Necip fazık kısakürek'in ölüm yıldönümü nedeniyle
Şanlıurfa Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 93. Birleşim · 2. yasama yılı · 26 Mayıs 2004 · 747 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Atilla Maraş (AK Parti), 26 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: NECİP FAZIK KISAKÜREK'İN ÖLÜM YILDÖNÜMÜ NEDENİYLE); konuşma 747 kelime.
Mehmet Atilla Maraş (AK Parti, Şanlıurfa). “Necip fazık kısakürek'in ölüm yıldönümü nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim tutanağı, 26 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-atilla-maras-22-2004-05-26-necip-fazik-kisakurek-in-olum-yildonumu-nedeniyle (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET ATİLLA MARAŞ (Şanlıurfa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; büyük düşünce adamı, Şair ve Yazar Necip Fazıl Kısakürek'in vefatının 21 inci yılında onu anmak için gündemdışı söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Necip Fazıl, 26 Mayıs 1904'te İstanbul'da dünyaya geldi ve 25 Mayıs 1983'te, yine İstanbul'da vefat etti. Bu yıl, vefatının 21 inci, doğumunun da 100 üncü yılı oluyor.
Maraşlı bir aileden gelen Necip Fazıl'ın çocukluğu, dedesinin Çemberlitaş'taki konağında geçti. Ortaöğrenimini Bahriye Mektebinde, yani, bugünkü Deniz Lisesinde tamamladı. Lisedeki hocaları arasında, o dönemin ünlülerinden Yahya Kemal, Ahmet Hamdi Akseki, İbrahim Aşkî gibi isimler vardı.
1924'te İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinin Felsefe Bölümünden mezun oldu. Bir yıl Paris'te kaldıktan sonra, dönüşünde, Osmanlı ve İş Bankalarında müfettiş ve muhasebe müdürü olarak görev aldı. Daha sonra, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi, Ankara Devlet Konservatuarı, Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültelerinde hocalık yaptı. 1943'ten sonraki hayatında, ölümüne kadar, fikir ve sanat çalışmaları dışında hiçbir işle meşgul olmadı.
Şairliğe, 17 yaşındayken, annesinin tavsiyesi üzerine başladı ve "annem şair ol oğlum dediği için de şair oldum" diyor kendisi. Şiirleri, o dönemin önemli dergisi olan Yeni Mecmua'da yayımlandı.
Bir yıl Paris'te kaldı ve Paris'te bir bohem hayatı yaşadı. Dönüşünde "Örümcek Ağı", "Kaldırımlar" adlı şiir kitaplarını yayımladı ve onu, o dönemin en büyük genç şairi unvanına kavuşturdu. Henüz 30 yaşına varmadan çıkardığı üçüncü şiir kitabı olan "Ben ve Ötesi" ile çevresinde büyük takdir topladı. Daha sonra yazdığı şiirlerin tamamını "Çile" adlı şiir kitabında kitaplaştırdı.
Şöhretinin zirvesindeyken, içinde yeni bir dönemin doğum sancısını hisseden Necip Fazıl için, 1934 yılı önemli bir dönüm noktası oldu. Bohem hayatını en koyu rengiyle yaşadığı günlerde, Beyoğlu Ağa Camiinde vaaz vermekte olan Abdülhakim Arvasi'yle tanıştı ve bir daha da o zattan kopmadı.
Buraya kadar geçen ömrünü şu beyitle özetlemektedir; diyor ki Necip Fazıl:
"Otuzüç yıl saatim işlemiş, ben durmuşum;
Gökyüzünden habersiz, uçurtma uçurmuşum."
Bu tarihe kadar genç şair olarak bilinen Necip Fazıl'ın bu tarihten sonra adı mistik şaire çıkar ve 1934-1935 döneminde korkunç bir fikir buhranına yakalanır, eserlerini tasavvufî aşk kaplar; ancak, eski yaşayışını hemen değiştirmez. Şairin bu durumu sanat çevrelerinde "kriz entelektüel" olarak tanımlanır.
1941'de Fatma Neslihan Hanımefendiyle evlenir ve bu evliliğinden 5 çocuğu dünyaya gelir. Necip Fazıl'ın hemen hepsinde üstün bir ahlak felsefesinin savunulduğu tiyatro eserlerini birbiri ardına edebiyatımıza kazandırması da bu döneme rastlar. Tohum, Para, Bir Adam Yaratmak gibi oyunları İstanbul Şehir Tiyatrolarında oynanır ve o dönemin önemli oyuncusu olan Muhsin Ertuğrul tarafından başrol oynanır.
Necip Fazıl'ın şairliği ve oyun yazarlığı kadar önemli bir başka yönü de çıkardığı dergilerle düşünce hayatımıza kattığı zenginliktir. İlk altı sayısını Ankara'da ve devamını İstanbul'da çıkardığı haftalık dergi olan Ağaç Dergisini 17 sayı çıkarır. O dönemin bütün kalemşörleri, bütün yazar ve şairleri bu Ağaç Dergisinde toplanır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun efendim, tamamlayın lütfen.
MEHMET ATİLLA MARAŞ (Devamla)Daha sonra 1943'te çıkardığı Büyük Doğu Dergisi, çeşitli aralıklarla 14 Haziran 1978'e kadar devam eder. Bu dergide yazdığı yazılardan ötürü hakkında onlarca dava açılır ve birçok defa hapse mahkûm olur. Hapishane anılarını "Cinnet Mustatili" adlı eserinde toplar. Şiir, yazı hayatı, aynı zamanda, Yeni İstanbul, Son Posta, Babıali'de Sabah, Bugün, Millî Gazete ve Hergün, Tercüman gibi gazetelerde de fıkra muharrirliği yapar. 1975 yılında Millî Türk Talebe Birliğinde düzenlenen bir törenle 50 nci sanat yılı kutlanan Necip Fazıl, 1980'de Kültür Bakanlığı tarafından Büyük Ödüle layık görülür ve 1982'de de Türkiye Yazarlar Birliği tarafından Üstün Hizmet Ödülüne layık görülür. Yine, 1980 yılında Türk Edebiyatı Vakfı tarafından kendisine "sultanı şuara (şairler sultanı)" unvanı verilir.
Necip Fazıl, edebiyat, düşünce dünyamıza sayısız eser kazandıran bir ruh ve fikir işçisidir. Karizmatik şahsiyetiyle kalabalıkları büyüleyen bir hatip, üslupçu bir yazar, rakiplerini yıldıran bir polemik ustası, taşı gediğine koyan bir nüktedandı. Edebiyatın hemen her dalında eserler verdi; şiirler, oyunlar, romanlar ve hikâyeler kaleme aldı. Senaryoları ise defalarca filme alındı. Sayısız düşünce ve inceleme kitapları yanında, dinî, tasavvufî kitaplar da yazdı. Gerek vefatından önce ve gerekse vefatından sonra hakkında çeşitli kitaplar yayınlandı; şiirleri ve diğer eserlerinin bir kısmı yüksek lisans ve doktora konusu oldu. Eserlerinin tümünün yeni baskıları, oğlu Mehmet Kısakürek yönetimindeki Büyük Doğu Yayınevince yapıldı.
Onu, vefatının 21 inci senei devriyesinde rahmetle ve minnetle anarken, şiirlerinden bir iki tanesini kısaca okuyarak sözlerimi bitirmek istiyorum.
Şöyle diyor üstat:
"Bıçak soksan gölgeme,
Sımsıcak kanım damlar.
Gir de bir bak ülkeme;
Başsız başsız adamlar...
Ağlayın su yükselsin!
Belki kurtulur gemi.
Anne seccaden gelsin;
Bize dua et emi!"
Bir başka şiirini aktarıyorum arkadaşlar. Şöyle diyor:
"Al eline bir değnek,
Tırman dağlara şöyle!
Şehir farksız olsun tek,
Mukavvadan bir köyle.
Uzasan, göğe ersen,
Cücesin şehirde sen;
Bir dev olmak istersen,
Dağlarda şarkı söyle!"
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
38 konuşma daha · 26 Mayıs 2004