İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 38. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

2006 merkezi bütçe kan.tas.(san.ve tic.bak.,rekabet kurumu,milli prodüktivite kurumu,küçük ve orta ölçekli sanayii geliştirme ve destekleme idaresi başk.,türk akreditasyon kurumu,tse,türk patent enstitüsü,çevre ve orman bakanlığı,orman genel müdürlüğü,devlet meteoroloji,özel çevre koruma kurumu bşk.)onüçüncü tur

Muharrem Eskiyapan

Kayseri Milletvekili ·

Genel Kurul, 38. Birleşim · 4. yasama yılı · 21 Aralık 2005 · 957 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Muharrem Eskiyapan, 21 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(SAN.VE TİC.BAK.,REKABET KURUMU,MİLLİ PRODÜKTİVİTE KURUMU,KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ SANAYİİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞK.,TÜRK AKREDİTASYON KURUMU,TSE,TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ,ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI,ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ,DEVLET METEOROLOJİ,ÖZEL ÇEVRE KORUMA KURUMU BŞK.)ONÜÇÜNCÜ TUR); konuşma 957 kelime.

Muharrem Eskiyapan (Kayseri). “2006 merkezi bütçe kan.tas.(san.ve tic.bak.,rekabet kurumu,milli prodüktivite kurumu,küçük ve orta ölçekli sanayii geliştirme ve destekleme idaresi başk.,türk akreditasyon kurumu,tse,türk patent enstitüsü,çevre ve orman bakanlığı,orman genel müdürlüğü,devlet meteoroloji,özel çevre koruma kurumu bşk.)onüçüncü tur”. TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim tutanağı, 21 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-eskiyapan-22-2005-12-21-2006-merkezi-butce-kan-tas-san-ve-tic-bak-rekabet-kurumu-milli-produ (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA MUHARREM ESKİYAPAN (Kayseri)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan 2006 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarısının Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bütçesi hakkında AK Parti Grubu adına görüşlerimi ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi şahsım ve Grubum adına sevgilerle, saygılarla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Sanayi ve Ticaret Bakanlığımızın kuruluşundaki ana amaç, ülkenin sanayi politikasının ülke şartları ve teknolojik gelişmeler doğrultusunda tespit edilmesi, kalkınma plan ve programlarında yer alan ilke ve hedefler doğrultusunda sanayiin dengeli ve hızlı gelişimini sağlamaktır. Bu tanımda yer almayan; ancak, ülke ekonomisinin itici gücü konumundaki sanayimizin gelişmesi ve rekabet edebilir bir konuma gelmesi için, küreselleşme süreciyle birlikte, Dünya Ticaret Örgütünün öncülüğünde, gümrük duvarlarının yıkılması… Ülkeler arasındaki ticarî sınırların ve engellerin kaldırıldığı, çılgınca bir rekabet sürecinin içinden geçmekteyiz. Türkiye olarak, kendimizi bu sürecin dışında tutmamız mümkün değildir. Bu nedenle, sanayimizin dengeli dağılması, modern yaşam gerekleri ve istihdam artırıcı özellikleri olan politikaları oluşturmamız gerekmektedir. Bu bağlamda, organize sanayi bölgelerinin oluşturulması, küçük sanayi sitelerine Bakanlıkça kullandırılan düşük faizli kredi desteği ve yıllık yatırım programlarında yer alan projelerin tamamlanarak sanayicilerimizin hizmetine sunulması konusundaki çalışmalar başarıyla devam ettirilmektedir.

Değerli arkadaşlarım, hepimizin bildiği gibi, bu gelişmelere bağlı olarak, önce 36 ilimizi kapsayan yatırımların ve istihdamın teşvik edilmesine dair bir yasa çıkardık. Bu ilk çıkardığımız yasada teşvik kriteri, kişi başına millî geliri 1 500 Amerikan Dolarının altındaki illerimizi kapsıyordu. Daha sonra, kamuoyundan gelen haklı eleştirilerin hükümetimiz tarafından dikkate alınması sonucu, ilk çıkan yasa tadil edilerek, vergi ve sigorta primi teşvikleri ile enerji desteği açısından kapsama girecek illerin belirlenmesinde, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığınca belirlenen 2003 yılı sosyoekonomik gelişmişlik endeks değerlerinin bir ölçü olarak dikkate alınması sonucu, teşviklerden yararlanacak illerimizin sayısı 49'a çıkarılmıştır. Ayrıca, bu kanun kapsamına giren illerde, daha önce çıkardığımız 5084 sayılı Yasanın yürürlük tarihinden önce faaliyete başlamış mükelleflere, bu faaliyetleri kapsamında yarattıkları istihdam dolayısıyla da teşviklerden yararlanma olanağı sağlanmış oldu.

Değerli arkadaşlarım, bu iki yasanın Meclisimizdeki görüşmeleri sırasında söz alarak bu konudaki samimî düşüncelerimi dile getirmiştim. Bu teşvik meselesiyle ilgili olarak yapılması gereken en önemli iş, Türkiye'nin sanayi envanterinin çıkarılmasıdır. Bunu çıkarmadan doğru bir teşvik sisteminin hazırlanması mümkün değildir. Yani, biz, ülkemizde, hangi sektörde, hangi bölgede ne kadar fabrika var, üretim yapan ne kadar küçük işletme var, bunların üretim kapasiteleri nelerdir, istihdam kapasiteleri nedir, üretim emek yoğun mudur, teknoloji yoğun mudur, bunları bilmeden, doğru bir yatırım teşvik sistemini getiremeyiz. Eğer bunları bilirsek, doğru bir sistem olan sektörel ve bölgesel tercihli teşvik sistemini getirebiliriz.

Değerli arkadaşlarım, daha önce çıkarmış olduğumuz teşvik yasalarında, sektörel ve bölgesel tercih yoktur. Yani, kanun kapsamına giren illerimizdeki bütün sektörleri teşvik etmiş bulunuyoruz. Bakınız, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin geçtiğimiz ay yayımladığı "ekonomide durum tespiti ve beklenti" raporunda, teşvik kapsamındaki 49 ilimizden sadece 7'sinin sistemden olumlu etkilendiği ortaya konulmuştur. Kalan 43 ilimiz ve kanunun kapsam dışı bıraktığı 32 ilimizde çok yoğun şikâyetler ortaya çıkmıştır.

Değerli arkadaşlarım, teşvik sistemi, sektörel ve bölgesel tercihli olmamasından dolayı, verimsiz yatırımların artmasına ve yatırımlara yönlendirilen tasarrufların israfına neden olmaktadır.

Teşvik kapsamında olmayan 32 ilimizden gelen yoğun şikâyetlerin en önemlisi, haksız rekabetin giderek yaygınlaşmasıdır. Komşu iki ilden birisi teşvik kapsamında, diğeri kapsam dışıdır. Aynı sektörde faaliyet gösteren iki kuruluştan bir tanesi teşvik sisteminden yararlanarak üretim maliyetini düşürme şansına sahip iken, komşu ildeki sanayici bunlardan yararlanmadığı için, daha yüksek maliyette üretim yapmakta ve haksız rekabete neden olmaktadır. Bu nedenle, getirilecek teşvik yasasının maliyet azaltıcı etkisi mutlaka olmalıdır; ama, haksız rekabet yaratılmamalıdır.

Teşviklerin sektörel ve bölgesel tercih sistemiyle getirilmesi, teşvik verilecek sektörlerin hammadde, üretim ve pazarlama koşulları analiz edilerek yapılmalıdır. Yapılacak yatırımların istihdama katkısının ne olacağı da çok iyi analiz edilmelidir. Emek yoğun mu veya teknoloji yoğun mu bir istihdama yönelinecektir; ihracat sektörleri hangileri olacaktır, ithalata dönük sektörler hangileri olacaktır; bunları tespit etmeden çıkaracağımız veya çıkardığımız teşvik yasaları amacına ulaşamayacaktır.

Yatırımların istihdamda olumlu etki yapması açısından ve kayıtdışılığın kayıt içine alınması ve gizli işsizlik meselesinin çözümlenmesi için, işverenlerin üzerindeki asgarî net ücretin yüzde 70'lerine varan prim ve vergi yükünü Avrupa Birliği ortalaması olan yüzde 25'ler seviyesine indirmemiz gerekmektedir. Buna bağlı olarak, Kurumlar Vergisi oranlarını sosyal devlet anlayışı içerisinde, asgarî ücretten alınan vergi ve prim oranlarına da yansıtmamız gerekiyor. Son üç yılda yüzde 26'lara varan hızlı bir büyüme oranına ulaşılmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHARREM ESKİYAPAN (Devamla)Başkanım, toparlıyorum.

BAŞKANBuyurun efendim, konuşmanızı tamamlayın.

MUHARREM ESKİYAPAN (Devamla)Bu arada, enflasyon uzun yıllardan beri ulaşılamayan tek haneli rakamlara düşmüştür. İhracat rakamları iki katına çıkmış, reel faizler de tek haneli rakamlara düşürülmüştür. Yıllardır söylenen; ama, bir türlü yapılamayan özelleştirme uygulamalarında çok ciddî mesafeler alınmıştır. Son üç yıldaki toplam yüzde 26'lık kümülatif büyüme oranının içinde kamu tüketimi ve yatırımlarının payı, sadece 2,4'tür. Bu veri, bize, büyüme trendinin, özel sektör yatırımlarından, tüketimlerinden ve ihracatından kaynaklandığını en açık biçimde göstermektedir. Bu noktada, siyasî istikrarla birlikte, hükümetimizin, özel sektörün dinamiğine güvenerek, ülke kalkınmasının özel sektörle yapılacağına inanan bir hükümet olması da en önemli unsur olmuştur. Bu büyüme oranları, istihdama oran olarak daha az yansımıştır. Bunun nedeni de, yüksek vergi ve yüksek Sosyal Sigortalar prim oranları olarak karşımıza çıkmaktadır.

Diğer bir önemli husus da, büyüme rakamlarındaki yüksek oranın en önemli ayağı sanayi üretimindeki verimliliğin, kapasite kullanım oranlarıyla doğru orantılı olarak, Sanayi ve Ticaret Bakanlığımızın özverili katkıları nedeniyle artmış olmasıdır.

Yine, bu teşvik meselesiyle ilgili olarak, özellikle Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde sektörel tercih kapsamında düşünülecek et ve et ürünleriyle, süt ve süt ürünlerinin sanayiciliği konusuna ciddiyetle eğilmemiz gerekmektedir.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, son olarak diğer önemli bir hususu da dile getirerek sözlerimi bitirmek istiyorum. Gelir Vergisi Kanununun 19 uncu maddesinde belirtilen yatırım indirimi uygulamasında, dar mükellefiyete tabi olanlar dahil, ticarî veya ziraî kazançları bilanço esasına göre tespit edilen vergiye tabi mükellefler, faaliyetlerinde kullanmak üzere satın aldıkları veya imal ettikleri amortismana tabi iktisadî kıymetlerin maliyet bedellerinin yüzde 40'ını, vergi matrahlarının tespitiyle ilgili kazançlarından yatırım indirimi istisnası olarak indirim konusu yapmaktadırlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHARREM ESKİYAPAN (Devamla)Başkanım 1 dakika daha.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

52 konuşma daha · 21 Aralık 2005

52 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook