Genel Kurul konuşması
Genel Kurul, 109. Birleşim · 2. yasama yılı · 1 Temmuz 2004 · 1.103 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Orhan Sür (CHP), 1 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim oturumunda konuştu; konuşma 1.103 kelime.
Orhan Sür (CHP, Balıkesir). “Genel Kurul konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim tutanağı, 1 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/orhan-sur-22-2004-07-01 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ORHAN SÜR (Balıkesir)Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 616 sıra sayılı Belediyeler Kanunu Tasarısının 5 inci maddesi hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Çok değerli arkadaşlarım, 3 Kasımdan bu yana oldukça uzun bir süre geçti ve 3 Kasımdan bu yana çok sayıda yasayı, bu kürsüde konuştuk, tartıştık. Bir kısmı, yargıdan, Anayasa Mahkemesinden geri döndü, bir kısmı, Cumhurbaşkanımız tarafından bize iade edildi; ama, çok şeyi, burada, sizlerle paylaşmaya çalıştık.
Şimdi, yine, burada, ülkemizi ve ülkemizde yaşayan insanlarımızın çok büyük bir bölümünü ilgilendiren bir tasarı hakkında görüşmeler yapıyoruz, belediyelerimizi ve belediyelerimizin sınırları içerisinde yaşayan yaklaşık 50 000 000 insanımızı ilgilendiren bir tasarıyı tartışıyoruz. Elbette, 2004 yılının bugünlerini yaşarken, bu Yüce Meclisin çıkaracağı yasanın 1930'lu yıllarda, o günün koşullarında yapılmış olan yasanın çok ilerisinde olması gerekir.
AHMET YENİ (Samsun)Zaten ilerisinde.
ORHAN SÜR (Devamla)Zaten, Sayın Bakanımız da, çeşitli vesilelerle, bu tasarının ve bunun paralelindeki tasarıların reform yasaları olduğunu ve reform niteliğinde olduğunu devamlı yineliyor.
Değerli arkadaşlarım, gerçekten, bu ülkenin reform yasalarına gereksinimi var; gerçekten, belediyelerimizin, reform yasasına gereksinimi var. İçimizde, çok sayıda, belediye başkanlığı yapmış, belediye meclis üyeliği yapmış arkadaşımız var. Bir araya geldiğimizde, her zaman konuşuyoruz; 1930'lu yıllardan kalan bir yasayla bu ülkede belediye idare edilir mi diyoruz. Gerçekten doğru. O zaman, bu Yüce Meclisin görevi, 2004'e yakışır, 2004'teki dünya gerçeklerini ve bundan sonraki dönemi de planlayabilecek bir yasayı bu Meclisten geçirmektir.
Bu tasarının görüşülmesine başlanıldığında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşan değerli arkadaşım, bu tasarıdaki birçok maddenin, 1930'lu yıllarda çıkan 1580 sayılı Yasanın gerisine düştüğünü ifade etti ve maalesef, Adalet ve Kalkınma Partili bazı arkadaşlarım da, bu ifadeyi "1580'i mi savunuyorsunuz" şeklinde yorumladılar.
Değerli arkadaşlarım, lütfen, sapla samanı birbirine karıştırmayalım; kimse 1580'i savunmuyor. Elbette, hepimiz, 1580'den çok daha güzel bir yasanın bu Meclisten çıkmasını ve Türk Halkına, belediye sınırları içerisinde yaşayan Türk Halkına bu yasanın hizmet vermesini istiyoruz ve bu amaçla da, burada, çalışma, emek, ter akıtıyoruz.
Değerli arkadaşlar, şimdi, yasanın bütününü incelediğimizde, çok ilginç gerçeklerle karşılaşıyoruz. Bundan yaklaşık altı ay kadar önce, yine bu kürsüden, nüfusu 2 000'in altındaki belediyelerin kapatılmasını tartıştık; Cumhurbaşkanımızdan geri döndü. Şimdi, bakıyoruz, bu sayı 5 000 nüfusa çıktı, yeni belediye kurulma sayısı 5 000 nüfusa çıktı. O gün, o yasayı tartışırken, kapatılan belediyelerin mallarının ve mülklerinin nereye devredileceği konusunda, size, buradan, gerekli uyarılarda bulunduk; ama, dinlemediniz. Özel idareye devrediliyordu; bugün, bakıyorum, aradan altı ay geçmiş, değişmiş düşünce; artık, köy mülkiyetinde kalıyor, muhtarlara kalıyor.
Değerli arkadaşlarım, bakın, muhtarlara kalıyor. Doğrusu bu; ama, gönül şunu istiyor; biraz önce ifade ettim -3 Kasımdan bu yana onsekiz ondokuz ay geçti- böyle, sayısal çoğunluğu olan bir iktidarın, her altı ayda bir karar değiştirme hakkı yoktur, altı ay önce çıkardığı yasayı bu şekilde değiştirme hakkı yoktur; belli bir program yapmalısınız, belli bir çalışma yapmalısınız, o çalışma doğrultusunda, sırayla, yasaları buraya getirmelisiniz ve o yasalar, birbirlerini tamamlayıcı yasalar olmalıdır. Yani, altı ay önce çıkan o yasa kabul edilseydi, bugün ne olacaktı, değiştirecek miydik? İşte, bunu anlatmaya çalışıyorum size. Yani, buralardan sizlere söylemeye çalıştıklarımızı, muhalefet olarak sizlere yapmaya çalıştığımız uyarıları lütfen dikkate alırsanız, bu hatalara düşmemiş oluruz diye düşünüyorum. (AK Parti sıralarından gürültüler)
İşte, öneriyoruz arkadaşlar.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ)Bundan sonra alırız.
ORHAN SÜR (Devamla)Bundan sonra alacaksınız... Peki; teşekkür ediyoruz.
Değerli arkadaşlarım, elbette, konuşmak için söz aldığım yasa maddesi üzerinde de düşüncelerimi birkaç kelimeyle belirtmek istiyorum. Konuşmamın bir bölümünde ifade ettiğim gibi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşan arkadaşım, bazı maddelerin 1580'in gerisinde olduğunu söyledi; bu madde çok tipik bir örnektir; maalesef, 1580'in gerisinde. Maalesef gerisinde diyorum; neden mi gerisinde... Maddenin satırlarını teker teker 1580'le karşılaştırdım. Bakın, (a) bendine kumsalları ve plajları eklemişiz. Doğru bir yaklaşım. O çağda, 1930'larda, kumsallar ve plajlar belki çok önemli değildi; ama, şimdi, belediyelerimiz için bunlar çok önemli. Şimdi, (b) bendine geliyorum; (b) bendine geldiğimde, bir teknik eleman olarak, gerçekten, üzülüyorum. Şimdi, sınırların belirlenmesinde, 1930 yılında 1580 sayılı yasa çıkarılırken, sabit nokta için "eğer, sabit bir nokta bulunamadıysa, taş dikilir" diyor. 2004 yılına geliyoruz ve biliyor musunuz ne diyor; "düz bir hat çizilir, işaretlerle belirlenir." Bunun ne demek olduğunu bana bir tarif eder misiniz; nasıl bir düz hat çiziyorsunuz da, işaretlerle belirliyorsunuz? Yine, 1930'lu yıllarda, bu ülkede, haritacılık sektörü daha gelişmemişken, bu ülkenin hiçbir belediyesinde harita mühendisi çalışmazken, bu ülkenin kamu kurumlarında harita mühendisi yokken, 1580 sayılı yasada deniliyor ki "belediye sınırlarının haritası yapılır." 2004 yılına geliyoruz, buraya getirilen tasarıda ne deniliyor; "fen elemanınca kroki çizilir" deniliyor.
Değerli arkadaşlarım, belediyecilik teknik bir iştir. Bu yasa tasarısını hazırlayan arkadaşlarımız, kroki ile harita arasındaki farkı eğer hâlâ öğrenemedilerse, bu belediyeciliği de bıraksınlar. Hele hele, dünyada, haritacılık konusunda ön sıralarda olan bir ülkenin teknik elemanlarına bu bir hakarettir. Yani, hâlâ kroki çizerek mi belediye sınırlarını belirleyeceğiz?! Bu mu çağdaşlık, bu mu bilme?! Bu mu, ülkenin dünyada söz sahibi olduğu konulardaki bilgi birikimine saygı göstermek?!
Değerli arkadaşlarım...
MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli)- Ne yapalım?
ORHAN SÜR (Devamla)- Çok kolay. Önerim var. Bir değişiklik önergesi sunduk. Şunu diyoruz değerli arkadaşlarım: Şu anda Türkiye'de haritacılık çok gelişmiş bir durumda. Eğer biz belediyelerimizin sınırlarını belirtmek istiyorsak, bunu, gerçekten bir haritayla ve köşe noktalarının koordinatlarını da yazarak bir haritayla belirlemek zorundayız. Eğer belediye sınırlarının köşelerini, kırık noktalarının koordinatlarını hesaplarsanız ve bir yere koyarsanız hiçbir zaman ihtilaf çıkmaz, hiçbir zaman bu konuda tartışma olmaz. Yani, köy sınırlarının, belediye sınırlarının hangi konularda tartışmalara neden olduğunu, bu işlerle ilgilenen arkadaşlarım bilir. (A) tepesinin tarifi Ahmet'e göre farklıdır, Mehmet'e göre farklıdır; (A) çeşmesi, (B) deresi farklı farklı yorumlanabilir. O nedenle, ben, hâlâ 1800'lü, 1900'lü yıllardan kalma yöntemlerle, bilmem ne deresinden bilmem nereye giden hatlarla, şuradan şuraya giden hatlarla belediye sınırını tespit etmenin 2004 yılındaki Türkiye Büyük Millet Meclisinden çıkacak bir yasaya yakışmadığı düşüncesindeyim.
Yine, 1930'lu yıllarda bu yasayı yapanlar, belediye sınırlarının tespitinde bazı yerlerin nizalı olabileceğini, komşu köylerle, komşu belediyelerle bazı yerlerde niza olabileceğini düşünmüşler ve demişler ki: "Bu nizalı yerler haritaların içinde işaretlenir." Şimdi bizde bu da yok. Sayın Bakanım diyor ki: "Biz bunları çok basite indirgedik, engelleri kaldırdık." Ama, engelleri kaldırırken doğabilecek sorunları da gözönüne almak zorundayız.
O nedenle, değerli arkadaşlarım, eğer bir şey yapıyorsak, eğer bu Mecliste bir emek sarf ederek, bu ülkenin bizlere aktardığı kaynakları burada harcayarak bir şeyler yapmaya çalışıyorsak, hiç olmazsa düzgün yapalım, hiç olmazsa bilime, tekniğe uyarak ve geleceği planlayarak güzel bir yasa tasarısını buraya getirelim, buradan güzel bir yasa çıkaralım ve hepimiz de o yasayla övünelim. Bizim amacımız bu Cumhuriyet Halk Partisi olarak; yoksa, bizlerin 1580 sayılı Yasayı savunduğumuz, onunla bu ülkeyi idare etmeye devam edelim gibi bir düşüncemiz yok.
Ben, bu duygularla, biraz sonra Sayın Başkanımız tarafından okutulacak olan değişiklik önergemizin de kabul edilerek, bu tasarının yasalaşmasına katkıda bulunmak istiyorum.
Yüce Meclisi, bu duygularla, saygıyla selamlıyorum.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
28 konuşma daha · 1 Temmuz 2004
