İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 32. BİRLEŞİM · CUMARTESİ

Denizli mv.ümmet kandoğan'ın, bazı belediyelerin kaldırılması hakkında kanun teklifi (s.s.308)

Oya Araslı

Ankara Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 32. Birleşim · 2. yasama yılı · 20 Aralık 2003 · 889 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Oya Araslı (CHP), 20 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DENİZLİ MV.ÜMMET KANDOĞAN'IN, BAZI BELEDİYELERİN KALDIRILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S.S.308)); konuşma 889 kelime.

Oya Araslı (CHP, Ankara). “Denizli mv.ümmet kandoğan'ın, bazı belediyelerin kaldırılması hakkında kanun teklifi (s.s.308)”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oya-arasli-22-2003-12-20-denizli-mv-ummet-kandogan-in-bazi-belediyelerin-kaldirilmasi-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

OYA ARASLI (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada, dün, bu konuda, herkesin kuşkusu olmayacak biçimde, yadsıyamayacağı biçimde bir yanlış yapıldı. O yanlış yapıldığı içindir ki, 307 ve 308 sıra sayılı kanun teklifleri burada görüşülemedi; benim yorumum bu. Yoksa, bir iktidar partisi, bu kadar çoğunluğuyla, bu kadar ısrarla, bu kadar kuralları hiçe sayarak görüşülmesini arzu ettiği bir teklifi niye görüşmesin?! Yoksa, bu yasayla ilgili olarak üzerinde görüş birliğine varılmış herhangi bir nokta yok mu?! Boş yere, keyfî bir biçimde, gündeme girmiş olsun diye mi gündeme sokuldu dün bu iki yasa teklifi, 307 ve 308 sıra sayılı kanun teklifleri?! Yoksa, İktidar Partimiz ne yapmak istediğini bilmiyor mu?! Keyfe mayeşa (hevese mayeşa) bir şekilde, Meclisin gündemi bozulup yeniden yapılıyor ve sonra da "ne olursa olsun canım, gündeme girdi, görüşmesek de olur" diyerek buradan çıkılıp, gidiliyor mu?! İktidar Partimizin, ben, bu kadar sorumsuzca, bu kadar ne yaptığını bilmez bir biçimde Meclis gündemleriyle uğraşabileceğini düşünmek istemiyorum; ama, ortada bir olay var ve bunun karşısında, bu ne sorumsuzluk, bu ne ne yaptığını bilmezlik demek ihtiyacını da hissediyorum.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışmalarını düzenleyen bir İçtüzük var. Meclis, çalışma düzenine hâkim; elbette ki, kararla, çalışma düzenini yeniden yapılandırmak, yeniden düzenlemek imkânına sahip; ama, bu yetkisini şu İçtüzük hükümleri çerçevesinde kullanmak durumunda. Bu İçtüzükte de, gündemin nasıl belirleneceği, gündemdeki sıraların ne olacağı gösterilmiş; Başkanlıkça belirleniyor ve Başkanlıkça belirlenen gündemde bir değişiklik yapmak, yine bu İçtüzüğe göre, Danışma Kurulu önerisiyle mümkün. Eğer Danışma Kurulunda bir oybirliğine varılamazsa, birleşimin başında bu husus bir grup önerisi olarak buraya getiriliyor ve oylanıyor.

Dün, biz, bir oturumun başında yaptık bunu; yani, 307 ve 308 sıra sayılı kanun teklifleri, gündeme, İçtüzüğe aykırı biçimde, bir oturum içerisinde, bir oturum başında yapılan oylamayla girdi ve dün görüşülemedi; çünkü, öyle zannediyorum ki, herkes yapılan yanlışın farkına vardı ve zannetti ki, o yasalar dün görüşülmezse, o usul yanlışı silinmiş olacak. Hayır, değil; o yanlışa dayalı olarak gündeme girdi bu yasalar. Şimdi de onların görüşülmesini öne almak suretiyle bir gündem değişikliği yapılmasına ilişkin bir teklif geldi; yani, dün yapılmış yanlışı devam ettirmeye yönelik bir teklif geldi. Burada bugün oylanıyor olması, şu birleşimin başında oylanıyor olması, bu işin başlangıcındaki hukuka aykırılığı gidermiyor.

Değerli arkadaşlarım, aceleniz ne?! Bu hukuk yanlışı bir yana, aceleniz ne?! Seçime beş kalmış. Eğer, böyle bir ihtiyaç vardıysa, bu 307 ve 308 sıra sayılı kanun tekliflerinde yapıldığı gibi, Türkiye'nin bütün yerel yönetim coğrafyasını değiştirecek, aşağı yukarı tüm yerel yönetimlerle ilgili seçim çevrelerini değiştirecek bir yasa bugüne kadar mı bekletilirdi? İktidar Partimiz ne yapıyor allahınızı severseniz?! Olayların, şu ciddî olayların İktidar Partisi tarafından ne kadar hafife alındığına bakınız! Bekleniyor, bekleniyor, bekleniyor, yerel yönetimlerle ilgili seçim çevreleri belirlenmesi, seçmen listeleri askıya çıkarıldıktan sonra akla geliyor. Böyle bir ihtiyacın, Türkiye'nin yerel yönetimlerinde reform yapmaya iddialı bir parti tarafından, şu dar zamana mı sıkıştırılması lazımdı?! Böyle bir önerinin, bir hükümet tasarısı olarak gelmesi gerekmiyor muydu?! İktidar Partimiz, hükümetimiz, bekliyor, bekliyor; bir yandan da yerel yönetim reformunu, kamu yönetimi reformunu tartışmaya açtığını söyleyerek her tarafta övünüyor ve sonra, sanki o tartışma göstermelik bir tartışmaymış gibi, Adalet ve Kalkınma Partili 2 milletvekilinin ve arkadaşlarının vermiş olduğu 2 kanun teklifi çerçevesinde yerel yönetimlerin bütün çehresini değiştirmeye yöneliyor, bu tekliflerin arkasında yer alıyor, apar topar bu teklifleri Meclisin gündemine taşıyor. Eğer, Adalet ve Kalkınma Partisinin bütün reform iddiaları bu yerel yönetimler reformu gibiyse, vay geldi bu ulusun başına demek ihtiyacını duyuyorum. Bir yandan, bir şeyleri tartışmaya açıyorsunuz, bir yandan da, o tartışmayı fevkalade anlamsız kılacak bir biçimde, işi neredeyse bitirecek bir teklifi, bir an önce burada görüşmemizi istiyorsunuz. Aceleniz ne? Eğer, umudunuz, bu yasayı, bu yerel yönetim seçimlerinde uygulatarak, belediyelerin yapısını değiştirip, kaybettiğiniz oyu gözlerden saklamak ise, bu umut boşuna; çünkü, Anayasamızın 67 nci maddesinin son fıkrasında bir hüküm var "seçimlerle ilgili yasalar, yürürlüğe girdikleri tarihten itibaren bir yıl geçmedikçe uygulanmaz" diyor. Kim bunun bir seçim yasası olduğunu yadsıyabilir?! Eğer, bir yasa, bir seçim çevresini değiştiriyorsa; bir yasa, bir değil pek çok belediyenin seçim çevresini değiştiriyorsa, bu yasanın adı seçim yasası değil de ne olabilir allahınızı severseniz?!

Bunlar, kimsenin kuşkuya düşemeyeceği biçimde, seçim yasaları. Onun için, bu acele nafile. Eğer, böyle bir umutla, apar topar, İçtüzüğe aykırı bir biçimde Meclisin gündemine bu 2 yasayı getirip görüşmek istiyorsanız, amacınız bu ise, o amacınıza ulaşmanıza Anayasa engel. Onun için, bu hukuka aykırılığa girmeyelim, bunu bir kenarda bırakalım. Bu yasalar, daha geniş bir zamanda, yerel yönetim reformuyla ilgili üzerinde fikir birliğine vardığımız hususlar ortaya çıktıktan sonra görüşülsün, usule uygun bir biçimde görüşülsün, Meclisin gündeminde usule uygun bir biçimde yer alsın ve Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, kendi yaptığı İçtüzüğe aykırı hareket eden bir Meclis olmak ayıbını omuzlarımızda taşımayalım. Bu ayıpları, şurada, vatandaşa göstermeyelim. Kendi koyduğumuz kurallara, önce kendimiz riayet edelim ve yerel yönetimler reformunu da bu kadar hafife almayalım.

Yerel yönetimler, demokrasinin beşiği. Orada, böyle alelacele, geceyarısı görüşmeleriyle çıkarılmış yasalarla sorunları çözebilmemiz mümkün değil. Yerel yönetimleri bütün sorunlarıyla bir masaya yatıralım, bütün çözüm önerilerini ciddî bir biçimde gözden geçirelim, hem de yalnız seçim çevreleriyle değil, yerel yönetimleri her boyutuyla tartışalım ve hangi noktalarda görüş birliğine varılıyor ise, bu çok önemli reformu, o görüş birliğine vardığımız noktalar doğrultusunda yapalım. Böyle münferit verilmiş yasalarla, içinde gerçekten yerel yönetim felsefesine uygun hükümler var mı yok mu bilemediğimiz yasalarla bu sorunu çözmeye kalkışmayalım. Bu, devlet yönetimi ciddiyetiyle bağdaşmaz. Ciddî olalım arkadaşlar. Devlet yönetimi fevkalade ciddî bir iştir ve vatandaş da bizden, bu yönetim işinde -gerek yasamada gerekse yürütmede- beklediği ciddiyeti görmeyi arzu ediyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

88 konuşma daha · 20 Aralık 2003

88 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook