İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 107. BİRLEŞİM · SALI

Tarımsal üretici birlikleri kanunu tasarısı ile tarım, orman ve köyişleri komisyonu (s.s.617)

Nail Kamacı

Antalya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 107. Birleşim · 2. yasama yılı · 29 Haziran 2004 · 942 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Nail Kamacı (CHP), 29 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIMSAL ÜRETİCİ BİRLİKLERİ KANUNU TASARISI İLE TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU (S.S.617)); konuşma 942 kelime.

Nail Kamacı (CHP, Antalya). “Tarımsal üretici birlikleri kanunu tasarısı ile tarım, orman ve köyişleri komisyonu (s.s.617)”. TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim tutanağı, 29 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nail-kamaci-22-2004-06-29-tarimsal-uretici-birlikleri-kanunu-tasarisi-ile-tarim-orman-ve-koyisl (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA NAİL KAMACI (Antalya)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu Tasarısının 4 üncü maddesi üzerinde Grubum adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Kanunun maddesine geçmeden önce, acaba önümüzdeki dönem de aynı mı olacak diye bir konuyu huzurunuza getirmek istiyorum. Bildiğiniz gibi, geçen dönem çıkarılan, tarım kredi kooperatiflerine ve Ziraat Bankasına olan borçlanmayla ilgili yeniden yapılandırma çalışmaları sonucunda, 30 Nisanda ilk taksit ödemesi vardı. Bu taksit ödemelerinde Ziraat Bankasına söz geçirilebildi; sanıyorum, cari faizlerle, tekrar, ekim ayına ertelendi; ancak, tarım kredi kooperatiflerine henüz söz geçirilemedi. Eğer bu çıkaracağımız kanunla da aynı şekilde olmaya devam edecekse, bu yasanın hiçbir anlamı yoktur. Önemli olan, çiftçinin birlikte mi olduğu, tek tek mi olduğu değildir; önemli olan, çiftçilere bakış açısıdır değerli arkadaşlar. Bildiğiniz gibi, ülkemizde, İkinci Dünya Savaşına kadar yüzde 10 büyüme oranını yakalamış olan bir tarım sektörü ve İkinci Dünya Savaşından sonra, özellikle 1965'ten sonra uygulanan politikalarla, yüzde 3'ü geçmeyen bir büyüme oranına sahip bir tarım kesimi... İşte, önemli olan budur değerli arkadaşlar. Bunları iyi değerlendirebilirsek sonuca varabileceğimizi umuyorum.

Değerli arkadaşlar, öncelikle bu Üretici Birlikleri Kanunu Tasarısına olumlu baktığımızı ifade etmek istiyorum -diğer arkadaşlarım da aynı şeyleri belirttiler- fakat, eksikliklerinin olduğunu da söylemekten çekinmeyeceğim.

Değerli arkadaşlar, öncelikle, kaynağımız var mı?.. Kaynak derken, sadece ekonomik kaynağı söylemiyorum, teknik kaynağı söylüyorum, eğitim kaynağımızı söylüyorum. Bunlarla bu üretici birliklerine destek sağlayabilecek miyiz? Önemli olan budur değerli arkadaşlar. Bunları sağlayamadığımız zaman, üretici birlikleri, geçen dönemlerdeki Antbirlik gibi, Çukobirlik gibi kuruluşlar olur. Onların bugünkü durumunu gördüğümüz için, önümüzdeki dönemde üretici birliklerinin bu noktaya gelmemesi için çaba göstermeliyiz, zaman harcamalıyız, eksiklerimiz varsa bunları düzeltmeliyiz değerli arkadaşlar.

Bizim en önemli sorunlarımızdan bir tanesi şudur: Üreticimiz ne üreteceğini biliyor; ama, nasıl satacağını bilmediği için, maalesef, bütün çiftçilerimizin durumu son dönemlerde parlak değildir. Üreticiye yön göstermiyoruz, üreticiye herhangi bir ürün deseni vermiyoruz, üreticiye havza planlaması yaptırmıyoruz, bunları kendilerine planlama olarak sunmuyoruz ve üretici istediği şekilde üretmeye devam ediyor; ama, üreticimiz bunu satamıyor değerli arkadaşlar. Sorun buradan kaynaklanıyor; çünkü, Türkiye'de üretilen ürünlerin birçoğu, maalesef, ülkemizde yaşayan insanlarımız tarafından alınamayacak kadar pahalı olan ürünlerdir; çünkü, tarımsal girdiler fiyatlı olduğu için, tarımsal girdiler pahalı olduğu için -ilacı, gübresi, tohumu- maalesef, bunun da, tüketiciye bu şekilde yansıması gerekiyor. Bunu önlemenin yolu, ancak, tarımdaki bu üretimin dışarıya satılmasıyla mümkün olabilir. Bu da mümkün değil.

Değerli arkadaşlar, Sayın Başbakanı görüyoruz, yurtdışına, gezilere çıkıyor, sanayicileri götürüyor. Doğrudur, götürebilir; ama, onun yanında, en azından tarımdan da, ihracat yapan veya ihracata destek verecek ziraat odalarından veya bu işbirliğini yapacak kimselerden yurtdışına götürebilir ve bu anlaşmaları sağlayabilir değerli arkadaşlar. Eğer, bunu sağlayamazsa, tarım, üvey evlat olma durumuna devam edecektir. Bu anlamda, siz, buraya üretici birlikleri de yapsanız, kooperatifler de yapsanız bir anlamı olmayacaktır. Önemli olan, kafamızdaki tarıma bakış düşüncelerini değiştirmektir değerli arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar, ihracatın en önemli dayanağı, teşviktir. Maalesef, ülkemizde, tarımda teşvik yoktur. Sayın Bakanın da bilgisi dahilindedir. Antalya'daki ihracatçı birlikleri, sekiz ay öncesinden, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlıklarına, bu konuda gereken dokümanları bildirmişlerdir; ama, daha domateste, biberde teşvik yoktur, olmamıştır. Ancak, son dönemlerde, 21 Mayıs ile 29 Mayıs arasında patatese ve elmaya teşvik verildi, hem de 1 Marttan itibaren olan dönemi kapsayan...

Değerli arkadaşlar, o sekiz günlük dönem içerisinde, bunun hiçbir üreticimize yansımayacağını bilmemiz lazım; çünkü, elmanın ve patatesin dönemi geçmiştir. Kime yansıyor bu; eğer var ise, ticaretçinin elinde olan mallara yansıyor. Bu da, çiftçimize bir kuruş fazla para girmesini sağlamıyor değerli arkadaşlar. Eğer, bu ülkede, daha ürün başlangıcında, insanlara ne kadara satılacağını söylemez isek, değerli arkadaşlar, üreticimizi, çiftçimizi tüccarın eline mahkûm etmiş oluruz. Bu, sadece sebze ve meyvede değil, hububatta da böyle. Bakın, buğday çıktı, önümüzdeki günlerde hasat mevsimine girilecek; daha, buğday taban fiyatları belli değil değerli arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar, bir şey daha var. Siz, bu ülkede yetişen ürünlerin karşısına başka ülkelerde yetişen ürünleri getiriyorsunuz; yani, ithal ediyorsunuz ve bunu da yaparken, ithalat izni verilmedi diye, sınır ticaretiyle yapıyorsunuz. Sınır ticaretiyle getirdiğiniz ürünleri, İzmir pazarlarında, İstanbul pazarlarında, Ankara pazarlarında görme şansınız var. Bunu, geçen gün, komisyonda, Ziraat Odaları Birliği Başkanı söyledi; "İran'dan gelen bir patlıcanı, Sayın Bakana götürdük ve kendi tesislerinde, genel müdürlüklerinde yaptıkları tespit sonucunda bunun İran'dan geldiği belirlendi" dedi. İran'dan patlıcan geliyor, İran'dan domates geliyor, İran'dan karpuz geliyor.

Değerli arkadaşlar, İran'dan gelen karpuzun içerisine baktınız mı; taş gibi. Acaba, sınır ticareti yapılan yerde, onu kontrol eden herhangi bir merci var mı; domatesteki, patlıcandaki ilaç kalıntısını veya varsa, karpuzdaki hormon kalıntısını tespit eden bir laboratuvarımız var mı sınır ticareti yapılan yerlerde; yok. Daha laboratuvarlarımız yeni gelişmeye başladı. O yüzden... Biz, başka ülkelere satarken -haklı olarak tabiî- bizden kodeks değerini istiyorlar; kendimiz dışarıdan ithal ettiğimiz ürünlerin o değerlerine bakıyor muyuz, yoksa, sırf Türkiye'deki çiftçilerin gelirlerini veyahut da ürünlerinin fiyatlarını biraz daha düşürmek için, onlara karşı izin mi veriyoruz bazılarına, bunları getirmeleri için, başkaları para kazansın diye çiftçilerimizi terbiye mi ediyoruz?! Bence, terbiyedir bunun adı, başka bir şey değildir. Yani, sen ürününü fazla fiyata satarsan, ben de, dışarıdan, başka ülkelerden -ithalat iznini vererek- senin ürününün karşısına ürün getiririm demektir bu. Hani serbest piyasa?!. Hani liberal ekonomi?!. Zamanı geldiğinde serbest piyasa, zamanı geldiğinde devlet tekeliyle dışarıdan ithal izni!.. Bu doğru değildir değerli arkadaşlar.

Öncelikle, tarımda çiftçilerimizi geliştirmenin yolları şunlardır: Ülke bazında havza planlamasının yapılması, ürün deseninin sağlanması, ihracat olanaklarının -biraz önce saydığım gibi- artırılması, tarım girdi fiyatlarının düşürülmesi veya tarım girdi fiyatlarından alınan gümrük vergisinin alınmaması, ürettiğimiz ürünlerin karşılığında başka yerlerden ürün alınmasına karşı çıkılması, tarıma teknik ve eğitim desteğinin verilmesi.

Değerli arkadaşlar, aynı zamanda, ülkemizde tarım alanlarının küçülmesi de, maalesef, tarımın kayıplarını önemli şekilde artırmıştır. O yüzden, arazi toplulaştırmasını geliştirmeli, bu çalışmaları hızlandırmalı ve bu konuda bekleyen beldelerimize ve köylerimize destek vermeliyiz

Değerli arkadaşlar, yine, sulama sularımızı, çok iyi şekilde, rantabl şekilde kullanarak, tarımın emrine vermek zorundayız.

Bu anlamda, bu tasarının ülkemize ve tarımda çalışan insanlarımıza faydalı olmasını temenni ediyor, o dileklerimle saygılar sunuyorum değerli arkadaşlar. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

35 konuşma daha · 29 Haziran 2004

35 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook