İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 95. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Ulaştırma bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında (ss1135)

Mehmet Sevigen

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 95. Birleşim · 4. yasama yılı · 27 Nisan 2006 · 1.782 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Sevigen (CHP), 27 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ULAŞTIRMA BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA (SS1135)); konuşma 1.782 kelime.

Mehmet Sevigen (CHP, İstanbul). “Ulaştırma bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında (ss1135)”. TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim tutanağı, 27 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sevigen-22-2006-04-27-ulastirma-bakanliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-ss1135 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MEHMET SEVİGEN (İstanbul)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; milletvekili arkadaşımız Zeynep Karahan Uslu'nun böyle güzel çalışmasını burada tartışıyor olmak gerçekten çok önemli. Çok iyi, çok başarılı bir çalışma; kutluyorum kendisini, tebrik ederim. İnanıyorum ki, İstanbul'a ve bundan sonra, yapılacak, İzmit'e, İzmir'e, Çanakkale'ye böyle projeler olur. Bu projelerin faydasını görürüz. Türkiye açısından da iyi olur düşüncesindeyim. Diğer milletvekillerine de, burada bir fırsat çıkar, diğer bölgelerin milletvekilleri de böyle bir öneri getirirse, yine burada tartışırız.

MUSTAFA TUNA (Ankara)Ankara'ya da…

MEHMET SEVİGEN (Devamla)Ankara'ya da getirirsiniz, tabiî, siz Ankaralılar olarak…

MUSTAFA ILICALI (Erzurum)Erzurum'un şansı yok.

MEHMET SEVİGEN (Devamla)Doğru söylüyorsunuz.

Daha önce biz, gerçekten, Bayındırlık Bakanımız ve Ulaştırma Bakanımızla ilgili, İstanbul'da bir toplantı yaptık; İstanbul Ulaşım Koordinasyon Toplantısı. Bu konuda, uzman arkadaşlarımızın çoğu bu toplantıya katıldı, iki bakan arkadaşım katıldı, bir de İstanbul Belediye Başkanı katıldı.

Bu toplantıda belli kararlar aldık. Kararlardan bir tanesi de, temenni de olsa, böyle bir karar, içerisinde olan bir karar... Oldukça fazla; İstanbul'un ulaşımını rahatlatacak, çeşitli konuları içeren, toplu taşıma sisteminin, işte, ulaşım, raylı sistemlerin oluşması, otopark sorunları, bu turnikeler sorunları; yani, İstanbul'da ulaşımı ilgilendiren ne varsa burada konuşmaya çalıştık; İstanbul Belediyesi orada misafirdi, her zaman olduğu gibi!

Ben, bir başka konunun, yani, Ulaştırma Bakanı ve Bayındırlık Bakanının el attığı konularda İstanbul'da bir proje yapıyoruz, İstanbul'un şeklini, İstanbul'un ulaşımını rahatlatacağız; Ulaştırma Bakanı ve Bayındırlık Bakanının uzman arkadaşları çalışma yapıyorlar, ama, bizim İstanbul Belediye Başkanımız… Sevgili arkadaşlarım, yürekten söylüyorum, içime dert olduğu için; İstanbul'da bir belediye başkanımız yok, bilin diye söylüyorum. İstanbul, belediye konusunda çok sahipsiz. İstanbul Belediye Başkanı, bu konularda duyarsız.

Bakın, İstanbul'da bu proje yapılacak, bu projenin ağırlığı İstanbul; ev sahipliğini, Ulaştırma Bakanı ve Bayındırlık Bakanlığı yapıyor, oraya toplantılar geliyor, Belediye Başkanı da orada... Elimde bir belge var; bu belgeyi ibretle okuyun diye söylüyorum; Nisan 2004-Aralık 2005 İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis toplantılarının tutanakları, bir tutanak var elimde. Burada, İstanbul Belediyesinin Ulaştırma Komisyonunun toplantısı sıfır; bakın burada; sıfır; bir kere toplanmamış, bu belgede; ama, İmar Komisyonu, nedense, 3 593 defa karar almış. Yani, böyle bir belediye, ulaştırma komisyonunun bir kere toplanmadığı kaç yıl olan bir belediye ve imar komisyonu, değişiklik yapmak için biliyorsunuz… İstanbul'da, kimin eli kimin cebinde belli değil! Onun için, bu projenin, Ulaştırma Bakanı mı, Bayındırlık Bakanı mı, kim yaparsa yapsın; ben, Bayındırlık Bakanının, çok namuslu, çok dürüst bir insan olduğuna kesin inanıyorum, Faruk Bey gibi bir Bakanımız olduğu için gerçekten gurur duyuyorum. Hiç tereddüt etmiyorum, yapacaktır, en doğrusunu yapacaklardır; ama, neyi yapacaklardır; kimin eli kimin cebinde belli değil! İstanbul'u kim yönetiyor allahaşkına?! İstanbul'da kim karar verecek bunun yapılmasına?! Göreceksiniz, yapım aşamasında ne kadar zorluklar yaşayacağız; Dallas gibi olmuşuz, Dallas gibi!

Bayındırlık Bakanlığı geliyor, ayrı proje yapıyor kendine göre. Ulaştırma Bakanlığı geliyor, kendine göre ayrı bir proje yapıyor. Turizm Bakanlığı, kendine göre projeyi yapıyor, Galataportları falan… Biliyorsunuz, ben kimseyi tanımam, ne belediyeyi tanırım diyor, ne başka bakanlıkları, ne hükümeti, ben kendim yaparım diyor; kendi başına buyruk. Maliye Bakanımızı biliyorsunuz zaten, kendi başına, o, bir… Yani, onun için de bir şey söylemek istemiyorum. O, kendi başına… Aklıma da çok kötü kelimeler gelmiyor; ama, onu Allah'a havale ediyorum. Öyle bir, Türkiye için çok zayıf, Türkiye için, bana göre, hiç yakışmayan bir bakanlık; ama, ne yapalım?! Geliyor, oğluyla beraber, Sarıyer'de, pazar günü, muhtarla beraber resim çektiriyor, oralarda dolaşıyor, kendi bölgelerindeki arsaları kontrol ediyor, yerleri kontrol ediyor.

İstanbul'u kim yönetiyor?! Tayyip Erdoğan İstanbul'da, Sayın Başbakan. Özel bir, Beşiktaş'ta kapatıyor köşkü, orada kendine bir saltanat kayığıyla bir büro yapıyor, Beşiktaş'ta; evine gidip geliyor, Valiyi by-pass etmiş, Belediye Başkanını by-pass etmiş. Kim karar verecek İstanbul'da bunun yapımına?! Zeynep Hanım iyi niyetle getiriyor, bakanlıklar da iyi niyetle yapmaya çalışıyorlar; ama, ne yapacaklar?! Bunları yapabilecekler mi, bu olayları?!

Bakın, samimî olarak söylüyorum, İstanbul'da, çok perişan bir durumdayız. Trafik konusunda, biraz önce, milletvekili arkadaşlarım söyledi, aylardır kapanmayan çukurlar. Gaziosmanpaşa-Arnavutköy-Edirnekapı yolu var; tam beş yıldır -samimî olarak söylüyorum- ulaşım imkânsız, kapalı, bütün esnaf kan ağlıyor, bütün esnaf beddua ediyor. Böyle bir İstanbul'da, yolu olmayan, 116 çözüm önerisiyle gelip 116 tane kavşağı yapamayan, perişan eden bir İstanbul'da, ne kadar çaba sarf ederseniz edin, yolu olmazsa, çıkışlar olmazsa, yan bağlar olmazsa, otoyollara bağlanmayan bir projenin ne faydası olacak?! Proje çok güzel, yürekten destekliyorum, sizi kutluyorum; ama, öbür taraftan içim yanıyor. Nasıl yapacağız, kime teslim edeceğiz?! Bu belediyeye mi teslim edeceğiz?! Bu Belediye Başkanı mı yapacak?! İstanbul'u bunlar mı yönetecek?!

MUSTAFA ILICALI (Erzurum)Sizin, o projeleri incelemeniz lazım.

MEHMET SEVİGEN (Devamla)Ben, projeleri çok inceliyorum. Ben, İstanbul'da yaşıyorum kırk yıldır. İstanbul'un toprağını, suyunu, çamurunu, yağmurunu yiyen insanlardan bir tanesiyim, İstanbul Milletvekiliyim üç dönemdir. İstanbul'da en talihsiz dönemlerimiz, gecekondular dahil, Tayyip Erdoğan'dan başlamıştır, şimdiki belediyeye kadar katledilmiş İstanbul'un bütün yerleri.

Hatırlarsanız, Sayın Tayyip Erdoğan'la ilgili bir helikopter hikâyesi vardı, izin verirseniz, onu anlatayım. Kahraman Sadıkoğlu'yla, bu helikopter hikâyesi vardı, gazetelerde; gecekondu yapılıyordu su havzalarına belediye başkanlığı dönemlerinde. İddiaya girmişlerdi televizyonlarda, ATV'de o zaman tartışıyorlardı; "gecekondu yaptırmıyorum" diyordu, o "yaptırıyorsun" diyordu. Bir makine almışlar havada çeken, helikopter kiralamış, dakika bastığı zaman düğmeye, saat kaçta; 4'te… Dördüncü gün saat 2'de… Bir gün sonra, dördüncü gün, saat 3'te… Böyle, gecekonduların yapıldığı tespit edilmişti o dönemlerde.

Su havzalarımız perişan, yollarımız perişan, trafiğimiz perişan; inanın sahipsiz, onu anlatmaya çalışıyorum.

ÜNAL KACIR (İstanbul)Helikopteri kim kazandı söyler misiniz?

MEHMET SEVİGEN (Devamla)Onu anlatmaya çalışıyorum.

ÜNAL KACIR (İstanbul)Helikopteri kim kazandı?

MEHMET SEVİGEN (Devamla)Helikopteri nasıl kazandığını burada anlatırsam çok üzülürsünüz.

ÜNAL KACIR (İstanbul)He?..

MEHMET SEVİGEN (Devamla)Bakın, helikopteri nasıl kazandığını burada anlatırsam o kadar çok üzülürsünüz ki… Ben, iki kişi arasındaki konuşmaları burada anlatmak istemiyorum.

ÜNAL KACIR (İstanbul)İki kişi arasında uydurma olur da, onun için!..

MEHMET SEVİGEN (Devamla)Ben o zaman denizcilik bakanıydım, geldi bana anlattı, ben biliyorum.

ÜNAL KACIR (İstanbul)Uydurma olur da, onun için!

MEHMET SEVİGEN (Devamla)Uydurma değil.

Ondan sonra, bunun yanındaki muhataplarına sordum. Ben, burada, o helikopteri nasıl kazandığını anlatırsam, siz, buradan çok üzülürsünüz.

ÜNAL KACIR (İstanbul)İddiayı kaybedince helikopteri verdi!

MEHMET SEVİGEN (Devamla)Çok üzülürsünüz, çok üzülürsünüz…

ÜNAL KACIR (İstanbul)İddiayı kaybetti, helikopteri verdi!

MEHMET SEVİGEN (Devamla)Çok üzülürsünüz, çok üzülürsünüz…

MEHMET VEDAT YÜCESAN (Eskişehir)Sen niye her şeye karışıyorsun?..

ÜNAL KACIR (İstanbul)Allah Allah!..

MEHMET SEVİGEN (Devamla)Çok üzülürsünüz sevgili arkadaşlarım.

ÜNAL KACIR (İstanbul)Onları geç sen, onları!

MEHMET VEDAT YÜCESAN (Eskişehir)Her şeye atlıyorsun!

MEHMET SEVİGEN (Devamla)Böyle bir belediye başkanı… İstanbul'da mimarlara sormuyor, arkadaş, bunu yapalım mı yapmayalım mı diye bir mimarı çağırmıyor. İstanbullu mimarlar ayağa kalkınca, ne diyor biliyor musunuz; Türk mimarları için "ipek kumaşı her terzi dikemiyor" diyor.

MUSTAFA ILICALI (Erzurum)300 tane mühendis çalışıyor yanında.

MEHMET SEVİGEN (Devamla)Yanında 200-300 tane mimar çalışıyor; doğru söylüyorsunuz.

Ya, sen mimarsın; bu insanları dışlayarak eline ne geçecek! Dünya mimarları, dünyadaki bütün işadamları, dünyadaki bütün ülkeler, Türk mimarları için "gelin arkadaş, bizim ülkemizi onarın, yollarımızı siz yapın" diyor; bizim Belediye Başkanı, sayın beyefendi arkadaşımız diyor ki: "İpek kumaşı her mimar dikemez." Ee, sen de dikemiyorsun; sen İstanbul'u mahvettin, katlettin. Bu zihniyet katletti, bundan önceki zihniyet de, bundan önceki zihniyet de… Onbeş yıldır İstanbul perişan, İstanbul kan ağlıyor. İstanbul kan ağlıyor arkadaşlar, İstanbul için söylüyorum.

OSMAN KILIÇ (Sivas)İstanbul ayağa kalktı, dünyanın incisi oldu.

MEHMET SEVİGEN (Devamla)Şimdi, Kültür ve Turizm Bakanlığımız, biliyorsunuz, bir hatamız da bu…

MUSTAFA ÜNALDI (Konya)Eski günleri unuttun galiba!

MEHMET SEVİGEN (Devamla)Ben hiçbir şey unutmadım; ben İstanbul'da yaşıyorum; siz de unutmadınız, ben de unutmadım. Siz de çok iyi biliyorsunuz ki, İstanbul'a kimler hizmet etti, kimler hizmet etmedi. Kim hizmet ettiyse, kölesi olurum; İstanbul'a bir çivi çakanın kölesi olurum; ama, her zaman söylüyorum, ben İstanbul'u seviyorum deyip de, İstanbul'u yağmalayan, yağmalatan, İstanbul'a çivi çakmayan… Yollarımız; bir yağmur yağdığı zaman sokağa çıkamıyoruz, bir kar yağdığı zaman sokağa çıkamıyoruz. Bunlar, bir günlük, iki günlük hikâye değil ki, onbeş yıldır yapılan hataların sonucu sevgili arkadaşlarım.

KENAN ALTUN (Ardahan)Çöplerden geçilmiyordu…

MEHMET SEVİGEN (Devamla)Çöplerden de geçilmiyor; doğru söylüyorsunuz; yine geçilmiyor. Gidin, görün her tarafı! Gidin, görün Kartal'daki çöplüğün durumunu. Yine, Kumburgaz'daki çöplüğün durumunu görün. Bir adım daha ileri gidiyoruz…

Yani, yaşadığımız için söylüyorum, bunu, eleştirmek için söylemiyorum. Yani, ben İstanbul'da yaşayan bir arkadaşınız olarak, bu güzel projeyi kime teslim edeceğiz diye, onun feryadını, onun derdini yanıyorum; başka bir şey yok bunda! Bunu söylediğim zaman, kızmayın diye söylüyorum size.

Çevre ve Orman Bakanlıkları birbirine bağlandı. Bakın, geçen gün İstanbul'da bir olay oldu, biliyorsunuz, bu varillerle ilgili. Bu Sayın Çevre Bakanımız, o zaman İZAYDAŞ'a, Komisyon Başkanı olarak dört yıl ruhsat vermemişti. Sevgili arkadaşlarım, dört yıl! Böyle bir şey olur mu?! Oraya bir tane fabrika yapılıyor. Diyor ki: "Gelin, sizin atıklarınızı ben burada yakacağım. Böyle bir imkânım var. İster para verin, ister atıklardan çıkan maddeleri verin." Ama, bizim burada sırf inadına, sırf kendi bölgesinde bir belediye başkanını katletmek için, bir belediye başkanını başarısız kılmak için dört yıl ruhsat vermiyor. Böyle bir zihniyet olur mu?! Böyle bir zihniyete ülkeyi teslim etti… Bu halk için, vatandaş için bir şey söyleyemiyorum; ama, bu zihniyet Türkiye'yi karanlığa götürüyor, kötü yollara götürüyor.

Bakın, yıllar sonra ne yaptık; yüzlerce insanımız orada karantina içerisinde; kimse bakmıyor, Sağlık Bakanlığımızın da haberi yok. Etraf çevrilmiyor, o insanlara "gelin, sizi kontrol edelim" demiyor, "sağlığınıza bakalım" demiyor; tedavi etmiyorlar. Oradan bostanlar geçiyor, seralar yapılıyor, o seralardan meyveler gidiyor insanlara. Birisi gidip de, arkadaş, şu seradan üç tane meyve alalım da… İstanbul için söylüyorum, İstanbul'da olduğu için. Belediyede, Hıfzıssıhhada görev yapan arkadaşlarım, gidip de demiyor ki: Arkadaşlar, bu serada neler yetişiyor?! Bu derelerden simsiyah su akıyor, bu seralar besleniyor. Buradan çıkan meyveleri kim yiyecek?! Bunlar İstanbullu çocuklar değil mi, İstanbul'da yaşayan insanlar değil mi?!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET SEVİGEN (Devamla)İstanbul'da yaşayanlar en yüksek oyu size verdiler arkadaşlarım, en yüksek oyla seçildiniz. Hepimiz oy aldık; ama, Adalet ve Kalkınma Partisi İstanbul'dan yüksek oy aldı. O insanlara bir borcunuz yok mu, o insanlara bir hizmet etme arzunuz yok mu?! Milletvekili olarak söylüyorum; gidip onlara sahip çıkma düşüncesinde değil miyiz?!

Bu Çevre Bakanı, İstanbul'u, biliyorsunuz, bu duruma getirmiştir. Binlerce varil… Ben iddia ediyorum ki, orada her fabrikanın altında yüzlerce varil var. Her fabrikayı kazın, gidin görün aşağıyı, yüzlerce varil çıkacaktır bütün Tuzla bölgesinden ve bütün o fabrikaların çalıştığı her yerde vardır; ama, bunu denetleyen, buna gidip "dur arkadaş" diyen veyahut da adamdan 70 ton atık çıkmış, adam 10 tonunu fabrikada yakmaya çalışıyor, 60 tonu yok ortada. Demiyoruz ki arkadaş, sen bu 60 tonu nereye götürüyorsun yahu; sen bunu nereye atıyorsun, kime veriyorsun, nasıl veriyorsun diye bir Allah'ın kulu çıkıp da o insanların sağlığıyla ilgilenmiyor arkadaşlar. Böyle insanlara mı teslim edeceğiz diye düşünüyorum bu güzel projeyi.

Bunun yanında, Çevre ve Orman Bakanlıklarını birleştirdik. O bir hataydı, ayrı bir konu. Yine, Turizm ve Kültür Bakanlıklarını birleştirdik, turizmin başına geleni biliyorsunuz; yıllardır yaşadınız, gördünüz, izlediniz. Şimdi, böyle bir ortamda birbirine, iç içe girmiş bir yetki kargaşasıyla bunu düzenlemek tabiî ki kolay.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

29 konuşma daha · 27 Nisan 2006

29 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook