İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 19. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Ssk kanunu,tarım işçileri ssk kanunu ve diğer bağımsız çalışanlar kanunu

Mehmet Ceylan

Karabük Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 19. Birleşim · 1. yasama yılı · 8 Ocak 2003 · 1.815 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Ceylan (AK Parti), 8 Ocak 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SSK KANUNU,TARIM İŞÇİLERİ SSK KANUNU VE DİĞER BAĞIMSIZ ÇALIŞANLAR KANUNU); konuşma 1.815 kelime.

Mehmet Ceylan (AK Parti, Karabük). “Ssk kanunu,tarım işçileri ssk kanunu ve diğer bağımsız çalışanlar kanunu”. TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim tutanağı, 8 Ocak 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ceylan-22-2003-01-08-ssk-kanunu-tarim-iscileri-ssk-kanunu-ve-diger-bagimsiz-calisanlar-kanu (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET CEYLAN (Karabük)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Sosyal Sigortalar Kanunu, Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu, Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ile Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa Göre Gelir veya Aylık Almakta Olanlara Sosyal Destek Ödemesi Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının geneli üzerinde, AK Parti Grubu adına görüşlerimizi iletmek üzere söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Görüşmekte olduğumuz tasarı, ülkemizde yaklaşık 5 000 000 kişiyi direkt olarak, aileleriyle birlikte ise yaklaşık 20 000 000 kişiyi dolaylı olarak ilgilendiren çok önemli bir tasarı niteliğindedir.

Tasarıyla, sayıları toplam olarak yaklaşık 5 000 000 kişiyi bulan SSK, Bağ-Kur ve tarım sigortası kapsamında yaşlılık, malullük, ölüm aylığı ve sürekli iş göremezlik gelir veya aylığı alanlara 2003 yılı için aylık veya gelirlerine ilave olarak bütçeden sosyal destek ödemesi yapılmasına ilişkin Bakanlar Kuruluna yetki verilmektedir.

Bakanlığımız ve hükümetimiz tarafından kararlaştırılan düzenlemeyle, SSK, Bağ-Kur ve tarım sigortası kapsamındaki emeklilerimizin aylıkları 2003 yılı için sosyal destek ödemesi adı altında 75 000 000 ile 100 000 000 lira arasında artırılmaktadır.

Uzun yıllar ülkemize hizmet ettikten sonra emeklerinin karşılığı olarak rahat bir hayat yaşamayı hak eden bu vatandaşlarımız, maalesef, sürekli olarak ihmal edilmiş ve ülkemizde yıllar boyu yaşanan yüksek enflasyon ve krizler sonucu yoksulluğa mahkûm olmuşlardır.

Bilindiği gibi, ülkemizde 1970'li yılların sonundan itibaren yaklaşık çeyrek asırdır yüksek bir enflasyon yaşamaktayız. Yaşanan bu kronik ve yüksek enflasyon, maalesef, başta gelir dağılımı olmak üzere toplumda birçok dengeleri altüst etmiştir. Yaşadığımız ve bir an önce tek haneli rakamlara inmesini arzu ettiğimiz yüksek enflasyon olgusu, maalesef, en çok dargelirliyi ve sabit gelirli toplum kesimlerini olumsuz yönde etkilemiştir. Bu kesimlerin reel gelirleri her geçen gün erozyona uğramış, de bunun neticesinde de ülkemizde gelir dağılımı giderek bozulmuştur.

Değerli milletvekilleri, ülkelerin gelişmişlik göstergelerinde, kişi başına düşen millî gelir miktarıyla birlikte, toplam millî gelirin dağılımında uygulanan yöntem ve paylaşım çok önemlidir. Maalesef, bugün, ülkemiz, gelir dağılımının dengeli ve adil paylaşımı açısından OECD ülkeleri arasında çok geri sıralarda yer almaktadır. Son yıllarda yaşadığımız krizlerin de etkisiyle, toplumda gelir grupları arasında makas giderek artmıştır; bugün nüfusumuzun en zengin yüzde 20'lik kısmı, en fakir yüzde 20'lik kısmından 10 kat daha fazla gelire sahip bulunmaktadır. Bu oran ise, gelir dağılımının ne derece bozulduğunu açık bir şekilde göstermektedir.

Özellikle kentlerde artan yoksulluk, geniş halk kitlelerinin ekonomik ve sosyal hayattan dışlanmasına ve giderek marjinalleşmesine neden olmaktadır. Bu durum, kentlerde asayiş ve huzurun bozulmasına, zenginler ve yoksullar arasındaki yaşam standardı farkının açılmasına, toplumsal kutuplaşmaya ve umutsuzluk duygusunun yaygınlaşmasına neden olmaktadır.

Değerli milletvekilleri, biraz önce Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşan Kemal Beydi; ülkemizdeki açlık ve yoksulluk sınırlarıyla ilgili rakamlar ifade ettiler. Bu rakamları verirlerken de, Türk-İşin rakamlarını esas aldılar. Bugün ülkemizde, resmî kurum olan Devlet İstatistik Enstitüsünün verilerine göre, aylık kişi başına yoksulluk sınırı 109 ABD Dolarıdır, açlık sınırı ise, 43 ABD Dolarıdır. Bugünkü dolar kuruyla, 4 kişilik bir aile için açlık sınırını hesapladığımızda, açlık sınırı -dolar kurunu 1 670 000 lira olarak alıp, 4 kişi üzerinden hesapladığımızda- aylık 287 000 000 lira etmektedir.

Bugün görüşmekte olduğumuz tasarıyla SSK, Bağ-Kur ve tarım sigortası kapsamındaki emeklilerin 2002 yılı sonu itibariyle almış oldukları ortalama aylıklar nedir, ona bir bakalım. SSK emeklilerinin ortalama aylığı 276 000 000 lira, Bağ-Kurluların 262 000 000 lira, tarım sigortası kapsamındakilerin de 110 000 000 liradır. Tabiî, en düşük rakamlar bundan daha düşük, SSK emeklilerinin 257 000 000, Bağ-Kur emeklilerinin 150 000 000 ve tarım sigortası kapsamındaki emeklilerin ise 66 000 000 liradır. Dolayısıyla, Devlet İstatistik Enstitüsünün hesaplamalarına göre 4 kişilik bir aile için açlık sınırı 287 000 000 liradır. Bu ortalama maaşlar, her 3 kurumdan emekli olanlar için de açlık sınırının altında seyretmektedir. Tabiî ki, bütün bu iyileştirme çabaları işte bunun içindir, elbette. Doğrudur, rakamlarda belki tereddütler var, benim hesabıma göre, açlık sınırı 4 kişilik bir aile için 287 000 000 lira, Kemal Bey için 380 000 000 lira; doğrudur; gerisindedir; ama, hükümetimizin ve bakanlığımızın yapmış olduğu çalışma, işte, bu kesimlerin gelirlerini açlık sınırının üstüne çıkarmayı hedeflemekte, onların yaşam seviyelerini bütçe imkânları ve kıt kaynaklar ölçüsünde olabildiğince artırmayı hedeflemektedir.

Bu yeni düzenlemeye göre, SSK emeklilerinin hepsinin maaşlarına 75 000 000'ar milyon lira zam gelmekte ve SSK emeklisinin en düşük maaşı 332 000 000 liraya çıkarılarak yüzde 30'luk bir artış öngörülmektedir. Bağ-Kur emeklilerinin en düşük maaşı 150 000 000'dan 250 000 000 liraya çıkarılarak yüzde 67 gibi bir artış öngörülmektedir değerli arkadaşlar. Bu, belki, Bağ-Kur tarihinde, Sosyal Sigortalar Kurumu tarihinde de rekor sayılabilecek bir artışı ifade etmektedir. Keza, tarım sigortası kapsamındaki emeklilerin artış oranı da 66 000 000 liradan 166 000 000 liraya çıkarılmaktadır; yüzde 151 gibi bir artışı ifade etmektedir.

Yine, 65 yaş aylığı alanların aylık maaşları da 24 000 000 liradan yüzde 100'lük bir artışla 48 000 000 liraya çıkarılmaktadır.

Tabiî ki, bu kesimin sıkıntılarını paylaşıyoruz. Biraz önce de ifade etmiş olduğum gibi, ülkemizde yıllardır, çeyrek asırdır yaşadığımız yüksek enflasyon ve krizler neticesinde bu kesim son derece zor durumda kalmıştır. Emeklilerimiz âdeta evlerinden çıkamaz hale gelmiştir; bunu hep kabul ediyoruz; yüreğimiz sızlıyor elbette ki. Tabiî, bütün bu çabalar, onların gelir durumlarını biraz daha iyileştirmek ve yaşam standartlarını yükseltmeye yöneliktir.

Değerli milletvekilleri, milletimizin büyük teveccühüyle iktidar olmuş AK Parti Hükümetinin en temel amaçlarından biri, ülkemiz insanının yaşadığı yoksulluk ve fakirlik zincirini kırmak, gelir dağılımındaki adaletsizliği ve bozukluğu gidermektir; bunu, sadece emekli kesiminde değil, toplumun her kesiminde gerçekleştirmektir.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Avrupa Sosyal Şartı gibi uluslararası belgelerde, insanın onurlu yaşam hakkına sahip olduğu açıkça vurgulanmıştır. İnsanların yoksulluğa mahkûm edilmeme gibi evrensel hakları bulunmaktadır. Yoksulluğun ortadan kaldırılması bir ahlakî insanlık görevi olarak yönetimin temel görevleri arasında yer almaktadır. Bu, aynı zamanda, Anayasamızın da bir emridir.

İşte, bu düşünceden hareket eden hükümetimiz, SSK, Bağ-Kur ve tarım sigortası emekli, dul ve yetimlerinin durumlarını iyileştirmek maksadıyla, bütün imkânsızlıklara ve kıt kaynaklara rağmen, bu kesime, emekli maaşlarına ilaveten, 2003 yılı için, sosyal destek ödemesi yapılmasını uygun görmüştür.

Bilindiği gibi 57 nci hükümet zamanında, seçimlerden hemen önce, 1 Kasım 2002 tarihinde çıkarılan bir kararnameyle emeklilerimize, memurlara yapılan 100 000 000 liralık artış miktarında zam yapılacağı sözü verilmiştir; ancak, söz konusu kararnameyle SSK ve Bağ-Kur emeklilerimize sadece yüzde 2,7 oranında zam yapılabilecektir ki, bu oran SSK emeklilerinin maaşlarında 7 000 000 ile 13 000 000 arasında, Bağ-Kur emeklilerinin maaşında ise 5 000 000 ile 10 000 000 arasında bir artışa tekabül etmektedir. Hükümetimiz, bu zam oranının emeklilerimizin beklentilerini karşılayamayacak derecede düşük olması üzerine bir çalışma yapmış ve emeklilerimizin maaşlarına "sosyal destek ödemesi" adı altında bir artış yapılmasını uygun görmüştür.

Tabiî ki, emekli maaşlarında yapılan bu iyileştirmeler oransal olarak geçmiş dönemlere kıyasla yapılan en iyi iyileştirme olmasına rağmen, bu anlamda bir rekor niteliği taşımasına rağmen, yine de bu kesimin, insanca rahat bir hayat sürmesi için yetersiz olduğu kanaatindeyiz. Hükümetimiz ve bakanlığımız bütün imkânları zorlayarak bu iyileştirmeyi yapmıştır. Biz biliyoruz ki, önümüzdeki dönemlerde bütçe ve kaynak imkânları ölçüsünde, hükümetimiz, gerek çalışanların gerekse emekli kesimin durumlarını daha da iyileştirme yönünde çalışmalarını sürdürecektir. Sosyal devlet anlayışı da bunu gerektirmektedir. Emekli maaşlarına yapılan bu artışlar emekli kesimin maaşlarına yapılan bir zamdan ziyade, aslında, onların geçmiş dönemlerde hak edip de verilmeyen, onlar yerine başka alanlara aktarılan tabiî haklarıdır diye düşünüyoruz; yani, çoktan hak edilip de verilmeyen bir hakkın, şimdi iadesi veya telafisi olarak düşünmekteyiz.

Emekli kesimin maaşlarına yapılan bu iyileştirmeler, bütçeye bir miktar, yaklaşık 3 katrilyon lira gibi bir yük getiriyor gözükse de, orta ve uzun vadeli bir dönemde, genel ekonomi ve piyasalar üzerinde de olumlu etkileri olacaktır; çünkü, piyasaya çıkacak bu para, 3 katrilyon lira gibi bir para, büyük ölçüde tüketim harcamalarına sarf edilecektir.

Ülkemizde yaşadığımız krizin atlatılmamasının en büyük nedenlerinden biri, insanların satın alma gücünün azalması ve dolayısıyla, tüketim harcamalarının azalmış olması ve bu sürecin, maalesef, devam etmesidir. Sabit ücretli kesimin, dolayısıyla emekli kesimin marjinal tüketim eğilimi oldukça yüksektir. Dolayısıyla, 3 katrilyon lira gibi sıcak bir para piyasalara girerse, piyasalar canlanacak, ardından, üretime ve istihdama da olumlu katkıları olacaktır.

Değerli milletvekilleri, tabiî, şu anda, ülkemizde bir kriz ortamı yaşıyoruz. Piyasalar bu krizden son derece olumsuz etkilenmiş durumda ve tüketim harcamaları olabildiğince kısılmış durumda. Gelişmiş ülkelerin ekonomilerine baktığımızda, piyasaları canlandırmak, bu kriz ortamından çıkmak için, zaman zaman hükümetler, sıfır faiz veya sıfırın altında faizlerle de tüketici kredileri vermektedir. İşte, bu anlamda, bu kesime, emekli kesime yapılacak bu desteğin, bir anlamda, krizin giderilmesine de çok olumlu katkıları olacağı kanaatindeyiz. Özetle, iyileştirmenin sosyal boyutu kadar ekonomik boyutu da önem arz etmektedir.

Diğer taraftan, bu iyileştirme, Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur gibi kuruluşlarda oluşturulan cazibeyle, prim tabanının genişlemesine de yardımcı olacaktır.

Yapılan iyileştirmenin çok yönlü ekonomik ve sosyal artıları olmasına rağmen, birçok kesimden takdir almasına rağmen -bu, SSK emeklileri, Bağ-Kur emeklileri cemiyeti dernekleri başkanları başta olmak üzere- yine de her zaman olduğu gibi, halktan uzak, halkın sorunlarını anlamakta zorluk çeken veya idrak edemeyen belli bir kesimden eleştiri almaktadır. Bu eleştirileri, doğrusu, anlamakta, gerçekten zorlanıyoruz. Bu kesim "bu yaklaşım, popülist bir yaklaşımdır; kaynağı olmayan bir zamdır, bunun kaynağını nereden bulacaksınız" diyor.

Değerli milletvekilleri, yapılan bu iyileştirme, kesinlikle, popülist, siyasî bir davranış değildir; tamamen insanî ve sosyal devlet anlayışıyla mütenasip bir davranış biçimidir. Ortada seçim mi var ki popülist bir yaklaşım olsun? Seçimden çıkalı henüz iki ay olmuş durumda. Bu, popülist bir yaklaşım değil, gecikmiş bir hak iadesidir.

Kaynak soruluyor; elbette ki, hükümetimiz bu kararı alırken, kaynağını da düşünmüş durumdadır. Türkiye, 70 000 000'luk nüfusuyla büyük bir ülkedir. Seçim sonrası yakalanan güven ve istikrar ortamı içerisinde hükümetimiz, almakta olduğu tedbirlerle, bu kaynağı da bulacaktır. Bırakın yeni kaynak arayışlarını, kamu harcamalarında alınan tasarruf tedbirleri ve önlenen kaçaklar bile, bu kaynak için fazlasıyla yeterli olacaktır.

Hükümetin bütçe açıklarını kapatmak ve dengeli bir bütçe için yeni kaynak çalışmalarını hepimiz biliyoruz. Maliye Bakanlığımızın yürüttüğü vergi barışı projesi, bugünlerde Meclisimize sunulacaktır. Şu anda, Maliyenin, tahakkuk edip de tahsil edilemeyen 10 katrilyon lira vergi alacağı bulunmaktadır. Bu projeyle, bu paranın büyük bir bölümünün tahsili beklenmektedir.

Yine, bu yıl, Özelleştirme İdaresi, özelleştirme programına hız vermektedir. Belki de geçmiş yılların en kapsamlı özelleştirmesi bu yıl içerisinde gerçekleştirilecektir. 2003 malî yılı için kamuya alınması düşünülen 3 000 adet araç alımı iptal edilmiş durumdadır. Lojman ve sosyal tesis satışı hızlanmaktadır. Yolsuzluk ve kaçakların üzerine gidilmektedir. Daha dün, Genel Kurulumuzda, yolsuzluklarla ilgili araştırma komisyonu kurulması kabul edilmiştir.

Diğer taraftan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımızın çalışmaları vardır; sosyal güvenlik kuruluşlarının açıklarını kapatmaya yönelik, özellikle sağlık harcamalarını disiplin altına almaya yönelik bu çalışmalarını biliyoruz. Bu kapsamda yapılacak tasarruflar bile, bu açığı kapatmaya, bu ödemeyi kapatmaya yeterli olacaktır.

Pek tabiîdir ki, tüm bu çalışmalar biraz zaman alabilecektir. Hiç kimsenin elinde de sihirli değnek yoktur. Emeklilerimizin durumunu biz bu hale getirmedik, bunda bir kabahatimiz, bir kusurumuz yok. Bütün amacımız, o insanların daha iyi bir hayat şartına kavuşmasıdır; bunun için azamî çabayı hükümetimiz ve bakanlığımız göstermektedir, iyi niyetle, samimi duygular içinde çalışılmaktadır. Tabiî, bizim için de yeterli değildir; ama, imkânlar bunu elvermektedir şu anda, bütçe imkânları ölçüsünde emekli kesimin durumu da elbette ki düzelecektir.

Diğer taraftan, bu ödemeler sadece 2003 yılı için şu anda geçerli gibi gözüküyor, bütçe tekniği ancak buna elvermektedir. Elbette ki, 2004 yılı için de, hükümetimiz ve bakanlığımız bu çalışmaları devam ettirecektir.

Onun ötesinde, sosyal güvenlik kuruluşlarının yeniden yapılandırılması kapsamında buna benzer tedbirler de içerilecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

22 konuşma daha · 8 Ocak 2003

22 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook