İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 104. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Sözleşmeli sağlık personeli çalıştırılmasına dair (s.s.209)

Nurettin Sözen

Sivas Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 104. Birleşim · 1. yasama yılı · 9 Temmuz 2003 · 1.093 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Nurettin Sözen (CHP), 9 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 104. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SÖZLEŞMELİ SAĞLIK PERSONELİ ÇALIŞTIRILMASINA DAİR (S.S.209)); konuşma 1.093 kelime.

Nurettin Sözen (CHP, Sivas). “Sözleşmeli sağlık personeli çalıştırılmasına dair (s.s.209)”. TBMM Genel Kurulu, 104. Birleşim tutanağı, 9 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nurettin-sozen-22-2003-07-09-sozlesmeli-saglik-personeli-calistirilmasina-dair-s-s-209-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA NURETTİN SÖZEN (Sıvas)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi, tekrar, saygıyla selamlıyorum.

Ülkemiz için büyük önem taşıyan, sağlık alanındaki bir tasarıyı tartışıyoruz. Daha evvelki yaptığım bir konuşmada, meslek odalarıyla, muhalefet partileriyle, sivil toplum örgütleriyle işbirliği yapılmadığını söylemiştim. Demokrasiye olan bağlılığım, bu eleştirinin altını çizmemi gerektiriyor. Şimdi, Başkanlığa, 4 üncü maddeye kadar, iktidar grubundan 5 önerge gelmiş durumda. Şimdi, demokratik sistemde, parlamenter sistemde, yasa tasarıları hükümetin onayından geçer; yani, bütün bakanlıklar kendi sektörleri açısından, kendi bakanlıkları açısından tasarıyı incelerler, uygun görürler ve Meclise sevk ederler; sonra, Mecliste ihtisas komisyonlarına gider. Bugünkü parlamenter yapımızla, Mecliste iki siyasal parti vardır ve İktidar Partisi çoğunluktadır komisyonlarda; komisyonlarda da bu yasa tasarısı incelenir, irdelenir ve nihayet, bir karara, kuşkusuz çoğunluğun oyuyla bir karara varılır ve Meclise gelir. 4 üncü madde oldu, 5 önerge verildi. Bu neyi gösteriyor; iki şeyi gösteriyor; yasalar özenle hazırlanmıyor; Sayın Bakanımıza bir özel konuşmamızda da söylemiştim.

Yine, Sağlık Bakanlığı, bundan bir süre evvel, buraya bir tek maddelik bir tasarı getirdi;12 300 kadro tahsisi... Gayet doğal. Bakanlar Kurulundan geçti, bütün bakanlar imzaladı bu taslağı, sonra komisyondan geçti, komisyondaki AKP'li bütün üyeler imzaladı bu yasa tasarısını; buraya geldi, Bakan, yani iktidar grubu önerge verdi, bir maddelik yasa tasarısına, yeni bir madde veya cetvele yeni bir hüküm konuldu, 30 danışman eklendi bu listeye. Eğer 30 danışman gerekliyse, iki gün evvel niçin eklemediniz? İki gün sonrasını göremiyor musunuz? 4 üncü maddeye gelmişiz 5 önerge verdiniz, 10 uncu maddeye gelindiği zaman 5 önerge var.

NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul)Şu ana kadar 1 önerge verildi.

NURETTİN SÖZEN (Devamla)İstirham ederim... Bizde var; Başkanlıktan bize de geliyor kural gereği, Grup Başkanvekiline geliyor, 5 önerge oldu.

5 maddede 5 önerge; 10 madde, 10 önerge! Bu neyi gösteriyor; bu tasarı iyi tartışılmamış; grubunuzda tartışılmamış, yönetiminizde tartışılmamış, hükümetinizde tartışılmamış, komisyonunuzda tartışılmamış. İşte, biz de bunu söylüyoruz, diyoruz ki, özenle, yakın tıp tarihini incelemeden, yakın tarihteki olumlu sonuçları gözlemeden aceleyle bir yasa tasarısı getiriyorsunuz ve sonra, bizi, geriye dönük davranmakla itham ediyorsunuz, söz ediyorsunuz. Eğer bir şey doğru yapılmışsa, güzel yapılmışsa, bunun tarihi önemli değil; önemli olan, ürettikleridir, getirdikleridir, verdiği yarar ve zarardır. Nitekim, 224 sayılı sosyalizasyon yasası, şu anda hâlâ yürürlükte ve Sağlık Bakanlığı, bu yasayı uygulamamakla suç işlemektedir. Eğer, bu yasanın, eksiği varsa, yanlışı varsa, zararı varsa, bir yasa taslağıyla, nasıl ki, zorunlu hizmet yasası uygulamadan kaldırılmıştır, 224 sayılı Yasa da uygulamadan kaldırılır. Uygulamadan kaldırılmayan bir yasayı biz savunuyoruz ve Sağlık Bakanımız da, bizi, 1960'lara, 1970'lere geri dönmekle itham ediyor. Bu yanlıştır, bu yanlıştır.

Burada başka şeyler tartışmamız gerekiyor. Biz diyoruz ki, sağlıklı bir toplum yaratmak, bu sağlık hizmetlerinden, herkesin eşit bir şekilde yararlanması gerektiğini; sınıfına, ırkına, milletine, etnik, mezhepsel farklılıklarına dayanmadan, zenginliğine fakirliğine dayanmadan, herkesin, ülkemizin bütün sağlık olanaklarından eşit bir şekilde yararlanması gerektiğini tartışıyoruz.

Böyle bir sistem, böyle bir yöntem, böyle bir yasa tasarısı getirin, bunu tartışalım. Sağlık elemanı, bu sağlık hizmetini üretmekte, mevcut olan sistemin, zincirin, sadece bir halkasıdır; hastaneniz yoksa, çağdaş araç gereçleriniz yoksa, mekânınız yoksa, dispanseriniz yoksa, yönteminiz yoksa, yasalarınız ve kurallarınız yoksa, çalışmanız tanımlanmamışsa, görevleriniz tanımlanmamışsa, sadece eleman atayarak, doktor atayarak sağlık sorununu çözemezsiniz. Üstelik, çağdaş sağlık sorunları var; psikolojisi bozulan insanlar var, kanser olanlar var, çağımızda görülen bir felaket, AIDS hastalığı var; böylesine ağır, büyük tahribatlar yapan, insanların hayatını ortadan kaldıran ve topluma acılar çektiren hastalıklar var; bunlarla ilgili ne yapıyoruz, hangi önlemleri alıyoruz?! Bunları konuşmuyoruz, bunları çözecek öneriler getirmiyoruz, bunları çözecek yasalar getirmiyoruz. Sadece ve sadece, bir yere özel koşullarda eleman atamak bu meseleyi çözmüyor.

Biz, Dünya Sağlık Örgütünün 1946'da üyesi olmuş bir ülkeyiz. Dünya Sağlık Örgütü, 2000 yılında "herkese sağlık" ilkesini, dünyanın değişik bütün ülkelerindeki kongrelerinde kabul etti; herkese sağlık, eşit şekilde sağlık. "Artık, analar ölmesin, çocuklar annesiz kalmasın; çocuklar ölmesin ve anneler çocuksuz kalmasın" diyor Dünya Sağlık Örgütü. Ne yapıyoruz?! Hangi yasa tasarısını getirdiniz?.. Üç tasarı getirdiniz, üçü de personelle ilgili. Sosyal Sigortalar Kurumuna bağlı emekçi kardeşlerimizin devlet hastanelerinden yararlanması konusu, Anayasaya 1981'de girdi. Yeni bir keşif yapmadınız, Anayasanın bir hükmünü uygulamak durumundasınız.

Danışma Meclisinde görev yapmış muhterem hocamı rahmetle anıyorum; o muhterem hocam, belki, cumhuriyet tarihimizde ilk defa, Anayasa Komisyonunda görev almış bir doktordu, Profesör Hikmet Altuğ; onları beraber kaleme aldık. Ben, biraz siyasetle, biraz sosyal konularla ilgilenen, hasbelkader, onun bir başasistanıydım; o Anayasadaki maddeleri beraber kaleme aldık. Siz, şimdi kalkıp, yirmi sene sonra diyorsunuz ki: Bunu ben keşfettim. Hayır!.. 1981'de, Hikmet Altuğ, Danışma Meclisi zamanında Anayasa Komisyonunda çalıştı ve o maddeyi yazdı. Tek elden yönetim, bir Anayasa hükmüdür. Siz bir şey keşfetmediniz, bir şey yapmadınız. Geç kalarak, zamanında yapmadığınız bir görevi, yedi ay sonra yerine getiriyorsunuz ve sadece, Anayasa hükmünü uyguluyorsunuz. Kaldı ki, şu anda seçtiğiniz 5 ilde zaten sağlık sorunu yok. İstanbul'un sağlık sorunu, Sıvas'ın sağlık sorunu, Rize'nin sağlık sorunu, Türkiye'nin sağlık sorunu değil; daha derin sorunlarımız var, daha büyük acılarımız var; onlara çözüm getirmek lazım.

Söylemek istediğimiz şu: Tüm sağlık sorunlarını çözebilecek bir tasarı getirin. Bu, insan sorunudur, hepimizin sorunudur. Hepimizin, sağlık hizmetinden eşit yararlanmak, hasta olduğumuz zaman muhtaç olduğumuz sağlık hizmetini almak hakkımız var. Dolayısıyla, bunu siyasî mesele yapmaktan da öte, bir sağlık sistemi getirin ki, bunu çözelim; yoksa, adam atayarak, insan atayarak değil. 11 000 kadro, arkasından 24 000 kadro!.. Zaten kullanamıyorsunuz, IMF'ye verilen söz gereği, sınırlı kadro kullanma olanağınız var; depo ediyorsunuz, sadece depo. Bu, alacağınız 24 000 kadrodan da belki 1 000'ini, 2 000'ini kullanabilirsiniz; belki kullanamazsınız. Böyle, 20 000 kadro getireceğiz diye doğuya umut da dağıtmayın, boşuna ve yanlış bir umut da vermeyin; çünkü, IMF'yle yaptığınız anlaşmada, bütün bakanlıklar için 35 000 kadro kullanma sözünü verdiniz. Siz, sadece şimdi 24 000 kadro alıyorsunuz. Bunu nasıl kullanacaksınız?! Zaten kadrolarınız var, onları niye kullanmıyorsunuz? Kadrolarınız var ve kullanmıyorsunuz.

Arkadaşlar, olaya ne taraftan baksanız, eksik, yanlış. Bu Bakanlığımız iyi niyetli olabilir, katılıyorum; iyi şeyler yaptı, teşekkür ediyorum; demokrasimize katkıda bulundu, saygıyla karşılıyorum; ama, lütfen, eksiklerinizi ve yanlışlarınızı kabul edin. Hep beraber bunun sorumluluğunu taşıyoruz; yani, bunu tekrar görüşelim, bir bütün içinde getirin, bir sistem getirin, kabul edelim. Türkiye'nin sağlık sorununu çözebilecek, herkesin kabul edebileceği bir sistem getirin; 224'ü beğenmiyorsanız, başka bir sistem getirin.

Cumhuriyetin ilk dönemlerinde, beğenmediğiniz Refik Saydam, bütün o olumsuzluklara rağmen, Türkiye'nin sağlık sorunlarını çözdü. Siz "geriye gitmeyin" dediniz; ben, Refik Saydam'a gidiyorum. Keşke, Refik Saydam döneminin getirdiği, ürettiği sağlık hizmetlerini siz de üretebilseniz; o günkü koşullarda, o ölçekte, keşke, siz de üretebilseniz. O Refik Saydam, bu ülkede otuz yıl Sağlık Bakanlığı yaptı ve tüberkülozu bitirdi, sıtmayı bitirdi, trahomu bitirdi. O dönemde, Türkiye'de, sağlık sorunu, bugünkü sağlık sorunundan daha küçüktü, daha azdı. Onun için, geriye gitmek... Nusret Fişek; Nusret Fişek'in getirdiği bu 224 sayılı Yasa, evrensel boyutta sağlık uygulamaları içeriyor. Nusret Fişek'in getirdiği uygulamalar, öneriler, yasalar ve kararnameler, Sağlık Bakanlığı için bir altın değerdir. Nusret Fişek...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

23 konuşma daha · 9 Temmuz 2003

23 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook