İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 22. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Dünya sağlık örgütü tütün kontrolü çerçeve sözleşmesinin uygun bulunduğuna dair kanun tas.( ss . 684 )

Muzaffer Gülyurt

Erzurum Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 22. Birleşim · 3. yasama yılı · 25 Kasım 2004 · 1.320 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Muzaffer Gülyurt (AK Parti), 25 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ TÜTÜN KONTROLÜ ÇERÇEVE SÖZLEŞMESİNİN UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TAS.( SS . 684 )); konuşma 1.320 kelime.

Muzaffer Gülyurt (AK Parti, Erzurum). “Dünya sağlık örgütü tütün kontrolü çerçeve sözleşmesinin uygun bulunduğuna dair kanun tas.( ss . 684 )”. TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim tutanağı, 25 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muzaffer-gulyurt-22-2004-11-25-dunya-saglik-orgutu-tutun-kontrolu-cerceve-sozlesmesinin-uygun-bulundu (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA MUZAFFER GÜLYURT (Erzurum)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Dünya Sağlık Örgütü Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısıyla ilgili olarak AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi hem AK Parti Grubu hem de şahsım adına saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce, dün idrak etmiş olduğumuz Öğretmenler Gününün ülkemize ve tüm öğretmenlerimize hayırlı olmasını diliyorum. Ayrıca, yine içinde bulunduğumuz Ağız ve Diş Sağlığı Haftası münasebetiyle, ülkemizin tüm insanlarına sağlıklı günler ve tüm meslektaşlarıma da mesleklerinde başarılar diliyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün üzerinde görüştüğümüz Dünya Sağlık Örgütünün hazırlamış olduğu Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesiyle ilgili olarak tarihî bir boyuta baktığımız zaman, uzun zamandan beri, gerçekten, tütün ve tütün mamullerinin uluslararası arenada küresel bir sorun oluşturduğunu görmekteyiz.

Tarih itibariyle baktığımız zaman, Avrupa'da 16 ncı Yüzyıla kadar tütün tanınmamaktadır. Amerika Kıtası coğrafî olarak keşfedildikten sonra Avrupa'da tütün üretimi başlamış ve oradan alınarak, tütün üretimi ve kullanımına yönelik çalışmalar Avrupa'da da yürütülmüştür.

Osmanlı Devletine baktığımız zaman, Osmanlıda da 17 nci Yüzyılın başlarına kadar tütünle ilgili herhangi bir tanışmanın olmadığını görüyoruz. O tarihten sonra, Avrupa ticaret gemileriyle Osmanlı topraklarına gelen tacirler, tütünle ilgili birtakım üretimler getirmişler ve Osmanlı topraklarında yaşayan insanların da tütün alışkanlıkları ortaya çıkmıştır.

Tütünün keyif verici olması, alışkanlık yapması gibi sebeplerle yasaklanma işlemleri taa o zamandan başlamış ve bir türlü önü de alınamamıştır. Osmanlı Devleti zamanında, Osmanlının Düyunu Umumiye İdaresi ve Avrupa'daki üç banka, uluslararası manada bir sözleşme yaparak ortak bir şirket kurmuşlar ve Reji Şirketi adıyla tütün tarımı ve ticareti konusunu kontrol altına alma girişimlerini taa o tarihte başlatmışlardır.

Bu tarihlerde, tütün üreticileri, yabancı bir sermaye kuruluşu olan Rejiyle yüz yüze gelmiş ve böylece tütün konusunda uluslararası bir uygulamayla karşı karşıya bulunmuşlardır. Cumhuriyetin kurulmasıyla Reji Şirketi kaldırılmış, Türkiye'de, tütün ve tütün mamulleriyle ilgili üretim ve bununla ilgili çalışmalar bugünkü Tekel İdaresine bırakılmıştır.

Tütünün uluslararası boyutuna baktığımız zaman, dört alanda kendisini gösterdiğini söyleyebiliriz. Bunlar, sağlık alanı, sosyal alan, ekonomik alan ve çevresel sonuçları itibariyle dünya çapında ele alındığı çevresel alandır.

Sağlık alanı konusunda, tütün ve tütünden elde edilen sigara konusunda, aslında, çok fazla bir şey söylememize gerek yoktur. Zira, tütünün ve tütün mamulü olan sigaranın insan sağlığı için ne kadar zararlı olduğunu buradan ifade etmeme gerek yok; çünkü, herkes bu konuda gerekli yeterli bilgiye sahiptir. Dünyada 1 250 000 000 insan sigara içmektedir; bugünkü rakam itibariyle, 1 250 000 000 insan. Buna karşılık, bu sigara içen insanların içerisinde, dünyada, bir günde 11 000 insan, yılda da toplam 4 000 000 insan sigaradan ileri gelen hastalıklar sonucu hayatını kaybetmektedir. Ülkemizde ise, yılda 100 000 insanımız sigaradan ve sigaraya bağlı olan hastalıklardan dolayı maalesef hayatını kaybetmektedir.

Yine bu noktada yapılan sağlıkla ilgili çalışmalarda şunları ifade edebilirim: Koroner kalp hastalıklarından ölen 40-50 yaş arasındaki genç diyebileceğimiz erkeklerde hastalık nedeni, yüzde 80 sigara ve ona bağlı olan hastalıklardır. Sigara içen babaların çocukları, kanseri önleyici genden mahrumdur; bunlar, bilimsel birer tespittir. Ayrıca, hamile iken sigara kullanan annelerin doğan bebekleri, yüzde 10-15 oranında hem kilo eksiğiyle dünyaya gelmekte hem de yine yüzde 10-15 oranında zekâ eksikliği göstermektedir.

Ülkemizde, yetişkin nüfusun yüzde 52'si sigara içmektedir. Halbuki, bu oran, Avrupa'da ve Amerika'da yüzde 20 civarındadır. Genç nüfus, maalesef, erken dönemde, 15 yaşın altında sigara alışkanlığına maruz kalmaktadır. Ülkemizde, bununla ilgili olarak, 1996 yılında, 4207 sayılı Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun çıkarılmıştır; ancak, bu Kanun, bilindiği üzere, çok iyi uygulanmamaktadır. Toplumu ilgilendiren birçok kurumda "burada 4207 sayılı Yasaya göre sigara içilmesi yasaktır ve cezası da -günün rayicine göre- şu kadardır" diye yazan tabelalar görürüz; ama, bugüne kadar, henüz, bir kişinin sigaradan dolayı cezalandırıldığını görmedim.

Tabiî, burada, ekonomik yönden bakıldığında da, ülkemizde, tütün ve sigaranın birtakım olumsuz yönlerinin olduğunu ifade etmek istiyorum. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, o ülkede yaşayan insanların yüzde 75'i, yıllık gelirlerinin yüzde 4-5'ini sigaraya ayırmaktadırlar. Tütünün insan sağlığına olan zararları ve bunun için alınan tedbirler, yapılan tedaviler sonucu, ülkemizde, yılda 2 720 000 000 dolar para harcanmaktadır ki, bu da, ekonomik açıdan, ülkemiz adına oldukça büyük bir kayıptır.

Sağlık Bakanlığımız, 2003 yılında, bu konuyla ilgili bir araştırma yapmıştır. İlköğretim ve lise öğrencileri üzerinde yapılan bu araştırmada, ilköğretim 7 ve 8 inci sınıfları ile lise 1'de okuyan öğrencilerin yüzde 29,3'ü en az bir kere sigara içmeyi denediklerini ifade etmişlerdir ve bunların da 10 yaş öncesinde başladıkları görülmüştür. Ayrıca, yine bu öğrencilerin yüzde 9,1'i halen sigara içmekte olduklarını ifade etmişlerdir. Yine bu çocuklar üzerinde yapılan çalışmalarda, 10 çocuktan 6'sı, televizyon programlarında sigara karşıtı mesajların olduğunu; ancak, yüzde 50'si ise, sigara reklamlarıyla karşılaştıklarını ifade etmişlerdir. Aynı şekilde, yine, dergilerde, gazetelerde ve bazı yayınlardaki reklamların sigarayı özendirici manada olduğunu burada söylemek istiyorum.

Çocukların yüzde 86,7'si, marketlerden sigara almak istediklerinde, yaşlarından dolayı herhangi bir sorunla karşılaşmadıklarını ifade etmişlerdir. Yani, hangi yaşta olurlarsa olsunlar, sigara almak istediklerinde, âdeta sakız, çiklet alır gibi, kendilerine sigaranın rahatlıkla verildiğini ifade etmişlerdir.

Tabiî, tütünün ve sigaranın insan sağlığına ne kadar zararlı olduğunu burada daha fazla ifade etmek istemiyorum.

Bütün bunlara baktığımız zaman, tütün kullanımının dünya çapında sağılığı tehdit etmesi, tütün şirketlerinin özellikle gelişmekte olan ülkelere pazar oluşturma konusundaki stratejik uygulamaları, uluslararası alanda bir düzenleme ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Dünya Sağlık Örgütü öncülüğünde hazırlanan bu sözleşmeyle, tütünün zararları önlenmeye çalışılmaktadır ve bu çalışma 1999 yılında başlamış bulunmaktadır.

2000 yılında, hükümetlerarası organda Türk Hükümeti de yer almış ve Dünya Sağlık Örgütüne üye olan 191 -gerçi bu kanun tasarısında 171 ülke olarak söyleniyor; ama, aldığım son rakama göre 191- ülke arasında Türkiye de bulunmaktadır. 21 Mayıs 2003'te, Dünya Sağlık Asamblesinde bu sözleşme kabul edilmiş ve nihayet, 28 Nisan 2004 tarihinde de Sayın Sağlık Bakanımız tarafından, Amerika'da, New York'ta imzalanmıştır.

Ülkemizde sigarayla olan mücadele konusunda 4207 sayılı Kanundan sonra, tütünle mücadelede en önemli adım, bu sözleşmenin imzalanması olmuştur. Sözleşme ne getirmektedir, şöyle kısaca sıralayacak olursam; tütün ve tütün mamullerini azaltmak amacıyla ve ona yönelen talepleri de ortadan kaldırmak amacıyla, vergilendirmenin ve fiyatlandırmanın yeniden düzenlenmesi; sigara ve sigaraya benzer diğer tütün ürünlerinin kullanımının önlenmesi ve tüketiminin azaltılması; yasadışı ticaretinin önlenmesi; kaçakçılığının ortadan kaldırılması; reklamı, sponsorluğu veya promosyonları konusunda yeni bir düzenleme getirilmesi; ayrıca, sigara paketlerinin ve etiketlenmelerinin yeni bir düzenlemeyle piyasaya sürülmesi.

Sözleşmenin, ülkemize kazandıracağı maddî kazanımların yanı sıra, insana ilişkin çok yararlı hükümler içerdiğini de burada ifade etmek istiyorum. Bu nedenle, Grubumuz tarafından olumlu olarak karşılanmaktadır ve oylarımız kabul olacak tarzdadır.

Değerli milletvekilleri, tütünün ve üretiminin kontrol altına alınmasına bağlı olarak bazı endişelerimi de, burada, ifade etmeden geçemeyeceğim. Bugün, ülkemizde, 400 000 civarında aile tütün üretimi yapmaktadır. Bu 400 000 aile her bir aileyi 5 kişi olarak hesaplarsak, 2 000 000 nüfus etmektedir. Dolayısıyla, tütün üretiminin engellenmesi karşısında, hükümetimizin, bu insanların alternatif birtakım ekonomik kazanımlar elde edecekleri şekilde bir çalışma içerisinde olmasının gerekliliğini burada belirtmek istiyorum. Bu arada, hükümetimizin, özellikle güneydoğuda bu manada çalışmaları vardır. Güneydoğuda tütün alanlarının daraltılması yoluna gidilmiş, teşvik verilmiş, yem bitkileri, yağlı tohumlar, meyve ve sebze gibi alternatif ürünlerin ekilmesi teşvik edilmiştir ve bu manada da çiftçilere -üreticilere- dekar başına 80 dolar teşvik verilmektedir.

Sözlerimi bitirmeden önce şunları da ifade etmek istiyorum: Sigaranın bağımlılık yapıcı özelliklerini de içeren ve sağlık risklerini belirten, onları ifade eden, etkili ve kapsamlı eğitici çalışmaların yapılması lazım. Bu programların da yaygın bir şekilde bütün insanlarımıza, çocuklarımıza kadar ulaştırılması gerekir. Bu manada, sağlık çalışanları, kamu işçileri, sosyal hizmetler görevlileri, medya mensupları, eğitimciler, yöneticiler, karar vericiler, herkes bu eğitimi almalı ve duyarlılık içerisinde bilinçlendirilmeli ve bu programlar bütün insanlarımıza ulaştırılmalıdır. Bu amaçla, 4207 sayılı Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Yasa konusunda yeni bir düzenleme ve ilgili maddelerinin yeniden yazılması şeklinde bir çalışmanın yapılması da uygun olacaktır diye düşünmekteyim. Ayrıca, eğitim kurumlarımız, okullarımız, sağlık hizmeti veren kurumlarımız, işyerleri ve spor merkezleri gibi yerler ile eğlence merkezlerinde tütün kullanımını bırakmayı özendirici etkin uygulamalar yapılmalıdır ve insanlarımız, bu tür yerlerde göreceği yazılı veya görsel birtakım mesajlarla tütün ve sigaranın zararları konusunda aydınlatılmalı ve bu manada kendilerinin tütünden uzak durması için gayret gösterilmelidir.

Ben, bu manada hazırlanmış olan ve küresel bir sorun olarak karşımıza çıkan tütün ve tütün mamulleriyle ilgili olarak Dünya Sağlık Örgütünün hazırlamış olduğu ve bizim hükümetimizin de, Sayın Bakanımızın da imzaladığı bu sözleşmenin uygun olacağını düşünüyorum ve olumlu oy kullanacağımızı burada ifade etmek istiyorum.

Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

15 konuşma daha · 25 Kasım 2004

15 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook