ödemeye çalışıyor sanayici. SGK'sini ödemediği gün bankadan hemen bir bakıyorsunuz, bir bloke ve haciz; hemen bankalar telefonla arar sanayiciyi, "Haciz gelmiş, SGK'ni bu ay ödememişsin." O sanayici bu dertlerle kavrulurken diğer taraftan da spekülatif işlemlerle, fonla, borsayla milletin önünde ülkenin zararına işlem yapanların olması sanayiciyi çok daha fazla rahatsız ediyor haklı olarak.
Bakanlığın bütçe teklifi 2027'de 248,8 milyar liraymış, 2026 ödeneği 177 milyar liraydı, yaklaşık yüzde 40,6 bir nominal artış var. Peki, bu artışın ne kadarını siz sanayicinin finansmana erişiminde kolaylık göstererek kullanacaksınız, burada en önemli şey o. Aksi hâlde Türkiye'de bacalar tütmeyecek, çevreciler belki buna çok sevinecek, bacalar tütmüyor çevremiz temizleniyor ama temizlenen sadece çevre değil, hayatlar da gidiyor, onu da akılda tutmak lazım. Yani biz bütçenin büyüklüğünü değil, üretimde yaratacağı sonucu sorguluyoruz bugün. Bizim ithalatımızın yüzde 70'i ara mallara tekabül ediyor, bu dış girdilere çok ciddi ölçüde bağımlı bizim sanayimi. Yıllardır yerlileşmeden bahsediyorsunuz, peki neden bu kritik girdileri hâlâ dışarıdan alıyoruz? Yerli üretime ait teşviklerin artırılması bu girdilerin önünü kesiyor o yüzden sizden rica ediyorum, bu Bütçe ve Strateji Başkanlığından bütçeyi çıkarırken "Bize çok para verin, bu insanları ayakta biz tutarız." deyin, onu da söyleyin, sanayici de sizin arkanızda olur, ülkenin üretenleri arkanızda olur.
Evet, Ekonomist Dergisi'nin 2026 En Zengin 100 Araştırması önemli bir tehlikeye dikkat çekiyor Sayın Bakanım. Sanayi şirketlerinin kârlılığı baskı altında, büyük sermaye grupları artık yurt dışında yatırım alanları arıyor, bu çok büyük bir tehlike önümüzdeki süreçte, geçmişte bunu yaşadık ama daha artarak devam edeceğini görüyoruz. Erken sanayisizleşme tehlikesi büyüyor.
AYNI TOPLANTIDA
Aynı gün bu komisyonda konuşanlar
86 konuşma daha · 2 Kasım 2026