Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)
Malatya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 119. Birleşim · 2. yasama yılı · 14 Eylül 2004 · 927 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Muharrem Kılıç (CHP), 14 Eylül 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNU TASARISI (SS.664) VE (664'E 1İNCİ EK)); konuşma 927 kelime.
Muharrem Kılıç (CHP, Malatya). “Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)”. TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim tutanağı, 14 Eylül 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-kilic-22-2004-09-14-turk-ceza-kanunu-tasarisi-ss-664-ve-664-e-1inci-ek (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MUHARREM KILIÇ (Malatya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan Türk Ceza Kanunu Tasarısının 4 üncü maddesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına görüşlerimi bildirmek üzere söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 1926 yılında yürürlüğe giren Türk Ceza Kanunu, yetmişsekiz yıldır yürürlüktedir. O dönemde, İtalya Ceza Yasası bir bütün halinde alınarak, kabul edilmiştir. Zaman içinde, toplumun yaşantısındaki, anlayışındaki farklılıkları ve değişen dünya şartlarını karşılayabilmek için yeni bir ceza yasası yapma gereği ortaya çıkmıştır. 1940'tan beri, yeni bir Türk ceza kanunu yapmak üzere çalışmalar sürmektedir. Bu amaçla 1940, 1958, 1987, 1989, 1997 ve 2000 yıllarında çeşitli tasarılar hazırlanmış olup, mevcut hükümetin tasarı olarak Meclise sevk ettiği metin, 1985 yılından 2003 yılına kadar süren onsekiz yıllık uzun ve yoğun bir çalışmanın ürünüdür. Bu çalışmaya rahmetli Prof. Dr. Sulhi Dönmezer'in başkanlığında üniversitelerden ceza profesörleri, Yargıtaydan ve Askerî Yargıtaydan üyeler, Barolar Birliği temsilcileri ve bakanlık bürokratları katılmışlardır. Bu çalışmalar sonucunda, kendi içinde bütünlüğü olan bir taslak ortaya çıkmıştır. Hükümet, 2000 yılında hazırlanan bu taslağı, değişiklikler yaparak, 2003 yılında 502 maddelik bir Ceza Kanunu Tasarısı olarak Meclise sunmuştur.
Tasarı, Adalet Komisyonuna geldiğinde, bununla ilgili olarak beş kişilik bir altkomisyon kurulmuştur. Altkomisyon Ekim 2003'ten Mayıs 2004'e kadar yedi aylık bir süre içinde çalışmalarını tamamlamış; ancak, bu çalışma sonucunda, tasarıdan pek çok konuda uzaklaşılarak, âdeta yeni bir Türk Ceza Kanunu Tasarısı hazırlanmıştır. Hükümetin ve Adalet Komisyonu Başkanının talebiyle bu metin, Adalet Komisyonunda çok kısa bir süre içinde görüşülerek huzurunuza gelen metni oluşturmuştur. İşte, şu anda görüştüğümüz metin, yedi aylık bir sürede, altkomisyonca hazırlanan, komisyonumuzca da düzeltmeler yapılmış bulunan bir metindir. Altkomisyon üyeleri, bu metin için yoğun bir mesai harcamışlardır. Yine, komisyon üyelerimiz de değerli katkılarda bulunmuşlardır. Hazırlanan metinde önemli yenilikler de getirilmiştir. Kanunun sistematiği daha anlaşılır bir hale gelmiştir. Dilde, mümkün olduğunca anlaşılır bir Türkçe kullanılmıştır. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar ayrıca düzenlenerek, bunlara zamanaşımının uygulanmayacağı belirtilmiştir. İşkence ayrı bir bölüm halinde düzenlenmiştir. Hürriyeti bağlayıcı ceza tek tipe indirilmiş; ayrıca, güvenlik tedbirleriyle ilgili düzenlemeler yapılmıştır. Cinsel suçlar, kişilere karşı işlenen suçlar bölümüne alınarak daha etkin biçimde düzenlenmiş, çocukların korunmasına yönelik önlemler getirilmiştir.
Tüm bu düzenlemeleri önemsiyoruz; ancak, böylesine önemli bir kanunun, bu kadar kısa süre içinde, yangından mal kaçırır gibi çıkarılmaya çalışılmasını da anlamak mümkün değildir. Altkomisyon metni hakkında üniversitelerin, Yargıtayın, Danıştayın ve baroların görüşleri yeterince alınmamış ve onlara, çalışmak, hazırlanmak için zaman da bırakılmamıştır. Altkomisyon çalışmalarının tamamlandığı günden tasarının asıl komisyonda görüşüleceği güne kadar olan yirmi otuz günlük süre içerisinde bu kadar kapsamlı bir konuda görüşlerini bildirmelerini istemek, katılımlarını sağlamaktan çok, göstermelik bir durum olmuştur. İşte bu nedenle, şimdiye kadar görüş bildiren akademisyenler, üniversiteler, Barolar Birliği ve tüm ilgililer, altkomisyonca hazırlanan metnin, onsekiz yıllık bir çalışmanın ürünü olarak hazırlanan ve tasarı olarak Meclise sunulan metinle bir ilgisinin kalmadığını belirterek, bu metnin yeniden tartışılmaya açılmasını talep etmektedirler; bu taleplerinde de haksız sayılmazlar. Nitekim, bu metnin yeterli olduğuna dair, toplumun hiçbir kesiminden bir destek de bulunmamaktadır.
Kanun metniyle ilgili çok mesafe alınmıştır. Bu metin, hiç olmazsa altı aylık bir dönem için, barolarda, Yargıtayda, üniversitelerde, sivil kitle örgütlerinde, vatandaşlar arasında tartışılmalı; bu tartışmalar değerlendirilerek, metin yeniden şekillendirilmelidir. Bu kadar önemli bir kanunda, toplumun her kesiminin katkısını almadan, iki partinin milletvekillerinin kısa bir dönemde karar alması yeterli değildir.
Altkomisyon ve komisyonda, metin üzerinde, yoğun çalışmalar neticesinde büyük ölçüde değişiklik yapılmıştır. Bu nedenle, görüşülmekte olan bu metnin, Meclise sunulan hükümet tasarısıyla fazla bir ilgisi kalmamıştır. Hükümetçe Meclise sevk edilen tasarı 502 madde olup, komisyonca kabul edilen metin ise 346 maddedir. Altkomisyonca hazırlanan metin, yaz döneminde yeterince tartışılamamıştır. Bu nedenle, metnin geri çekilerek, yeterince tartışıldıktan sonra, genel gerekçesi, madde gerekçeleri yeniden yazılarak, yeniden Meclise sevk edilmesi gerekir diye düşünüyorum.
Sayın milletvekilleri, ceza kanunları ve medenî kanunlar, bir ülkenin anayasası kadar önemlidir. Toplum hayatı için hayatî önem taşıyan, toplumu şekillendirmeye yönelik kanunun alelacele çıkarılmasını doğru bulmuyoruz. Eğer, Avrupa Birliğinden görüşme tarihi almak gerekçesiyle bir an önce çıkarılmak isteniyorsa, bu da yanlış bir tutumdur. AB'ye girip giremeyeceğimiz, gireceksek de tam olarak ne zaman gireceğimiz henüz belli değildir; ancak, çıkarılacak olan bu yasanın uygulamasına bir yıl sonra geçilecektir. Türk Toplumu için hayatî önemi haiz böylesine temel bir kanunun yeterince tartışılmadan acele olarak çıkarılması, toplumda karmaşa yaratacaktır.
Biz, bu yasayı, AB için değil, kendi toplumumuz için düzenlemekteyiz. Kaldı ki, Avrupa Birliği sürecinde Ceza Kanunumuz, daha demokratik, daha özgürlükçü bir yaklaşımla ele alınabilirdi. Bu nedenle taslak, AB Uyum Komisyonu tarafından da değerlendirilmeliydi; çünkü, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve diğer uluslararası sözleşmeler çerçevesinde, uyum bakımından incelenmesi gerekirdi. Bu kadar önemli bir yasayı bir oldubittiyle yapıyor olmamızı, Avrupa Birliği hukukçularının da anlayışla karşılayacaklarını sanmıyorum.
Sayın milletvekilleri, aceleyle çıkarılacak bu yasa, uygulamada pek çok soruna da neden olacaktır. Cezalardaki alt ve üst hudutlar arasındaki açıklık nedeniyle, tüm davalar, lehe olan hükmün uygulanması için yeniden ele alınmak istenecektir. Prof. Dr Bahri Öztürk'ün deyimiyle, hızlandırılmış Türk Ceza Kanunu Tasarısı, hızlandırılmış trenin yarattığı faciadan çok daha büyüklerine neden olabilir. Bu yasayla, toplum, âdeta, af beklentisi içerisine girecektir. Tam olarak olgunlaşmadan çıkarılacak bu yasa, toplumda, giderilmesi mümkün olmayacak sorunlara neden olabilecektir.
Tasarının geneli hakkında görüşlerimizi kısaca belirttikten sonra, şimdi de, tasarının 4 üncü maddesi hakkında görüşlerimizi bildireceğim.
Tasarının 4 üncü maddesi "Kanunun bağlayıcılığı" başlığı altında düzenlenmiştir. Birinci fıkrasında "Ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz" denilmektedir. Yürürlükteki 765 sayılı Ceza Kanununun 44 üncü maddesinde "Kanunu bilmemek mazeret sayılmaz" denilmektedir. Tasarıyı eleştiren birkısım akademisyenler, bu düzenlemeye göre, Ceza Kanunu dışındaki diğer kanunların bilinmemesinin mazeret sayılabileceği ve sorumluluğu kaldırabileceği gibi bir yanlış anlamaya neden olabileceğini belirtmektedirler. Bu nedenle, mevcut yasada olduğu gibi "Kanunu bilmemek mazeret sayılmaz" hükmünün korunmasında yarar olacağını düşünmekteyiz. Kaldı ki, maddenin gerekçesinde, ceza kanunlarından değil, genel olarak hukuk düzeninden ve kanunlardan söz edilmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MUHARREM KILIÇ (Devamla)Başkanım, bitiriyorum.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
19 konuşma daha · 14 Eylül 2004