İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 18. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Karayolları gn.md.günce yapılacak bölünmüş yol inşaasında uyg.usul ve es.(276)

Mustafa Ilıcalı

Erzurum Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 18. Birleşim · 2. yasama yılı · 13 Kasım 2003 · 2.484 kelime · yaklaşık 12 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mustafa Ilıcalı (AK Parti), 13 Kasım 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 18. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KARAYOLLARI GN.MD.GÜNCE YAPILACAK BÖLÜNMÜŞ YOL İNŞAASINDA UYG.USUL VE ES.(276)); konuşma 2.484 kelime.

Mustafa Ilıcalı (AK Parti, Erzurum). “Karayolları gn.md.günce yapılacak bölünmüş yol inşaasında uyg.usul ve es.(276)”. TBMM Genel Kurulu, 18. Birleşim tutanağı, 13 Kasım 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ilicali-22-2003-11-13-karayollari-gn-md-gunce-yapilacak-bolunmus-yol-insaasinda-uyg-usul-ve (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA ILICALI (Erzurum)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önce, hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Karayolları Genel Müdürlüğünce Yapılacak Bölünmüş Yol İnşasında Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde AK Parti Grubunun görüşlerini açıklamak üzere huzurunuzdayım.

Benden önce konuşan Cumhuriyet Halk Partisinin temsilcisi Değerli Milletvekili arkadaşımız Sayın Kemal Demirel Beyin konuşmalarını tamamlayacak şekilde, onun ifadelerini tekrardan kaçınarak, bu önemli konuyla ilgili görüşlerimizi açıklayacağım.

Tabiî, bu görüşlerimizi açıklarken, karayollarına gelmeden önce, ülkemizin ulaşım politikaları açısından, ulaşım projeleri açısından geçmişteki ve bugünkü durumunu, geleceğe yönelik neler yapılabileceğini de zamanım yettiğince, sabrınızı da zorlamadan, size özet bir şekilde vereceğim.

Tabiî, bu bilgileri aktarırken, 1979 senesinden milletvekili oluncaya kadar, 2002'ye kadar, üniversitede ulaştırma dalında çalışmış, bu dalda birçok toplantıya katılmış, merkezî yönetimin, yerel yönetimin komisyonlarında görev almış bir kişi olarak, bu tecrübeyle, bu zamana kadar bazı hususların neden yapılamadığını da sizlerle paylaşmak istiyorum.

İlk başta özellikle şunu söylemek isterim ki, 1979'dan 2002'ye kadar, ulaştırma konusunda katıldığım bütün bilimsel toplantılarda, sonuçlar çıktı; o sonuçların çoğu uygulanamadı. Neden uygulanamadığını da irdelediğimiz zaman, genelde, bu, ya yürütmenin sorumluluğundaydı -yani, hükümetin bazı konularda bazı öncelikli projeleri hayata koyması gerekiyordu- veya bunlara ait kriterleri çok iyi belirlemesi lazımdı veyahut da bizlerin, yani bizden önceki milletvekillerimizin, yasama organının birtakım yasalar çıkarmasına ihtiyaç vardı; ama, bu, yasama, yürütmeye takıldı. Şunu özetle söylemek isterim ki, 2002'deki bir sempozyumla -asistan olduğum zaman- 1980'deki sonuçlar itibariyle hemen hemen aynı şeyler çıktı.

Şimdi, biz kendimizi burada çok şanslı sayıyoruz. İktidarıyla, muhalefetiyle ulaştırma konusunu çok önemsediğimizi düşünüyorum. Burada şunun da altını çizmek isterim ki, özellikle Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonunda, iktidarıyla muhalefetiyle çok iyi bir koordinasyon içerisinde çalışıyoruz. Bundan önce de, yine Türkiye'de yirmi yıldır konuşulup çıkarılamayan Karayolu Taşıma Kanununu burada oybirliğiyle çıkardık, hiçbir şey olmadı; çünkü, biz, bunu, komisyonda ve oluşturulan altkomisyonda derinlemesine incelemiştik.

Değerli milletvekilleri, bunlar bilimsel temellere dayandığı müddetçe, çıkacak sonuçlar uygulanabilirse eğer, uygulanırsa önümüz açılır. İşte, Değerli Kemal Demirel Bey de, Partisi adına, bölünmüş yolu destekleyeceğini; ama, sadece bunların yeterli olmadığını söyledi; doğrudur. Ulaşım nedir diye -kendisi bunu tarif etmişti- bir kere de ben tarif edersem, insan ve eşyanın yararlı bir amaç için yer değiştirmesidir. Bu yer değiştirme nasıl sağlanıyor- bakın, altını çiziyorum, insan ve eşya, araçlar demiyorum- insan ve eşya nasıl taşınıyor, bu yer değiştirme nasıl gerçekleşiyor; işte, bu ulaştırma sistemlerini sıralayacak olursak; karayoluyla gerçekleşebiliyor, demiryoluyla gerçekleşebiliyor, havayoluyla gerçekleşebiliyor, su yollarıyla gerçekleşebiliyor, boru hatlarıyla gerçekleşebiliyor.

Şimdi, bizim, burada, tabiî, karayollarıyla ilgili konuya girmeden önce, bu sistemlere bir bütün olarak bakmamız gerektiğinin altını çiziyorum. Burada şunu da vurgulamak istiyorum ki, değerlendirmelerdeki esasımız, bilimsel esaslardır. Bunun da, ağırlıklı olarak, bir mühendislik problemi olarak ortaya konulması gerektiğini vurguluyorum. Bunları, zaten, beraber paylaşıyorsak, sonuçlara da, mutlaka, bizlerin beraber yapacağı güzel çalışmalarla ulaşacağız.

Şimdi, ne yapacağız o zaman; öncelikle, bu sistemler arasındaki dengeyi kurmamız lazım; yani, bunların hiçbir tanesi, birinin rakibi değildir, hepsi birbirinin tamamlayıcısıdır; ama, mutlaka tek bir sistemle yapamayacağımıza göre, A noktasından B noktasına götürürken, bunların belki birkaçını beraber kullanacağız, bir ikisini beraber kullanacağız ve burada optimum çözümü yakalayacağız; buna göre bir sistem oluşturacağız.

Sistemimizi oluşturmak için de, yapmamız gereken, yine, Değerli Kemal Demirel Beyin açıkladığı gibi, bir ulaşım anaplanına ihtiyacımız var. İşte, ben, size, çok büyük bir mutlulukla, sevinçle, gururla diyorum ki, 58 inci hükümetimizin programına, 59 uncu hükümetimizin programına baktığınız zaman, ulaşım anaplanının hazırlanması gerektiği, demiryollarının yeniden yapılandırılması gerektiği, karayolları trafik güvenliğinin artırılması için bölünmüş yolların yapılması gerektiği ortaya konuluyor ve bu, lafta kalmıyor; bugüne kadar geçen onbir ay içerisindeki icraatlarıyla da görüyorsunuz.

Şimdi, hemen bu safhada şunu söylemek isterim -Kemal Beyin sualine cevap da olmuş olur- bu çalışmanın içerisinde olduğum için. Değerli Bakanım da mutlaka açıklamalar yapacaktır; bizim hükümetimizin, Sayın Ulaştırma Bakanımızın, ulaşım anaplanı stratejisi adı altında başlattığı bir çalışma var. Bu çalışma, sözleşme imzalama aşamasına gelmiştir. Burada şunu vurgulamak istiyorum: Ulaşım anaplanı stratejisiyle, Türkiye'deki üniversitelerde çalışan -bu konuda zaten bir avuçtur uzman kişi- uzman kişilerle beraber, değerli bürokratlarımızla beraber, büyük bir katılımla beraber, bu planlar hazırlanacak. Bu sistemler arasındaki dengenin nasıl sağlanacağı...Yalnız, altını çiziyorum, sadece plan hazırlamak değil, 1983'teki, 1993'teki plan da çok büyük emekle hazırlandı; ama, sonuçlarına ulaşılamadı, hedeflerine ulaşılamadı; yani, hazırlayacağımız planların mutlaka uygulanabilir olması gerekiyor. Buna ihtiyacımız var.

Şu anda görüştüğümüz tasarı karayoluyla ilgili olduğu için karayolunu konuşacağız; ama, hükümetimiz -tekrar ediyorum- bu sistemleri bir bütün içerisinde ele alıyor, demiryolu çalışmalarına, denizyolu çalışmalarına ve havayolu çalışmalarına hız veriyor. Bir iki örnek vermek gerekirse; demiryoluyla ilgili, Ankara-İstanbul arasındaki hızlı trenin çok konuşulduğunu; ama, bu dönemde çalışmaların başlatıldığını ve kısa bir süre sonra da, hızlı trenle, İstanbul-Ankara arasının 3 saat 10 dakikaya ineceğini; Kars-Tiflis demiryolu hattına bağlı olarak Ankara-Kars demiryolu hattının geometrik standartlarıyla, güzergâhıyla iyileştirileceğini, işletme hızının artırılacağını; yine, Ulaştırma Bakanımın ifadesiyle, İstanbul'dan Erzurum'a 7,5 saatte ulaşılabileceğini...

Havayolu konusunda da, biliyorsunuz, sivil havacılık seferlere başladı, havaalanlarıyla ilgili gerekli çalışmalar yapılıyor; ama, üzülerek şunu söylemem gerekir ki, ulaştırma sistemleri pahalı yatırımlardır, önceliklerinin iyi belirlenmesi gerekir; bunlar iyi belirlenemediği için, bu projelerden birçoğu hâlâ tamamlanamamıştır ve tamamlananlar da, bazı havaalanlarında olduğu gibi, atıl durumdadır.

Bizlerin yapması gereken iş, tekrar söylüyorum, geçmişte yaşanan tecrübelerden hareketle, hazırladığımız planların mutlak surette uygulanabilirliğini sağlamaktır.

Sayın milletvekilleri, Sayın Başbakanımız seçimlerden önce 15 000 kilometrelik bölünmüş yol yapılacağını açıklamış, seçimlerden sonra da, iktidar olur olmaz, Bayındırlık Bakanımız Sayın Zeki Ergezen Beyin yönetimindeki Karayolları Genel Müdürlüğü yoğun bir çalışmaya girişmiştir. Türkiye'de bölünmüş yol çalışmaları -altını çizerek söylüyorum; elimde tablolar var- bu zamana kadar olmayan bir hızla devam etmiştir.

Değerli milletvekilleri, şu tabloda 1985 yılı ile 2003 yılı arasına baktığımız zaman, 2003 yılındaki şu yüksekliği göreceksiniz, 2003 yılında 1 600 kilometre bölünmüş yol yapılmıştır; buna en yakın, işte, bakıyorum, 371, 300, 200 civarı. Peki, bu nasıl yapılmıştır; bir taraftan da Karayollarının aldığı ödeneklere baktığımız zaman, ödenekler gittikçe azalmış, azalmış, azalmış, sanıyorum -bu sene iyice azalmış- 1,4'e kadar düşmüş; nasıl yapılmış bu; burada iki konuya bakmamız lazım. Bayındırlık Bakanlığımız, Karayolları bölünmüş yolları yaparken neye göre yapıyor; bunları yapacak parayı nereden buluyor; buna, başka finans yöntemi mi uyguluyor; nasıl yapıyor da ödenek miktarları da düştüğü halde, bu zamana kadar olmamış şeyi yapmış. Bunu hemen şöyle açıklayayım:

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir kere, burada karayollarımızın 15 000 kilometrelik bölünmüş yolu kategorize edilmiş; bunlar, birinci öncelikli yollar, ikinci öncelikli yollar, üçüncü öncelikli yollar. Bunlardan, birinci öncelikli yollar dediğimiz yolların kapasite analizi yapılarak, ulaşım taleplerine göre hesaplanmış, yıllık, ortalama günlük trafiği belli bir rakamın üstünde olan yollar. İkinci öncelikli yollarımız, bunlar yaklaşık -hafızam yanıltmıyorsa- 5 000 kilometre civarında ve uluslararası yol bütünlüğü yönünden tamamlayan yollar. Üçüncü öncelikli yollar ise ulusal yol bütünlüğü açısından... Buna göre sınıflandırıldıktan sonra, bu yolların yapılmasıyla ilgili olarak da, tabiî ki, Türkiye'de bugüne kadar yapılan mevcut yolların maliyetlerine baktığımız zaman, hele hele otoyolların maliyetlerine baktığınız zaman çok yüksek rakamlara çıktığını görürsünüz; 1 kilometre otoyolun maliyeti 7 500 000 dolar mertebesindedir. Yine, bölünmüş yolun maliyetine baktığınız zaman, bunun da oldukça yüksek olduğunu görürsünüz. Bakanımızın açıkladığına göre kilometre maliyet 200-250 milyar lira. Yani, nasıl olmuş da 200-250 milyar liraya düşürülmüş; Cumhuriyet Halk Partisinin değerli sözcüsü de bu ifadeyi kullandı.

Değerli milletvekilleri, bunun manası şu: Bu 2003 yılında seçilen yollar, 1 600 kilometrelik yolumuz, topografik açıdan daha uygun olabilir, daha düz kesimler olabilir. Yolun maliyetinde, topografyası, zemin durumu, altyapı, üstyapı maliyetleri, sanat yapıları önemlidir. Yani, bu, bundan sonra yapılacak olan yolların da bu manaya geleceğini, bu mertebede olacağını ifade etmez. Yalnız, şunu bilmek gerekir ki, acaba maliyetin düşürülmesi için neler yapılabilir; bunu kullanmak lazım. İşte, Bayındırlık Bakanlığımız bunu yakalamıştır. Ne yapmıştır; binlerce işçisi vardır, binlerce makinesi vardır, bunlardan faydalanmayı düşünmüş, yeni bir yöntem geliştirmiştir; yani, ihaleli işlerin yanı sıra Karayollarının makinelerini kullanarak, Karayollarının işçilerini kullanarak burada ne yapmıştır; maliyeti düşürmüştür. Bu durumda ne olacak; zaten işçi maaşını alıyor, akaryakıt bedelini koyduğunuz zaman, bir analiz yaparsanız, sadece nakliye bedelinin, ihaleli işin üçte 1'ine geldiğini görebilirsiniz. Bakanlığımızın, 2004 yılı içerisinde de, tahmin ediyorum, 2 000 kilometrelik bir bölünmüş yol hedefi vardır. Bundan sonra yapılacak yolların bir kısmı Karayollarımızın imkânlarıyla bir kısmı da ihale edilerek gerçekleştirilecektir.

İşte, önümüze gelen tasarı da, zaten, Bayındırlık Bakanlığımıza bağlı Karayollarımızın daha verimli çalıştırılmasına, bölünmüş yol yapımının hızlandırılması için, atıl durumda duran diğer kamu kuruluşlarındaki makine ve personelin Karayolları bünyesinde çalıştırılmasına esastır.

Şimdi, bu bilgileri verdikten sonra, karayollarıyla ilgili bugünkü tabloya baktığımız zaman, bugüne kadar gerçekleştirilmiş olan bölünmüş yol miktarının tamamına baksak 3 800 kilometredir. Demek ki, bundan sonra, iki yılda, bu zamana kadar gerçekleştirilen miktarın üzerine çıkmış olacağız.

Şimdi, peki, bunlara ihtiyaç var mı; bunlara ihtiyaç olup olmadığı konusunda size şunu söyleyeyim, yine, Kemal Beyin söylediği gibi, hangi kriteri esas alırsanız alın, karayolları üzerinde meydana gelen kazalarda gelişmiş ülkelere göre, üzülerek söyleyeyim, çok kötü durumdayız; gerek kaza adedi olarak gerekse yaralı ve ölü sayısı olarak. Uluslararası bir kriter olan 100 000 000 taşıt/kilometreye göre baktığımız zaman, ülkemizde ölü sayısı gelişmiş bir ülkedekinin 10-15 katıdır.

Değerli milletvekilleri, bu hafta içerisinde 2 tane çok önemli trafik kazası oldu. İki trafik kazasında 30 kişi hayatını kaybetti. Kaza tespit tutanaklarını aldım, şu kazalara bir bakayım neden olmuş diye inceledim. Daha önce üniversitede çalışırken, bu konular benim uzmanlık alanıma giren konulardı. Bu arada da, kazada hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyorum.

Biz, bu konuyu çok önemsiyoruz, trafiği çok önemsiyoruz. Grubumuzda da bu konu gündeme geldi. Burada, Çorum milletvekilimiz, konuyla ilgili bize bilgi vermişti. Ben de, aldım, raporlara baktım -fazla zamanınızı almadan- iki kazayı da incelediğimiz zaman, kafa kafaya çarpışma şeklinde olmuş bu kazalar. Hemen şu söylenebilir; yani, bu kafa kafaya çarpışma, sürücü hatasıdır. Evet, buradaki kaza tespit tutanağına da baktığınız zaman, sürücülerin hatası; birinde, kamyonun hata payı yüzde 25; öbüründe yüzde 75 minibüse ait, yüzde 25 diğer araca ait; yani, sürücü hatası. Bu, istatistiklere sürücü hatası olarak geçecek; bu, maalesef, böyle geçecek. Neden; kaza tespit tutanağını tanzim eden kişi, mühendis değil ki; bunu, trafik polisi, yoldaki dever hatası mıdır, yolun kaplamasının cinsi midir, yolun kenar elemanı mıdır, işareti midir; bunu bilemez. Şunu hemen düzelteyim; bir kere, yol hatalarının istatistikteki payı oldukça düşüktür; tespit edilemediği içindir; bu, bu kadar değildir.

Peki, bu kazaların oluş şekline baktığımız zaman, kafa kafaya çarpışma şeklindedir; iki kazada da 30 kişi hayatını kaybetmiştir. Bu yollar, bölünmemiş yollardır; yani, tek platformlu yollardır. Peki, bu yollar, bölünmüş olsaydı, çift platformlu olsaydı, bu kaza olacak mıydı?!

Değerli milletvekilleri, işte, biz, bunlara da, affedici yollar diyoruz; yani, sürücü yine hatasını yapıyor. Bizim trafik kazalarında, doğrudur, sürücünün payı, insan faktörü çok yüksektir; ama, yol hatayı affederse, bu kaza meydana gelmeyecekti; yani, iki kazanın da olduğu yol eğer bölünmüş olsaydı, bu ölümlü kazalar olmayacaktı.

Dolayısıyla, işte, yine, burada, elimizde, tabiî, Karayolları Genel Müdürlüğümüzün çok güzel bilgileri var. Bu bilgilerden, tüm üniversiteler, birçok araştırmada yararlanıyor; yani, çok özet bir bilgi vermek istersem, şehirlerarası yollarda, ölümlü kazalar, yüzde 60 karşılıklı çarpışma şeklindedir; yani, kara nokta dediğimiz, kazanın çok yoğunlaştığı noktalar, artık, kesim haline gelmiştir. İşte, siz, bunları bölünmüş hale getirdiğiniz zaman, yolun güvenliğini artırmış oluyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, bu, biz, bölünmüş yol yaparken, sadece karayolu yapıyoruz demek değildir. Biraz önce de vurguladığım gibi, bu, yolun güvenliğinin artırılmasıdır. Biz, sadece bölünmüş yol da yapmıyoruz; ayrıca, ne yapıyoruz; işaretlemeyi artırıyoruz; işaretlemenin haricinde, yol kenarı elemanlarına önem veriyoruz. Özellikle, benim seçim bölgem Doğu Anadolu'da, yüksek rakım, kenar elemanları olmadığı için, sürücünün bir hatasından veya iklim şartlarından, kayıp, devrilip, ölümlü kazalar meydana geliyor. Karayolları Genel Müdürlüğümüz, trafik güvenliğinin artırılması yönünde diğer çalışmaları da yapıyor; diğer bakanlığımız diğer çalışmaları yapıyor.

Sonuç olarak, kalan zamanımda, şu konuyu da sizlerle paylaşmak istiyorum. 21 inci Dönemde, Sayın Ahmet Tan'ın başkanlığında, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, Trafik Güvenliği Araştırma Komisyonu kurulmuş. Ben, bu raporu okudum; rapor hazırlanırken görüş veren kişilerden de biriydim.

Değerli milletvekilleri, iktidarıyla, muhalefetiyle, sizi, bu rapora sahip çıkmaya çağırıyorum. Size, bu rapordan bazı çarpıcı bilgiler vereceğim ve bu konuda bundan sonra neler yapabiliriz diye bazı önerilerim olacak.

Bu rapor, gerçekten çok emek verilerek hazırlanmış bir rapordur. Burada, bunları bilen arkadaşlarımız var. Araştırmanın konusu şu: Ülkemizde meydana gelen trafik kazalarının nedenlerinin araştırılarak, alınması gereken yasal, idarî, toplumsal, yapısal önlemlerin neler olabileceğinin belirlenmesi ve güvenli bir trafik ortamının sağlanmasında resmî ve özel tüm kurum, kuruluş ve örgütlerin görev sorumluluklarının işbirliğine esas olacak temel ilke ve hedeflerin saptanmasıdır.

Raporda, trafik güvenliğini etkileyen unsurlar üzerinde çok güzel bilgiler veriliyor. "Çevre ve altyapı unsurları" denildiği zaman, burada, Sayın Başkanım, sayın milletvekilleri, Sayın Bakanım, size, bu rapordan önemli bir bilgi arz edeceğim. 21 inci Dönemde, AK Parti İktidarı yoktu, başka bir koalisyon hükümeti vardı. Bu raporda aynen şöyle deniliyor: "Ülkemizde, devlet ve il yollarının yaklaşık yüzde 30'u günümüz koşullarına cevap verecek şekilde projeli, fizikî, geometrik standartları yeterli olarak yapılmış..." Özetle, diğer yolların muhakkak geliştirilmesi gerekir deniliyor.

Şu rakamları da aynen size vermek istiyorum: "Bitümlü sıcak karışımlı olarak inşa edilmesi gereken yol ağının 13 202 kilometre olması gerekirken, halen bu 5 400; bölünmüş yol ağı uzunluğunun 8 000 kilometre olması gerekir..."

Değerli milletvekilleri, işte, bunları vurgulamışlar. Vurgulamayla olmuyor. Ne yapmış 58 inci, 59 uncu hükümetler; almışlar bu raporun sonuçlarını, bunun üzerinde iyileştirme çalışmaları yapmışlar, 2003 yılında da 1 600 kilometreyi tamamlamışlar, tebrik ediyorum Bakanımız ve çalışanlarını.

Değerli milletvekilleri, bu rapordan, önemli bir sonuç çıkmış, daha fazla zamanınızı almamak için raporun sonuç kısmını okuyorum: "Bu bakımdan, 2001 yılının trafik güvenliği yılı ilan edilmesi ve bu yılda, ilk iş olarak, trafik kazalarının her yıl bir önceki yıla göre yüzde 10 azaltılması için hedef konulması..." Bu rapor Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 2000 yılında verilmiş; 2001 yılı trafik güvenliği yılı olmuş. Ne yapmış Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan -belki dikkatinizden kaçmış olabilir- 30 Ekim tarihli Resmî Gazetede 2004 yılını trafik güvenliği yılı ilan etmiş. Buna ait genelge de yanımda, bunu okuyup zamanınızı almaya gerek yok. Yani, demek ki, rapordaki önemli sonuçlar, daha onbir aylık hükümetimiz döneminde uygulamaya konulmuş. Bundan sonra, sizlere şu öneride bulunmak istiyorum... Ulaşıma, trafiğe hepinizin önem verdiğini biliyorum. Biz, bu Meclis olarak çok farklıyız, hükümet olarak farklıyız. Yazık, günah; aranızda birçok kişi yakınını kaybetmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun, sözlerinizi tamamlar mısınız.

MUSTAFA ILICALI (Devamla)Bendeniz de, birinci derecede 5 yakınımı trafik kazasında kaybettim. Daha önce bizim sıralarda oturan milletvekili arkadaşlarımız, toplumun değişik kesimlerinden kişiler hayatını kaybetmiş. Gelişmiş ülkelere bakıyoruz, İsveç'e bakıyoruz, sıfır hedefi koyuyor; yani, ne demek sıfır hedefi; ölümlü ve ağır yaralanmalı, sakat bırakan kazaları sıfıra düşürmek. Biz ne yapalım; elimizde çalışmalar var, bu konuda hassas hükümetimiz var, Başbakanımız, bakanlarımız var; iktidarıyla muhalefetiyle -sivil toplumlar var bu konuda çalışan- bir araya gelelim, trafik güvenliğinin artırılması için, ulaşım sistemlerimizin geliştirilmesi için, yapılacak olan çalışmalar için bir koordinasyon oluşturalım. Bunu hemen iletelim hükümetimize, ilgili bakanlarımıza; mesafe alalım. Nasıl ki, ben, şimdi, onurla, gururla, raporla ilgili olarak yapılanları söylüyorum, benden sonraki her konuşmacı da bununla ilgili bir madde geldiği zaman, bunları açıklasın; icraatları ifade etsin.

Bu neyi sağlayacaktır; eğer kazaları azaltırsak, bütün kazalarda -yine değerli arkadaşım söylemişti- kaybettiğimiz değerler -gayri safî millî hâsılanın yüzde 2'sini alırsak- 2000 yılı fiyatlarına göre 5-6 milyar dolar eder; işte, bölünmüş yol için gerekli olan kaynak burada.

Ayrıca şunu vurgulamak istiyorum: Ülkemizin kalkınabilmesi ve gelişmiş ülkeler standardına yükselebilmesi için, mutlak surette, ulaşım sistemlerinin geliştirilmesi gerekir. Ulaşım sistemlerini geliştirmeden ekonomik kalkınmayı tamamlamak mümkün olamayacağına göre, hem ülkemizin kalkınması hem Doğu Anadolu'daki gelişmemiş illerin -burada problemler daha fazla- gelişmelerini sağlayabilmeleri için, bu konularda çok daha hızlı çalışmalarımız var. Böyle bir imkânımız var; bunu iktidarı ve muhalefetiyle birlikte halledelim. Karayolu Taşıma Kanununu hallettik, inşallah, bugün de, bölünmüş yolla ilgili kanunu çıkaracağız; bu çıkaracağımız yasayla beraber, karayollarımızın önünü açmış olacağız.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

8 konuşma daha · 13 Kasım 2003

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook