İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 107. BİRLEŞİM · SALI

Türk vatandaşlığı kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin (s.s.579)

Sedat Pekel

Balıkesir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 107. Birleşim · 2. yasama yılı · 29 Haziran 2004 · 529 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Sedat Pekel (CHP), 29 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK VATANDAŞLIĞI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN (S.S.579)); konuşma 529 kelime.

Sedat Pekel (CHP, Balıkesir). “Türk vatandaşlığı kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin (s.s.579)”. TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim tutanağı, 29 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sedat-pekel-22-2004-06-29-turk-vatandasligi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-s-s-579 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA SEDAT PEKEL (Balıkesir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Vatandaşlığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının 1 inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini bildirmek üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, ülkedışında yaşayan yurttaşlarımızın, yaşadıkları ülkelerde, ekonomik, siyasal, kültürel ve sosyal açıdan daha etkin olabilmek için yoğun çaba sarf ettikleri bilinen bir gerçektir. Yurttaşlarımız, Almanya, Avusturya, Danimarka ve Hollanda gibi, yoğun olarak bulundukları ülkelerde, yaşam koşullarına uymak, oradaki sıkıntıları aşabilmek, hatta o ülkelerin avantajlarından yararlanabilmek için, o ülkenin vatandaşlığına geçmek zorunda kalmaktadırlar. Yalnız, burada, önemli bir nokta bulunmaktadır. Avusturya ve Hollanda ile çiftevatandaşlığı kabul etmeyen ülkelerde yaşayan yurttaşlarımız, Türk vatandaşlığından çıkma izin işlemleri sonuçlanmadan, bu ülkelerin vatandaşlığını kazanamamaktadırlar. Bununla birlikte, Alman vatandaşlık kanunlarında yapılan değişiklikler nedeniyle, Almanya'da doğan çocuklara, doğumla birlikte Alman vatandaşlığı verilmekte ve bu yurttaşlarımız, 18 yaşından sonra Alman veya Türk vatandaşlığını tercih etmek durumunda kalmaktadırlar. Tasarının getirdiği değişiklikle, az önce sözünü ettiğim sıkıntıları yaşayan yurttaşlarımıza kolaylıklar sağlanmaktadır.

Sayın milletvekilleri, sürem yettiğince, vatandaşlık mevzuatımız ile toplumumuzun değişik kesimlerinde tepki toplayan ve burada dile getirilmesini gerekli gördüğüm uygulamadaki aksaklıklara dikkat çekmek istiyorum.

Bildiğiniz gibi, Anadolu, göçmenler bölgesidir. Kırım Savaşı yenilgisinden sonra başlayan göçler günümüze kadar süregelmiştir. Çerkezler, Gürcüler, Abazalar, Dağıstanlılar, Tatarlar, Çeçenler, İnguşlar, Balkarlar, Ahıskalılar, Azerîler, Türkmenler, Pomaklar, Arnavutlar, Boşnaklar, Araplar, Bulgaristan ve Batı Trakya Türkleri, çeşitli dönemlerde Anadolu'ya göç ederek, bir Türk kültür mozaiği oluşturmuşlardır. Geçmişten günümüze bu mozaik, sağlam harçlarla birbirine kenetlenmiştir. Ancak, bazı yasalarımızın eskiyen, çağdaş dünya kriterlerine uymayan hükümleri, uygulamada yurttaşlarımızı sıkıntıya sokmaktadır.

Değerli milletvekilleri, bilindiği gibi, 14 Haziran 1934 tarihli 2510 sayılı İskân Kanunu, yurttaşlık için talepte bulunanlar hakkında temel alınacak ölçütleri belirlemektedir. İlgili kanunun 4 üncü maddesinin (ç) fıkrası "göçebe çingeneler Türkiye'ye muhacir olamazlar" demektedir. İçişleri Bakanlığı, 23 Ekim 2003 tarihinde il nüfus ve vatandaşlık müdürlüklerine gönderdiği 13 maddelik genelgesiyle, vatandaşlık başvurusunda bulunanlar hakkında temel alınacak ölçütler arasına dilencilik ve çingenelikle ilişkilerinin bulunup bulunmadığı konusunun eklenmesini ve bu durumun emniyet müdürlükleri tarafından da araştırılmasını istemiştir; İskân Kanununda bulunan ve İçişleri Bakanlığı genelgesiyle genişletilen ilgili madde, ayırımcılık olarak değerlendirilmekte ve tepki toplamaktadır. Konuyla ilgili olarak 10 Aralık 2003 tarihinde İçişleri Bakanı Sayın Abdülkadir Aksu tarafından sözlü olarak yanıtlanması istemiyle verdiğim soru önergesi yanıtlanmak için sırasını beklemektedir.

Bununla birlikte, tepki toplayan mevzuat, Avrupa Birliği 2003 Türkiye İlerleme Raporunda da eleştirilmiştir. AB'ye girmek için uyum yasaları çıkardığımız şu günlerde gözden kaçırılmaması gereken bu ayırımcılık düzenlemeleri bir an önce yeniden gözden geçirilmelidir.

Sayın milletvekilleri, Anayasanın 10 uncu maddesinde "herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar" denilerek, kanun önünde eşitlik; 16 ncı maddesiyle de "Temel hak ve hürriyetler, yabancılar için, milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabilir" denilerek, yabancıların durumu hüküm altına alınmış bulunmaktadır.

Ayrıca, Türkiye, Birleşmiş Milletlerin kurucu üyelerinden birisi olarak, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini ilk onaylayan ülkeler arasında yer almış ve insan hakları konusundaki önemli sözleşmelerin büyük bölümüne taraf olmuştur.

Roman vatandaşlarımızı üzen ve sıkıntıya sokan, Avrupa Birliği kapılarını zorladığımız bugünlerde toplumsal dışlanmaya neden olan bu mevzuatlara son verecek çalışmaları en kısa zamanda gerçekleştireceğimize inanıyor, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

35 konuşma daha · 29 Haziran 2004

35 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook