İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 99. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununa bir ek madde eklenmesi (s.s.179)

Mustafa Özyurt

Bursa Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 99. Birleşim · 1. yasama yılı · 26 Haziran 2003 · 1.022 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mustafa Özyurt (CHP), 26 Haziran 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNA BİR EK MADDE EKLENMESİ (S.S.179)); konuşma 1.022 kelime.

Mustafa Özyurt (CHP, Bursa). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununa bir ek madde eklenmesi (s.s.179)”. TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim tutanağı, 26 Haziran 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurt-22-2003-06-26-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununa-bir-ek-madde-eklenmesi-s-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MUSTAFA ÖZYURT (Bursa)- Sayın Başkan, sayın milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununa Bir Ek Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Tasarısının tümü ve bununla ilişkili olarak da yükseköğretim konusunda kişisel görüşlerimi sizlerle paylaşmak için söz almış bulunuyorum; konuşmama başlamadan önce, hepinizi saygılarımla selamlarım.

Bilebildiğim kadarıyla, 57 devlet üniversitesinin dışında, şu anda, 23 tane de vakıf üniversitemiz var ve bir yenisinin eklenmesini sevinçle karşıladığımı hemen belirtmek istiyorum. Gerek şahsım gerekse Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarım adına söylüyorum bunu. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından, kamu tüzelkişiliğine sahip, Ankara'da, ekonomi ve teknoloji üniversitesi kurulması düşüncesi, gerçekten çok güzel bir düşüncedir. Bu girişimde bulunanları, gerek fikir gerekse girişim yönünden gerçekten kutluyorum; son derece iyi bir iş yapmışlar diyebilirim, tebrik ederim kendilerini.

Kuşkusuz, bu, bizim üniversite yaşamımız içinde belki bir damla olacaktır, çok küçük bir damla; ama, olsun, yine de o damlayla birçok şeyi kazanmış olacağız. Ama, bu arada, hemen benden önceki konuşmacı arkadaşımın bir konuyu saptırdığını vurgulamak istiyorum. Anayasamızın 130 inci maddesi, Türkiye'de üniversite kurulmasını, vakıf üniversitesi kurulmasını yasaya bağlamıştır. Yoksa, öyle, Alman vakfı gelecek, burada canımın istediği gibi bir üniversite kuracağım diye bir şey yoktur. Bu, tamamen saptırılmış bir konudur. Böyle şey olmaz. Bizim yasalarımıza göre bir üniversite kurmak istiyorsa, kurardı. Millî Eğitim Bakanımız da, eğer o zaman böyle bir konuşma yapmışsa, bu da yanlıştır; onu söyleyeyim.

Bu arada, bu üniversite konusu ele alınınca, bir iki konuya değinmek istiyorum arkadaşlar. Geçtiğimiz hafta içinde yurdumuzda büyük bir sınav yaşandı. Belki, içinizde çocukları olan var veya torunları olan var, bu işe kıyısından köşesinden katılmışlardır. 1 500 000 öğrenci üniversiteye girebilmek için bir savaş verdi ve bu savaşın sonunda üniversiteye girme hakkı kazanan öğrencilerin sayısı, yalnızca 500 000 arkadaşlar, 500 000 kişi girecek ve bunların da 300 000'i, benim bilebildiğim kadarıyla, açıköğretime girecek. Yani, açıköğretime giren 300 000'i de şöyle bir kenara koyun, geri kalan 200 000-250 000'in bir kısmı önlisans dediğimiz iki yıllık programa girecek, diğer 100 000-150 000 kadarı da gerçek anlamda -üniversite öğretim üyesi olarak söylüyorum- lisans düzeyinde dediğimiz, yani, dört yıllık eğitim veren bir üniversiteye girmeye hak kazanacak.

Düşünebiliyor musunuz, 1 500 000 öğrencimiz sınava giriyor ve bunun ancak yüzde 10'u; yani, 10 tanesinden 1 tanesi üniversiteye girebilecek. Bununla nereye varırsınız arkadaşlar?! Üstelik, biz, bu çocukları, bu 1 500 000 çocuğumuzu üniversiteye gireceksiniz diye yetiştiriyoruz ve yalan söylüyoruz; onu da söyleyeyim, bu yalan. 1 500 000 çocuğumuzun üniversiteye girme şansı yok; ama, bunlara, sanki üniversiteye gireceklermiş gibi, koşun, aman çalışın diyoruz ve daha işin başında, bunlardan 855 000'inin dışarıda kalacağını biliyoruz. Önümüzdeki günlerde listeler açıklandığında göreceksiniz, 855 000 öğrenci dışarıda kalacaktır.

Bu, beni üzüyor bir üniversite öğretim üyesi olarak, sizleri de bir milletvekili olarak, bir parlamenter olarak üzmeli. Bu çocuklarımızı niye aldatıyoruz, neden bunlara gerçeği söylemiyoruz?! Kardeşim, siz, üniversiteye giremeyeceksiniz, bu yalan, bu düzmece, sizi aldatıyoruz, uyutuyoruz demiyoruz; aman koşun, üniversiteye gireceksiniz diyoruz... Böyle şey olmaz arkadaşlar?! Buna, iktidar partisi olarak, şu grupta oturan milletvekili arkadaşlarım otursunlar, düşünsünler, taşınsınlar ve bir hal çaresi bulsunlar. Yalnız 1 vakıf üniversitesi veya 2 vakıf üniversitesinin açılmasıyla bunu çözemezsiniz arkadaşlar. Bu, hepimizin sırtında bir kamburdur, buna hal çaresi bulmak zorundayız.

Yok mu diyeceksiniz bunun hal çaresi; var tabiî. Her şeyin bir kolay çözümü vardır. Burada da yapılacak olan şey belli arkadaşlar; bu çocuklarımızı, daha, lise 2 nci sınıftan itibaren ayırmak zorundasınız. Sizler meslek eğitimi yapacaksınız, sizler akademik düzeyde eğitim göreceksiniz diye çocukları ayırmak zorundayız. Diyeceksiniz ki, onları zaten hemen baştan itibaren bir kenara atmış olacaksınız; ama, bu, dünyanın her yerinde böyledir arkadaşlar. Meslek eğitimi almak isteyen çocuklar, lise 2 nci sınıftan itibaren, hem kendi yeteneklerine ve bilgi düzeylerine göre hem de hocalarının yönlendirmesiyle meslekî eğitime yönelecek ve bir kısmı da akademik düzeyde eğitim alacaktır. Bunları da, akademik düzeyde eğitim alacaksınız diye ayırırsınız. Aksi halde, yani, bu yaptığımız sistem olursa, ben size söyleyeyim, iki veya üç yıl içerisinde bu işin içinden kesinlikle çıkamayız.

Yine bir rakam vereyim müsaadenizle: Bu sene liseden mezun olan 520 000 öğrencimiz var; geri kalanlar, hep, daha önceki yıllardan birike birike gelmiştir ve bunlardan, dediğim gibi, sınava girenlerin üçte 1'ini, daha sınavın başında, üniversitenin kapısından içeri almıyorsunuz. Bir sınav yapıyorsunuz, sizler hadi dışarı diyorsunuz, atıyorsunuz bu çocukları. Buna bir çözüm yolu bulmak zorundayız arkadaşlar. Eğri oturup doğru konuşalım; ama, bunu, mutlaka çözmek zorundayız.

Meslekî eğitime hazırlık lise sonda mı olur, lise 2'de mi olur veya lise 1'den itibaren mi olur; bunu tartışmak zorundayız. Zaten şu anda önlisans dediğimiz; yani, iki yıllık programa katılan aşağı yukarı 160 000 öğrencimiz var. Bu sene üniversiteye girecek olan çocuklarımızın 160 000'i önlisans programına girecektir; yani, meslek okuluna gideceklerdir. Zaten bu çocuklarımız bu işi başından beri biliyorlar. Buradan, bu, bize bir yol göstermeli ve demeliyiz ki, bu çocukların yaptığı doğrudur; biz, bu önlisans programlarını genişletelim, hızlandıralım ve böylece, bu üniversitelerimizin önünde yığılan öğrenci sayısını, yani, akademik düzeyde eğitim yapacak olan öğrenci sayısını azaltmak zorundayız ve azaltalım arkadaşlar.

Bu arada, bu üniversite konusu gelmişken, bir iki şeye daha değinmek istiyorum arkadaşlar. Parlamentomuz oluştuğundan beri "YÖK Yasasını değiştireceğiz, YÖK Yasası değişecek" diye birkaç defa konuşuldu. Ben, geçenlerde -Sayın Millî Eğitim Bakanı burada olsaydı, kendisine soracaktım- Komisyonda, Yükseköğretim Yasası hakkında ne yapıyorsunuz, ne ediyorsunuz diye sorduğumda "çok ciddî bir şekilde çalışıyoruz" dedi. Dedim ki, ben Millî Eğitim Komisyonu üyesiyim, 37 yıllık da üniversite mensubuyum, ben, yasanın bir tek kelimesini bilmiyorum; şöyle, ortaya koyun, konuşalım, tartışalım; yangından mal kaçırır gibi, bunu kaçırmaya gerek yok. Eğer, korkulmuyorsa, çekinilmiyorsa, ortaya koyarız, konuşuruz, tartışırız; basın tartışır, biz tartışırız; böyle, yangından mal kaçırır gibi yasa kaçırılmaz arkadaşlar. Bizden niye kaçırılıyor?.. Yani, gerek İktidar Partisi milletvekillerinden gerek muhalefet partisi milletvekillerinden, Türkiye'nin yükseköğrenimini ilgilendiren yasa niye kaçırılır; ben bunu anlamıyorum.

Gazetelerde "yeni" diye bir haber okuyoruz; edebiyat liseleri açılacak... Böyle şey olmaz arkadaşlar! Edebiyat liseleri açılacak diye bir şey olur mu!

CAVİT TORUN (Diyarbakır)Niye olmasın?!

MUSTAFA ÖZYURT (Devamla)Olmaz efendim böyle şey!

CAVİT TORUN (Diyarbakır)Niye olmasın?!

MUSTAFA ÖZYURT (Devamla)Normal eğitimde bir lise eğitimi verebiliyorsanız, zaten edebiyat eğitimi verirsiniz.

CAVİT TORUN (Diyarbakır)Farklı eğitim verilirse ne zararı olabilir?

MUSTAFA ÖZYURT (Devamla)Efendim, o zaman, işte, bu işin içinden, biraz evvel olduğu gibi, hiç çıkamazsınız, tıkanır kalırsınız.

CAVİT TORUN (Diyarbakır)Bu işlerin de üstesinden geleceğiz inşallah.

MUSTAFA ÖZYURT (Devamla)Evet, işte, 855 000 öğrenci kapınızda, karşınızda duruyor.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

15 konuşma daha · 26 Haziran 2003

15 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook