2005 mali yılı bütçe kan.tas.(9 uncu tur görüşmelerinde) enerji ve tabii kay.bak.,petrol işl.gen.müd.,dsi gen.müd.,çevre ve orman bak.,orman gen.müd.,meteoroloji işl.gen.müd.
Ordu Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 39. Birleşim · 3. yasama yılı · 24 Aralık 2004 · 2.491 kelime · yaklaşık 12 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Hilmi Güler (AK Parti), 24 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS.(9 UNCU TUR GÖRÜŞMELERİNDE) ENERJİ VE TABİİ KAY.BAK.,PETROL İŞL.GEN.MÜD.,DSİ GEN.MÜD.,ÇEVRE VE ORMAN BAK.,ORMAN GEN.MÜD.,METEOROLOJİ İŞL.GEN.MÜD.); konuşma 2.491 kelime.
Mehmet Hilmi Güler (AK Parti, Ordu). “2005 mali yılı bütçe kan.tas.(9 uncu tur görüşmelerinde) enerji ve tabii kay.bak.,petrol işl.gen.müd.,dsi gen.müd.,çevre ve orman bak.,orman gen.müd.,meteoroloji işl.gen.müd”. TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim tutanağı, 24 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-hilmi-guler-22-2004-12-24-2005-mali-yili-butce-kan-tas-9-uncu-tur-gorusmelerinde-enerji-ve-tab (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının 2005 malî yılı bütçesini sunarken, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Aslında, ben, yaptığımız çalışmalar ve programla ilgili olarak, size, 40 sayfalık bir kitapçık sundum. Normal olarak da, bu dağıttığım kitaba uygun bir konuşma yapacaktım; ancak, Cumhuriyet Halk Partili bazı milletvekili arkadaşlarımızın açıklanmaya ihtiyaç duyduğu birkaç noktaya değinmek gereğini hissettim. O bakımdan, konuşma metnini size dağıtmakla beraber, onun dışına çıkacağım; ama, konuşma metnini, aynen, konuşmuş gibi kabul ediyorum.
Şimdi, aslında, biz sorunlu bir bakanlık devraldık; ama, yaptığımız çalışmalarla, en az sorunlu bakanlıklardan bir tanesi haline getirdik, bunu yaparken de, para idaresi yanında, insan idaresi, enerji yönetimi dediğimiz yönetimi uyguladık ve yaptığımız çalışmalarla da olumlu sonuçlar elde ettik.
Şimdi, bununla ilgili olarak birkaç bilgiyi vereceğim. Önce, yaptığımız çalışmaların bir mimarisi, bir felsefesi var. Bu felsefe, şu: Türkiye'nin üzerinde bulunduğu jeopolitik ve jeostratejik konumu son derece önemli. Enerji politikasını biz uzun vadeli olarak düşünüyoruz ve düşündüğümüz bu politika mutlaka sağlam temeller üzerine oturmalı ve idealimiz de, beklentimiz olan, Türkiye'nin, dünyanın en büyük on ekonomisinden biri haline dönüşmesidir ve onun için de enerji ve tabiî kaynaklar burada doğal olarak önemli bir yer tutmaktadır.
Burada en önemli vaziyet, özellikle petrol ve doğalgazın ülkemizin doğusunda ve Ortadoğu'da bulunuşunu gözönüne alacak olursak, kullanıcı ile üreticiler arasında Türkiye bir koridor, bir enerji köprüsü olmaktadır; bunu da biz avantaja dönüştürmek niyetindeyiz.
Bu bakımdan, enerji politikamızı, jeopolitik durumumuza, jeostratejik durumumuza uygun olarak geliştirmeye çalışıyoruz ve en orta vade olarak düşündüğümüz süreyi de 2020 olarak düşünüyoruz; normal olarak diğer ülkeler orta vadeyi 30 yıl ve 50 yıl arasında almaktadır; biz de 20 yıldan başlayan ve 2030 yılına kadar giden süreçte enerji politikamızı oluşturmaya çalışıyoruz.
Burada, tabiî, bir başka temel nokta da politikamızı kurarken, mutlaka Avrupa Birliği hedefini de gözönüne almak durumundayız. Çünkü Avrupa Birliği müktesebatıyla ilgili çalışmalarımızı hem doğalgazda hem elektrikte yapmak durumundayız ve buna petrolü de dahil ediyoruz. Bunu yaparken de, liberalizasyon temel olgudur; yani, pazarın serbest olması ve tüketicinin haklarının korunarak, tüketicilerin malı alacağı satıcılarını seçme hakkının olmasıdır. Bunu yaparken, tabiî, yasalarla hukukî altyapıyı da oluşturmamız gerekmektedir.
Yani, makro düzeyde bakacak olursanız, jeopolitiğimiz son derece önemlidir. Bunun için, mutlaka bir millî enerji politikamızın olması ve kaynaklar açısından da dışa bağımlılığımızı sürdürülebilir bir hale, makul bir hale sokmamız lazım. Şu anda bizim birincil enerji tüketimimizdeki dışa bağımlılığımız yüzde 72. Eğer önlemini almazsak, bu, yüzde 80'e çıkacak. Buna hiçbir ülke dayanamaz veya bu hedeflerle, bu datalarla, iddialı bir ülke, devlet olamaz. Bunun için de, yerli kaynaklarımıza özellikle ağırlık veriyoruz ve yoğun bir çalışma içindeyiz. Olaya sadece doğu-batı olarak bakmıyoruz, aynı zamanda kuzey-güney olarak da bakıyoruz. Doğu-batı derken, Bakû-Tiflis-Ceyhan Projesi, Şahdeniz Projesiyle birlikte Azerbaycan, Türkmenistan ve Irak; kuzey-güney bağlantısı derken de, yine Irak'la beraber Suriye ve Mısır doğalgazlarını ve petrollerini de gözönüne alıyoruz. Bu arada, Rusya'dan gelen Mavi Akımın da, Sayın Putin'in de Türkiye'yi ziyareti sırasında BOTAŞ ile Gaspromun yaptığı çalışmalarda olduğu gibi, mutlaka, kuzey-güney doğrultusunda aşağı doğru inmesi; ayrıca, gaz depolarının, yeraltı depolarının oluşması -ki, bunlardan bir tanesini şu anda Türkiye Petrolleri Silivri'de yürütüyor, 1 600 000 000 metreküp; Tuz Gölünün altında da yine 5 milyar metreküplük bir deponun- çalışmaları başlatıldı ve bunun mutlaka gerçekleşmesi lazım.
Bunları çok önemsiyoruz ve eğer bunları yapmazsak, kömürümüze ağırlık vermezsek, suyumuza ağırlık vermezsek ve diğer yerli kaynaklara, madenlere, minerallere ağırlık vermezsek, bu iddiamızdan bahsedemeyiz. Onun için de, çalışmaları yaparken, mutlaka, hukukî altyapıyı, ortak akıl dediğimiz olguyu sizlerin de katılımlarıyla oluşturuyoruz. Bütün çalışmalarda, yasaları çıkarırken, yönetmelikleri çıkarırken, böyle, çok dar bir bürokrat grupla değil, bunun içinde NGO'lar, sivil toplum örgütleri dahil olmak üzere, siyasîler, özel sektör, kamu sektörü, bütün uzmanları dahil ederek yapıyoruz ve bu toplantıları ucu açık yapıyoruz, hatta, daha da olmazsa, haftasonu belli bir yere giderek -Bolu'ya, Abant'a, Kızılcahamam'a- enine boyuna tartışıyoruz. Yani, biz, yangından filan mal kaçıran bir hükümet konumunda değiliz, her şeyi açık açık tartışarak oluşturuyoruz; çünkü, bu bizim bir millî yaklaşımımızdır, ulusal yaklaşımımızdır. Burada, enerji konusunun herhangi bir şekilde çarpıtılarak böyle bir politikanın oluşturulması zaten kabul edilemez; yanlış hesap da Bağdat'tan döner, daha evvel döndüğü gibi. O bakımdan, bunları çok ciddî bir şekilde sürdürüyoruz.
Şimdi, sayın milletvekillerimiz Sedat Uzunbay Bey, Mesut Özakcan Bey ve Tacidar Seyhan Bey konuşurken, Plan ve Bütçe Komisyonundaki tartışmaları hatırladım. Hatta, orada "karar alalım, bu müzakereleri gece geç vakte kadar sürdürelim; daha da olmazsa, bir haftasonu -cumartesi pazar- bir yere kapanalım, enine boyuna tartışalım, görüşelim; çünkü, enerji politikalarını, çok uzun, gönlümüzün rahat edeceği kadar tartışılabilecek konular olarak görüyoruz" dedik; ama, fırsat olmadı, o zaman kısa geçtik. Kısa derken, yine de uzun bütçe görüşmelerinden bir tanesi olmuştu; ama, bunu daha da uzatabilirdik. Yani, bizim burada yapmak istediğimiz şey, bunların, enine boyuna tartışılmasıdır.
Tabiî, bizim Bakanlığımız, en sorunlu bakanlıklardan biri iken, en az sorunlu bakanlıklardan biri haline döndü; çünkü, bu bakanlık, iktidar götüren, iktidar getiren bir bakanlık. Onun için de, çalışmalarımızı belli bir hassasiyetle sürdürüyoruz ve bir sistem yaklaşımı içinde sürdürüyoruz. Sistem yaklaşımı derken, olaya önce makro bakıyoruz, bütün girdileri kontrol ettikten sonra... Burada, insan tabiî ki son derece önemli, para önemli, bir de yönetim önemli; çünkü, olayları yapanlar insanlar, olayları önleyenler de insanlar. Dolayısıyla, burada, yönetim son derece önemli. Biz de bu yönetimi iyi yaptığımıza inanıyoruz; çünkü, bu kadar kısa zamana bu kadar işi başka türlü yerleştiremezdik. Şöyle bir hafızalarınızı toplayacak olursanız, bir ÇEAŞ-Kepez meselesi, cumhuriyet tarihinin en önemli olaylarından bir tanesidir; bu gerçekleşmiştir. Daha evvelden, buna çok kişi niyet etmiştir, yapmaya çalışmıştır; ama, belli sebeplerden yapamamışlardır.
Onun dışında, Rus doğalgazı hep tartışılır geçerdi. Rus doğalgazı masaya yatırılmıştır; bunun tek fiyat ve aynı zamanda al ya da öde miktarı belli bir noktaya getirilmiştir.
Mobil olmayan mobil santrallar durdurulmuştur.
Bulgar elektriği, pahalı olduğu için ve başka taahhütler yerine getirilmediği için durdurulmuştur.
Kayıp-kaçak oranında çok yoğun bir çalışma sürdürülmektedir. Tam 650 000 elektrik hırsızı yakalanmıştır arkadaşlar; 650 000 kişi, 650 000 elektrik hırsızı. Daha evvelden bunlar yapılmıyordu. Bunlar, aynı zamanda, sosyal politikalarla birlikte yürütülmektedir.
Bunun dışında, DSİ'nin hamleleri var. 124 tesis devreye alınmıştır. Bunlar, böyle lafla falan olmuyor; bunlar, çalışarak ve belli disiplinler içerisinde sürdürülerek oluyor. Bu, bir sistem yaklaşımı meselesidir.
Burada, ayrıca, bir kömür harekâtı başlatılmıştır. Daha evvelden de Türkiye Kömür İşletmelerinin kömürü vardı ve bu kömürler çıkarılmıyordu veya belli bir miktar çıkarılıyordu. Biz, 1 200 000 ton kömürü çıkarmaya başladık. Şu anda, 1 000 000 ton kömür teker teker çıkarılıp, yıkanıp paketlenerek, vatandaşlara iletilmiştir. 1 200 000 ton kömürü 500 kilogramlık parçalar halinde düşünürseniz 2 400 000 aile yapar, 5'le çarparsanız, burada 12 000 000 kişi sıcak odalarında, bu soğuk kış günlerinde oturmaktadır, rahat etmektedir. İşte bu, sosyal politikadır.
SEDAT UZUNBAY (İzmir)Üretimin yüzde 2,3'ü.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla)Bunlar, çoğunun beceremediği işlerdi. Daha evvelden eğer kömürde bu politikayı gerçekleştirmeseydik, şu anda yüzde 13'e düşecekti. Biz, şu anda yüzde 23, yüzde 24'e çıkarmaya çalışıyoruz. Yani, aşağı doğru bir kayış vardı. Biliyorsunuz, bu gibi şeylerde -fizikte de öyledir- önce bir kaymayı durdurursunuz, ondan sonra yukarıya doğru tekrar harekete başlatırsınız; fizik kuralıdır bu. Üretimlerde de böyledir; yani, olayın bir sistematiği vardır, bir termodinamiği olduğu gibi, böyle bir durumu da vardır. Onun için, biz, bunları gayet bilimsel olarak yapıyoruz. Zaten, rakamlar herhangi bir sabunlamayı kaldırmaz. Teknikte böyledir bu tabirler.
SEDAT UZUNBAY (İzmir)Var ama.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla)Biliyorsunuz, kömür tek tek çıkar, kazmayı vurarak çıkar; önce bin metre aşağıya inersiniz, tek tek çıkar, sonra onu yıkarsınız vatandaşımıza layık hale getirmek için, ondan sonra paketlersiniz çevreye saygımızdan dolayı, ondan sonra da o fakir fukaraya, bu, hissettirilmeden verilir ve onlar da güzelce bunu yakarlar. Biraz önce söylediğim gibi, 10 000 000-12 000 000 kişi, soğuk havada, şu anda evlerinde bu kömürleri, hem de yerli işçilerimizin çıkardığı kömürleri yakıyorlar. İşsizliği de önlüyoruz böylece. Soma'da şu anda paketleyecek adam bulamıyoruz; o bölgelerde, bir yerde, işsizliği de önlemiş oluyoruz. Bunlar, tabiî, hep iş bilmeyle yapılacak çalışmalar.
Bu arada, biraz önce Sedat Uzunbay'ın bahsettiği birkaç nokta vardı; bu elektrikteki hesaplardan bahsettiler. Bizden önceki iktidarların yaptığı hesaba göre 2006 yılında bir krizden bahsediliyordu. Biz, felaket tellalı filan durumunda değiliz. Yaptığımız yeni hesaplara göre -yeni verilere göre yaptığımız hesaplarda- biz, yatırım ihtiyacının doğduğu yıl olarak 2009-2010 yılını görüyoruz; çünkü, hayat yeni şartlarla da devam ediyor, biz de yeni kaynaklarımızı araştırıyoruz ve bu yaptığımız araştırmalar ile yeni arz-talep dengelerine göre yaptığımız hesaplamalar bunu gösteriyor. Bu, aslında, memnuniyet verici bir şeydir. Dolayısıyla, yatırım ihtiyaçlarının daha ileri bir tarihte olması, hem yerli kaynaklarımızı verimli kullanmak açısından hem de aldığımız önlemler bakımından önemlidir. Bu, bir hesap kitap meselesidir. Bunu da sadece Enerji Bakanlığı yapmıyor, devletin bütün bürokratlarının -Devlet Planlama, Hazine, EPDK, özel sektör ve uzmanların- çalışmalarıyla yapılıyor. Burada bir hesap tutarsızlığı filan yoktur, tamamen hesaba kitaba bir uygunluk vardır.
Onun dışında, yaptığımız çalışmalarda -mesela, DSİ'nin yatırımlarından bahsettiniz- 2003 yılında 53 tesis, 2004 yılında da 71 tesis olmak üzere toplam 124 tesis açtık. Aslında, bu da, tam bir yönetim ustalığıdır, planlama ve programlamanın bir gereğidir; çünkü, biz, kaynakları çok etkin kullanıyoruz ve bitmek üzere olanları ele alıyoruz. Daha evvelden, bir proje deposu halindeydi aldığımızda ve biz, bu proje deposu halinde olanların içinden popülist olanları, fizibilitesi olmayanları ayıkladık, öncelikli olarak da bitmesi yakın olanlara ağırlık verdik ve onları bitirerek, onların parasıyla, kazancıyla da, diğerlerini bitirdik. Bunlar, zaten, işleyen, çalışan tesisler ve zaten, gözlerinizin önünde oluyor.
Tacidar Seyhan Bey -ki, çok sevdiğim bir arkadaşımız- yeni bir enstitüden bahsetti. Biz, yeni bir enstitü kurmadık. O komisyonlarda sizler de vardınız; bir enstitünün nasıl kurulduğunu biliyorsunuz. Enstitü kurulmadı; sadece, TÜBİTAK'taki enstitü ile Bor Araştırma Enstitüsü ortak bir proje yürüttüler. Tabiî, gazetelerde bazen böyle yanılmalar olabiliyor. Keşke, bize sorsaydınız, bunu ben size daha açık olarak ifade ederdim. Çünkü, bunlar, biliyorsunuz, yasayla çıkıyor ve yasada da sizin imzalarınız oluyor; sizden habersiz böyle bir şeyin olmayacağını siz de takdir edersiniz.
Şimdi, biz, yenilenebilir enerjilerde çalışmalarımızı yaptık. Aşağı yukarı bir senedir bu projeler, işte, bu yasa tasarısı hazırlandı, tartışıldı. Rüzgâr, jeotermal, güneş, küçük hidrolik santrallar, HES'ler ve biomass, bu kanunun, yasanın kapsamında. Komisyonlardan geçti; Genel Kurulda, sizlerin değerli parmaklarınız kalkarak, bu yasalaşacak. Gündeme girecek; gündeme girmesini bekliyoruz. Bu yasa, bizim savunduğumuz, üzerinde çalıştığımız ve sizlerin de değerli katkıları olan bir yasadır. Biz, rüzgârımızı, jeotermal enerjimizi, güneş enerjimizi sonuna kadar kullanmak istiyoruz ve bununla ilgili yoğun çalışmalarımız da var. Bu, sadece bir gündem meselesi; gündeme girecek.
Şimdi, bunun dışında, dediğim gibi, yoğun çalışma içindeyiz; ama... Yine, birkaç soru vardı. Tacidar Bey, LPG kanunuyla ilgili, bürokratlara atfen, biraz önce bir dokundurma yaptı. Ben, onu da şöyle izah edeyim: LPG kanununa, geçmişte işyeri açma izni ve çalışma ruhsatı almış olan otogaz istasyonlarının imar ve güvenlik standartlarına uymadan faaliyetlerine devam edeceklerine dair bir ekleme yapıldı tasarı sırasında. Bu, bizim istemediğimiz bir şeydi; çünkü, biz, sektörü disipline sokmak istiyorduk. Bu patlamalar, infilaklar olmasın ve bunun için de belli mesafelerde, belli hassasiyetlerde insan sağlığını, güvenliğini temel alan bir yapıda olsun istiyorduk. Biz, bu eklemeyle, bunun bir parça gözardı edildiği kanaatine vardık. Tabiî, takdir Sayın Seyhan'a ait; çünkü, bu önergeyi niçin verdiğini, toplum sağlığı, disiplin, haklı rekabet ve diğer kurumların yetkilerine saygı konusundaki düşüncesini, ben, gene, sizin ve kendisinin takdirine bırakıyorum.
Onun dışında, bir başka konu, Akçakoca'daki doğalgaz sondaj meselesi. Biz, orada, ticarî anlamda bir rezerv bulduk. Rezerv hakkında hiçbir rakam vermedik; çünkü, biz, burada, ayrıca, bu sene 5 ilâ 9 sondaj daha yapacağız. Çünkü, orada, denizin altında 5 ayrı yatak daha var. Onları da, inşallah, deleceğiz nisan ayından itibaren. Eğer onlarda da olumlu sonuçlar alırsak, bunlar yapıldıktan sonra -bunlar tespit sondajlarıdır- birleştirilerek işletme faaliyetleri başlayacak.
Bunlar, tabiî, öyle kolay işler değil; önce bir tespitini yapıyorsunuz, sonra onların geliştirilmesi sağlanıyor. Öyle, hemen, ilk bulmayla, bunlar, boyacı küpü şeklinde, daldır çıkart şeklinde olacak çalışmalar değil, bunlar ciddî çalışmalar; onun için, bir parça zaman alacak. Ancak, biz, temkini hiçbir zaman elden bırakmıyoruz. Bu çalışmalarda rakamların ispat edilmesinden sonra, varlığı iyice görüldükten sonra, tekrar ekonomikliği değerlendiriliyor; ama, şu anda, ticarî değerde bir rezervdir.
Petrol konusuna gelince: Bu, Rize-Hopa açıklarındadır. Bunun şu anda değerlendirmesi yapıldı. Yalnız, biliyorsunuz, bu, 150 000 000 dolarlık bir yatırım. BP, böyle bir yatırımı çok ciddî verilere oturtmak istiyor ve TPAO'nun değerli uzmanları da aynı kanaatte. Bunlar değerlendiriliyor. Zaten, sondajı, inşallah, haziran ayında yapacağız. Bunun, çıkacak petrol yasasıyla filan alakası yok. Ayrıca böyle olmayacağına da inanıyoruz.
Aslında, ben, size, 40 sayfalık bir konuşma kitapçığı dağıttım. Onun içerisinde detayları var; ama, bir yanlış anlama olmasın diye, bu açıklamaları yapmayı da ayrıca tercih ettim; çünkü, biz, yaptıklarımızı pek anlatmayı değil, daha çok yapıldıktan sonra bunun ortaya çıkmasını arzu ediyoruz. Zaten, bazı şeyleri de çok fazla söylemeye gerek yok.
Biz, elektrikte 25 aydır -ki, bu, 100 hafta yapar; daha evvelki haftaları, ayları hatırlarsanız, otomatik zamlarla yürürdü- zam yapmadığımız gibi, indirimler yaptık; rakamları görürsünüz. Bu, aslında, önemli bir başarıdır. Futbolda bile, böyle 20 hafta, 30 hafta gol yemeyen kaleci başarılı kaleci sayılıyor; ama, bizim Hükümetimizin, Bakanlığımızın başarısını, ben, sizlerin takdirine bırakıyorum; çünkü, bu, aşağı yukarı, 100 haftadır yapılan bir şey. (AK Parti sıralarından alkışlar)
MUHARREM İNCE (Yalova)Siz, golü deplasmanda yiyorsunuz.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla)Bunu yaparken de, hiçbir zaman, bütçeye ve devlete yük olmadık. Bu, tamamen, bir enerji yönetimidir. Tıpkı paranın yönetimi, insanın yönetimi gibi, bir enerji ve su yönetimini gerçekleştirdik. Yaptığımız bu çalışmaları, rakamlar... 11 milyar kilovat/saat, tamamen şu düzenlemelerle oldu. Allah, bol miktarda yağmur da verdi. Kömürü de çok iyi yönettik. Biz, mobil santralları falan da durdurduk. Rus doğalgazında yaptığımız indirimlerle de buna bir zemin hazırlamış olduk. Çok şükür, şu anda vaziyet gayet iyi.
Biz, doğalgazda da zammı, petroldeki artışın çok daha altında yaptık. İndirimler yapmıştık... Geçen gün, çok değerli bir arkadaşım bana şunu söyledi: "Aslında, sen, niye doğalgazda zam yaptığını söylüyorsun; siz, iktidara geldiğinizdeki fiyata daha neyi ulaştınız. Bunu geçtiğiniz zaman söylersiniz." Şu anda, biz, doğalgazda, aldığımız zamandaki rakamlara daha yeni ulaşmış bulunuyoruz. Elektrikte ise indirimler yaptık, biliyorsunuz.
Kömür konusunu biraz önce ifade ettim. Orada da, kömüre ağırlık verdiğimiz için, kömür santrallarında da bu yoğun bir şekilde çalıştırılıyor.
Şimdi, burada, yeni dönemde neler yapacağız... Yeni dönemde, inşallah, bu dönemden itibaren, iktidarımızın ileride hatırlanabileceği özgün çalışmalardan biri olan, kabloların yeraltına inmesi meselesi var. Bu, hem işin estetiği bakımından hem işin tekniği açısından ve aynı zamanda verimlilik, kayıp-kaçak oranı bakımından, şehircilik anlayışı açısından son derece önemli bir projedir.
Onun dışında, yenilenebilir enerji inşallah çıkacak.
Ayrıca, biz, iki büyük baraja önem verdik; Yusufeli ve Ilısu Barajı. Bu barajlarla beraber, Boyabat Barajı da inşallah devreye girecek. Bunlardan özellikle Yusufeli ve Ilısu Barajı, mega yatırımlar listesine girecek çalışmalardır. Ben size şunu söyleyeyim: Bizim bütçelerimiz belki mütevazı; ama, biz parayı iyi kullanıyoruz. Başkalarının 3'e, 4'e yaptığını, biz 1'e yapıyoruz. Sadece Yusufeli ve Ilısu Barajlarında sağladığımız tasarruf 750 000 000 dolardır; sadece Ilusu ve Yusufeli Barajlarında yapılan tasarruf ve pazarlıkla elde edilen avantaj 750 000 000 dolardır. Yani, bunlar, bir çalışma yaklaşımıdır; ama, biz, bunları anlatmaya bile -lüzumsuz demeyeyim- gerek görmüyoruz; çünkü, öyle yetiştik, tevazuyla yetiştik. Bunları zaten görevimiz olarak gördüğümüz için, anlatmıyoruz; ama, bazı arkadaşlarımız "anlat anlat" dediği için bunları anlatmak durumundayız.
Onun dışında, bir BTC Projesi var; 4 milyar dolarlık proje. Beyler, iş yapmak kolay değildir. Bir BTC Projesinin -1 760 kilometre olarak olaya bakarsanız- üçte 2'si Türkiye'de oluyor ve dağları tepeleri geçerek yapıyorsunuz. Bu boru için önce 28 metrelik bir yol açılıyor, ondan sonra bu borular hazırlanıyor, kaynakları yapılıyor, hidrolikleri yapılıyor...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
49 konuşma daha · 24 Aralık 2004