İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 58. BİRLEŞİM · CUMARTESİ

2003 mali yılı bütçesinin 28 ve 51.maddelerinin tekrar görüşülmesi talebi

Oğuz Oyan

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 58. Birleşim · 1. yasama yılı · 29 Mart 2003 · 1.048 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Oğuz Oyan (CHP), 29 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNİN 28 VE 51.MADDELERİNİN TEKRAR GÖRÜŞÜLMESİ TALEBİ); konuşma 1.048 kelime.

Oğuz Oyan (CHP, İzmir). “2003 mali yılı bütçesinin 28 ve 51.maddelerinin tekrar görüşülmesi talebi”. TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim tutanağı, 29 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-22-2003-03-29-2003-mali-yili-butcesinin-28-ve-51-maddelerinin-tekrar-gorusulmesi-tal (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

OĞUZ OYAN (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evvelki akşam geç saatlere kadar bütçe üzerinde görüşmeler yapıldı. Bu görüşmeler, cuma sabahı itibariyle saat 4'de tamamlandı. Burada ilginç bazı uygulamalara tanık olduk. Bu uygulamalar, Meclisin çalışma biçimine uygun olmayan uygulamalardı. Bir kere, öncelikle, hükümetin, kendi bütçe tasarısı üzerinde yeterli hazırlığa sahip olmadığını, birçok önergeyle kendi bütçesinin maddelerini değiştirmek üzere teklifler yaptığını gördük. Bunu yadırgadığımızı söyledik; ama, daha fazla yadırgadığımız bir olay oldu ve usul hatası oldu; İçtüzük, burada, alenen çiğnendi. O da şuydu: 51 inci madde üzerinde konuşulurken, görüşülürken, 9 tane önerge getirildi. Bir kere, bu "bir madde üzerinde 7 önergeden fazla verilemez" hükmüne aykırıydı; ama, daha önemlisi, tek imzayla önerge verilmesi ancak tasarı görüşülmeden önce mümkün olabilecekken, hükümetin, tasarı görüşülüp son maddesine gelinmiş bir durumda böyle bir hakkı kullanmaya çalışması, açıkça, İçtüzüğün 87 nci maddesine aykırılık teşkil ediyordu.

Bu madde, çok açık olarak, değişiklik önergelerinin, kanun tasarı veya tekliflerinin basılıp dağıtılmasından itibaren Başkanlığa verilebileceğini; ancak, tasarı veya teklifin görüşülmesine başlandıktan sonra verilecek değişiklik önergelerinde en az beş milletvekilinin imzası bulunmadıkça önergenin işleme konulamayacağını düzenlemektedir. Dolayısıyla, burada, ne yazık ki, Meclis Başkanlığının da, yönetiminin de o sırada yaptığı bir hatayla bu usul koşullarına uyulmamış ve bu önerge, burada kabul edilmiştir.

Biz, ayrıca, bu değişiklik önergelerinin, burada grubu bulunan partilere -ve tabiî, anamuhalefet partisi olarak bize- zamanında iletilmemesi konusunda da şikâyetlerimizi dile getirmiştik; çünkü, bu tür önergeler, madde görüşülmeden hemen önce ya da madde sırasında tarafımıza iletilmektedir. Bu, 87 nci maddenin açık hükmüne "Başkan, değişiklik önergesi hakkında komisyona ve gruplara derhal bilgi verir" maddesine açık bir aykırılık teşkil etmekteydi. Bu önergelerin bir bölümü saatlerce önce verilmiş olduğu halde, son 5 dakika içerisinde önümüze getiriliyordu.

Bütün bunlara itirazımızı, ne yazık ki, biz, burada, kürsüden yapma fırsatını da bulamadık, bu usul hatalarını anında belirtemedik; 9 önerge okunduktan sonra, ancak, yerimizden, buna, bir küçük yanıt verme ya da itiraz etme imkânı bize verildi. Bunu, bir kere, tekrar zapta geçiriyorum. Burada bir tek partinin bu kadar büyük bir çoğunluğu var diye, bu kadar rahat davranma alışkanlıklarından kurtulmamız gerekir diye söylüyorum.

Burada, şimdi önümüze gelen konuyla ilgili ikinci bir itirazımız var. Bir kere, burada, 28 ve 51 inci maddelerde, iktidarın kendi verdiği önergeleri değiştirmek istediğine tanık oluyoruz. Bir tanesinde, 28 inci maddede verdiği bir önergeyle (h) fıkrası eklenmişti, (h) fıkrasını geri almak istiyor. İkincisinde de, 51 inci maddeyle ilgili verdiği bir önergeyi değiştirmek istiyor.

Bir kere, her iki önergede de, biz, içerik olarak bunların doğru olmadığını belirttik. Burada, biçim tartışması bir yana, bunların içerik olarak yanlış olduğunu belirttik. Buna rağmen, bu önergeler, tabiî, burada, -kimse de incelemediği için önergeleri eller kalktı- onaylandı, geçti.

Şimdi, bize, AK Parti Grubu diyor ki "gelin, toplanalım, bunları bir tekriri müzakereyle geri alalım." Efendim, bir kere -içeriğine birazdan geleceğim- bu, İçtüzük uyarınca mümkün olmayan bir yoldur; yani, eğer, Danışma Kurulunun görüşü alınmadan, buraya, böyle bir önerge getirilir ve oylama yapılmadan ya da işaret oyuyla görüşmesiz yapılmaya kalkılırsa, bu İçtüzük ihlali anlamına gelir.

Bakınız, İçtüzüğümüzün 19 uncu maddesi, Danışma Kurulunun yetkilerini tanımlamaktadır. Danışma Kurulunun yetkileri, 19 uncu maddede uzun uzun tanımlanmaktadır; ama, bir de, ayrıca, özel bir duruma taalluk eden bir durumu, yani, Genel Kurulda tasarıların tümünün ya da maddesinin yeniden görüşülmesini 89 uncu maddeyle bir karara bağlamaktadır. 89 uncu maddenin ikinci fıkrasını okuyorum: "Bu istem Danışma Kurulunun görüşü alındıktan sonra Genel Kurulca, görüşmesiz ve işaret oyuyla karara bağlanır." Danışma Kurulunun görüşünün alınması, burada, şu anlama gelmektedir: Danışma Kurulunu oluşturan tarafların, ortak, olumlu görüşünün alınması halinde mümkündür; yani, bir ittifak içerdiğini açıkça anlıyoruz. Eğer, bir ittifak koşulu olmasaydı, bu, zaten 19 uncu madde içerisinde düzenlenir, geçilirdi. Burada, bunun ayrı olarak, özel bir duruma ilişkin olarak düzenlenmesinin esas nedeni, bunun, özel bir nitelik taşıması ve ittifak aramasıdır.

Bu ittifakı aramasının bir başka nedeni de, görüşmesiz yapılmasıdır. Yani, görüşmesiz ve işaret oyuyla karara bağlanması ifadesinin de gösterdiği gibi, bu, ancak, Danışma Kurulundan grupların ortak kararıyla gelmesi halinde böyle bir düzenleme olabilirdi. Dolayısıyla, burada, bu önergenin görüşmesiz işaret oyuyla karara bağlanması mümkün değildir. Bu önergenin işleme konulmaması gerekir.

Öte yandan, bununla ilgili şunu söyleyeyim: Eğer bu görüşülürse ne olur ya da görüşülmesi işaret oyuyla kabul edilirse ne olur. Bir kere, burada, iktidar partisinin kendisini Danışma Kurulu yerine koyduğu anlamını biz çıkarırız; yani, muhalefetin burada tamamen dışlanmış olduğu anlamını çıkarırız ve dolayısıyla, Danışma Kurulunun şeklî bir organ haline geldiği, şeklî bile değil, içeriksiz bir organ haline geldiği anlamını çıkarırız. Dolayısıyla, bizim burada mutlaka hukuka uymamız gerekiyor. Eğer uymazsak ne olur; bir kere Anayasa yargısından döner; ama, her şeyi Anayasa yargısından döndürmeyelim. Bakınız, 61 yaş döndü. Biz bu Bütçe Kanununda, 20 kadar anayasaya aykırılık tespit ettik; ama, şekil yönünden bari bu hataları yapmayalım. Yani, biz, biraz bunları söylemekten bıktık; ama, hukukla oynamayalım, hukuka aykırı işlem yapmayalım.

Değerli arkadaşlarım, bu arada, kuşkusuz, içerikler açısından da sıkıntılar var. Bu iki maddenin içeriğine, gerek 28/h maddesinin İhale Kanununu dışarıda bırakan içeriğine karşı çıkmıştık gerekse de 51 inci maddeyle, özelleştirmeyle ilgili getirilen önergenin içeriğine karşı çıkmıştık; çünkü, burada da, özelleştirme uygulaması sonucu alıcılarla yapılan satış sözleşmelerinde yer alan malî yükümlülükleri, ortaya çıkan malî veya ekonomik zorluk sebeplerinin varlığı halinde gerektiğinde yeniden düzenlemeye karar vermek gibi bir hüküm getirilmişti. Bunun, bir kere, hükümete ve hükümeti temsil eden buradaki Özelleştirme İdaresine çok keyfî, sınırları belirsiz, sözleşmeleri yeniden ele alıp yeniden müzakere edecek; birtakım insanlara, Özelleştirme İdaresiyle ilişkileri olanlara çok rahat rantlar aktarabilecek, onlar lehine düzenleme yapacak imkânlar sağlayabileceğini söylemiştik bu madde görüşülürken ve bunun yanlış olduğunu söylemiştik. Bakın, bugün, Milliyet Gazetesinde "kimler yararlanabilir" diye birtakım isimler var. Ben isimleri saymayayım; bir ünlü holdingin patronu ile burada, AKP sıraları içinde yer alan bir milletvekilinin adları da geçiyor. Yani, bunları yapmamak gerektiğini söylemiştik; ama, şimdi, çok daha büyük bir hata içerisine giriliyor. Bu yanlış yapılmış iş, bir, içerik olarak yanlış; iki, yöntem olarak yanlış bir şekilde önümüze getirilmiş olan bütçenin 51 inci maddesinde, şimdi, içerik itibariyle "gelin, bunu düzeltelim; ama, yeni bir şeklî, yeni bir yöntem hatası yaparak düzeltelim" deniliyor.

Bakınız, yasama organı, iktidar partisinin oyuncağı değildir; yasama, yürütmenin oyuncağı değildir. Bunlar, farklı farklı tanımlanmış organlardır. Bunların birbirleriyle olan kuvvet ilişkilerini bu şekilde tahrip etmeyelim.

Bu arada, son olarak şunları söyleyeyim: Hangi menfaat ilişkisinin şimdi bunu geri çekme yönünde karar almaya iktidarı sevk ettiğini bilemiyoruz; ancak, bunun, bize gönderilen gerekçelerde açıklanmayan gerekçeleri olduğu kuvvetle muhtemeldir. Meclisin, bu kadar hazırlıksız, yasama yapma sürecine bu kadar saygısız bir şekilde kullanılmasını, yasama organının buna alet edilmeye çalışılmasını, esefle kınadığımızı burada belirtmek istiyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

17 konuşma daha · 29 Mart 2003

17 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook