İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 93. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Maden kan.ve bazı kan.değ.yap.ilişkin kan.tas.

Mehmet Hilmi Güler

Ordu Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 93. Birleşim · 2. yasama yılı · 26 Mayıs 2004 · 1.320 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Hilmi Güler (AK Parti), 26 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MADEN KAN.VE BAZI KAN.DEĞ.YAP.İLİŞKİN KAN.TAS.); konuşma 1.320 kelime.

Mehmet Hilmi Güler (AK Parti, Ordu). “Maden kan.ve bazı kan.değ.yap.ilişkin kan.tas”. TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim tutanağı, 26 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-hilmi-guler-22-2004-05-26-maden-kan-ve-bazi-kan-deg-yap-iliskin-kan-tas (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben, aslında, zamanı iyi kullanalım diye bu konuyla ilgili söz istemeyecektim; ama, Sayın Erdal Karademir Beyi dinleyince, cevap vermem gerektiğini hissettim; çünkü, öyle cümlelerle bizi itham etti ki, Allah'tan, dokunulmazlıklarla ilgili bir karar almamışız; yoksa, kapıdan çıkınca, savcılar, bizi hemen yakalayabilirdi; çünkü, bu tasarıyı hazırlarken bayağı suç işlemişiz!

İşin ilginç tarafı, Sayın Milletvekilimiz, herhalde, Gruptaki arkadaşlarıyla da görüşmemiş olacak; mesela, Tacidar Seyhan Bey ve diğer arkadaşlarıyla görüşmemiş olacak; çünkü, sürpriz ifadeler kullandı. Ben de ona hayret ettim. Bunu özellikle bildirmek istiyorum. Neticede, bu, bir tasarıdır ve üstelik de, çok memnuniyetle ifade edeyim ki, bu tasarı, Cumhuriyet Halk Partisinin değerli milletvekillerinin de çok olumlu, güzel katkılarıyla ortaya çıkan bir çalışmadır ve yıllardır da beklenen bir kanun tasarısıdır. Tıpkı, Petrol Piyasası Yasasında olduğu gibi, çok güzel tartışmalarla bunlar meydana gelmiştir.

Bu bakımdan, ben, önce, teşekkürle başlayayım sözüme; çünkü, bu tasarı, çok uzun görüşmelerle, fikir teatileriyle, alt komisyon çalışmalarıyla ve iki değerli komisyonun gayet yoğun, bilimsel ve teknik emekleri neticesinde ortaya çıkmıştır; o bakımdan, peşinen teşekkür ediyorum.

İkinci olarak, madenler hakkında bazı bilgileri vermemde yarar var; çünkü, burada, millî bir konudan bahsediyoruz, zenginliklerimizden bahsediyoruz; ama, bu zenginlikleri, maalesef, şu ana kadar, yeterince, gereğince kullanamadık. Halen, bu yeraltı zenginliklerinden, gayri safî millî hâsılamızın yüzde 1'i kadar bir kazancımız var. Trilyon dolarlarla ifade edilen kaynaklarımızdan bahsediyoruz; ama, bunun, hayatımıza, hemen hemen hiçbir yansıması yok. Bizim amacımız ise, bu kaynakları, mutlaka, ekonomimizin, insanımızın, milletimizin hizmetine sunmaktır.

Bunun için çok güzel de bir konsensüs oluştu, Anamuhalefet Partisine mensup milletvekillerimizle güzel çalışmalar yaptık. Belki, halen üzerinde tartışılan bir iki nokta varsa -ki, onları da biraz önce görüştük- onları da düzeltebiliriz; çünkü, biz, yangından mal filan kaçırmıyoruz; yani, netice itibariyle, bu ülkeye hizmet etmeye çalışıyoruz. Kaynaklarımız var, bu kaynakların nasıl işletileceğini bilen bir ekibiz. Neticede, milletvekillerimiz, teknik arkadaşlarımız, genel müdürlerimiz, Bakanlığımız, Hükümetimiz, bunda hemfikir ve güzel çalışmalar da yapılıyor ve bunun yansımalarını da görüyorsunuz.

Bir misal vereyim: Sabahleyin basın toplantısı yaptık. TKİ'nin, şu ana kadar, piyasaya müdahalesi yoktu. Şimdi, bizim, geçen sene, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonunun da desteğiyle fakir fukaraya dağıttığımız kömür, bize çok yeni ufuklar açtı. Orada 1 200 000 aileyi rahat ettirdik, onları soğuktan kurtardık; şimdi, bunu, daha da artırıyor, ikiye katlıyoruz. Bunun dışında, ayrıca, piyasaya, 2 800 000 ton kömür daha süreceğiz; tıpkı, İstanbul'da Halk Ekmek'in yaptığı gibi, fiyatları aşağı çeken bir mekanizmayla, bir piyasa yapımcısı (market maker) olarak gireceğiz. Biz, geçen sene, ton başına 20 dolar kadar bir rahatlık sağlamıştık, ucuzluk sağlamıştık; şimdi, bunu, neredeyse ikiye katlamayı düşünüyoruz ve Türkiye Kömür İşletmeleri, daha evvel, zararla karşı karşıyaydı; şimdi, hem kâra geçirilecek hem de piyasa oluşturulacak; ithal kömüre karşı, bu, güzel, yerli kömürümüzü kullanacağız. Bununla da piyasa oluşturacağız ve buradan aşağı yukarı 500 000 000 dolar da bir kazanç sağlanacaktır ve bu, vatandaşın cebinde kalacak. Tıpkı, şu ana kadar, elektrikte -onsekiz aydır, zam yapmadan- yaptığımız gelir ve verim artırıcı çalışmalar gibi, bu konuda yaptığımız çalışmalar da yerli kaynaklarımızı değerlendirmekle ilgilidir.

Türkiye Taş Kömürü İşletmeleri için de aynı şey geçerli. Kocaman bir saha var elimizde; ama, yanı başında Ereğli Demir-Çelik var, Karabük Demir-Çelik var, öbür tarafta da İskenderun Demir-Çelik var. Biz, kalkıyoruz, Avustralya'dan, Güney Afrika'dan, Güney Amerika'dan kömür getiriyoruz, 60 kilometre ötedeki, kömürü kullanmıyoruz. Üstelik de piyasası olan bir sahada kullanmıyoruz; yani, Ereğli Demir-Çelik kömür istiyor; kömürümüz var, veremiyoruz. Böyle, piyasası hazır bir saha daha yoktur; yani, böyle bir şey yok...

K. KEMAL ANADOL (İzmir)Sayın Bakan, o zaman, TTK güçlenmeli.

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla)Şimdi, onu yapıyoruz, onu getireceğiz; yani, memnun olacağınızı bildiğim için söylüyorum. Bunu yaptığımız zaman, fiyatlar yükseldi...

HARUN AKIN (Zonguldak)Çelişiyorsunuz, işte bunu anlayamıyoruz!..

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla)Hayır, işte, ben de size bunu anlatıyorum; bunlar birlikte görüştüğümüz şeyler...

HARUN AKIN (Zonguldak)Biz de aynı şeyleri söylüyoruz.

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla)Aynı şeyi yapıyoruz. Değişik pencerelerden bakıyoruz muhtemelen; ama, aynı binadayız, bakın, gördüğünüz gibi.

HARUN AKIN (Zonguldak)Peki, nerede yanlış yapıyoruz? Biz de aynı şeyleri söylüyoruz.

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla)Bunların hepsi düzelecek. Umut verici tarafı şu: Bir kere, şundan emin olun ki, bu, millî bir davamız, millî zenginliğimiz. Biz bugün varız yarın yokuz; ama, yaptığımız şeyin doğru olması lazım. Bizim kafamızın arkasında ayrı bir gündem yok, o gündeme göre bir şey yapıyor değiliz. Bilimsel bir konuda, teknik bir konuda, ticarî bir konuda, yatırım yapılacak bir konuda bildiklerimizi ortaya koyuyoruz. Bu, neticede, herkesin fikirlerini ortaya koyduğu bir ortamdır ve onun için buraya Türkiye Büyük Millet Meclisi diyorlar.

Netice olarak; biz, burada, yapacağımız çalışmalarda, kömürümüzü, bakırımızı, kurşunumuzu, çinkomuzu, altınımızı, mermerimizi, borumuzu, hepsini belli bir verim içerisinde işletmek istiyoruz. Baktığımız zaman, maden üretimi bakımından, 132 ülke arasında 28 inci durumdayız, maden çeşitliliği açısından da 10 uncu ülke durumundayız; ama, dediğim gibi, gayri safî millî hâsılanın halen yüzde 1'indeyiz. Bu bizim için bir ayıptır, bir eksikliktir, kusurdur. Biz bu kusurun devam etmesini istemiyoruz; onun için de yasal altyapıyı mutlaka düzeltmemiz lazım. Belki şunu diyebilirsiniz; Türkiye'de aslında mevzuat eksikliği yok, mevzuat fazlalığı var. Ama, mevzuat fazlalığı da karmakarışık haldeydi; bunu sadeleştiriyoruz, hayatı daha kolay bir hale getiriyoruz; yaptığımız bu. Zonguldak yöresini rahatlatmak istiyoruz; çünkü, o yörede her yıl yaklaşık 320 000 000-350 000 000 dolar zarar ediyoruz. Bu, hepimizin parası, yani, hepimizin kaynağı. Bunu devreye koyacağız. Üstelik de piyasası hazır, fiyatlar yükselmiş; ama, biz mal yetiştiremiyoruz. Bunu yapacağız, bunu düzelteceğiz.

Üstelik, madencilik sektörünün öncü bir sektör olduğunu kabul ediyoruz. Bunun özel bir sektör olduğunu, yer seçimi konusunda herhangi bir başka şansın olmadığını... Maden neredeyse orada çıkaracağız. Yani, böyle bir lüksümüz yok; yerini değiştirelim de başka bir yerde bunu yapalım yok. Allah nerede yarattıysa bunu orada çıkaracağız; ama, bunu çıkarırken de çevreye duyarlı bir şekilde çıkaracağız; çünkü, biz, insan için yapıyoruz bunu; insana rağmen yapmıyoruz, çevreye rağmen yapmıyoruz, taşın da bir hakkının olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla, biz bunun her şeyinin hakkını vererek yapacağız. Bunu yaparken de, tabiî ki, ekonominin şartlarını mutlaka ele almamız gerekecek.

Şimdi, burada tasarının maddelerinin detayına girmek istemiyorum. Bunu yaptığımız zaman birtakım sektörler rahatlayacak. Bunların başında demir çelik sektörü var. Bunun dışında, mermercilik var, altın var, bor var, kömür işletmeleri var, taşkömürü var; bunların hepsi rahatlayacak. Endüstriyel mineraller konusunda önemli avantajlar sağlayacağız; bor konusunda da öyle. Onu özellikle söylemek istiyorum; yani, Bor Araştırma Enstitüsünün kurulmasını teklif eden biziz, getiren biziz. Borla ilgili bir kurumda, daha evvel, hasbelkader genel müdürlük yaptım; yani, madenleri bilmeyen biri değilim. Size şunu söyleyeyim: Kullanmadığınız madenin bir kıymeti olmaz. İleriye dönük olarak bırakırsanız, bunu çoluk çocuğumuz kullanır derseniz... Belki çok masumane bir tarz olarak bu söylenebilir; ama, teknoloji durmuyor. Öyle oluyor ki, bir zamanlar bakır tencereler vardı, daha sonra alüminyuma döndü, ondan sonra cama döndü; yani, teknoloji yerinde durmuyor. Borda bizim yüzde 68 veya bir ifadeye göre yüzde 72 rezervimiz var demek çok şey ifade etmiyor. Yarın buna karşı öyle bir madde geliştirirler ki, deterjanda, kâğıtta, gıdada bunu kullanamayabilirsin. O zaman "elimde kaldı yazık, mendil" diye, o türküyü söyler dururuz.

O bakımdan, bizim yapacağımız şey, bunları zamanında kullanmaktır. Bunun için, belli bir hassasiyetimiz tabiî ki olacaktır; bu hassasiyeti de, mutlaka, teknik olarak geliştireceğiz.

Bu arada şunu da ifade edeyim: Türkiye Taş Kömürü İşletmelerinin ruhsatlarının devriyle ilgili maddeye de gerek görmüyoruz; bunu bir önergeyle düzelteceğiz, bunu ifade edeyim.

Borla ilgili, ikinci olarak; Eti Madenciliğin bünyesinde veya Etibankın bünyesinde, daha evvel bulunmuş bor filan yok; yani, bunu da bildirmiş olayım size.

Onun dışında, bir iki önergemiz olacak.

Ben şunu ifade edeyim: Bizim sizlerden hiç farklı bir düşüncemiz yok; bor konusunda da aynı hassasiyeti birlikte paylaşıyoruz.

Onun için, bahsettiğimiz, daha evvel söz verdiğimiz şeyleri de, zaten, görüşmeler sırasında düzelteceğimizi ifade ediyorum. Bunun bir millî konu olduğunu düşünüyorum. Burada, bunu konsensüsle çıkarırsak, çok önemli, çok faydalı, hayırlı bir iş yapmış oluruz. Bundan, hem ülkemiz hem de insanlık yararlanır diye düşünüyorum.

Peşinen, şimdiden, katkılarınıza, komisyonlardaki çalışmalarda emeği geçenlere -bürokrat arkadaşlarım dahil- ve Cumhuriyet Halk Partisinin çok saygıdeğer milletvekilleri dahil olmak üzere hepinize teşekkürler ediyorum, saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

38 konuşma daha · 26 Mayıs 2004

38 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook