4306 ve 4481 sayılı kan. değişiklik yap. hak. kan. (gelirvergisi vergi usul kanunu)
Genel Kurul, 13. Birleşim · 1. yasama yılı · 19 Aralık 2002 · 763 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Oğuz Oyan (CHP), 19 Aralık 2002 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 4306 VE 4481 SAYILI KAN. DEĞİŞİKLİK YAP. HAK. KAN. (GELİRVERGİSİ VERGİ USUL KANUNU)); konuşma 763 kelime.
Oğuz Oyan (CHP, İzmir). “4306 ve 4481 sayılı kan. değişiklik yap. hak. kan. (gelirvergisi vergi usul kanunu)”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 19 Aralık 2002. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-22-2002-12-19-4306-ve-4481-sayili-kan-degisiklik-yap-hak-kan-gelirvergisi-vergi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA OĞUZ OYAN (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün burada görüştüğümüz vergi yasa tasarısı, aslında, biraz önce Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşan arkadaşlarımızın da belirttiği gibi, 1998 öncesine bir dönüş anlamına gelmektedir.
Türkiye, 1998'de bir tercih yapmak istedi; bu tercihi 4369 sayılı Yasayla yapmak istedi. Bu tercih, öncelikle gelir tanımının değiştirilmesi üzerine bina edildi. Gelir tanımının daha önceki, 1998 öncesindeki kaynak teorisine bağlı yapısından net artış teorisine bağlı bir yapıya geçiş öngörüldü. Dolayısıyla, buna bağlı olarak da gelire giren kazanç ve irat unsurları sayılırken -ki, gene sayılmıştır- ilk altı bentten sonra gelen "diğer kazanç ve iratlar" unsuru yerine "kaynağı ne olursa olsun diğer her türlü kazanç ve iratlar" ifadesi getirilmiştir. Bu düzenlemeye bağlı olarak da, biraz sonra görüşülecek, diğer değişiklik önerilerinde yer alan düzenlemeler, yani, Gelir Vergisinin diğer maddelerinde gerekli değişiklikler yapılmış idi.
Bu düzenlemeler, bu gelir tanımı ve buna ilişkin -daha sonra malî milat diye de bilinen- düzenlemenin temelinde şöyle bir yaklaşım vardı: Türkiye'de genel olarak vergi oranlarını düşürelim, bu daha düşük vergi oranları üzerinden daha geniş kitleye vergi yayalım. Yani, vergiyi tabana yaymanın, bu amacın bir aracı olarak burada gelir tanımından başlayarak yola çıkıldı; dolayısıyla, yapılmak istenen bir yeni toplu düzenlemeydi. Burada, aslında, bu amaca ulaşılmadığı bugün biliniyor; çünkü, bu gelir tanımı hiçbir şekilde uygulanmamıştır. Yani, bugün, bu gelir tanımı, işte, uygulamada iyi sonuç vermedi diyecek bir milletvekili olamaz; çünkü, bu 1998 sonrasında bugüne kadar uygulanmadan bir anlamda kadük olarak geldi, ertelenerek geldi ve şimdi, bunların sistemden çıkarılması tartışılıyor.
1998 düzenlemelerinin önemli bir amacı da üniter bir vergi yapısına geçmekti; yani, Anayasanın 73 üncü maddesinde ifadesini bulan "herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür"e uygun olarak dolaysız vergilerin daha düşük vergi oranları silsilesi temelinde daha geniş kapsamlı bir mükellef grubunu kavraması ve burada "malî gücüne göre ödeme" ilkesini devreye sokması idi. Şimdi, burada, bundan vazgeçilmek isteniyor.
1998'de düzenlemeler getirilirken, ben, şahsen, o sıralarda, 1998'de Plan ve Bütçe Komisyonuna gelerek bir söz alma imkânını bulmuş idim, temsil ettiğim kuruluş adına, Türk-İş adına ve şunu söylemiştim, Sayın Bakana da eleştiri yöneltmiştim: Bu düzenlemeler çok iyi; fakat, acaba, uygulamaya gücünüz yetecek mi; çünkü, Ekonomik Sosyal Konseyde de bu düzenlemeler geldiği zaman, yine şunu söylemiştik: Burada, herkes bu kanun tasarısı üzerinde hemfikir gözüküyor; herkes, bütün kesimler bunu çok destekliyor; TOBB'undan, TÜSİAD'ından, TİSK'inden, TESK'ine kadar; ancak, bir sorun var: Bu vergi indirimleri yapıldıktan sonra, yani, indirimler cebe konulduktan sonra, acaba, diğer düzenlemelere karşı çıkılır mı? Tam da böyle olmuştur. 1998'deki 4369 sayılı Yasanın düzenlemeleriyle getirilen bütün vergi indirimleri bir tarafa konulmuş; ama, ondan sonra, verginin bütününe, düzenlemenin bütününe karşı tavır alınmış ve neredeyse, aynı hükümetin bakanlarının imzaladığı 4444 sayılı Yasa 1999'da çıkarılarak, bu düzenleme ters yüz edilmiş, bu önemli maddeleri askıya alınmıştır.
Şimdi, biz, 4369 öncesine dönerek, aslında, 4369 öncesinden daha kötü bir duruma gideceğiz; çünkü, 4369'un dolaysız vergilerde yaptığı indirim, daha sonra dolaylı vergilerdeki artışlarla telafi edilmiştir ki, 1998'de bizim yaptığımız eleştirinin temelinde bu vardı: Siz, bu vergi indirimlerini yapıyorsunuz; eğer, bu yeni düzenlemenin bütününü uygulamaya muvaffak olamazsanız, sonuçta, dolaysız vergilerde bir azalış ve bunun karşısında, tüketim vergilerinde bir artış ortaya çıkar. Nitekim, Türkiye, 1998'den beri bunu yaşamaktadır, Türkiye 1998'den sonra bunu yaşamaktadır. 1999'da deprem vergileri, dolayısıyla, bunu bir kere daha artırmıştır, olağanüstü vergilerle ve Türkiye, dünyada, en çok, vergi sistemi içinde en ağır dolaylı, yani, tüketim üzerinden vergi alınan bir ülke haline gelmiştir. Dolayısıyla, biz, bugün, 4369 öncesine sadece bir dönüş yapıyor değiliz; 4369'un uygulanmaması dolayısıyla sistemde dolaylı vergilerin ağırlığının arttığı bir ortamda dolaysız vergilerde yeni girişimler yapma imkânından da mahrum bırakılıyoruz. Bunun tabiî bir uzantısı, Türkiye'de kayıtdışı ekonomiye selam verme olayıdır. Türkiye'de, kayıtdışı ekonomiye bu şekliyle bir açılım yapmak, tam da bu kayıtdışı ekonominin artık daha fazla genişlemesine izin vermemek gibi bir olay bugün gündemimize gelmesi gerekirken, bunu yapmak, Türkiye'nin, üyesi olmak istediği gelişmiş ülkeler dünyası açısından da, çok kısa süre sonra, önemli tepkiler alacağı bir yola girdiğinin işaretidir. Türkiye, aslında, bu getirilen düzenlemelerle yanlış yola girmektedir.
Biraz önce, burada, arkadaşlarım söyledi, hayat standardı meselesi, işte, bütün bu düzenlemeler bağlamında, tekrar 1998 öncesine gitme bağlamında komisyonda gündeme getirilmiştir ve bu gündeme getiriliş de, bir gece yarısı önergesiyle olmuştur; yani, iktidar partisinin, seçim öncesinde "sivil toplum kuruluşlarıyla, meslek odalarıyla her türlü mutabakatı sağlayarak biz yasaları oluşturacağız" söylemine rağmen, bir hükümet önerisi olarak gelmeden, Mecliste, komisyonda, bir gece yarısı önergesi olarak gündeme getirmiştir. Bu yolun da, aslında, iktidarın birtakım düzenlemeleri yapmakta, hükümet olarak da yeterli cesareti gösteremeyip, bunu, Meclis üzerine bıraktığını ve kamuoyunun tartışmasına en az zamanı bırakacak yöntemleri seçtiğini göstermesi bakımından ibret verici olduğunu düşünüyoruz.
Bu nedenle, bu maddenin de bu şekliyle oylanmasına, burada, muhalefet ederek, görevimizi yerine getireceğimizi belirtmek istiyorum.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
19 konuşma daha · 19 Aralık 2002
