İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 62. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kan. tas. (s. sayısı :386 )

Mehmet Faruk Bayrak

Şanlıurfa Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 62. Birleşim · 2. yasama yılı · 3 Mart 2004 · 1.479 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Faruk Bayrak (AK Parti), 3 Mart 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KAN. TAS. (S. SAYISI :386 )); konuşma 1.479 kelime.

Mehmet Faruk Bayrak (AK Parti, Şanlıurfa). “Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kan. tas. (s. sayısı :386 )”. TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim tutanağı, 3 Mart 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-faruk-bayrak-22-2004-03-03-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kan-tas-s-sayisi (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET FARUK BAYRAK (Şanlıurfa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 386 sıra sayılı kanun tasarısının geneli üzerinde AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından, fikrî ürünlerin üretildiği ve kullanıldığı sektörlerle işbirliği içerisinde hazırlanmış olan, kamuoyunda, Telif Eserleri Kanunu diye bilinen Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı, başarılı bir mevzuat çalışmasıdır. Bu başarının temel iki sebebi vardır; birincisi, söz konusu tasarısının hazırlık çalışmalarında ilgili sektörler uzlaşmayı taviz olarak görmemiş, eleştiride bulundukları hususlarda çözüm üretme gayreti içerisinde olmuşlardır. Bu bağlamda, toplumumuzda ortak algılama ve ortak çözüm üretme bilincinin süratle gelişmekte olduğunu görmekten duyduğum mutluluğu ifade etmek isterim.

İkinci önemli husus ise, bu kanun tasarısıyla, fikrî mülkiyetin korunması ve sosyal bir yara halini alan korsan yayınla mücadele konularında çok önemli ve çağdaş bir adım atılmış olmasıdır.

Teknolojik gelişmeler sonucu iletişim ve çoğaltım tekniklerinin kolaylaşması, bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de fikir ve sanat eserlerinin istenildiği miktarda ve sürede çoğaltılarak toplumun hizmetine sunulmasını mümkün kılarken, korsan faaliyetler olarak adlandırılan izinsiz çoğaltımların da yaygınlaşmasına neden olmaktadır.

Günümüzde, sinema ve müzik eserleri, süreli olmayan yayınlar ve bilgisayar programları korsanlığının çok yaygın olduğu bir gerçektir. Özellikle, İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük illerimizde bu faaliyetler daha da yaygındır.

Sorunları kendisi yaşayan bir yayıncı olarak, yazar olarak, ilgili sivil toplum örgütleri Yayıncılar Birliği ve EDİSAM'ın Yönetim Kurulu Üyesi olarak, üzülerek birtakım rakamları vermek istiyorum.

Bu bağlamda, bir örnek vermek gerekirse, sadece İstanbul İlinde, ayda yaklaşık 3 000 000 adet korsan film CD'si, yine, yaklaşık 300 adet tezgâhta satılmakta ve bu şekilde yıllık 50 trilyon lira kayıtdışı ve vergisiz kazanç sağlanmaktadır.

Yayıncılık sektöründe 2003 yılında tespit edilen ticarî kayıp yüzde 60'tır. Sinema sektöründe korsanlık, VCD'de yüzde 90, DVD'de yüzde 70 olarak tespit edilmiştir. Müzik sektöründe ise tahmin edilen korsanlık yüzde 70 civarındadır.

Korsanlığın sıklıkla görüldüğü bir başka sektör de yazılım sektörüdür. Elde edilen verilere göre, ülkemizde korsan yazılım kullanımı yüzde 70 düzeyindedir.

Bu çerçevede, Türkiye'de, yıllık cirosu 500 trilyon lira olan kitap yayıncılığının 300 trilyon liralık kısmı korsanlarca çalınmaktadır. Yayıncıların, yazarların ve kitap sektörünün bu büyük kaybı yanında, devletin de tahsil edemediği Gelir ve Katma Değer Vergilerinden 100 trilyon liralık kaybı vardır.

Görüldüğü gibi, korsan faaliyetler, bu eserlerin sahiplerini maddî ve manevî açıdan zarara uğratmanın yanı sıra, kayıtdışı ekonomi oluşmasına ve devletin büyük vergi kayıplarına uğramasına sebebiyet vermektedir.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; yukarıda yaptığım açıklamalar, korsan faaliyetlerin ülkemizdeki boyutunu ve bu faaliyetlerle mücadelenin ne kadar büyük bir önem arz ettiğini, bir kez daha ortaya koymuştur sanıyorum. Âdeta, bir seferberlik havası içerisinde topyekûn yürütülmesi gereken korsanlıkla mücadelenin, günümüz şartlarında layıkıyla yapıldığını söylemek pek mümkün değildir.

Halen bu sahayla ilgili yürürlükte olan 5846 sayılı Kanun ile 3257 sayılı Kanun yetersiz olduğu gibi, ikisinin arasında ciddî çelişkiler de mevcuttur. Özellikle, 3257 sayılı Kanundaki bandrolsüz ve korsan nüshalara ilişkin yaptırımların, 5846 sayılı Kanuna göre daha düşük cezalar içermesi ve ihlallere ilişkin yaptırımlarda 3257 sayılı Kanunun bu hükümlerinin tercih edilmesi, fikrî hakların korunması ve korsan yayınla mücadeleyi ve caydırıcılığı azalttığı gibi, karmaşaya da yol açmaktaydı. Bütün bunlar, korsanlıkla mücadele konusunda gerçekleştirilen yasal düzenlemeleri ve yürütülen faaliyetleri, maalesef zafiyete uğratan hususlardı.

Değerli arkadaşlarım, 5846 sayılı Kanun ile 3257 sayılı Kanun arasında uyum sağlanması ve az önce de açıkladığım sıkıntıların giderilmesi amacıyla, bugün görüştüğümüz kanun tasarısı, Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Erkan Mumcu'nun çabaları ve konuyla ilgili meslek birliklerinin işbirliğiyle, yoğun bir çalışma döneminden sonra huzurunuza getirilmiştir.

Bu kanun tasarısıyla, sokaklarda fikir ve sanat eserlerinin satışına imkân veren mevcut uygulamaya son verilmektedir. İşportada, cadde ve sokaklarda, işgaliye ödeyerek, kitap, kaset, CD gibi fikir ve sanat ürünlerinin satılması yasaklanmaktadır; zira, korsan yayının en yaygın satıldığı yerler buralardır. Kanuna yapılan bu eklemeyle, korsan yayın ve satışı büyük bir oranda azalacaktır.

Tasarıyla, korsan yayının organize suç kapsamına alınması da, başka bir önemli adımdır. Gerçekten de, artık, korsan yayın üretimi ve dağıtımı çeteleşmiş gruplar tarafından yapılmaktadır. Tasarıda getirilen düzenlemeyle, bu grupların yargılanması ve gereken cezaları almaları mümkün olabilecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; fikrî ürünler üzerinde hak sahibi olan eser sahipleri ve bağlantılı hak sahipleri, bu ürünlerin kullanımı hususunda mutlak yetki sahibidirler; ancak, bu mutlak yetki, kullanıcıların kamuoyuna verdiği hizmeti engeller bir biçimde de kullanılmamalıdır. Başta radyo-televizyon kuruluşları ve oteller, kafeler ve gazinolar olmak üzere fikrî ürün kullanıcılarının, bu ürünleri kullanmadan ayakta kalamayacağı, öte yandan, bu ürünlerin kullanıcılarca kullanılmaması halinde de, söz konusu ürünlerin kamuoyuna ulaşamayacağı düşünüldüğünde, kullanıcı ve üretici sektörlerin birbirleriyle işbirliği içerisinde olması kaçınılmaz olmaktadır.

Görüşmekte olduğumuz kanun tasarısıyla, fikir ve sanat eserleri sahipleri ile kullanıcılar arasındaki sorunlar da nihaî çözüme ulaşmaktadır. Söz konusu tasarıda, fikrî ürünlerin kullanımına ilişkin prosedürün, serbest sözleşme düzeninin korunması suretiyle tarafların işbirliği üzerine kurulmuş, hesaplanabilirlik, öngörülebilirlik, tutarlılık ve rasyonelliği esas alan bir sisteme bağlanmış olması, bir diğer deyişle fikrî ürünlerin kullanımı hususunda serbest piyasa ekonomisiyle bağdaşır hükümlerin olması sevindiricidir.

Anayasamızın "Çalışma ve sözleşme hürriyeti" başlıklı 48 inci maddesine göre, herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme yapma hürriyetlerine sahiptir. Ayrıca, Anayasamızın "Sanatın ve sanatçının korunması" başlıklı 64 üncü maddesine göre, devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi, desteklenmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alır. Tasarının, Anayasamızın 48 ve 64 üncü maddeleri gözetilerek hazırlandığı açıktır. Bununla beraber, fikrî ürünlerin kullanım bedelleri olan tarifelerin belirlenmesinde öngörülen kriterlerin, fikrî ürün üreticisinin topluma karşı sorumluluk ve yükümlülüklerine dair esasların çerçevesini çizer şekilde düzenlenmiş olması takdirle karşılanmalıdır.

Mevzuatların hukuk sistemimizi iyileştirecek şekilde hazırlanması bir önşarttır. Nitekim, bir mevzuat, başka bir mevzuatla çelişik hükümler içermemelidir. Tasarıda bu hassasiyetin gözetildiği aşikârdır. Özellikle fikrî hukuk alanını kapsayan hususların, aynı zamanda diğer hukuk dallarını kapsar nitelikte olduğu hatırlandığında, fikrî hukukta iyileştirme çalışmalarının büyük dikkatle yapılması gerekmektedir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; fikrî hukukun:

Bir eser üzerindeki hakların ve eser alenîleştikten sonra bazı manevî hakların korunması bakımından medenî hukuk,

Bazı fikir ve sanat eserlerinin maddî mallar üzerinde cisimlenmeleri bakımından eşya hukuku,

Eser sahibinin ölümünden sonra, manevî ve malî haklarının akıbeti bakımından miras hukuku,

Malî hakların devri söz konusu olduğunda yapılacak sözleşmeler bakımından borçlar hukuku,

Bazı fikrî eserlerin denetime konu olması bakımından basın hukuku,

Eser sahibinin manevî ve malî haklarının ihlalinde ve bazı diğer hallerde suçun unsurları bakımından ceza hukuku,

Fikrî emeğin karşılığının verilmesi bakımından iş hukuku,

Telif ve bağlantılı hakların korunmasına dair anlaşmalar bakımından devletler hukuku,

Eser üzerindeki mülkiyet hakkını güvence altına alan Anayasamızın 35 inci maddesi bağlamında anayasa hukukuyla,

İlişkisi mevcuttur.

İşte, tüm bu bakımlardan, tasarının, diğer mevzuatlar gözetilerek, titizlikle hazırlanmış olması da takdire şayandır.

Bildiğiniz üzere, ülkemizde fikrî haklar bilincinin oluşmasına büyük katkı sağlayan 4630 sayılı Kanun ile 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda, fikrî hak ihlallerinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve 10 milyar liradan 150 milyar liraya kadar para cezası öngörülmektedir.

Ülkemizde kişi başına düşen millî gelir miktarı hatırlandığında, fikrî hak ihlallerinde öngörülen bu cezaların ağır olduğu düşünülebilir. Nitekim, Türkiye gündemine, bu cezaların uygulanamayacak kadar ağır olduğu iddiaları oturmuştur.

Değerli milletvekilleri, sizlere, Amerika Birleşik Devletlerinde, fikrî hak ihlallerinde uygulanmış olan cezalardan yakın zamana ilişkin iki örnek vermek istiyorum. New York'ta, 2002 yılının ocak ayında, piyasaya korsan DVD ve CD arz eden bir kişi hakkında 1 000 000 dolar para cezası verilmiştir. Virginia'da, 2003 yılının mayıs ayında, korsan müzik CD'si üreten ve satan bir kişi hakkında beş yıl hapis ve 250 000 dolar para cezası verilmiştir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Bildiğiniz üzere, Amerika Birleşik Devletlerinde kişi başına düşen millî gelir düzeyi oldukça yüksektir. Dolayısıyla, söz konusu ülkede fikrî hak ihlallerinde çok ağır cezalar verilmesi, kamu vicdanını rahatsız etmemektedir. Öte yandan, Türkiye'nin sosyoekonomik koşulları düşünüldüğünde, ülkemizde fikrî hak ihlallerinde çok ağır cezalar yerine, uygulanabilir kademeli ceza sisteminin tesis edilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, tasarıda, uygulanabilir kademeli ceza sisteminin öngörülmüş olması isabetlidir.

Tasarıda, internet üzerinden yapılan fikrî hak ihlallerinde, bilgi içerik sağlayıcıları ile hizmet sağlayıcılarının sorumlu olması hususu hükme bağlanmıştır. Amerika Birleşik Devletlerinde yürürlükte olan fikrî hak ihlallerinde bilgi içerik sağlayıcıları ile hizmet sağlayıcılarını sorumlu tutan hükümler içeren "Bilgi Dijital Binyıl Kanunu" esasının bu yasaya yansıtılmış olması, çok olumlu bir gelişmedir.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; bildiğiniz üzere, internet üzerinden işlenen suçları en genel anlamda iki grupta tasnif edebiliriz; bunlar, sisteme yönelik suçlar ve bilgiye yönelik suçlardır. Sisteme yönelik suçlar, sistemin çalışmasını durdurmak, sistemi bozmak, sistemin çalışmasını aksatmak ve sistemin çalışmasını engellemektir. Bilgiye yönelik suçlar ise, bilgiyi çalma, bilgiyi değiştirme, bilgiyi bozma, bilgiyi yayma ve bilgiyi saklamadır. Bilgiye yönelik suçlar, fikrî hukukun konusudur. Bütün ülkeler, internet üzerinden gerçekleştirilen fikrî hak ihlallerine ilişkin caydırıcı cezalar uygulamaktadırlar. Bu noktada, Amerika Birleşik Devletlerinden bir örnek vermek istiyorum. New Jersey Eyaletinde, 2003 yılının haziran ayında, bir sinema filmini internet üzerinden, hak sahiplerinden izin almadan ticarete sunan bir kişi hakkında üç yıl hapis cezası ve 7 000 dolar para cezası verilmiştir.

Mevzuat çalışmalarında gelişmiş ülke modellerinden faydalanmak pek tabiîdir. Fikrî hak ihlallerinde uygulanması öngörülen cezalar hususunda da gelişmiş ülke örnekleri gözetilmelidir. Bununla beraber, örnek alınan her hususun, ülkenin sosyoekonomik dokusuyla bağdaşır olması önem arz etmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının, ülkemizin sosyoekonomik yapısıyla bağdaşır hükümler içerdiğinin altını çizmek isterim.

Toplumsal taleplerin karşılandığı bu tasarının hazırlanmasında emeği geçen Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Erkan Mumcu ve çalışma arkadaşlarına, tekrar, şükranlarımı sunuyor ve Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

21 konuşma daha · 3 Mart 2004

21 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook