Organik tarım kanunu tas. (ss. 653 )
Denizli Milletvekili ·
Genel Kurul, 22. Birleşim · 3. yasama yılı · 25 Kasım 2004 · 969 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ümmet Kandoğan, 25 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ORGANİK TARIM KANUNU TAS. (SS. 653 )); konuşma 969 kelime.
Ümmet Kandoğan (Denizli). “Organik tarım kanunu tas. (ss. 653 )”. TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim tutanağı, 25 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2004-11-25-organik-tarim-kanunu-tas-ss-653 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Organik Tarım Kanunu Tasarısı üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime başlamadan önce, özellikle bu kanun tasarısının Meclis Genel Kuruluna kadar gelmesinde katkısı olan bütün kişi, kurum ve kuruluşlara huzurlarınızda şükranlarımı sunmak istiyorum.
Dünyada, son derece önem verilen, insanların, yeni yetişecek neslin sağlıklı yetişmesi ve büyümesi için hayatî derecede önemli olan organik tarımın Türkiye'de geçirdiği evreleri benden önce konuşan milletvekillerimiz anlattılar; organik tarımın, Türkiye için, dünya için ne kadar önemli olduğunu ifade ettiler. Ben de, bu konuyla ilgili olarak, özellikle 1980'li yıllardan sonra dünyanın gündemine oturan ve 1990'lı yıllardan itibaren de Türkiye'de yer bulan organik tarımın içinde bulunduğu sıkıntılar ve bunların çözüm yollarıyla ilgili kısa bilgiler sunmak istiyorum.
Öncelikle, organik tarımla ilgili ulusal bir politikanın olmadığı ve kısa ve uzun vadeli hedeflerin bulunmadığı hepimizin malumudur. Organik tarım gibi, gelişmiş ülkelerin son derece önem verdiği bir konuda, gelişmekte olan bir ülkenin, bu konuya, en az onlar kadar önem vermesinin zarurî olduğu açıktır. Üreticilerin organik tarımla ilgili yeterli bilgi birikimine sahip olmaması, onların yeterince eğitilmemesi, ülkemizdeki organik tarımı olumsuz olarak etkileyen faktörlerin başında gelmektedir. Yine, maalesef, bu konuyla ilgili danışmanlık hizmetlerinin yeterince yapılamaması, üreticilerin desteklenmemesi, organik tarımdaki handikaplarımızdandır. Örneğin, Avusturya'da hektar başına 325 euro olan destek, İsviçre'de 840 eurodur; ancak, ülkemizde organik tarımla ilgili henüz herhangi bir destekleme söz konusu değildir.
Yine, organik tarımla ilgili olarak laboratuvarlarımızın da yeterli olmadığını ifade edebiliriz. Organik tarımla uğraşan çiftçilerimizin üretimde kullandığı girdilerin son derece pahalı olduğu, bu son derece pahalı olan girdilerle yapılan üretimin dünya pazarlarındaki organik tarım ürünleriyle rekabet edemediği de, yine, çok açık bir gerçek olarak karşımızdadır.
Organik tarımla ilgili kontrol ve sertifikasyon kuruluşlarının az olması da bir diğer handikaptır. Bu konuda 5 yabancı ve 2 yerli kuruluşun olması, bu sahada üretim yapmaya çalışan üreticilerimizin mağdur olmasına sebebiyet vermektedir.
Yine, Türkiye'de organik tarımla uğraşan çiftçilerimizin, üretim yaptıkları parselleri son derece küçük olduğu için, birim başına yapılan maliyet artmakta ve birim başına elde edilen ürün de o ölçüde azalmaktadır.
Organik tarım ürünleriyle ilgili iç talebin yetersiz olduğunu da ifade edebiliriz. İç talebin yetersiz olmasının sebeplerinden birisi olarak, maalesef, bunları satın alabilecek vatandaşların gelir düzeyinin düşük olduğunu ifade edebiliriz. Buna mukabil, bununla ilgili aracıların, bu ürünleri, fahiş fiyatlarla, alıp piyasalara sunması da, üreticileri sıkıntıya sokan faktörlerin başındadır. Tabiî, üreticiler bu konuda son derece örgütsüzdür.
Organik tarımla ilgili olarak, devletin kurumlarında olması gereken veriler de yetersizdir. Buna, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı da dahildir.
Maliyetler -biraz sonra geleceğim- tarımın diğer problemlerinden dolayı, maalesef, yüksek olduğu için, organik tarım üretimi yapan çiftçilerimizin yeterli verimi aldıklarını da söylememiz mümkün değildir.
İşte, bütün bu şartları gözönüne alacak olursak, böyle bir kanun tasarısının Meclis gündemine gelmesini olumlu olarak görüyor, bu kanun tasarısını desteklediğimi ifade ediyorum; ancak, biraz önce sıraladığım eksikliklerin ve aksaklıkların da, bu kanun tasarısı kanunlaştıktan sonra, mutlaka, hükümetimizce değerlendirilmesi, Tarım Bakanlığımız tarafından da bu konunun ciddî bir şekilde takip edilmesi ve bu konuyla ilgili üretim yapan üreticilerimize sahip çıkılması gerekmektedir.
Biraz önce, Sayın Tarım Bakanımız geldi, burada CHP'li bir arkadaşımızın konuşması üzerine "çok karamsar bir tablo çizdi; ancak, durum o kadar da kötü değil" şeklinde de bir ifade kullandı; yani, Sayın Tarım Bakanımız kötü olduğunu kabul ediyor da, çok karamsar, çok kötü olduğunu kabul etmiyor; ama, biraz sonra söyleyeceğim rakamlarla, tarımın nereden nereye geldiğini sizlerin huzurunda tüm vatandaşlarıma bu kürsüden duyurmak istiyorum.
Bu sene alınan bir kararla, besiciliği teşvikle ilgili olarak, 1 000 000 liralık uygulama, maalesef, 500 000 liraya indirilmiştir ve yine, açıklandığı üzere, mazot desteğinin 2005 yılında kaldırılacağı ifade edilmiştir. Büyük bir propagandayla gündeme getirilen, ancak önümüzdeki yıl kaldırılacağı söylenen mazot desteğinin kaldırılması halinde, Avrupa'da, dönüm başına 400 dolar civarında olan desteklemenin, Türkiye'de 60-70 dolarlara düşeceği çok açıktır; bu kadar az destekle, Türk çiftçisinin, dünyadaki diğer çiftçilerle yarışmasının, rekabet etmesinin de mümkün olmadığı çok açık bir gerçektir.
Yine, ilk defa, geçen sene, Türkiye'de 500 000 hektar tarım arazisi boş kalmıştır sevgili milletvekilleri. Boş kalmasının sebebi nedir?! Artık, vatandaşın tarlasını ekmesi, üretim yapması, ona herhangi bir artı değer sağlamadığı için, en azından boş bırakarak zararına satış yapmanın önüne geçme düşüncesiyle, Türkiye'de ilk defa bu kadar tarım arazisi boş bırakılmıştır.
Yine, biraz önce, Sayın Tarım Bakanımız, Trakya'daki ayçiçeği üreticilerinin memnun olduğunu ifade ettiler. Biz de, yaklaşık iki ay önce, Sayın Genel Başkanımızla beraber, Trakya Malkara'da çiftçi mitingindeydik. Bir ilçe şartlarının çok üzerinde, en az 10 000 çiftçi Malkara Meydanını doldurmuştu. Malkara Meydanında, o çiftçilerden feryatlar yükseliyordu. Eğer, o çiftçiler, ayçiçeği üreticileri, buğday üreticileri memnunsa, buyurun Sayın Tarım Bakanım, siz de Malkara'ya gidin, bir çiftçi mitingi düzenleyin, 100 kişiyi toplayabilecek misiniz görün!
Çiftçi kan ağlıyor. Geçenlerde Polatlı'daydım. Polatlı'daki soğan üreticileri, soğanlarını tarlada bırakıyorlar. Aydıncık İlçesindeki soğan festivaline katıldım. Orada, vatandaşlar gözyaşı döküyordu; soğanın acı suyundan değildi o gözyaşı, soğan üreticisinin düşmüş olduğu o zor durumun neticesi olarak gözlerinden yaşlar akıyordu.
Gelip, burada, Trakya'daki tarım üreticisinin memnun olduğunu nasıl söyleyebiliyorsunuz?! Ben Denizli'deydim, Denizli milletvekilimiz de burada, pamuk üreticileri pamuklarını yaktılar bu sene Denizli'de. Yunanistan'daki fiyatlar belli, Amerika Birleşik Devletlerindeki fiyatlar belli; Türk çiftçisi, Türk pamuk üreticisi nasıl rekabet edecek, nasıl pamuk üretecek?! Pamuğa ödenecek olan prim henüz belli değil. Geçen sene, Yunanistan, pamuk üreticisine 45 sent destek verirken, Türkiye'de, pamuk üreticisine 5 sent destek verildi. Türkiye, daha önceki yıllarda, pamuk üretiminde bir hayli ön sıralarda olan bir ülke olmasına rağmen, bugün, Yunanistan'dan pamuk ithal eder duruma gelmişsek, bu, yıllarca dünyanın kendi kendine yeten 7 tarım ülkesinden birisi olan Türkiye'nin bir ayıbıdır. Bu uygulamalara bir an önce son verilmesi ve mutlaka, tarımın, çiftçinin desteklenmesi lazım.
Geçenlerde, Sayın Başbakan, 2002 yılındaki satın alma gücü ile 2004 yılındaki satın alma gücünü karşılaştırdı. 2002 yılı, Türkiye'de, çok kötü bir yıldır; ama, ben de şimdi bazı rakamları karşılaştıracağım; 1997 yılı ile 2004 yılının rakamlarını birlikte karşılaştıralım: 1997 yılında, Türk çiftçisi, 2,8 kilogram buğday satarak 1 litre mazot alabilirken, 2004 yılında, 5,2 kilogram buğday satarak 1 litre mazot almaktadır. Mazot fiyatının, yılbaşından beri artış oranı yüzde 32'dir sevgili arkadaşlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
15 konuşma daha · 25 Kasım 2004