İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 109. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Genel Kurul konuşması

Ali Dinçer

Bursa Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 109. Birleşim · 2. yasama yılı · 1 Temmuz 2004 · 851 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Dinçer (CHP), 1 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim oturumunda konuştu; konuşma 851 kelime.

Ali Dinçer (CHP, Bursa). “Genel Kurul konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim tutanağı, 1 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-dincer-22-2004-07-01 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ALİ DİNÇER (Bursa)Sayın Başkan, Sayın Divan Üyeleri, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, saygılarımı sunuyorum.

Belediyelerle ilgili tasarıda 14 üncü madde, 1580 sayılı Kanunda olduğu gibi, çok geniş kapsamlı tutulmuş. Yalnız, tabiî, bu görevleri yapabilmekle ilgili olarak, Türkiye'nin belediyecilik yapısı da önemli. Bu hizmetlerin, aslında, çağdaş, Avrupaî anlamda, Avrupa standardında, 70 000 000'un, 70 000 000'una da gitmesi gerekir. Bunun için de, Türkiye'yi -Avrupa ülkelerinde olduğu gibi- belediyeler Türkiyesi olarak düşünmemiz gerekir. Bugün, Kapıkule'den Avrupa'ya geçtiğimiz zaman, yeni Avrupa Birliği üyesi olma durumunda olan eski Doğu Bloku ülkelerinde bile, yolculuğunuz boyunca, sürekli belediye sınırları içerisinde kalırsınız. En uç noktadaki mezra bile, belediye hizmetlerinden yararlanır. Bu, aslında, bizim idarî kültürümüze yabancı da değil; en iyi, İçişleri Bakanlığı mensupları bilir. Bağdat'ta, Aydın'da, Niş'te, Rusçuk'ta, bundan yüzelli yıl kadar önce valilik yapmış olan Mithat Paşa, kimi yerlerde, 2 000-3 000 nüfuslu merkez yerleşim yerlerinin etrafında, 20 kilometre uzaklıklara kadar giden kırsal alan bölge belediyeleri oluşturmuştur. Bugün, hâlâ, Bulgaristan'da, Yugoslavya'da, bu belediyeler, yüzelli yıl önce Osmanlı Valisi Mithat Paşanın belirlediği sınırlar içerisinde görev yaparlar; hatta, bazıları, merkez kasaba etrafında, 20-25 köy yerleşim yeri ile 20 000-25 000 nüfuslu kırsal alan bölge belediyeleridir ve hâlâ başarıyla hizmet veriyorlar.

Burada, sık sık referans verilen bir kavram var; yerinden yönetim. Yerinden yönetim, özgürlükçü, çoğulcu, katılımcı Batı tipi demokrasilerde her yurttaşın hakkıdır. Belediye hizmetlerinden yararlanmak her yurttaşın hakkıdır. Bu hakkı tanıyabilmemiz için, biz, belediyecilik anlayışımızı tüm yurt sathına yaymanın yollarını aramak durumundayız; ama, burada aksi oluyor. Hatta, şunu söyleyeyim: Mithat Paşanın kurduğu kırsal alan bölge belediyelerinde, her köy, muhtarını seçiyor; fakat, o muhtarların her biri, aynı zamanda, kırsal alan bölge belediyesinin belediye meclisi üyesi oluyor. Bu, giderek Avrupa standardı olmuş, yerinden yönetimle, herkes, kendi yöresinde, merkezî fonksiyonların dışındaki tüm fonksiyonları, yerinden yönetimle, ciddî bir katılım mekanizmasıyla, demokratik katılım anlayışıyla çözüyor. Eğer Avrupa Birliği üyesi olmak istiyorsak, bunu Türkiye'ye de getirmek durumundayız, Cumhuriyet Halk Partisi Programında belirtildiği gibi, Türkiye'yi de belediyeler Türkiyesi haline getirmek durumundayız.

Çok dağınık yerleşim yerleri de olabiliyor, engebeli, dağlık arazi var, yerleşim modları yöreye göre değişiyor. O yüzden, bunu belli bir standarda sokmak, pergeli koyup da belli bir metreyle, 5 000 metreyle yuvarlak bir alan içine sokmak rasyonel değil, akılcı değil. Engebeli, dağlık arazilerde dahi, en uç noktadaki vatandaşımız, eğer o yörenin özelliklerine göre kırsal alan bölge belediyesi oluşturursak, çağdaş belediye hizmetlerinden yararlanır, bu maddede belirtilen hizmetleri alır ve herkesin de bunu almaya hakkı vardır. Örneğin, engebeli yerlerde, kırsal alan bölge belediyesinde, geniş bir arazide, bağ-bahçe nizamı, bölgesel imar planı, kalkınma planı çerçevesi içinde planlamalar yapılabilir ve en uç noktadaki yerleşim birimleri dahi, çağdaş, Avrupaî anlamda, plana göre, çevreyi koruyarak, doğayı koruyarak, insana yakışır bir şekilde yerleşebilir; ama, bunun bir belediye hizmetiyle olması gerekiyor, belediye çalışmasıyla ve halkın katılımıyla olması gerekiyor.

Biraz önce, Kırşehir Milletvekilimiz Hüseyin Bayındır'la görüşürken, Kırşehir'in Kaman İlçesi Hamit Beldesi söz konusu oldu. Bu belde, Dadaloğlu'nun at koşturduğu, saz çalıp türkü söylediği, çok eski bir kültür merkezi, folklorik olarak Orta Anadolu'daki en önemli Afşar yerleşim merkezlerinden biri. Aslında, burası, çevresiyle birlikte, biraz önce anlattığım şekilde, rahatlıkla 5 000'in üzerinde kırsal alan bölge belediyesi olarak korunabilecekken, şimdi, yılların belediyesi, tekrar köy haline gelmek durumunda oluyor, bu kadar önemli bir yer. Dadaloğlu'nun bile kemikleri sızlayacak, oradaki insanlarımızın onuruyla oynanmış olacak.

Böyle başka durumlar da var. Örneğin, bazı yerlerde "Anadolu aslanları" diye adlandırdığımız Denizli'de, Manisa'da, Maraş'ta, Malatya'da, Gaziantep'te, Çorum'da, Bursa'da, Kocaeli'nde hızla sanayileşmeden dolayı, sayımdan sonra, değil 2 000, sayımdan önceki 2 000 rakamının çok üstüne çıkmışlardır; 3 000, 5 000, 8 000, 10 000 nüfusa ulaşanlar var; ama, 2000 yılında o kadar değildi nüfusları. Yani, gerçekçi, reel tespitlerle ve hiçbir kurumsallaşmış belediyeyi ihmal etmeden, onları ilgacı bir anlayışla yok etmeyi düşünmeden, biz, bütün Türkiye'yi belediyeler Türkiyesi haline getirebiliriz ve böylesi bir Türkiye, Avrupa Birliği standardında yerinden yönetim anlayışının uygulandığı bir Türkiye olabilir.

Bazen, bakarsınız yerleşim yoğundur, sanayileşme vardır; 5 kilometre içinde değil, bir belde etrafında, 2-3 kilometre içinde bile 5 000 nüfusu bulursunuz köyleri birleştirerek; ama, bazen de yerleşim yerinin doğası gereği, bu, 20 kilometre olabilir. Onun için, böyle bir gerçekçi olmayan geometrik yaklaşımla yasa düzenlemek doğru değildir, çağdaş değildir, Avrupaî değildir.

Bu maddede, belediyelerin, mücavir alanlara da belediye meclisi kararıyla hizmet götürebileceği yazılı; yani, yazılan tüm hizmetler mücavir alana da götürülecek. Burada bir sorun ortaya çıkıyor. Bu hizmeti yapabilmek için ilgili bazı yasalarda değişiklik yapmak lazım. Örneğin, Edirne-Keşan-Çamlıca Belediyesinin mücavir alanı geniş, deniz kıyısına kadar gidiyor; ama, o mücavir alanda imar çalışması yapıldığı zaman meydana gelen kamu kullanım alanlarının mülkiyeti köy tüzelkişiliğinde kalıyor yahut da mera olarak nitelendiriliyor. Mülkiyet belediyeye geçmedikçe, bu kamu kullanım alanlarında ciddî belediye çalışmaları zor oluyor. Sadece, bu görevi bu maddeye yazarak bu işi çözemeyiz; bu görevin yerine getirilebilmesi için, diğer ilgili yasalarda da değişiklik yapılması gerektiğini bilelim.

Bu maddede belediye hizmet alanlarının geniş bir şekilde sayıldığını gördük, arkadaşımız okudu, tekrar etmeye gerek yok. Yalnız, bu hizmetlerin nasıl yerine getirileceği de önemli. Bu tasarının 69, 70 ve 71 inci maddelerinde, belediye şirketlerinin kurulmasından bahsediliyor. Sayın Başbakan da, sık sık, belediye şirketleriyle nasıl hızlı ve çok sayıda ihale yapabildiğini anlatır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Dinçer.

ALİ DİNÇER (Devamla)Sayın Başkan, ben şahıs adına da konuşmayla birlikte 15 dakika konuşacağım.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

28 konuşma daha · 1 Temmuz 2004

28 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook