Maden kan.ve bazı kan.değ.yap.ilişkin kan.tas.
Ordu Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 93. Birleşim · 2. yasama yılı · 26 Mayıs 2004 · 535 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Hilmi Güler (AK Parti), 26 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MADEN KAN.VE BAZI KAN.DEĞ.YAP.İLİŞKİN KAN.TAS.); konuşma 535 kelime.
Mehmet Hilmi Güler (AK Parti, Ordu). “Maden kan.ve bazı kan.değ.yap.ilişkin kan.tas”. TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim tutanağı, 26 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-hilmi-guler-22-2004-05-26-maden-kan-ve-bazi-kan-deg-yap-iliskin-kan-tas-4 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Sedat Pekel, oldukça ilginç konulara dokundu, aynı zamanda, kendi ilinde olan durumu da herhalde biraz yanlış yorumladı. Ben, açıklayıcı olmak bakımından söz istedim.
Bir kere, kurumun merkezi Bandırma'dan Ankara'ya gelmedi. Bundan haberi olması lazım; çünkü, kendi ilinde oluyor.
İkinci olarak, AŞ halindeki bir kurumun özelleştirilmesi daha kolay olurdu. Biz burada yasanın gereğini yaptık ve buradan yeni bir statüye geçirdik. Dolayısıyla, gönlü ferah olsun. Zaten, biz de bu konuyu Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleriyle birlikte ele alıyoruz. Dolayısıyla, belki de, olup bitenden yeteri kadar haberi olmadı diye düşünüyorum.
Üçüncüsü, bunlar Danıştay kararlarına paralel olarak yapılmıştır. Bu da, hukuka saygımızın bir gereğidir; çünkü, hukukun istediği düzenleme yapılmıştır. Tersini yapmış olsaydık, ne derece eleştiri alacağımızın takdirini sizlere bırakıyorum.
Bunların dışında, Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğünün dışında herhangi bir kuruma bor ruhsatı veya işletme izni verilmemiştir. Bu da gayet açık bir noktadır, onu ifade etmek istiyorum.
Ayrıca, bundan önce bulunmuş olanları da gene ruhsat dışı olarak kabul edeceğiz. Zaten şu ana kadar da, bor madenleriyle ilgili, Eti Madenciliğin dışında ruhsat verilen herhangi bir nokta olmamıştır; fakat, yeri gelmişken şunu ifade edeyim: Bu bor meselesi Türkiye'de çok yanlış ele alınıyor; yani, bor meselesi, olması gerekenden çok daha farklı değerlendiriliyor. Bunu, sorumlu bir kişi olarak, biraz da mesleğim icabı ifade etmek istiyorum. Yani, bu, âdeta kutsallaştırılıyor, aşırı bir yanıltıcı değere ulaştırılıyor.
Şu anda dünya rezervinin yüzde 68'i bizde, hatta bir ifadeye göre de, yeni bulunanlarla beraber, yüzde 72'si bizde. Eğer biz bunu kullanmazsak, bunun dönemi geçecek, geçebilir; çünkü, yeni maddeler, yeni bileşikler, yeni malzemeler geliştiriliyor; yani, bunun mutlaka kullanılması lazım.
Daha evvelden de ifade ettiğim gibi, bakıyorsunuz, bir mermer, şu anda bordan çok daha fazla gelir getiriyor. İlk dört aydaki ihracatımız yaklaşık olarak 250 000 000 dolar; yani, yıllık 1 milyar dolara kadar gidecek. Bizim, bor, bor dediğimiz şeyden elde edilen gelir mermer ihracatının çok çok daha altında, üçte 1'i, dörtte 1'i durumunda. Bizim bunu çok daha değişik bir görüşle değerlendirmemiz lazım. Sizleri tenzih ederek söylüyorum, maalesef, bazı kişilerin hazırladıkları kitaplar var -bunun burada detayına girmek istemiyorum, derleme kitaplar- bu kitaplar çok kişiyi yanıltıyor. Yani, bizim, bu madenleri bir an evvel kullanmamız lazım. Biz, ileride bunun değerinin artacağından emin olsak, bırakalım; ama, dediğim gibi, biraz önce ilk söz alışımda da ifade ettiğim gibi, yeni yeni malzemeler geliştiriliyor. Mesela, bakırla ilgili ifade ettim; daha evvel bakır kaplar varken, alüminyuma, çeliğe geçildi, hatta plastiğe geçildi, onun dışında ateşe dayanıklı cam kaplara geçildi. İletkenlerde de böyle; kullanmadığınız takdirde yeni şeyler oluşuyor. Şimdi, petrol fiyatları arttı diye -daha evvel de 1979 yılında yeni tedbirler alınmıştı- petrol ve doğalgaz fiyatlarının anormal artması neticesinde -ben iki gün evvel Uluslararası Enerji Forumunda idim, bu foruma 89 ülkenin enerji bakanı katıldı- şimdi hidrojen enerjisini geliştirmeye çalışıyorlar. Yani, bu bor dediğimiz şey, tabiî ki büyük bir zenginliğimiz; ancak, kullanmadığımız takdirde, kullanamadığımız takdirde, yarın bu avantajımızı kaybedebiliriz. Onun için, bunu makul seviyede kullanmamız lazım. Tabiî ki stratejiktir, şudur budur; ama, stratejik olan şey kullanılmadığı takdirde, stratejikliği de kalmıyor; bunu ifade etmek istiyorum.
Sayın Pekel'in bahsettiği kurumun merkezi Bandırma'dadır, Ankara'ya taşınmamıştır; bunu bir kere daha ifade etmek istiyorum. Bu konudaki hassasiyetimiz de, tabiî ki, en az sizler kadardır.
Hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
38 konuşma daha · 26 Mayıs 2004