Tarihi kırkpınar yağlı güreşleri münasebetiyle
Edirne Milletvekili ·
Genel Kurul, 114. Birleşim · 3. yasama yılı · 21 Haziran 2005 · 463 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Ayağ, 21 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARİHİ KIRKPINAR YAĞLI GÜREŞLERİ MÜNASEBETİYLE); konuşma 463 kelime.
Ali Ayağ (Edirne). “Tarihi kırkpınar yağlı güreşleri münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 21 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-ayag-22-2005-06-21-tarihi-kirkpinar-yagli-guresleri-munasebetiyle (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ALİ AYAĞ (Edirne)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Edirnemizin ve Yüce Milletimizin muhteşem değerlerinden tarihî Kırkpınar yağlı güreşlerinin 644 üncü yıldönümü münasebetiyle söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Serhat şehri Edirnemiz, nice cihan imparatorluklarına şahitlik etmiş, bunlardan en şanlısı yüce devletimize doksaniki yıl başkentlik yapmış, Türkiye'nin Batı'ya açılan en önemli kapısıdır. Tarihe damgasını vurmuş köprüleri ile mucizenin vücut bulduğu Selimiyesi ile yüzyıllara meydan okuyan kervansararayları ile tarihe nam salmış ölümsüz pehlivanları ile yiğitliğin can bulduğu muhteşem bir şehir, yaşayan bir müzedir Edirne.
Edirne'nin temsil ettiği kültür, insanımızın yüksek karakteri, şerefi, vatan sevgisi ve millet bilincinin özetidir. Bu yüksek kültürün yapı taşlarından biri de, geleneğinin başlangıcı, kahraman ordumuzun Rumeli'nin fethiyle başlayan tarihî Kırkpınar yağlı güreşleridir. Dünyanın en eski spor organizasyonlarından biri olan Kırkpınar güreşleri, fetih ruhunun en önemli sembollerinden biridir.
Edirne'de, er meydanında, sadece yiğitler güreşmez. Orada akıtılan ter, bir milletin direniş ve özgürlük ruhunun saklı olduğu mücadele azminin sembolüdür.
Kırkpınar, yalnızca bir coğrafyanın değeri değil, orada vücut bulan bir milletin, Müslüman Türk Milletinin yiğitlik destanının yazıldığı paha biçilemez bir kültür mirasıdır.
Değerli milletvekilleri, yiğit pehlivanlarımızın spor tarihimize kazandırdığı şanlı sayfalar, kuşaktan kuşağa aktarılan ve aktarılacak övünç abideleridir. Köklü ve ulusal kimliğimizi yansıtan gelenekleriyle Kırkpınar'ın başarı destanları, Türk gencinin her zaman daha büyük hedeflere koşmasını sağlayacak övünç kaynağıdır. Bizim kültürümüzde, er meydanında güreş tutan pehlivan, sadece bir sporcudan ibaret değildir. Pehlivan, yiğitliğin, mertliğin, dürüstlüğün, üstün şahsiyet sahibi olmanın, saygınlığın, dayanışma ve ahlakın, kişiselleşmiş biçimidir. "Ben, güreşirken arkamda daima Türk Milletinin olduğunu ve milletin şerefini düşünürüm" diyebilen, Ulu Önderimiz Atatürk'ün övgüsüyle şereflendirdiği Kurtdereli Mehmet Pehlivan'ın, çıkardığı güreşlerle Avrupa ve Amerika'da "Sultanın Aslanı" unvanını alan Adalı Halil'in, güreşe minderin tam ortasında başlayan ve bir adım dahi gerilemeyen "gökte nasıl bir güneş varsa, güreşte de sadece Yusuf vardır" sözleriyle takdir edilen, Türkün yenilmezliğinin simgesi Cihan Pehlivanı Koca Yusuf'un millî kimliğimize yaptıkları katkıları unutmamalıyız.
Güreşin muhteşem kültürümüzle birleştiği Kırkpınar yağlı güreşleri hak ettiği şekilde yaşatılmalıdır. Yeni nesillere gerekli bilgiler aşılanmalı; hayat mücadelesinin, kuru gürültüden pay kapma savaşından ibaret olmadığı, hayatın da, aslında, bir er meydanı olduğu benimsetilmelidir. Kırkpınar bir efsanedir. Efsaneleri ise duymak yetmez, dillere destan mirası yaşamadan bilemezsiniz. Kırkpınar'ı, ancak Sarayiçi'ndeki o havayı soluyarak, o tarihi yaşayarak, hissederek anlayabilirsiniz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu yıl, tarihî Kırkpınar güreşlerini, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımız Sayın Bülent Arınç ve diğer devlet büyüklerimiz şereflendireceklerdir. Sayın Başkanımız, onbinlerce izleyici ve 1 000'i aşkın pehlivanın katılımıyla, bu hafta 644 üncü kez gerçekleşecek olan Kırkpınar'da baş ve başaltında dereceye giren pehlivanlarımıza Cumhuriyetimizin 85 inci Kuruluş Yıldönümü plaket ve ödüllerini verecektir. Kendilerine teşekkür ediyorum.
Türk Milletinin mensubiyet şuurunu yaşatmak kolay bir iş değildir. Bu milletin mensubu olabilmek için, tarihiyle, kültürüyle, örf, âdet ve gelenekleriyle bir bütün olan mozaiğe sahip çıkmak ve onu korumak mesuliyetimiz vardır. Edirneli hemşerilerim adına, siz değerli milletvekili arkadaşlarımı ve Yüce Milletimizi bu geleneğe hizmet…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
30 konuşma daha · 21 Haziran 2005