İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 99. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununa bir ek madde eklenmesi (s.s.179)

Soner Aksoy

Kütahya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 99. Birleşim · 1. yasama yılı · 26 Haziran 2003 · 634 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Soner Aksoy (AK Parti), 26 Haziran 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNA BİR EK MADDE EKLENMESİ (S.S.179)); konuşma 634 kelime.

Soner Aksoy (AK Parti, Kütahya). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununa bir ek madde eklenmesi (s.s.179)”. TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim tutanağı, 26 Haziran 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/soner-aksoy-22-2003-06-26-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununa-bir-ek-madde-eklenmesi-s-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

SONER AKSOY (Kütahya)Muhterem Başkan, muhterem milletvekilleri; 179 sıra sayılı yasa tasarısı hakkında şahsım adına söz almış bulunuyorum.

Her zaman içimde dert olmuştur; üniversitelerin giriş imtihanlarının yapıldığı dönemlerde, imtihan sonucunda üniversiteye giremeyen öğrencilerin sorunları içimde üzüntü olarak kalmış; kalkınamamış bir ülke olarak, üniversiteye girmek isteyen öğrencilerin yığılması ile kendi içerimizdeki ekonomik başarısızlık arasında hep bir bağlantı kurmuşumdur. Dünya devletlerine ve gelişmiş ülkelere baktığımızda, onların okullaşma oranlarına, üniversiteye verdiklere değere, üniversite okuma kolaylıklarına, hatta üniversitelerin kuruluş kolaylıklarına baktığımız zaman, hep, içerisinde bulunduğumuz bu ekonomik darboğazla bir ilişki kurmuşum, düşüncelerimi de bu istikamette geliştirmişim ve ilk fırsatta da, burada, sizlere aktarmak, sizlerle paylaşmak istedim.

Muhterem milletvekilleri, bu vesileyle şahsî fikirlerimi arz ediyorum. Bu düşüncelerim, tamamen içerisinde yaşadığımız koşullardan kaynaklanmaktadır. Bizim, her sene, 1 000 000'dan fazla -ki, seneye, öbür sene 2 000 000 olacağını söyledi biraz önceki arkadaşımız; çok doğrudur- üniversiteye giremeyen öğrencimiz niçin olsun, neden olsun? Biz, bunlara neden çözüm bulamıyoruz, neden bu sorunlara cevap verici bir netice alamıyoruz?

Bir yandan, ekonomik gelişme ve kalkınma yönünden, bilim ve teknoloji üretme yönünden sorunlarımız var diyoruz, bir yandan da okumak isteyen, bilim, teknoloji üretmek isteyen, meslek sahibi olmak isteyen kişileri engelliyoruz. Bunları neden engelliyoruz; çünkü, bu noktada da, biz, henüz zihniyetimizi değiştiren bir yaklaşım içerisinde değiliz. Yine, burada, devletçi bir yaklaşım içerisindeyiz, geri bir zihniyetin içerisindeyiz, indî fikrim olarak.

Anayasada bulunan mevcut hüküm gereğince, ancak devlet üniversite kurabiliyor veya vakıflar üniversite kurabiliyor; ama, Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planında, artık, şahıs firmalarının da veya anonim şirketlerin de üniversite kurmaları istikametinde öneriler var; çünkü, dünyada bu istikamette gelişmeler var; yani, alternatifleri artırmanız gerekir. İlle, devlet üniversitesi olacaksa olsun, vakıf üniversiteleri olsun; ama, şahıs veyahut da şirket üniversiteleri de olsun. Bunların, ülkemizde çok büyük yararları olacaktır. En büyük yararı, bilimde rekabet olacaktır.

Şimdi, Türkiye'de, bilimde rekabet var mı arkadaşlar? Bilimde rekabetin olmadığı bir yerde ve soğuk taş duvarların arkasında üretilmiş paper'lardaki bilimsel hakikatlerin hayata ulaşmadığı bir ortamda, kalkınma olabilir mi? Biz, nasıl kalkınacağız? Üniversitelerimizi hayattan kopuk, problemlerimize çözüm getirmeyen, doktora çalışmalarını bile, hayattan, sanayiden örnekler almayan çalışmalar içerisinde yaptığımız takdirde, üniversitelerimizi ayağa kaldırmamız ve gelişmemiz mümkün müdür?! Gelişmek, ancak insanla olur. İnsanın yetişeceği veya yetiştiği en önemli merkezler, üniversitelerdir.

İlim-sanayi-pazar zincirinin kurulması, teknolojinin üretilmesi, ancak ve ancak, bu üniversitelerin oluşmasıyla mümkündür. Bugün, üniversiteler, devlet üniversiteleri bunu sağlamış mıdır; hayır, sağlamamıştır. Devlet üniversiteleri, bilim-sanayi-pazar zincirini oluşturamamıştır, oluşturamaz da; bu kafayla, bu mantıkla, bu üniversiteler bunu asla oluşturamaz. İşte, bir adım niteliğinde vakıf üniversiteleri vardır; ama, vakıf üniversiteleri de, YÖK'ün baskı ve dayatması altında, bir devlet üniversitesi gibi çalışmaktadır ve onlardan da, çok büyük bir randıman elde edemiyoruz. Bırakalım, Anayasanın o maddesini değiştirelim ve diyelim ki, arkadaşlar, isteyen üniversite kursun; ama, gelsin, YÖK'ten, belli şartları sağlayıcı nitelikte, accreditive edilmiş bir yerden izin alsın ve müfredatını, çalışma şekillerini... Bulunduğu muhitin problemlerini mi çözecek, eğitime ağırlık veren bir üniversite mi kuracak, sadece research yapan bir üniversite mi kuracak; bütün bu alternatifleri kendisi geliştirsin, üniversitesini buna göre kursun.

Bakın, okullaşma oranında, Türkiye, dünyadaki devletler içerisinde, âdeta en geride kalmıştır, okullaşma oranımız yüzde 20 mertebesindedir...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun, konuşmanızı tamamlar mısınız.

SONER AKSOY (Devamla)Bitiriyorum Sayın Başkan, çok teşekkür ederim.

Demek istiyorum ki, üniversite kuruluşlarıyla alakalı işlemleri kolaylaştıralım ve serbest piyasa şartlarına uygun olarak, gelişmiş ülkelerdeki imkânları sağlayalım.

Bugün, Japonya'da 500 üniversite var, 120 000 000 nüfus var. Nüfus itibariyle düşünecek olsak, Türkiye'de 250 üniversite olması lazım; yani, Türkiye'de üniversite sayısı çok azdır. Bir arkadaşımız "herkes üniversite kuramaz veya kurmamalıdır" dedi. Hayır, böyle bir şey yok. Üniversite sayısı fazla olmalıdır, üniversite kurulmalıdır; bu öğrenciler, bu üniversitelerde okumalıdır. Ee çıkınca iş bulamıyor... İş bulur efendim. Üniversite mezunu, hiçbir iş bulamasa, simit dahi satıyor olsa, ona bir vasıf getirir, toplumun vasfı gelişir. Onun için, üniversiteler, adet, miktar olarak, nüfusumuz itibariyle son derece azdır. Mutlaka bunları teşvik etmemiz ve geliştirmemiz, bu kuruluşları da tebrik etmemiz gerekiyor.

Saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

15 konuşma daha · 26 Haziran 2003

15 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook