Tarımsal üretici birlikleri kanunu tasarısı ile tarım, orman ve köyişleri komisyonu (s.s.617)
Bursa Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 107. Birleşim · 2. yasama yılı · 29 Haziran 2004 · 897 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Şerif Birinç (AK Parti), 29 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIMSAL ÜRETİCİ BİRLİKLERİ KANUNU TASARISI İLE TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU (S.S.617)); konuşma 897 kelime.
Şerif Birinç (AK Parti, Bursa). “Tarımsal üretici birlikleri kanunu tasarısı ile tarım, orman ve köyişleri komisyonu (s.s.617)”. TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim tutanağı, 29 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/serif-birinc-22-2004-06-29-tarimsal-uretici-birlikleri-kanunu-tasarisi-ile-tarim-orman-ve-koyisl (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ŞERİF BİRİNÇ (Bursa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 617 sıra sayılı Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu Tasarısının tümü üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum.
Tarıma bağlı ekonomik gelişmede önşart olarak görülen üretici örgütlenmesi, ülkemizde istenilen düzeyde değildir. Üreticilerimiz örgütsüz olduğu için, birbirinden habersiz milyonlarca çiftçi, pazara üretim yerine, bir önceki yıldaki fiyatları dikkate alarak üretim yapmakta; bu durum, üretimin, bazen içtalebin çok üzerinde olmasına, bazen de çok altında kalmasına sebep olurken, üreticiyi de mağdur etmektedir.
Türkiye'de, tarım işletmeleri ile, tarıma girdi sağlayan ve tarım ürünlerini işleyip pazarlayan kesimler arasında etkili bir entegrasyon sağlanamamış durumdadır. Küçük ve örgütsüz üreticiler, aracı kesimlere ve organize olmamış kredi kaynaklarına bağımlı bulunmaktadırlar. Özellikle, sektörle ilgili KİT'lerin özelleştirilmesi ve bu çalışmaların halen devam etmesi nedeniyle, bu alandaki eksiklik daha da belirgin bir hale gelmiştir. Bu itibarla, üreticilerin, Avrupa Birliğinde olduğu gibi, ekonomik ve meslekî çıkarlarını koruyabilecekleri bir konuma gelebilmeleri için, kooperatifler, ziraat odaları ve üretici birlikleri gibi örgütlerin desteklenerek geliştirilmesi gerekmektedir. İşletme yapılarının rasyonel olmaması pazarlama hizmetlerinin yürütülmesine olanak vermediği için, ürünlerde verim ve kaliteyi artırmak mümkün olmamaktadır.
Diğer taraftan, ülkemizde, üreticinin ürününü daha iyi değerlendirmesi, gelirini artırması, tüketicinin uygun koşullarda ürün tüketmesi, ancak üretici kesimin kendi içinde örgütlenmesiyle mümkün olabilecektir.
Tarım işletmelerinin, sayısal olarak fazla olmasına karşın, küçük ve dağınık oluşları önemli bir yapısal sorun durumundadır. Buna rağmen, küçük tarım işletmelerinin tasfiye edilmesi, kısa ve orta dönem için gerçekçi bir çözüm yolu olarak görünmemektedir. Bu nedenle, teknik ve ekonomik açıdan mümkün olan her yerde, küçük işletmelerin, birim alanı en yüksek ekonomik getiriyi ve en fazla istihdamı sağlayan üretim dallarına (sebzecilik ve hayvancılık) yönelmeleri konusunda desteklenmeleri uygun olacaktır. Tarımsal üretici birlikleri bu olumsuzlukları engelleyici bir örgüt niteliğinde olup, kurumsal reform adımlarından biridir.
Türkiye'de tarım sektöründe çok çeşitli örgütler bulunmaktadır. Sektör içerisinde en büyük özelliğe sahip kooperatifler, ziraat odaları, dernekler belirli çalışmaları yürütmektedirler; ancak, Avrupa Birliğindeki çiftçi örgütleri gibi, ürün grubu ve konu bazında ihtisaslaşmış üretici örgütleri bulunmamaktadır.
Ülkemizde, gerçek anlamda bir sivil toplum örgütünden bahsetmek güçtür. Bu görev, meslekî kamu kuruluşları tarafından, bir ölçüde yerine getirilmektedir; fakat, bunun, tam anlamıyla yerine getirildiğini söylemek de güçtür. Devletten destek alan bu kuruluşlar bağımsız hareket etmekte zaman zaman zorlanmaktadırlar.
Tarım kesiminin içinde bulunduğu ekonomik zorluklar ve üreticilerin eğitim düzeyleri, örgütlenmede en büyük engel olarak ortaya çıkmaktadır.
Tarım ve hayvancılık sektörünün, kalıcı ve amacı pek belirgin olmayan çeşitli yollarla desteklenmesine karşılık, üretimde, ihracatta, kalite ve miktar açısından belirlenen artış sağlanamamakta, üretim kararlarında etkili olan fiyat ve talep gibi değişkenler üreticiler tarafından zamanında izlenememektedir. Destekler, küçük işletmelerden ziyade büyük işletmelere yaramakta, tarım ve hayvancılık sektöründe faaliyet gösteren ve çeşitli biçimlerde yetkilendirilmiş kuruluşlar arasındaki koordinasyon eksikliği, hizmetlerin etkin olarak yerine getirilmesini engellemektedir.
Yurdumuzda, kamu politikaları, Dünya Ticaret Örgütü anlaşmaları ve kuralları gereği ortaya çıkan bu yeni ticarî anlayış ile Avrupa Birliğinin genişlemesi sürecinde bölgesel bütünleşmeler, tarım ürünleri piyasalarında artan rekabet ve azalan bir desteklemeyle sonuçlanmıştır. Diğer taraftan, biyoteknoloji, bilgi teknolojisi ve pazarlama kanalları ve uluslararası ticaretteki gelişmeler, talebe uygun ve esnek yapıda kuruluş yasalarının oluşturulması büyük bir önem taşımaktadır.
Değerli milletvekilleri, gelişmiş ülkelerde üçboyutlu örgütlenme modelinin ülkemizde eksik olan bölümü üretici birlikleridir. Kooperatifler, ziraat odaları ve üretici birliklerinden oluşan bu örgütlenme biçimiyle, tarım ve hayvancılık sektöründe, karar alma sürecinde, üreticilerin etkinliğinin ve katılımının artması amaçlanmaktadır. Kooperatifler bu yapının ekonomik ayağını, üretici birlikleri siyasî ve sosyal ayağını, Türkiye Ziraat Odaları Birliği ise hükümet ile üreticiler arasındaki iletişim ve koordinasyon ayağını oluşturmaktadır.
Mevcut ekonomik yapımızda kooperatifimiz var, üretici birliğimiz yoksa, kooperatiflerle belirli ekonomik faaliyetleri yapabilirsiniz; ancak, bu koşullarda, Batılı anlamda başarılı olmanız mümkün değildir; çünkü, kooperatifler üretici birliklerini, üretici birlikleri de kooperatifleri güçlendirici, destekleyici unsurlardır.
Bugün, Türkiye'de, kırsal alanda faaliyetlerini sürdüren kooperatiflerin durumlarına bakıldığında, sermaye bakımından yetersiz, ciddî finansman sıkıntısı yaşayan, ihtisaslaşmamış ve birkaç bakanlığın yasasıyla yönetilen dağınık bir yapıyla karşılaşılmaktadır. Üreticilerin kooperatiflere ne derece hâkim olduğu, bir tartışma konusudur. Bu yetersiz hâkimiyetin sonucu olarak ortaya çıkan iktisadî verimsizliğe bağlı olarak, Türkiye'de yeni yeni oluşumlar ortaya çıkmaktadır. Önder Çiftçi Projesi, Sulama Kooperatifleri Birliği, Hayvan Yetiştiricileri Birliği, bunun örnekleridir.
Tüm bu yetki ve görev karmaşasına son vererek, aynı zamanda, sistem içerisinde bir düzenleme gerekmektedir. O nedenle, üretici birlikleri, konu, ürün, yerel, bölgesel, ulusal, yatay ve dikey bazda örgütlenen, en üst düzeyde birleşerek bir yapı oluşturan kuruluşlar olmalıdır.
Değerli milletvekilleri, kâr amacı gütmeyen, gönüllülük ilkesi çerçevesinde faaliyet gösteren, demokratik ilkelerin geçerli olduğu, kırsal yapı için çok önemli hizmetler vermesi beklenen üretici birliklerinin oluşturulması için birçok kesimin görüş birliğine ve desteğine gereksinme vardır.
Kırsal alanda sosyal kapasitenin artırılması, hizmetlerin etkin olarak yerine getirilmesi ve demokratik kurumsallaşma süreci bakımından üretici birliklerinin kurulması, geliştirilmesi ve sürdürülebilirliği, Avrupa Birliği ve ortak tarım politikasına uyum için ve ülkemiz açısından kaçınılmaz görülmektedir.
Birlikler aracılığıyla kamunun yüklendiği görevlerin bu birliklere devredilmesinin, kamu kesimi finansmanı üzerinde olumlu etkileri olacağı düşünülmektedir.
Tarım ve hayvancılık sektörüne ilişkin bir veri tabanının oluşturulması ve sektöre ilişkin sağlıklı politikaların oluşturulması amacıyla bir kayıt sisteminin oluşturulmasında, üretici birliklerinin önemli bir unsur olacağı öngörülmektedir.
Üretici Birlikleri Yasası Tasarısının çıkması durumunda, diğer bir projeyle, üretici organizasyonlarına katılım ile üretici birlikleri kavramının tüm bölgelerde tanıtımı, altyapı ve eğitim hizmetlerinin geliştirilmesi, kuruluş aşamasındaki birliklere destek verilmesi sağlanmalıdır.
Ülkemizde, üretici birlikleriyle ilgili düzenlemeler yapılırken, kooperatiflerle ilgili düzenlemelerin gözardı edilmemesi gerekir. Bunun için, öncelikli olarak, kooperatiflerin içinde bulunduğu eğitim, yönetim ve finansman ile diğer sorunlara acil çözümler getirilerek, kooperatiflerin, tarım ve hayvancılık sektörlerinde, üretim içindeki katkıları artırılmalıdır.
Bilindiği üzere, üretici birlikleri kâr amacı gütmeyen organizasyonlardır. Üreticiler, bir araya gelerek çıkarlarını, yani, kendilerini ilgilendiren tüm konularda politikalar ve stratejiler geliştirip, tarım ve hayvancılık politikasının belirlenmesinde baskı unsuru görevini yerine getirmelidirler.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
35 konuşma daha · 29 Haziran 2004