Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)
Niğde Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 124. Birleşim · 2. yasama yılı · 26 Eylül 2004 · 686 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Orhan Eraslan (CHP), 26 Eylül 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 124. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNU TASARISI (SS.664) VE (664'E 1İNCİ EK)); konuşma 686 kelime.
Orhan Eraslan (CHP, Niğde). “Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)”. TBMM Genel Kurulu, 124. Birleşim tutanağı, 26 Eylül 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/orhan-eraslan-22-2004-09-26-turk-ceza-kanunu-tasarisi-ss-664-ve-664-e-1inci-ek-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ORHAN ERASLAN (Niğde)Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyeleri; bu tasarının en önemli maddelerinden birisi olarak söylenen ve yer yer Sayın Başbakan tarafından da basına "benim en sevdiğim madde, bu bir devrimdir" diye ifade edilen, Sayın Bakanın da Sayın Komisyon Başkanının da ilgili ilgisiz herkesin de "aman ne de güzel olmuş, en güzel madde budur" dedikleri maddeyi şimdi budayan bir önergeyle karşı karşıyayız.
Değerli arkadaşlarım, üstelik, bu ana kadar tam bir mutabakat içerisinde getirdiğimiz Türk Ceza Yasası Tasarısında mutabakattan ayrılarak, bir budama anlayışı içerisindeyiz ve bu mutabakattan ayrılma ve budamayı yapan da, ne yazık ki, İktidar Partisi Grubu.
Değerli arkadaşlarım, şimdi getirilen önergeyle, cezanın alt sınırı düşürülüyor. Haydi bu bir şey değil, bu bir takdirdir diyebiliriz, onu ehemmiyetli saymayabilirim; ama, çok ehemmiyetli olan kısmı da var.
Değerli arkadaşlarım, maddenin üçüncü fıkrası bu önergeyle tamamen kaldırılıyor. Bu nedir biliyor musunuz "yapı kullanma izni alınmamış binalara elektrik, su, telefon veya gaz bağlantısı yapan veya bu hizmetlerden yararlanılmasına müsaade eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır" hükmüydü; yani, bildiğimiz iskân ruhsatı. İskân ruhsatı olmadan iskâna imkân veren kim; belediye başkanı, belediyenin yetkilileri, ilgilileri.
Değerli arkadaşlar, kaçak yapı birinci derecede belediyeyi ilgilendirmez mi?! Yani, maddenin kalbini söküp alıyorsunuz; orada, öldürülmüş kelebek koleksiyonu gibi, mevtası duruyor, içinden ruhu gidiyor. Sorumlusu yok, ilgilisi yok, onu serbest bırakmışsınız. Kim var kardeşim; TEDAŞ'ın memurunu mu cezalandıracaksınız?! Yapmayın! Neyi cezalandıracaksınız? Bunun içinde oturmayı sağlayan kim? Onu buradan söküp alıyorsunuz.
Değerli arkadaşlar, bu olmamış, bu değişiklik olmamış. Bu bir temel kot.
Değerli İktidar Partisi milletvekilleri, değerli arkadaşlarım; bir şeyi anlayın; demokrasi kuralları içerisinde, iktidarlar ilelebet iktidar değildir, muhalefetler ilelebet muhalefet değildir. Bu bir temel kottur. Birini kurtarmak için, Ali'yi kurtarmak için, Veli'yi kurtarmak için temel kotlar üzerinde oynanmaz. Oynanırsa ne olur; hukuk devletine olan güven sarsılır, hukuk devletinin gereği yerine getirilmemiş olur.
Değerli arkadaşlarım, iş bu kadarla bitse, hadi, kalbini almış diyeceğiz; ama, başka şey de var; bir beşinci fıkra eklenmiş; kişinin ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılamaz. Bu bir aftır, bu bir aftır; gizli aftır; üçte 2 çoğunluk gerekir. Bu bir gizli aftır, imar affıdır arkadaşlar; yani, denersin kaçak yapıyı, tutturabilirsen tutturursun, tutturamazsan usulüne uygun hale getirirsin, cezadan kurtulursun; yani, çal, yakalanırsan ödersin mantığıyla aynı mantık.
Değerli arkadaşlarım, bu doğru değildir; bu, temel yasalarda yer almaması gereken hükümdür. Gerek üçüncü fıkranın yasadan çıkarılması gerekse beşinci fıkranın bu şekilde eklenmesi; yani, çok devrim yaptık, büyük şeyler yaptık diye getirdiğimiz şeyin çekilip alınmasıdır; yani, kaşıkla verilip sapıyla gözünün çıkarılması diye Anadolu'da bir deyim vardır, onun tastamam kendisidir.
Değerli arkadaşlarım, temel yasalarda bu tür kişiye özel düzenlemeler yapılmamalıdır. Hatırlarsanız, Türk Ceza Kanunu Tasarısının tümü üzerinde konuşurken şöyle bir şey söylemiştim: İşte, bunu bilim dünyasının yapmasının gerekmesi şundan kaynaklanıyor: Siyasetçilerin önceliği olabiliyor, kafasını taktığı şeyler olabiliyor, kimi zaman yasayı bozabiliyor; istemeden bozabiliyor, isteyerek bozabiliyor; yasayı düzenlerken nötr kalamıyor. Yaşadığı tecrübeler, yakınlıkları, ilgileri, partisi, partili belediye başkanı vesairesi aklına geliyor ve bu şekilde, burada "düzgün yaptık" diye dokuz ay davul çalınan "devrimdir, devrimdir" denilen şeyin ruhu içerisinden alınıyor, cesedi kalıyor.
Değerli arkadaşlarım, güzel olmamıştır, doğru olmamıştır. Ayrıca, bir temel yasada, böyle bir şey için, Anamuhalefet Partisiyle mutabakatın bozulması da doğru değildir.
Eğer, bu Ceza Yasası gönüllerde yer edebilecekse, uzun ömürlü olabilecekse, toplumun çeşitli kesimleriyle mutabakat içerisinde çıkarılması gerekir.
Malum, birçok defalar eleştirdiğimiz, söylediğimiz gibi, hızlı gitti, hızlı gitmesi nedeniyle toplumun en geniş kesimlerini mutabakat içerisine alamadık; ama, bir ölçüde, hiç olmazsa "o günün koşullarında, iktidar - muhalefet, Mecliste bulunan herkesin oybirliğiyle çıkarıldı" diyebilme olanağı vardı. Bu olanak da, ne yazık ki, kalmamış oluyor; ne yazık ki, bu mutabakat da reddedilmiş oluyor. Böyle bir düzenleme "birkaç kişiyi kurtarabiliriz" zehabına kapılarak, o zanla yapılan düzenleme, Anamuhalefet Partisinin mutabakatını aramaktan, onunla birlikte hareket etmekten daha önemli sayılmıştır. Bunu üzüntüyle ifade ediyorum.
Ceza Yasası gibi temel bir yasada, bizim mutabakatımızın olmasından ziyade, bir iki kişiyi, üç beş kişiyi kurtarmayı daha ehemmiyetli saymıştır İktidar Partisi. Bunu, üzüntüyle karşıladığımı ifade ediyorum. Yapılan şeyi yanlış bulduğumuzu, mutabakatımızın olmadığını tekrar tutanağa geçirtiyorum.
Ayrıca, yapılan şeyin Anayasaya da aykırı olduğunu bildiriyor; hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
28 konuşma daha · 26 Eylül 2004