İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 98. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Adli yargı ilk derece mah. ile bölge adliye mah. kuruluş ve görevleri (s.s.146)ve(146'ya 1inci ek)

Muharrem Kılıç

Malatya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 98. Birleşim · 1. yasama yılı · 25 Haziran 2003 · 870 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Muharrem Kılıç (CHP), 25 Haziran 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ADLİ YARGI İLK DERECE MAH. İLE BÖLGE ADLİYE MAH. KURULUŞ VE GÖREVLERİ (S.S.146)VE(146'YA 1İNCİ EK)); konuşma 870 kelime.

Muharrem Kılıç (CHP, Malatya). “Adli yargı ilk derece mah. ile bölge adliye mah. kuruluş ve görevleri (s.s.146)ve(146'ya 1inci ek)”. TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim tutanağı, 25 Haziran 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-kilic-22-2003-06-25-adli-yargi-ilk-derece-mah-ile-bolge-adliye-mah-kurulus-ve-gorevleri (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MUHARREM KILIÇ (Malatya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısının 25 inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyete saygılarımı sunarım.

Günümüzde, yargı sistemimiz, karşı karşıya olduğu iş yükü, yargıç, savcı ve adlî personelin sorunlarının yeterince çözülememiş olması, adliyelerimizdeki maddî imkânsızlıklar nedeniyle tıkanma noktasına gelmiştir. Hukuk ve ceza davaları aylarca, hatta yıllarca uzayarak, taraflar için büyük zararlara neden olmakta, devletin saygınlığı azalmaktadır. Geciken adalet adalet olamaz anlayışı, tam anlamıyla bugünkü anlayışı yansıtmaktadır. İşte, tüm bu sorunların çözümünde önerilen bir yol olarak, bölge adliye mahkemeleri gündeme gelmiş ve tasarı olarak hazırlanarak Meclise sunulmuştur.

Ancak, ülkemizde, bölge adliye mahkemelerinin kuruluşuyla ilgili iki farklı grup görüş bulunmaktadır. Bunlardan birinci gruptakiler, bölge adliye mahkemelerinin kurulması gerektiğini savunmakta, gerekçe olarak, bölge adliye mahkemelerinde tecrübeli hâkimler görev alacaktır, Yargıtayın iş yükü azalacaktır, olay iki mahkeme tarafından değerlendirilmiş olacağından, kararlar daha adaletli olacaktır, gibi görüşler ileri sürmektedirler. İkinci gruptakiler ise, aynı davaya ikinci kez bakılacağını, davaların uzayacağını, delillerin ikinci kez üst mahkemede değerlendirilinceye kadar özelliğini yitirip kaybolabileceğini, tarafların üst mahkemeye davayı götürmek için üst mahkemenin bulunduğu yere gitmekte zorluk çekebilecekleri görüşlerini belirterek, bölge adliye mahkemelerinin kurulmasına gerek olmadığını savunmaktadırlar. Şüphesiz, her iki grubun da görüşlerinde kendi mantıkları açısından bir tutarlılık bulunmaktadır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bölge adliye mahkemelerinin yeniden kurulmasına esasen karşı değiliz; ancak, bölge adliye mahkemeleri yargının hızlandırılması ve adaletin gerçekleştirilmesi için en son etkendir. Nicelik bakımından mahkemelerin fiziksel sorunlarını ve ihtiyaçlarını çözmeden, nitelik bakımından yeteri kadar yargıç, savcı, yazı işleri müdürü ve zabıt kâtibi yönünden iyileştirilmeden, davaların çabuk, basit ve ucuz bir şekilde sonuçlandırılması için gerekli tedbirleri almadan, bölge adliye mahkemelerinin kuruluşuyla yargının sorunlarını çözmeye çalışmak, olayı çok basite almaktır.

Yargının en önemli sorunlarından birisi, yeterli, nitelikli yargıç, savcı ve adlî personel noksanlığıdır. Bu noksanlığı gidermek için yeni hukuk fakülteleri açmak da çözüm değildir. Bir dekan, bir fakülte anlayışıyla, âdeta, lise açar gibi hukuk fakültesi açmak, sorunu gidereceğine, iyice çıkmaza sokmuştur. Hukukçularımızın dört yıllık iyi bir eğitimden sonra, hâkim ve savcılık için başvuracakları sınavdan sonra kazananların, iki yıllık bir yüksek lisans eğitimine tabi tutulması ve ondan sonra staj programına dahil edilmesi gerekir. Yine, mahkemelere alınacak adlî personelin, öncelikle, adalet yüksekokulu mezunlarından alınması gereklidir; ancak, bu nitelikli personele de, insanca yaşayabileceği bir ücret vererek, ekonomik durumlarını iyileştirerek, karar verirken, maddî sorunların etkisinden uzak, kendi vicdanlarına göre karar verebilmelerini sağlamalıyız.

İşte, böyle bir ortamla, yargıçlık ve savcılık mesleğini bir cazibe merkezi haline getirerek, en iyi hukukçuların bu mesleklere girmelerini özendirmeliyiz.

Günümüzde okullarını en iyi şekilde bitiren hukukçuların çoğu, ilk tercih olarak Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, Sermaye Piyasası Kurulu, Merkez Bankası gibi olanakları fazla olan kurumlara yönelmekte; bu kurumlara giremezse, avukatlık bürosu açmaya çalışmakta ve en son olarak da, kendisine bu alanlarda yer bulamazsa, yargıçlık ve savcılığa yönelmektedir.

Mahkemelerimizi nitelikli hâkim, savcı ve personelle donattıktan sonra adlî kolluk sistemini bir an önce kurarak, adlî kolluğu yargının hizmetine sunmalıyız. Böylece, yargının, kanıtlara ulaşmasını ve sanıkları, tanıkları daha kolay temin ederek, adaleti daha hızlı bir şekilde gerçekleştirmesini sağlamalıyız. Yargı, günümüzde, sanık olan polis memurlarını bile adliyeye getirerek yargılamakta güçlük çekmektedir. Sanığın veya tanığın bulunup yargıya getirilmesi, tümüyle idarenin keyfine kalmıştır.

Yargı sistemimiz, nitelikli personelin yanı sıra, bina, araç, gereç ve diğer donanımlar yönünden de büyük perişanlık içindedir; gelişen teknolojiden yeteri kadar faydalanamamaktadır. Ülkemizde yargıç güvencesi de yeterli değildir. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun Başkanı Adalet Bakanı olup, Bakanlık Müsteşarı ise Kurulun tabiî üyesidir. Kurulun, bağımsız binasının, personelinin ve sekretaryasının olmaması nedeniyle, bu işler, Adalet Bakanlığı personel dairesince yürütülmekte olup, yargı bağımsızlığı açısından ciddî sakıncalar yaratmaktadır. Keza, hâkimler ve savcılar hakkındaki inceleme ve soruşturma yetkisi de, Adalet Bakanının izniyle, bakanlık müfettişlerine veya kıdemli bir hâkim veya savcıya verildiğinden, yürütmenin yargı üzerindeki baskısı daha açık olarak görülmektedir. Hükümetler, maalesef, bu sorunların çözümünde gerekli çabayı da göstermemektedirler.

2003 yılı bütçesinde Adalet Bakanlığına ayrılan pay, maalesef, yüzde 1'den daha azdır. Bu bütçeyle, ne nitelikli personel temin etmek ne de adliyeleri nicelik olarak iyileştirmek mümkündür. Böyle olunca da, bölge adliye mahkemelerini bir kurtuluş gibi görerek yargının sorunlarının bu şekilde giderileceğini düşünmek çözüm değildir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu tasarı kanunlaştığında, yargının sorunları çözülmeyecek, bilakis, karmaşıklaşacak ve artacaktır. Tasarıdaki kadro talebine göre nitelikli 950 yargıç ve savcıyı ilk derece mahkemelerinden alarak bölge adliye mahkemelerinde görevlendirdiğimizde, ilk derece mahkemelerini çalışamaz hale getirmiş olacağız. Ülkemiz, çok geniş bir coğrafyaya sahiptir; bu coğrafya üzerinde kurulmuş olan ilk derece mahkemelerinin kararlarını, on, onbeş yerde kurulacak olan bölge adliye mahkemelerine götürdüğümüzde, tarafların, davalarını takipte ne büyük güçlüklerle karşılaşacaklarını; maddî olayları da değerlendirecek olan bölge adliye mahkemelerinin karşılaşacakları güçlükleri düşünmeliyiz. Adıyaman'ın bir ilçesindeki vatandaşın, Malatya'da kurulacak bir bölge adliye mahkemesinde davasını nasıl takip edebileceğini veya Malatya'daki bölge adliye mahkemesinin Adıyaman'daki kanıtları değerlendirmek için katlanacağı güçlükleri dikkate almalıyız.

Şu anda, pek çok yerde, pasajlarda, belediye binalarında hizmet veren adliyelerle bu işi yürütmeye çalışan idare, mevcut bütçeyle bölge adliye mahkemelerinin, personel, bina, araç, gereç, mefruşat gibi giderlerini nasıl karşılayacaktır?! Gelişmiş ülkelerde bölge adliye mahkemeleri vardır; öyleyse, biz de kuralım yaklaşımı, doğru ve yerinde bir yaklaşım değildir. Bu mahkemeler kurulacaksa, öncelikle, altyapısı eksiksiz hazırlanmalıdır.

Tüm bu düşüncelerle, bu aşamada, bölge adliye mahkemelerinin kuruluşuna karşı olmamız nedeniyle, gerek bu maddeye gerekse tasarının tümüne olumsuz oy kullanacağımızı bildirir, şahsım ve Grubumuz adına saygılarımı sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

23 konuşma daha · 25 Haziran 2003

23 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook