Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)
Genel Kurul, 54. Birleşim · 2. yasama yılı · 18 Şubat 2004 · 571 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Oğuz Oyan (CHP), 18 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)); konuşma 571 kelime.
Oğuz Oyan (CHP, İzmir). “Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)”. TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim tutanağı, 18 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-22-2004-02-18-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349-3 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
OĞUZ OYAN (İzmir)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Bu 1 inci maddenin bu şekliyle dahi eksik bir düzenleme olduğunu belirten bir önergemiz bu.
Değerli arkadaşlarım, bu kanun, bir kere, amaçları itibariyle bizim zaten benimsemediğimiz bir yasa. Buradaki önergemiz iki değişiklik getiriyor; bir, "tutumlu" kelimesini ekliyor; iki, "çağdaş kamu yönetimi ilke ve uygulamaları çerçevesinde belirlenmesi" diyor. Niçin bunları diyor;.. bir kere, tutumluyu söylüyor; çünkü, burada bu eksikliği gördük ve bir şeyi daha gördük; bu düzenleme, önemli ölçüde, kamu hizmetlerinde savurganlığı artıracak bir düzenlemedir; kamu hizmeti üretim maliyetini artıracaktır ve ayrıca, savurganlığı artıracaktır ve yerel yönetimler üzerinden üretilen, oradan, piyasa üzerinden üretilen hizmetlerin denetim aksaklıkları ortaya önemli ölçüde çıkacağı için -çünkü, Türkiye'de denetim sistemi merkezî kamu kurumlarını denetlemek üzere seksen yıllık bir birikime sahiptir- bu mekanizma ortadan kalktığı için, yolsuzlukların artması üzerinden de maliyetlerin, kamu hizmeti üretim maliyetinin yükseleceği bir sisteme gidiyoruz.
Tabiî, bütün bu yapının, tıpkı Fransa uygulamasında olduğu gibi... Yani, Fransa uygulaması nedir; Fransa uygulaması, 1980'lerden sonra bir üniter yapı içerisinde, ama, yerelleşmeye yönelen bir sistem oluşturdu ve bugün bunun muhasebesini yapıyor Fransızlar. Ortaya çıkan şey şu: En fazla kim yararlandı bu yerelleşmeden; en fazla yararlanan kesimler, yerel olarak etkin güçler; Türkçesiyle söylerseniz, eşraf. Yani, bu tür bir düzenlemeden, önce halk değil, bu yerel yönetimin artan imkânlarını daha yerel ihalelerle falan kendisine doğru yönlendirecek olan o yerel sermaye grupları faydalanacaktır. Dolayısıyla, bir kere, burada, bu açıdan da bu tasarının elden geçirilmesi gerekir.
Çağdaş kamu yönetimi ilke ve uygulamaları çerçevesinde belirlenmesi dedik; çünkü, bu tasarı, kullandığı kavramların içini doldurmamıştır. Bu tasarıda var olan hesap verme sorumluluğu, söz olarak, sözcük olarak vardır, bunun arkası boştur; dolayısıyla, biz, burada çağdaş kamu yönetimi ilke ve uygulamaları dediğimiz zaman, kastettiğimiz şey budur; çünkü, bu tasarı, bütün görüntüsüne rağmen, bütün o dekoruna, vitrinine rağmen, çağdaş olmayan, çağdaş denetim uygulamalarını, ölçülebilir performans denetimi esaslarını sistem içine almayan bir düzenlemedir. Bunun olabilmesi nasıl mümkün olurdu? Bir kere mevcut sistem açısından bakarsak, olay şudur: Bir bakan, sahip olduğu yetkiler çerçevesinde, aldığı kaynaklarla -diyelim, bütçe imkânlarıyla, her yıl kendisine tahsis edilen bütçeyle- belli hizmetleri üretme sözü verir. Bu üretme sözünü verirken, kendi teşkilatına da döner, der ki; bu hizmetleri, şu amaçlara ulaşmak üzere, şu hedeflere ulaşmak üzere üretelim. Orada, mekanizmada, bakanın bürokratları bakana karşı hesap verirler, ona karşı sorumludurlar. Bakanın kendisi de, Meclise karşı, buraya, yasamaya karşı hesap verme sorumluluğu altındadır. Mekanizma böyle çalışmalı. Peki, böyle bir mekanizmamız var mı bizim; sözde, Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Yasası böyle bir şeye gelmiş gibi; ama, bu yok, bu mekanizma olmadan geldi, sadece hesap verme sorumluluğu adı altında geldi. Yani, bakan, aldığı yetki ve kaynaklar karşılığında hangi hizmeti ne kadar üretecek, hangi ölçülebilir kriterlerle bunun hesabını verecek; bu yok.
Şimdi, siz, bunun üzerine, bir de, idarenin bütünlüğünü parçalayan bir yeni düzenleme getiriyorsunuz. Bu yeni düzenleme nedir; taşra teşkilatında bakanlıkların büyük bir bölümünü kaldırıyorsunuz, taşra teşkilatları olmayan bakanlıklar. Peki, o hizmetleri kim üretecek; il özel idareleri diyelim daha yakın birim olarak ve belediyeler. Peki, hesabı, kim, nasıl verecek? Bir kere, bakan hesabı kimden alacak? Valiler, bütün kamu hizmetlerinin üretiminden sorumlu -neredeyse hepsi- dışilişkiler hariç. Peki, bu valiler, bu her bir hizmet birimi için hesabı bakana nasıl verecekler; biz, bu bakandan nasıl hesap soracağız?
ÖNER ERGENÇ (Siirt)Şimdi de hesap veriyorlar...
OĞUZ OYAN (Devamla)Şimdi hesabı soruyoruz işte, şimdi bu hesabı soruyoruz...
Bu denetimden kaçış yasasının, hesap vermekten kaçış yasasının, süslü kelimeler arkasına saklanarak, toplumu kandırmaya yeterli olmayacağını söylüyoruz.
Dolayısıyla, bu önergemiz de, aslında, kabul edilse bile bu yasayı kurtarmaya yetmez.
Teşekkür ederim.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
51 konuşma daha · 18 Şubat 2004
