Gelir vergisi kanunu vergi usul kanunu
Mersin Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 18. Birleşim · 1. yasama yılı · 7 Ocak 2003 · 1.461 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mustafa Özyürek (CHP), 7 Ocak 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 18. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GELİR VERGİSİ KANUNU VERGİ USUL KANUNU); konuşma 1.461 kelime.
Mustafa Özyürek (CHP, Mersin). “Gelir vergisi kanunu vergi usul kanunu”. TBMM Genel Kurulu, 18. Birleşim tutanağı, 7 Ocak 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-22-2003-01-07-gelir-vergisi-kanunu-vergi-usul-kanunu (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; "Malî Milat Yasası" olarak adlandırılan yasanın görüşmeleriyle ilgili olarak, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Saygıdeğer milletvekilleri, sık sık patinaj yapıyoruz, bir türlü mesafe alamıyoruz. Şimdi, burada da bir patinajla karşı karşıyayız.
Kısa bir süre önce, burada, bu yasayı enine boyuna tartışmış ve kabul etmiştik. O zaman da, biz bu yasayla ilgili eleştirilerimizi gündeme getirmiştik. Bu eleştirilerimizden hiçbiri dikkate alınmadan, komisyondan geldiği şekliyle, sadece hayat standardı esasıyla ilgili konu rapordan çekilmek suretiyle, aynen geçmişti. O günkü konuşmamda da ifade etmeye çalışmıştım; Türkiye'de kayıtdışılığın diz boyu olduğu bir dönemde, vergi kayıp ve kaçağının alıp başını gittiği bir dönemde, kayıtdışılıkla mücadelede, vergi kayıp ve kaçağıyla mücadelede son derece etkin bir yasa olan Malî Milat Yasasının bütünüyle yürürlükten kaldırılmasının yanlış olduğunu ifade etmiştim.
Değerli arkadaşlarım, bu gerekçelerimiz ve diğer bazı gerekçeler de, Sayın Cumhurbaşkanımızın bu kanunu geri göndermesine neden oldu. Öncelikle, Sayın Cumhurbaşkanımızın, vergide adalet ilkesini, yıllardır unuttuğumuz vergide adalet kavramını gündeme getirmiş olmasından büyük mutluluk duyduğumu ifade etmek istiyorum ve bu vesileyle, iyi ki Türkiye'de Cumhurbaşkanı var diyorum.
Değerli arkadaşlarım, ne yapmak istiyoruz; yapmak istediğimiz şu: 1998 yılında, o günkü vergi sistemimizin kayıtdışılıkla mücadele edemediğini, vergi kayıp ve kaçağıyla mücadele edemediğini, vergi sistemimizin son derece karmaşık olduğunu, vergide adaletin sağlanamadığını, büyük çarpıklıklar yaşandığını tespit etmiş ve bu tespit doğrultusunda, Malî Milat Yasası, büyük çalışmalar sonucu Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilmişti.
Kısa bir süre sonra, bu yasa, ekonominin önünü tıkadığı, bu yasa nedeniyle yurt dışına büyük servet kaçtığı gerekçesiyle 4444 sayılı Kanunla 31.12.2002 tarihine kadar ertelenmişti. 4444 sayılı Yasanın gerekçesinde, Malî Milat Yasasının özü itibariyle son derece yararlı, ekonomimizin ihtiyacı olan, vergi sistemimizin ihtiyacı olan bir yasa olduğu ifade edilmiş ve yasanın tümünden, temel mantığından vazgeçmeden sadece belli bir süre ertelendiği ifade edilmiştir; yani, şu anda, kaldırmak üzere harekete geçtiğimiz, bu konudaki Plan ve Bütçe Komisyonu raporunu görüştüğümüz kanun, bizden önceki Mecliste iki kez yararlı bulunmuş, vergi sistemimiz açısından vazgeçilmez olarak nitelenmiştir; ama, bugün geldiğimiz noktada, biz, bu kanunu bütünüyle yürürlükten kaldırıyoruz.
Şimdi, o günden bugüne, 1998'den 2003 yılının başına, vergi sistemimiz daha mı iyiye gitmiştir; hayır. Vergi kayıp ve kaçağında azalma mı olmuştur; hayır. Kayıtdışı ekonomi küçülmüş müdür; hayır. Vergi sistemimiz basitleşmiş midir; hayır. Vergi toplamada adalet mi sağladık; hayır. Peki, öyleyse, yani, 1998'den bugüne daha kötü duruma gelmişse vergi sistemimiz, o zaman ne yapmak istiyoruz?
Sistemi iyileştirmeye dönük bir yasayı yürürlükten kaldırarak sistemi iyileştirmek mümkün değil. Eğer, hükümet, bugün, buraya, yeni bir vergi reformuyla gelmiş olsaydı, malî milat yasasını şu şu şu nedenlerle kaldırıyorum; ama, onun eksiklerini tamamlayacak bir vergi reformuyla karşınıza geldim demiş olsaydı büyük saygı duyardık; ama, yapılan nedir; İhtiyaçlar ortada, vergi sistemimizdeki çarpıklık ortada; ama, biz, vergi sistemini iyileştirmek için çıkarılmış bir yasayı yürürlükten kaldırıyoruz. Niçin kaldırıyoruz; deniliyor ki: "Servet kaçtı, sermaye dışarıya kaçtı ve bu yasa uygulanamaz."
Değerli arkadaşlarım, bu yasa uygulanmadı ki, uygulanamaz nitelikte olup olmadığına karar verelim. Bu yasa -o günün şartlarını hatırlayan arkadaşlarımız mutlaka aranızda vardır- toplumun çok geniş kesiminden destek görmüştür ve sağda solda kendini tanımlayan bütün partilerin milletvekillerince kabul edilmiştir; ama, belli egemen çevrelerden öylesine bir rüzgâr estirilmiştir ki, önce bu yasa ertelenmiş, şimdi de kaldırılmaktadır.
Değerli arkadaşlarım, vergi sistemimiz gerçekten çarpıktır. Zaten, vergi sisteminin çarpık olduğunu görmek için bu konuda uzman olmaya lüzum yok. Sokaktaki vatandaşa bile sorsanız, bunu, size açık açık söyler. Zaten, vergi konusu, herkesin ilgi alanındadır. Futbol bir, vergi iki; herkes bu konuların uzmanıdır. İşte, Galatasaray'da Hasan Şaş olmasa da bilmem kim olsa maçın daha güzel olacağını herkes anlatır; vergi sistemimizde de herkesin kendine göre bir vergi tanımı vardır.
Şimdi, Sayın Bakan Unakıtan'ın da demeçleri iki gündür basında yer alıyor. Sayın Bakanın, benim de katıldığım bir analizi var; diyor ki: "Vasıtalı vergiler -yani, tüketim üzerinden aldığımız vergiler- toplam vergi gelirlerimizin yüzde 70'ine ulaştı; vasıtasız vergiler -yani, gelir üzerinden alınan vergiler- yüzde 30'da kaldı. İşte, bu -başka pek çok çarpıklığı var sistemimizin de- bu çarpıklığın çok belirgin bir göstergesidir." Bunu, muhalefet milletvekili olarak Mustafa Özyürek söylemiyor; bunu, İktidarın Maliye Bakanı söylüyor; yani, çarpıklık noktasında, teşhiste aramızda bir sorun yok; ama, bunu nasıl gidereceğiz? Bunu, mutlaka gidermemiz lazım. Bunu gidermenin kolay yolu, basit yolu, 4369 sayılı Malî Milat Yasasının özünü koruyarak, ama aksayan noktalarını değiştirmek suretiyle, kısa sürede bir vergi reformunu bu Meclisin önüne getirmek ve bu Meclisten çıkarmaktı. Ne yazık ki, hükümet, bu yolu denemeden, bazı hâkim çevrelerde egemen olan görüşlere itibar ederek, bu yasayı bütünüyle yürürlükten kaldırıyor, daha sonra bir vergi reformu getireceğini söylüyor. İnşallah, vergi reformuyla ilgili sözlerinde samimîdirler, kısa sürede buraya getirirler, bizi mahcup ederler. Böyle bir konuda biz mahcup olmaya razıyız; yeter ki, adil bir vergi sistemini getirelim; yeter ki, dengeli bir vergi sistemi getirelim, basit bir vergi sistemi getirelim ve kalıcı bir vergi sistemi oluşturalım ki, vergi sistemini yaz boz tahtasına çevirmeyelim.
Değerli arkadaşlarım, Türkiye, sürekli vergi sistemiyle oynamak suretiyle, mükellefin kafasını karıştırmakta, vatandaşın kafasını karıştırmakta. Bırakınız mükellefi, bugünkü vergilerimizi bilen vergi dairesi müdürü sayısı bile çok azdır; çok karmaşık hale gelmiştir.
Öyle anlaşılıyor ki, Sayın Cumhurbaşkanının vetosundan kurtulmak için, önemli bir değişiklik yapmadan bu kanunu kabul edecek iktidar çoğunluğu. Komisyonda da buna benzer görüşlerimi ifade etmiştim; ama, bir etkisi olmadı, kabul edildi. Buradan da böyle geçeceği anlaşılıyor; ama, geliniz, bu vesileyle vergi sistemimizdeki çarpıklık konusunda bir fikir birliğine varalım.
Değerli arkadaşlarım, öyle bir ülke düşününüz ki, mazottan yüzde 75 vergi alıyor. Öyle bir ülke düşününüz ki, benzinden yüzde 80 vergi alıyor; yani, benzin satın alırken ödediğimiz paranın yüzde 80'i vergi. Niçin bu yola gidiyoruz; çünkü, Gelir Vergisini alamıyoruz, Kurumlar Vergisini alamıyoruz, kayıtdışı ekonomiyle mücadele edemiyoruz, vergi kaçakçılığını önleyemiyoruz; eh, kolay yola başvuruyoruz. Benzin alırken vatandaş, gidiyor, yüzde 80 vergi ödüyor. İstasyon sahipleri "biz, benzin istasyonu olmaktan çıktık, hepimiz birer vergi dairesi haline geldik" diyorlar. Gerçekten de, toplam vergi gelirlerimizin çok büyük bölümü akaryakıt üzerinden alınan vergiden oluşuyor. Bu vergiler adaletsizdir değerli arkadaşlar. Bir Anadol arabası -Anadol araba pek kalmamıştır ama- bir Fiat arabası, bir Serçesi olan vatandaş da benzin alırken yüzde 80 vergi ödüyor -o lüks arabaların adını ben pek bilmem ama- bir Mercedes kullanan da yüzde 80 vergi ödüyor; cip kullanan da -o cipler falan var çok fiyakalı- yüzde 80 ödüyor, garip vatandaş da yüzde 80 ödüyor... Adalet bunun neresinde?!
İşte, bu sistemi çevirmenin, bu sistemi dönüştürmenin yolu, Gelir Vergisini, Kurumlar Vergisini tahsil edebilmektir. Gelir Vergisini ve Kurumlar Vergisini tahsil edebilmenin yolu da, vergi kayıp ve kaçağıyla mücadelede, kayıtdışı ekonomiyle mücadelede önemli bir araç olan malî miladı özü itibariyle muhafaza etmekti. Malî milat yasası ilk çıkarken de, ben, bazı eleştirileri gündeme getirmiştim. İşte, o eleştiriler doğrultusunda sistem kısa sürede iyileştirilebilir ve vergi sistemimizde bir adalet, bir kalıcılık sağlanabilirdi.
Şimdi, Sayın Cumhurbaşkanı diyor ki, siz, bu kanunu kaldırıyorsunuz, kayıtdışılıkla mücadeleden vazgeçiyorsunuz, vergi kayıp ve kaçağıyla mücadeleden vazgeçiyorsunuz; ama, kamu giderlerini karşılamak için vergi ihtiyacınız da açık; o zaman, yine vasıtalı vergiler alacaksınız, yine akaryakıta zam yapacaksınız, yine Katma Değer Vergisine zam yapacaksınız, yine elektriğe zam yapacaksınız ve haksız, dengesiz, adaletsiz bir vergi sistemini ayakta tutacaksınız; onun için, bu yasanın kaldırılması, Anayasamızda öngörülen "vergi vatandaşın malî gücüne göre alınır" temel ilkesiyle çelişmektedir; yani, malî milat yasasının kaldırılması Anayasamızın 73 üncü maddesine aykırılık teşkil etmektedir.
Sayın Cumhurbaşkanı, elbette, sadece Sayın Ahmet Necdet Sezer değildir. Sayın Cumhurbaşkanlığı bir makamdır. Nasıl bizler yetkimizi Anayasadan alarak burada bir görev yapıyorsak, Sayın Cumhurbaşkanımız da bu Meclis tarafından seçilmiş anayasal bir kurum. O, ondört sayfalık bir gerekçeyle bir yasayı geri çevirdiği zaman, orada ileri sürülen gerekçelerin hiçbir önemi yok, biz virgülüne dokunmadan bu yasayı tekrar göndeririz, virgülüne dokunmadığımız için de kendisi veto edemez diye düşünülüyor olabilir; ama, bu, Anayasada öngörülen, kurumlar arasında aranan uyum açısından çok önemlidir. Hükümet Meclisle, Meclis Cumhurbaşkanıyla ve Anayasa Mahkemesiyle, anayasal kurumlar birbiriyle çelişmeden, birbiriyle zıtlaşmadan çalışmalıdır değerli arkadaşlarım. Bu zıtlaşmalardan güzel şeyler çıkmaz. Güzel şeyler, uyumdan, anlaşmadan çıkar. Onun için, ben, daha yeni başlayan bir hükümetin, daha yeni başlayan bir Parlamentonun, Cumhurbaşkanlığıyla zıtlaşmadan, Cumhurbaşkanının geri gönderme gerekçelerini ciddîye alarak, bütün kapsamıyla değerlendirerek, ona uygun değişiklikleri yapmasını beklerdim. İşte, geciktikçe Özel Tüketim Vergisinden şu kadar kaybımız oluyor, Özel İletişim Vergisinden şu kadar kaybımız oluyor, onun için bunu bir an önce çıkaralım telaşı gereksizdir. Biz, malî milat yasasını bütünüyle kaldırarak, kayıtdışı ekonomi yoluyla ne kaybediyoruz, vergi kayıp ve kaçağına ne kadar gitti, bunları da hesaplayarak, bu dengeleri gözetmek gerekir.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, malî milat yasasının, belli noktalarda revize edilmek, belli noktaları gözden geçirilmek şartıyla, kaldırılması yerine uygulamaya devam edilmesinden yanayız. Zaten, malî milat yasasının bütün iş dünyasında, bütün bu konunun uzmanları tarafından eleştirilen noktası, 1998 Eylül ayında bloke edilen değerlere "nereden buldun" sorusunun sorulmayacağına dair bir yasal güvencenin verilmemiş olmasıydı.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak seçim bildirgemizde de ifade ettiğimiz gibi, 2003 yılına kadar, kim, nerede parası varsa, ister yastık altında ister yurtdışında, getirsin, sisteme soksun, buna dönük bir nereden buldun sorusunu sormayalım; ama, daha sonra da, herkes yaptığı harcamanın, edindiği servetin kaynağını açıklasın. Bundan güzel şey olur mu değerli arkadaşlarım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
22 konuşma daha · 7 Ocak 2003