Adli yargı ilk derece mah. ile bölge adliye mah. kuruluş ve görevleri (s.s.146)ve(146'ya 1inci ek)
Niğde Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 124. Birleşim · 2. yasama yılı · 26 Eylül 2004 · 850 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Orhan Eraslan (CHP), 26 Eylül 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 124. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ADLİ YARGI İLK DERECE MAH. İLE BÖLGE ADLİYE MAH. KURULUŞ VE GÖREVLERİ (S.S.146)VE(146'YA 1İNCİ EK)); konuşma 850 kelime.
Orhan Eraslan (CHP, Niğde). “Adli yargı ilk derece mah. ile bölge adliye mah. kuruluş ve görevleri (s.s.146)ve(146'ya 1inci ek)”. TBMM Genel Kurulu, 124. Birleşim tutanağı, 26 Eylül 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/orhan-eraslan-22-2004-09-26-adli-yargi-ilk-derece-mah-ile-bolge-adliye-mah-kurulus-ve-gorevleri (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ORHAN ERASLAN (Niğde)Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygıdeğer üyeleri; görüşülmekte olan yasanın son maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum.
Değerli arkadaşlarım, ne oluyor böyle, birer hafta, onar gün arayla, üst üste olağanüstü toplantılar; nedir bu?! Şimdi, uzun süredir üzerinde çalıştığımız bir Ceza Kanunu vardı. Bu Ceza Kanununu görüşüyorduk; yürütme ve yürürlük maddesine kadar, son iki maddeye kadar geldik. Hiç kimsenin hakkını yemek gibi bir huyum yok; haksızlık olmasın. Sayın Başbakan kriz çıkardı, zina krizi çıkardı; zina krizinde de Sayın Adalet Komisyonu Başkanı krizi aşabilmek için, o aceleyle, telaşla tasarıyı geri çekti. Şimdi, tasarının geri çekilmesi kötü değil, belki kalsaydı daha ciddî sorunlara, Türk Milletinin kırk yıllık emeğine mal olacaktı. Bu bakımdan Sayın Başkanı kutluyorum; ama, burada doğruyu söylemek yerine, niye yalan söyleme çabası içerisindeyiz, onu anlayamıyorum. Şimdi, Sayın Başkan şunu diyemedi: Zorunlu kaldım, mecburum bunu çekmeye, yoksa bu zinalı çıkacak; zinalı çıkınca da olmayacak diyemedi. Başbakandı isteyen, Genel Başkanıydı; onun için geri çekti, bir nefes alma fırsatı yarattı. Şimdi, buna bir kafiye bulması gerekirdi; "zina"ya "bina" uyuyor; ama, bu işe ne kafiyesi bulacaktı?! Bu işe de, işte CMUK'u, HMUK'u -efendime söyleyeyim- Ceza Kanununu, Bölge Adliye Mahkemeleri Kanununu, vesaireyi gerekçe gösterdi; işin aslı bu. Niye sıkıntıya giriyorsunuz ki, doğruyu söyleyin, kurtulun. Yani, bir vodvil oynatıyorsunuz aziz milletin önünde, herkesin önünde. Böyle bir şey var mı?!
Şimdi, bu defa "bu paket gelecek" denildi; bir bakalım paket nasıl:
Değerli arkadaşlar, görüştüğümüz yasa, istinaf mahkemeleriyle ilgili bir yasa. Ceza Kanununda bununla ilgili tek bir hüküm yoktur. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda istinafla ilgili hükümler vardır. Hani nerede Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu; hükümet çekti. Niye çekti; Komisyon Başkanı zevahiri kurtarsın diye. Danışıklı iş. Biz hukuk fakültesine girdiğimizde bize ilk öğretilen şey, muvazaa, danışıklı iştir. Danışıklı işi hukuk korumaz. Bu, bir danışıklı iştir. Ayıptır! Ayıptır! Ayıp, ayıp! (CHP sıralarından alkışlar)
Bölge adliye mahkemeleriyle, istinafla ilgili daha hiç adını anmadığınız İcra ve İflas Kanununda da düzenleme yapılması gerekir. O nerede; o da yok. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun -hep unutturuluyor- yürürlüğüne dair bir kanun tasarısı hâlâ komisyonda; altkomisyon olarak bize verildi, başlanmadı...
ALİM TUNÇ (Uşak)Niye başlamadınız?!.
ORHAN ERASLAN (Devamla)Fırsat bulunca başlayacağız. Efendim, altkomisyon başkanına sorun; onun sorumlusu da ben değilim; insaf edin, vicdan edin.
Değerli arkadaşlarım, şimdi, şöyle bir paket olabilirdi: Türk Ceza Kanunu, Ceza İnfaz Kanunu ve Türk Ceza Kanununun yürürlüğüne ilişkin bir kanun; bu üçü paket olabilirdi; buna bir itirazım yok. İstinaf, hukuk usulü, ceza muhakemeleri usulü, icra iflas ve ceza muhakemelerinin yürürlüğü; bunlar da bir paket olabilirdi; buna da bir itirazım yok; ama, elma ile armut aynı paket değil. Bu, kafiye arama. Ne yapsın şimdi Sayın Köksal Toptan, Sayın Başkan?!. Şimdi, Genel Başkan, bir yandan "zina da zina" diyor "ben aileyi koruyacağım, zina isterim" diyor "zina olmazsa zinhar olmaz" diyor. Eh, zorunluluk oldu...
HALİL AYDOĞAN (Afyon)Siz, zinayı mı istiyorsunuz?!.
ORHAN ERASLAN (Devamla)Siz istediniz... Siz istediniz...
Adalet Bakanı diyor ki "olmaz", Dışişleri Bakanı, Başbakan Vekili diyor ki "olmaz." Yani, burada, çok üzüntülü bir şey değerli arkadaşlarım, Sayın Dışişleri Bakanı, Başbakan Vekili, Sayın Adalet Bakanı, bunun olamayacağını anlatamadılar Başbakana. Başbakana Verheugen'in anlatması gerekti. Çok üzüntü verici bir şey. (CHP sıralarından alkışlar) Biz anlatamadık, Anamuhalefet Partisi olarak biz anlatamadık bunun olmaması gerektiğini, olmayacağını; ama, kendi bakanları da anlatamadı, kendi Komisyon Başkanı da anlatamadı. Bunu koyalım ortaya, doğruyu konuşalım, milletimiz doğruyu bilsin.
Yahu, bu mızrak çuvala sığar mı?! Herkesin gözünün önünde... "Aileyi koruyacağız, kadını koruyacağız, Anadolu kadınlarından zina için mektup geliyor" diye diye, bu önergeleri siz getirdiniz arkadaşlar, siz. Yalan söyleyerek, gerçeği örterek durumu kurtaramazsınız. Ortada bir gerçek var, bir hakikat var. Bu hakikat, Sayın Başbakan tarafından, Brüksel'de ancak Verheugen anlatınca anlaşılabilmiştir. Ne Anamuhalefet Partisi ne kendi bakanları ne Başbakan Vekili ne Komisyon Başkanı anlatabilmiştir. Komisyon Başkanı basiret göstermiştir; huzurunuzda kendisini kutluyorum, kutlamak mecburiyetindeyim; basiret göstermiştir, bu yasayı çekmek zorunda kalmıştır.
Şimdi, ben, Komisyon Başkanımın sıkıştırılmasını da doğru bulmuyorum; basiret göstermesi gerekiyordu. Ee, gerekçesi doğru mu; gerekçesi doğru değil, gerekçesi kafiye arama malum ya... İşte, o ilk kafiye çıktı. Rahmetli Süleyman Nazif'in dediği gibi, birinci mısraa kafiye bulmak için sandalye gıcırdatma gerisi; yani, hadise bu. Değerli arkadaşlarım, gerçek bu, bunu bilelim; bir. İki, şimdi, istinaf mahkemeleri, değerli arkadaşlarım...
Haa, bakın, bir de, Başbakan bir taahhütte de bulundu, tüm milletin gözünün içine baka baka; yani, yüreğim kanadı arkadaşlar, sizle paylaşmak istiyorum. Bir Türk vatandaşı olarak acı duydum, üzüntü duydum; süklüm püklüm, süt dökmüş gibi, böyle üzüntü içerisinde büzülmüş...
FAHRİ KESKİN (Eskişehir)Öyle bir şey yok!
ORHAN ERASLAN (Devamla)Yani "bir daha iktidarım süresi içerisinde asla çıkmayacak..."
FAHRİ KESKİN (Eskişehir)Öyle bir şey yok!
ORHAN ERASLAN (Devamla)“...asla çıkmayacak" diye...
Ee, ben televizyonda izledim.
FAHRİ KESKİN (Eskişehir)O sizin görüşünüz.
ORHAN ERASLAN (Devamla)Ben televizyonda izledim.
FAHRİ KESKİN (Eskişehir)O sizin görüşünüz.
ORHAN ERASLAN (Devamla)Ben televizyonda izledim. "İktidarım süresi içerisinde bu yasa asla çıkmayacak" diye söz verdi. Burada da aslan kesiliyordu; yani, bir şey hatırlatıyor: Onun adı Yaşar, karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar. (CHP sıralarından alkışlar) Böyle bir şey mi var ya?! Böyle bir şey mi var?!
Yani, hepimiz üzülüyoruz. Bu, bizim Başbakanımız. Bu, bizim Başbakanımız. Bunu önlemek için...
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
28 konuşma daha · 26 Eylül 2004