İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 99. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununa bir ek madde eklenmesi (s.s.179)

Mehmet Vedat Yücesan

Eskişehir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 99. Birleşim · 1. yasama yılı · 26 Haziran 2003 · 817 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Vedat Yücesan (CHP), 26 Haziran 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNA BİR EK MADDE EKLENMESİ (S.S.179)); konuşma 817 kelime.

Mehmet Vedat Yücesan (CHP, Eskişehir). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununa bir ek madde eklenmesi (s.s.179)”. TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim tutanağı, 26 Haziran 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-vedat-yucesan-22-2003-06-26-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununa-bir-ek-madde-eklenmesi-s-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MEHMET VEDAT YÜCESAN (Eskişehir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununa Bir Ek Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Tasarısının 1 inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini sunmak üzere huzurlarınızdayım; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Tasarının, Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununa eklenen 1 inci maddesiyle, Türkiye'nin 3 000 000 üyeli en büyük meslek örgütü olan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin öncülüğünde yeni bir üniversite kurulmaktadır. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ülkemizin en büyük sivil ekonomik örgütü olmasının yanında, yarı kamu örgütü olma özelliğini de taşımaktadır. Bu bağlamda, kamu kurumu niteliğine sahip olan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, yeni bir üniversitenin kuruluşuna öncülük ederek, toplumsal sorumluluğuna uygun bir davranış sergilemektedir.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'de yükseköğrenimde okullaşma oranı gelişmiş ülkelerin çok altındadır. Yükseköğretimdeki okullaşma oranı Amerika Birleşik Devletlerinde yüzde 75, Japonya ve AB ülkelerinde ortalama yüzde 30 iken, bu oran ülkemizde yüzde 20 civarında seyretmektedir. Ülkelerin nüfusları baz alındığı takdirde, söz konusu oranlar ülkemizin eksikliklerini ve yetersizliklerini ciddî bir biçimde ortaya koyacaktır.

Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre, yükseköğretim çağındaki nüfusumuz 2005 yılında 5 000 000'u aşacaktır. Bu tespit, yükseköğretim kurumlarının sayılarını artırıcı çalışmalara ivedilikle başlamamız gerektiğinin çarpıcı bir göstergesidir. Zira, her yıl üniversite sınavına giren milyonlarca gencimizin büyük çoğunluğu, kapasite yetersizliğinden dolayı bir yükseköğrenim programına yerleştirilememektedir.

Üniversiteye girme başarısını gösteren gençlerimiz ise, eğitimin niteliği ve kantitatif yeterliliğiyle ilgili sorularla karşı karşıya kalmaktadır. Bu çerçevede, okulların sayı olarak yetersizliği, sınıfların kalabalıklığı, öğretim üyesi dağılımının bozukluğu, araç ve gereç eksikliği, kantitatif yetersizlik konusunda da en çok temas edilen noktalardır. Nitelik konusunda ise en çok karşılaşılan sıkıntılar, eğitimin ezbere dayandığı, programların öğrenciyi hayata, işe ve mesleğe hazırlamadığı noktasında yoğunlaşmaktadır. Sonuç olarak da milyonlarca genç, istihdam piyasasına mağdur ve dezavantajlı olarak katılmak mecburiyetinde kalmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilgi çağı olarak tanımlanan 21 inci Yüzyıl, geniş bir uzmanlık gerektiren, bireyin öncelik ve özelliğini dikkate alan bir yapı ortaya çıkarmıştır. Bu yapı, hem kendi toplumunu tanıyan, sosyalleşmiş hem de bütün dünyayı tanıyıp, onlarla entegre olmuş bireyler yetiştirmeyi gerektirmektedir. Dolayısıyla, bireyin, zihnî, fizikî ve ruhî gelişimini tamamlayacağı, hayata, mesleğe yatkın bir eğitim ortamına ihtiyaç duyulmaktadır. Bunları yerine getirmek için, önce eğitimde değişime karar vermeli, zihnimizi buna hazırlamalıyız.

Değişim sürecinin ilk aşamasında yanıtlamamız gereken soru, devletin eğitim sistemindeki rolüdür. Kanaatimce, devlet, eğitimin yönetimindeki kuralları koyan, denetleyen, standartları belirleyen, millî kaygılarımızı kollayan, ekonomik olarak daha az gelişmiş bölgeleri, düşük ekonomik güçteki bireyleri doğrudan finanse eden bir yapıda olmalıdır. Vatandaşlarımız, devlet okullarında, eğitimlerini ücretsiz olarak almalıdır. Özel sektörün ve gönüllü kuruluşların eğitime yapacakları katkı sayesinde, devletin, ekonomik gücü düşük olan bölge ve kişilere yönelmesine imkân sağlanmalıdır. Bu yaklaşım, Anayasanın, eğitimin bir vatandaşlık hakkı olduğu hükmünün de gereğidir.

Değerli milletvekilleri, eğitimi, sadece kamu kaynaklarına hapsolmaktan kurtarmak zorundayız. Eğitim kaynakları, kamu, özel sektör, gönüllü kuruluşlar ve yerel örgütlerden sağlanmalı ve çeşitlendirilmelidir.

Batılı ülkeler, kaynaklarını çeşitlendirdikleri için, gayri safî millî hâsıla içinde eğitime yeterli bir pay ayırabilmektedirler. Özel öğretim kurumları, bütün dünyada, daha nitelikli eğitimle, teknolojinin gelişimiyle özdeşleşmiş bulunmaktadır.

Yapılması gereken, özel eğitim ve öğretim kurumları ile devlet okullarının yaratacakları sinerjinin, toplumsal yaşamımıza sağlayacağı kazanımları artırmaktır.

Bu yaklaşım, çağdaş, laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyetini muasır medeniyetler seviyesine yükseltmemizin, olmazsa olmaz koşuludur. Bu ülküyü gerçekleştirme sürecinde, geleceğimizin mimarı yükseköğretim kurumlarının üstleneceği rol de çok çok önemlidir.

Üniversiteler, nitelikli insangücü yetiştirmenin yanı sıra, araştırma, geliştirme faaliyetlerini yapan ve yöneten, bilgiyi üreten ve teknolojiye dönüştüren kurumlardır. Bugün, teknolojik ilerleme sağlayarak "Türk teknolojisi" kavramını geliştirebilmemiz, ancak, çok gelişmiş üniversitelerimizin varlığıyla mümkündür. Unutmayalım ki, gelişen Türk ekonomisinin, yetişmiş yükseköğrenimli insangücüne olan ihtiyacı her geçen gün artmaktadır. İhracatçının sorunlarını bilen ekonomist, sanayicinin açılım ihtiyaçlarını yaşayan işletmeci, makineyi çalıştıran değil, yapan mühendisler yetiştirmedikçe, sürekli bir kalkınma elde etmemiz mümkün olmayacaktır. Bu bağlamda, Batı ölçülerinde, hatta daha yüksek standartta üniversitelerin vücut bulmasını teşvik etmeliyiz. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği öncülüğünde kurulmakta olan TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi de, bu amaca ulaşmaya yönelik atılan önemli adımlardan biridir.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin kuracağı üniversitenin, ekonomimize ve teknolojiye, üniversite-sanayi işbirliğine getireceği farklı açılımlar büyük önem taşımaktadır. Üniversitenin, istihdam piyasasının esas ihtiyacı olan uygulamalı eğitime yöneleceği, üniversiteyi kuran sanayicinin, tacirin, hizmet sektörünün, fabrikasının ve işyerinin uygulama alanları olarak kullanılacağı anlaşılmaktadır. Bu özellik, yükseköğretimimize önemli bir katkı ve hatta yükseköğretimimizde bir yenilik demektir.

Üniversitelerimizin en üst organı olan mütevelli heyetinin oluşumu da, bu üniversitenin farklı olacağının bir diğer işaretidir. Sanayici, ticaret adamı, ihracatçı, bürokrat ve bilim adamlarından oluşan heyet, bu konuda bir ilktir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesinin, ekonomi, işletme ve mühendislik ağırlıklı yapısı, üniversitenin üreticinin, ticaret erbabının ihtiyacına yöneldiğini; ismindeki "teknoloji" kelimesiyse, üniversitenin teknoloji üretme iddiasını ortaya koymaktadır. Bu itibarla, üniversitenin vizyonunu, bir yenilik ve ilerleme unsuru olarak mütalaa ediyoruz.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesinin, ülkemizin ve diğer ülkelerin akademik dünyasının saygın ve tanınır kurumları arasında yer almasını temenni ediyorum.

Bu dilek ve düşüncelerimle, ülkemizin kalkınmasında ve yükseköğretim sistemindeki yetersizliklerin çözümüne önemli katkılar sağlayacak olan yeni üniversitenin kuruluşunda, Odalar ve Borsalar Birliği Sayın Başkanı başta olmak üzere, TOBB Yönetim Kurulu Üyelerine ve emeği geçenlere şükranlarımı sunuyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

15 konuşma daha · 26 Haziran 2003

15 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook