İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 109. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Genel Kurul konuşması

Yaşar Tüzün

Bilecik Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 109. Birleşim · 2. yasama yılı · 1 Temmuz 2004 · 884 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Yaşar Tüzün (CHP), 1 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim oturumunda konuştu; konuşma 884 kelime.

Yaşar Tüzün (CHP, Bilecik). “Genel Kurul konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim tutanağı, 1 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yasar-tuzun-22-2004-07-01 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA YAŞAR TÜZÜN (Bilecik)- Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; görüşmekte olduğumuz Belediyeler Kanunu Tasarısının 4 üncü maddesi üzerinde şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'de yerel yönetim sistemi, il özel idaresi, belediye ve köy olmak üzere üç kademelidir. Bu üç kademenin kendi aralarında, tüzel olarak herhangi bir hiyerarşik ilişki bulunmadığı gibi, eşgüdüm amaçlı ilişki de bulunmamaktadır. Kırdan kente kitlesel göçlerin sonucunda ortaya çıkan toplumdaki yapısal dönüşümler, köy muhtarlığının da önemini azaltmış, il özel idarelerinin yetki ve görevleri merkezî yönetimce üstlenilmiş, belediyeleri de önplana çıkarmıştır. İl, ilçe, belediye ve büyükşehir belediye sayılarında ilkesiz olarak artış eğilimi gözlenmiştir. 1988 yılında 67 olan il sayısı 1999'da 81'e; 693 olan ilçe sayısı 850'ye; 1 985 olan toplam belediye sayısı ise 3 215'e yükselmiştir. Bu artan belediye sayıları sonucunda yerel yönetimler halkın ihtiyaçlarına cevap veremez duruma gelmiş, belediyeler ise âciz duruma düşmüştür. Yerel yönetim sistemimiz, çeşitli zamanlarda, köktenci bir biçimde yeniden düzenlenmek istenilmiş, ancak, bu çabalar sonuca ulaşmamıştır.

Değerli milletvekilleri, bu düşüncelerin ışığında, 59 uncu hükümet de, yerel yönetim sisteminde değişiklikler yapmış, geçtiğimiz hafta da İl Özel İdareleri Kanunu Tasarısını Meclisten geçirmiş, bugün ise Belediyeler Kanunu Tasarısını Meclise getirmiştir. Her iki kanun tasarısı da Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı esas alınarak hazırlanmıştır. Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı pek çok hükmüyle Anayasaya aykırılık içermektedir; dolayısıyla, bugün görüştüğümüz Belediyeler Kanunu Tasarısının da pek çok maddesi Anayasaya aykırıdır.

Değerli arkadaşlar, yerel yönetimlerin temel özelliklerinden birisi, katılımcılık anlayışının yerelde daha kolay ve etkili uygulanabilmesidir. Oysa, bu kanun tasarısında katılımcılık konusunda hiçbir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu kanun tasarısına demokratiklik açısından da baktığımızda, daha önce 2 000 olan nüfusun 5 000 olarak belirlendiğini görüyoruz; Türkiye'deki seçim sonuçlarına baktığımızda, seçime katılım oranının 2 000'in altındaki belediyelerde daha fazla olduğunu da görüyoruz.

Yerel yönetimlerin yerelleştirilmesinde daha alt düzeye inme, seçmenle daha fazla yakınlaşma arayışları varken, 2 000'in altındaki belediyelerin kapatılmasını, belediye kurabilme nüfus oranının 5 000'e çıkarılmasını anlamış değiliz. İl özel idaresi, belediye, köy kademeleri arasında dengeyi değiştirmeye yönelmiş olan tasarılar, öngördükleri yeni dengeyi gerekçelendirmekten uzak bir yapı sergilemektedir.

Bu kanun tasarısıyla, belediyeleşmede, nüfusu 2 000'den 5 000'e, uzaklığı 500 metreden 5 000 metreye çıkarmaktadır. Burada da, köy muhtarlıklarının yetkilerinde herhangi bir değişiklik yapılmamaktadır.

Değerli milletvekilleri, nüfusu 2 000'in altında diye belediyeleri kapatıp köy statüsüne sokacaksınız, köy muhtarlıkları statüsünde hiçbir ama hiçbir değişiklik yapmayacaksınız, belediye statüsüyle çözemediğiniz sorunları köy muhtarlığı statüsüyle çözeceksiniz... Bunun anlayış kavramı nerede; mantık bunun neresinde değerli arkadaşlar?! Bu kanun tasarısı, bu haliyle, bırakın sorunlara çözüm getirmeyi, mevcut sorunları daha fazla artıracaktır.

Belediyeleşmede 5 000 nüfus, 5 kilometre uzaklık ölçütleriyle, köy yerleşimlerinin ne kadarının belediye sistemine, belediye imkânlarına kavuşacağı hesaplanmamıştır. Bu ölçütler, köylerin büyük bir kısmını belediyeleşmeye çekecekse, ilçe köy birlikleri yeniliğinin gereksiz bir yük haline geleceği de açıktır. Eğer, köylerin sınırlı bir kısmı belediyeleşmeye çekilecekse, bu düzenlemenin, yerel yönetim sistemi açısından geri adım olduğu açıkça ortadadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; belediyeleşmede, 5 000 nüfus ölçüsü, gerçekten, uygun nüfus büyüklüğü müdür ya da bu ölçüt neye göre belirlenmiştir? Yani, nüfusu 5 000 olacak ve bundan sonra kurulacak belediyelerin ölçütleri, gerçekten, neye göre belirlenmiştir? Bu tasarıda, ben, bunların yanıtını bulamıyorum.

İkinci konu ise, 2 000 nüfus ölçeğinin 5 000'e çıkarılmasıdır. Türk belediyecilik sisteminin küçük ölçeklilik özelliğini kısa sürede değiştirerek, mevcut sorunları ortadan kaldırıp kaldırmayacağı hiç belli değildir. 5 000 ölçeği kabul edilse bile, yeni kurulacak belediyelerde belki etkili olabilir; ama, eski belediyelerin sorununu ortadan kaldırmayacaktır.

Bu kanun tasarısı hazırlanırken, mevcut belediyelerin sorunlarını ortadan kaldıracak, kalıcı çözümler getirecek daha önemli çözümler bulunabilirdi. Örneğin, tek tip belediye modelinden vazgeçip, görevleri ve gelirleri bakımından yeni belediye modelleri oluşturulabilirdi. Kırsal belediye, kentsel belediye olarak, belde, kasaba ve kent belediyeleri aşamalı bir şekilde oluşabilirdi. Turizm gelişmesine açık belediyelere farklı yaklaşılabilirdi. Bu belediyelere, birbirlerinden farklı kuruluş, gelir, görev ve çalışma imkânı sağlansaydı çok daha iyi olurdu diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, bundan sonraki maddelerde de oldukça fazla konuşacağız; ancak, Türkiye'nin nüfusunun yüzde 70'i, belediye sınırları içerisinde yaşıyor. Özellikle, 1980 sonrası, gerek belediye birlikleri gerekse belediyeler, Belediye Kanununun çıkması için her türlü organizasyonu ve oluşumu yapmışlardır. Özellikle, İçişleri Bakanlığımıza bağlı Mahallî İdareler Genel Müdürlüğünün büyük katkılarıyla, Marmara ve Boğazları Belediyeler Birliğinde, Akdeniz Belediyeler Birliğinde, Konya Belediyeler Birliğinde bu tasarı yıllarca tartışılmıştır ve 3 215 belediye başkanının bizden beklediği reform niteliğindeki bu tasarı, maalesef, gerçekleşmemiştir. 3 215 belediyenin temsil ettiği Türkiye'nin yüzde 70'i, yani, 50 000 000'a yakın vatandaşımız belediye sınırları içerisinde yaşarken, belediye sınırları içerisinde yaşayan vatandaşlarımızın da beklentisini bu kanun gerçekleştirmemiştir.

Değerli arkadaşlar, bugüne kadar, 22 nci Dönemde, bu Parlamentoda birçok kanun çıkardık. Bana göre, Türkiye nüfusunu birinci derecede etkileyen en önemli kanunu, bu Belediye Kanunu olarak görüyorum. Oysa, nüfusun yüzde 70'ini etkileyen bu kanunun, çok daha kapsamlı, çok daha beklentilere cevap verebilecek durumda olması gerekirdi diye düşünüyorum.

Bu kanun, Adalet ve Kalkınma Partisinin değerli üyelerinin katkısıyla geçecektir; ama, bu partinin içerisinde de, geçmişte belediye başkanlığı yapmış, belediye meclis üyeliği yapmış, il genel meclisi üyeliği yapmış çok değerli arkadaşlarım var. Bunların da, özellikle Sayın Başbakanımızın da bu kanunun içerisinde yıllarca mücadele ettiğini çok açık şekilde biliyorum. Geçmişte, Marmara ve Boğazları Belediyeler Birliğinde birlikte görev yaptık, bu kanun tasarısını hep birlikte değerlendirdik, eleştirdik. İnanıyorum ki, Sayın Başbakan da bu kanun tasarısında yetersizlikler olduğunu görüyordur. 3 215 belediye başkanının ve Türkiye Cumhuriyetinde yaşayan 50 000 000 insanımızın beklentisine cevap verebilecek düzenlemelerin önümüzdeki günlerde yapılmasını, inşallah, umut ediyorum.

Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyor ve Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

28 konuşma daha · 1 Temmuz 2004

28 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook