İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 123. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

İl özel idarelerine ve belediyelere genel bütçe vergi gelirlerinden pay verilmesi hakkında kanun teklifi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:248)

Mümin İnan

Niğde Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 123. Birleşim · 2. yasama yılı · 26 Haziran 2008 · 955 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mümin İnan (MHP), 26 Haziran 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 123. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İL ÖZEL İDARELERİNE VE BELEDİYELERE GENEL BÜTÇE VERGİ GELİRLERİNDEN PAY VERİLMESİ HAKKINDA KANUN TEKLİFİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:248)); konuşma 955 kelime.

Mümin İnan (MHP, Niğde). “İl özel idarelerine ve belediyelere genel bütçe vergi gelirlerinden pay verilmesi hakkında kanun teklifi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:248)”. TBMM Genel Kurulu, 123. Birleşim tutanağı, 26 Haziran 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mumin-inan-23-2008-06-26-il-ozel-idarelerine-ve-belediyelere-genel-butce-vergi-gelirlerinden-pa-3 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA MÜMİN İNAN (Niğde)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun Teklifi’nin 6’ncı maddesi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlarım.

Modern yönetimlerde kamu hizmetleri, malum olduğu üzere, hem merkezî hem de mahallî idareler tarafından görülmektedir. Köy idaresi, il özel idaresi ve belediye idaresi olarak bölümlere ayrılan mahallî idarelerde belediyeler özel bir öneme sahiptir.

Türkiye nüfusunun yüzde 80’lere varan bir bölümü belediye sınırları içerisinde yaşamaktadır. Halkın mahallî ve müşterek ihtiyaçlarına yönelik hizmetleri yürüten ve halkın beklentilerine cevap veren en yakın birim belediyelerdir. Yönetimin yönetilene yakın olması, halkın ve sivil toplum kuruluşlarının yönetime baskı yapabilmesinin yanı sıra, karar alma mekanizmasına daha etkin katılımını sağlamaktadır. Belediyeler, vatandaşla merkezî idare arasındaki iletişimde en uygun köprü vazifesini de görmektedirler.

İnsanların bir arada yaşama kültüründen kaynaklanan ortak ihtiyaçlarının giderilmesi ve günlük hayatlarının kolaylaştırılması görevleri, Anayasa’mız ve yasalarımızla mahallî idarelere verilmiştir. Aynı zamanda, Türkiye’nin bazı maddelerini kabul ettiği Avrupa Özerklik Şartı’nda da bu görevler belirtilmiştir.

Merkezî idare ile mahallî idareler arasındaki yetkiler belirlenirken millî gelir kaynaklarının da doğru belirlenmesi ve dağıtılması gerekmektedir. Millî gelirden mahallî idarelerin aldıkları payların, verdikleri hizmetlerle doğru orantılı olması birinci öncelik olmalıdır.

Mahallî idarelerin gelirlerini, öz kaynaklar, merkezî bütçeden ayrılan paylar ve borçlanma olarak gösterebiliriz. Öz kaynaklarının yetersizliği, merkezî bütçeden aldıkları payların azlığı belediyeleri borçlanmaya yöneltmiş, bilinçli ya da bilinçsiz borçlanmalar hem belediyeleri hem de merkezî yönetimleri zor durumda bırakmıştır. Küçük il, ilçe ve belde belediyeleri, su ve diğer hizmetlerden dolayı kamu kurumlarından ve okullardan alacaklarını alamamakta, konu merkezî idareye intikal ettirildiğinde ödenek yokluğu gibi gerekçelerle problemin yerel imkânlarla çözülmesi istenmekte ve süregelen yazışmalarla zaman kaybedilerek mahallî idareler mağdur edilmektedir. Borcundan dolayı o kuruma verilen hizmetin kesilmesi ise daha büyük bir soruna yol açmaktadır.

Kamu kurumlarının yerel yönetimlere olan borçlarının ödenmesi için sağlam temellere dayanan bir ödeme sistemi oluşturulmalıdır. Belediyelerin vergi ve harçlardan oluşan gelirlerinin yetersiz kalması ve bunların tahsilatlarının tam manasıyla yapılamaması belediyeleri genel bütçeden gelecek paylara mahkûm etmiştir. Buna bağlı olarak da il özel idarelerinin ve belediyelerin gelirlerinin en önemli kısmını merkezî idare vergi gelirlerinden ayrılan paylar oluşturmaktadır. Genel maksatlı bu payların yanı sıra, Bayındırlık, Kültür ve Çevre Bakanlıkları gibi farklı merkezî kuruluşlar tarafından da şartlı ödenekler gönderilmektedir.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; yıllardan beri belediye başkanlarının en temel düşüncesi, o ayki İller Bankası paylarının ne kadar olduğu, kesinti olup olmadığı ile ilgilidir çünkü gelecek olan ödenek halkın o günkü yaşantısının kalitesini belirler, gelen paranın verilecek hizmetle doğrudan ilişkisi vardır.

Temelde belediyelerin harcamaları yatırım, borç ödeme ve cari harcamalardan oluşmaktadır. Bugün Türkiye’deki belediyelerin genelini mercek altına aldığımızda ortaya çıkan durumun içler acısı olduğunu görebiliriz çünkü tamamına yakını iç ve dış borç batağı ve kıskacı altındadır. İster kendi dönemlerindeki ister geçmiş dönemlerden gelen borçlar her zaman belediye başkalarının uykularını kaçırmaktadır.

Belediye başkanlarının yıllardır konuştuğu konu, borç yapılandırması ve belediye gelirlerinin artırılmasıdır. Belediye başkanları, yatırımlarına ve cari harcamalarına kaynak bulabilmek için Ankara’da bu nedenle aşındırmadık kapı da bırakmamıştır. Çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarının bütçelerine şartlı veya şartsız konulan kaynaklardan pay talepleri olurken bu kaynakların dağıtımında genel, objektif bir ölçü olmadığı için para haksız ve adil olmayan bir şekilde kapanın elinde kalmaktadır.

Belediye gelirleri, belediye yapısının büyüklüğü, bölge ve farklı özelliklere göre de değişebilmektedir. Belediyeler arasında kaynak sıkıntısını en çok küçük belediyeler çekmektedir. Geçtiğimiz aylarda bizlerin karşı çıkmasına rağmen kapatılma kararı çıkarılan belediyelerin kaynak sıkıntısı çekmelerinden dolayı kapatıldığı kanun gerekçelerinde de belirtilmiştir.

Ülkemizde çok sayıda belediye başkanının çaresizlik içerisinde kıvrandığını, halkına verdiği sözlerini yerine getirememiş olmaktan dolayı mahcup olduğunu biliyoruz. Farklı kurumlardan verilen payların nasıl dağıtıldığı herkes tarafından bilinmektedir. Farklı partilerden seçilen belediye başkanlarının psikolojik baskı altına alınmaları bilinen bir gerçektir. Zaman zaman, bu konuda, farklı siyasi partilerden seçilmiş belde ve ilçe belediye başkanlarıyla yöre insanları arasında iktidar partisine geçmeleri konusunda tartışmalar da yaşanmaktadır. “İktidar partisinden seçilirseniz ya da iktidarda olan partiye geçerseniz daha çok imkâna kavuşursunuz” gibi söylemlerin artık hiç kimse tarafından dile getirilmesine fırsat vermeyecek şekilde, kanun ve kurallarla dağıtımın yapılması gerekmektedir.

Bu tasarının kanun ve madde gerekçelerinin birçok yerinde haksızlık ve eşitsizlikten bahsedilmektedir ki bu da bilinen bir gerçektir. Yöre insanının seçtiği bir belediye başkanını farklı kurumlardan birkaç kuruş alma uğruna boyun bükmekten kurtararak kanunlar karşısında herkesin ve her partili belediye başkanının eşit olduğunu hissettirecek düzenlemeleri bu Meclis yapmalıdır. Bunun tersini yapmakla, esasen, farklı siyasi görüşe ve partiye mensup olan belediye başkanının hakkını elinden almayı değil, o beldenin tamamını cezalandırmaktayız.

Bu kanunun 6’ncı maddesi yeni bir ödeme sistemi getirmektedir. Yukarıda belirttiğimiz olumsuzlukları ve adaletsizliği ortadan kaldırmasını amaçlayan bir madde olmasını temenni ediyorum. Eşitsizliği ve adaletsizliği Hükûmet tarafından da kabul edilen bu dağıtım sisteminin kaldırılarak kaynakların yerinde kullanılması, zamanlı ve planlı bir ödeme yapılması imkânına kavuşturulması bakımından doğru bulmaktayız. Bu paraların, denkleştirme ödeneği olarak senede 5 defa ve zamanı belli olarak verilmesi küçük belediyelerin bütçelerindeki hesaplamaları da buna göre yapmalarına imkân sağlayabilir.

Bu tasarıya genel itibarıyla baktığımızda, daha önce mahallî idarelere ayrılan paya dâhil edilmeyen genel bütçe vergi gelirlerinin bir kısmının daha matraha dâhil edilerek belediyelere ayrılan pay havuzunun büyütülüyor olmasını da olumlu buluyoruz.

İl özel idarelerine merkezî idareden gelen payların ölçümlenmesinde nüfusun yanı sıra yüz ölçümü, kırsal alan nüfusu ve illerin gelişmişlik endeksi gibi kriterlerin olmasını olumlu bulmakla birlikte, belediyelere pay ayrılırken genel nüfus sayısının yanı sıra yaz ve kış mevsimindeki nüfus değişikliği, iş merkezlerinin yoğun olduğu metropol ilçelerimizde gece ve gündüz çok farklı nüfus yoğunluğunun olması, yeni kurulan belediyelerin temel altyapı yatırımlarına olan ihtiyaçları ve belediyelerin yerleşmiş olduğu coğrafi şartlar gibi kriterlerin de dikkate alınması gerektiğini düşünmekteyiz.

Bizden önceki bütün konuşmacıların da dikkat çektiği bir konu, büyükşehir ve normal belediyeler arasındaki pay dağıtımında bir eşitsizlik olduğu görülmektedir. Bunun da düzeltilmesinin eşitlik bakımından, adalet bakımından son derece uygun olacağı kanaati ve düşüncesindeyiz.

Bu duygu ve düşüncelerle yüce heyetinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum, kanunun hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

61 konuşma daha · 26 Haziran 2008

61 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook