Kaçakçılıkla mücadele kanun tasarısı (ss.199)
Niğde Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 105. Birleşim · 1. yasama yılı · 10 Temmuz 2003 · 995 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Orhan Eraslan (CHP), 10 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAÇAKÇILIKLA MÜCADELE KANUN TASARISI (SS.199)); konuşma 995 kelime.
Orhan Eraslan (CHP, Niğde). “Kaçakçılıkla mücadele kanun tasarısı (ss.199)”. TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim tutanağı, 10 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/orhan-eraslan-22-2003-07-10-kacakcilikla-mucadele-kanun-tasarisi-ss-199 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ORHAN ERASLAN (Niğde)Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygıdeğer üyeleri; 199 sıra sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu Tasarısının tümü üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi, saygıyla, sevgiyle selamlarım.
Değerli arkadaşlarım, daha önceki dönemlerde, 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun, yaklaşık yetmiş yıl süreyle ve çeşitli değişikliklerle uygulandı, kullanıldı. Zaman içerisinde gelişen ve değişen koşullar altında yasanın, yeniden düzenlenmesine, güncelleştirilmesine ihtiyaç duyulmuştur. Şimdi görüşmesini yapmakta olduğumuz Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu Tasarısı bu ihtiyaçtan doğmuş bulunmaktadır.
Değerli milletvekilleri, ne yazıktır ki, ülkemizde halen kaçakçılık suçu yoğun bir biçimde işlenegelmektedir. Kaçakçılık suçunun belli başlı işlenme biçimleri şu şekildedir: Dahilde işleme rejimi çerçevesinde ihracat kaydıyla ithal edilen ürünleri, ihraç edilmiş gibi göstererek içpiyasaya sürmek; ülkemize ithali yasak malları, çeşitli yollarla ithal etmek; kaçak yollarla ülkeye mal sokmak; transit olarak ithal edilen malları yurtdışı etmeyerek iç piyasaya sürmek; gerçekte olmayan; ancak, sahte belgelerle gerçekleştirilmiş gibi gösterilen ihracat ve ithalat işlemleri karşılığında devletten haksız Katma Değer Vergisi iadesi almak; düşük faizli eximbank kredilerini sahte belgelerle kullanmak; elde edilen haksız kazancı aklamak için faaliyetlerde bulunmak veya haksız kazancı yurtdışına kaçırmak; ihraç kaydıyla, tekel niteliğindeki kamu iktisadî teşekküllerinden alınan çeşitli ürünleri (şeker, akaryakıt vb.) ihraç etmeyerek, çeşitli yöntemlerle yurt içinde piyasaya sürmek biçiminde, kaçakçılık suçları işlene gelmektedir. Bu suçlar, ağırlıklı olarak, organize işlenen suçlardır. Ayrıca, küçük çaplı, bireysel olarak işlenme olanağı da vardır, işlenenleri de vardır. Kaçakçılık suçunun özü, yasadışı ekonomik faaliyete dayanmaktadır; yasadışı ekonomik faaliyet, kaçakçılık suçunun özünü oluşturmaktadır. Bunda, bir "kaçak eşya" deyimi vardır; yani, yasanın öngördüğü çerçeve içerisinde ithal edilmeyen kaçak eşya; bir de, kanunen yasaklanmış eşyalar vardır. "Yasak eşya" deyimi, bu suçun konusunu oluşturmaktadır.
(1) 199 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
Kaçakçılığın, ulusal ekonomiye büyük ölçüde zararı vardır. Çağdaş ülkeler, temelinde kaçakçılıkla mücadele etmişlerdir; çünkü, kaçakçılığın özünde, haksız rekabet vardır; çünkü, kaçakçılığın özünde, yasaya uyanlara karşı, yasasız, haksız kazanç edinme vardır.
Bu çerçeve içerisinde, kaçakçılıkla mücadele zarureti, elbette ki vardır. Biz de, sorumlu muhalefet anlayışı içerisinde, hükümetçe getirilen tasarıya, asla popülist yaklaşımda bulunmadan ve ülke gerçeklerini de nazara alarak, olumlu katkılarda bulunmaya çalıştık ve olumlu katkılarda bulunduk. Cumhuriyet Halk Partisinin bu konuya yaklaşımı, her zaman olduğu gibi, pozitif muhalefet olma noktasıdır.
Değerli arkadaşlarım, yasa tasarısının komisyonlarda görüşülmesi sırasında, esas aldığımız birtakım ilkeler olmuştur, davranışlar olmuştur. Bunlardan bir tanesi, ekonomik suça ekonomik ceza olması esasıdır. Kaçakçılık, esas itibariyle, yukarıda da açıkladığımız gibi, ekonomik nitelikli bir suçtur; karşılığında, ekonomik cezalar konulmuştur. Kaçakçılıkla Mücadele Yasa Tasarısında, hapis cezaları istisnadır. Bu, sadece, tasarının 4 üncü maddesinin (a) fıkrasının birinci bendinde vardır. Oradaki hapis cezasının temelinde yatan şey de şudur: Devletin hükümranlık hakkının zedelenmesi söz konusu olduğu için, hapis cezası öngörülmüştür.
5 inci maddede de hapis cezası öngörülmüştür. Buradaki amaç da, teşekkül halinde kaçakçılığın önlenmesidir, teşekkülün kurulmasının önlenmesidir.
6 ncı maddede de, yasak eşyalarla ilgili, devletin güvenliğiyle ilgili yasaklanmış eşyalarla ilgili konularda hapis cezası vardır. Bu, çok özel alanlara inhisar ettirilmiştir. Bildiğimiz diğer kaçakçılıkta da daha ziyade ekonomik cezalar öngörülmüştür. Hakikaten, tasarıda öngörülen cezalar yüksekti; bunlar, komisyonumuzda -hemen hemen tüm cezalar- yarıya kadar indirilmiş ve üst haddi belli değildi, üst haddi de belirlenmiştir, yani üst sınır da konulmuştur.
Değerli arkadaşlarım, ekonomik suça ekonomik ceza konulurken denge gözetilmeye çalışılmış, böyle olumlu katkılarla bir çalışma yapılmıştır. Müsadere, eskiden daha yaygın idi; şimdi, müsadere, belli ölçüde sınırlandırılmış ve ekonomik kıymet olan kimi nakil vasıtalarının teminatla sahiplerine iadesine imkân tanınmıştır. Nakil vasıtasının kasko bedelinin yarısını yatıran vasıta sahibi, vasıtasını, yediemin olarak alabilmekte, yani, dolayısıyla, vasıta, sundurmalar altında çürümeye, ekonomi dışında tutulmaya devam etmemektedir.
Yine, sahte belge düzenleyenler için hapis cezası öngörülmüştür öncekinden farklı olarak.
Toplum ve çevre sağlığı açısından zararlı maddelerin, kesin olarak, geldiği kaynağa iadesi düzenlenmiştir ki, bu da, toplum ve çevre sağlığı açısından önemli bir husustur.
Yine, kaçakçılıkla mücadele kanunu tasarısı içerisinde, zabıtaca yapılacak aramalarda, konutla ilgili konularda, konut masuniyeti, konut dokunulmazlığı esas alınmış, konut aramalarında yargı kararının aranması zorunluluğu düzenlenmiştir, komisyonumuzca yapılan çalışmalarda.
Değerli arkadaşlarım, çok tartışılan konulardan birisi, zabıtanın silah kullanma yetkisidir. Bu konuda dengeli bir düzenleme yapılmaya çalışılmıştır. Doğrudur; zabıtanın, kimi zaman, silah kullanma yetkisi normal ölçülerin dışına taşırılabilir, kötü kullanılabilir; ama, kaçakçılıkla mücadelede de zabıtanın böyle bir olanağının olması gerekir; bu, bir dengede tutulmaya çalışıldı. Yani, hayatını ortaya koyarak kaçakçılıkla mücadele eden polisimizi, jandarmamızı da korumaya çalıştık, çalışmalarını semeresiz koymamaya çalıştık.
Kaçak eşya ve eşya naklinde kullanılan taşıtın zor alım hükümleri yeniden düzenlendi, ekonomiye kazandırılması için teminatla iade müessesesi getirildi ve tasfiye hükümleri eskiye oranla daha da basitleştirilmeye çalışıldı. Hükümet tasarıda var olan tutuklu yargılama maddesi tasarıdan çıkarıldı; çünkü, Ceza Muhakemeleri Usulü Yasasının 104 üncü maddesi bu konuda genel bir düzenleme yapmıştır. Her yasada ayrı bir özel düzenleme getirilmesi halinde, tutuklama maddesi amacından dışarı çıkacaktı. Bu doğrultuda bir düzenleme yapıldı. Dolayısıyla, 25 inci madde kanun metninden çıkarıldı.
Bir de, ekonomik suça ekonomik ceza çerçevesi içerisinde, tasarıda ön ödemeler getirilmişti. Yalnız, nispî para cezalarında ön ödeme olamıyor. O "Kamu Davasının Açılmaması" başlığı altında düzenlenerek, yine, nispî cezaların ödenmesi halinde kamu davasının açılmaması; dolayısıyla, yargıda kaçakçılıkla ilgili davaların birikmemesi sonucunu sağlamaya çalıştık.
Yine, tartışmalı bir konu da, kaçakçılıkla mücadeledeki zabıta ve muhbir ikramiyeleri konusu olmuştur. Dünyadaki tüm uygulamalarda, kaçakçılıkla mücadele eden zabıtanın ikramiyesi vardır; bu korunmuştur tasarıda. Keza, muhbirin de ikramiyesi vardır. Aksi halde, etkili bir mücadele yapma olanağınız olmaz. Bunu düşünerek, bu tartışmalı konuyu da korumayı tercih ettik komisyonda.
Değerli arkadaşlarım, yine, komisyonda tartışmalı olan bir konu da af konusuydu. Şüphesiz ki, af, siyasî bir karardır; hükümet böyle bir karar alır, muhalefet olarak biz buna iştirak ederiz etmeyiz, bu başka bir şey; ama, af, rasgele dile getirildiği zaman, Pandora'nın kutusu gibidir, açtığınız zaman geri toplayamayabilirsiniz ve domino etkisi yapar. Çok basit olaylardan hareketle affa teşebbüs edersiniz, iş çığırından çıkar, beklemediğiniz noktaya doğru genişler. Doğrusunu söylemek gerekirse, zaten, afla ilgili bir düzenlemede de nitelikli çoğunluğa ihtiyaç vardır. Rasgele, bölük pörçük bir af yerine, eğer düşünülürse, bunun ayrı bir siyasî bir karar olarak getirilmesinin daha doğru olduğu düşüncesindeyiz. Zaten, yasanın lehe olan hükümleri halen devam eden davalarda kendiliğinden uygulanacaktır, kesinleşmiş davalar açısından da yapılacak bir şey, şu noktada yoktur.
Genel hatlarıyla katıldığımız tasarıya olumlu oy vereceğiz.
Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlar; ülkemize hayırlı, uğurlu olmasını dilerim. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
10 konuşma daha · 10 Temmuz 2003