İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 32. BİRLEŞİM · CUMARTESİ

V. tur (adalet bak.,yargitay başk.,danıştay başk.,enerji ve tabii kaynaklar bak.)

Tacidar Seyhan

Adana Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 32. Birleşim · 2. yasama yılı · 20 Aralık 2003 · 1.066 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Tacidar Seyhan (CHP), 20 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: V. TUR (ADALET BAK.,YARGİTAY BAŞK.,DANIŞTAY BAŞK.,ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAK.)); konuşma 1.066 kelime.

Tacidar Seyhan (CHP, Adana). “V. tur (adalet bak.,yargitay başk.,danıştay başk.,enerji ve tabii kaynaklar bak.)”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tacidar-seyhan-22-2003-12-20-v-tur-adalet-bak-yargitay-bask-danistay-bask-enerji-ve-tabii-kayn (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA TACİDAR SEYHAN (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Petrol İşleri Genel Müdürlüğü bütçesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, tabiî, bu görüşmeler yapılırken, heyecanla, ben de sizin gibi baştan sona izledim. Özellikle, Sayın Bakan Zeki Ergezen'in konuşmasını da heyecanla izledik; o heyecanından etkilendik, hep birlikte "Allah Allah" dedik yerimizden; ama, bir de kendi milletvekili olduğu ilin görüntüsünü ben buradan birkaç kelimeyle anlatayım, eminim hep birlikte "hay Allah!" deyip, bu dediklerimizde şüpheye ve endişeye düşeceğiz.

Biz, değerli milletvekilim Mesut Özakcan'la birlikte, 15 Aralık Pazartesi günü Bitlis'teydik; Sayın Bakanın memleketinde. Kalmak için polisevine gittiğimizde - Enerji Bakanım da burada, hiç değilse ülke gerçeklerini somut olarak gözönüne sereriz diye düşünüyorum- asansörle odalarımıza çıkmak istedik, dediler ki: "Asansör çalışmıyor; Bitlis, voltaj olarak 155-160'ın üstüne çıkmıyor; motoru yandı, bunu kullanamıyoruz." Merdivenlerden odalarımıza çıktık; kaloriferler yanmıyor. Polisevi müdürü " mazot çok pahalı, alamıyoruz; 1 milyar gidiyor; saat 21.00'den sonra kaloriferleri söndürüyoruz" dedi. "Peki, o zaman şu klimaların kumandasını verin de çalıştıralım" dedik; "maalesef, voltajdan onlar da yandı, çalıştıramıyoruz" dediler. Soğuktan, hangi yanımıza yattıysak, sabah o yanımızdan kaskatı kalktık; bu, bir.

Bir de şu geldi aklımıza; yönetenler bu haldeyse, yönetilenler ne haldedir! Aynı endişeyi, vatandaş da biz de taşıyoruz.

Yola çıktık ve TEDAŞ'a gittik. Müdürü aradık; ama, bulamadık. Dediler ki, beş yıldır buraya müdür atanmadı; sadece görevden alınanlar mahkeme kararıyla veriliyor; onlar da, üç beş ay kaldıktan sonra geri gidiyorlar. Peki, bu elektrik sorunu ne olacak dedik; bu şebeke çok eski, kaldırmıyor, iletkenlerden kaçak var; toplam kaçak oranı yüzde 58, sadece şebekeden kaynaklanan kaçak oranı da yüzde 20 dediler. Yani, oradaki vatandaş, kaçaklardan dolayı elektrik faturasında yüzde 20 fazla ödüyor. Yine bir endişeye kapıldık; acaba günü mü kurtarmaya çalışıyoruz ülkeyi mi kurtarmaya çalışıyoruz,; bilemiyorum dedim.

Ve yola koyulduk; hani yollardan bahsetti ya Sayın Zeki Ergezen, kendi memleketinde, Ahlat'a doğru ilerledik; ama, ikinci yoldan, 30 kilometrenin üstünde bir süratle gidemedik; o kadar büyük çukurlar vardı ki, yol o kadar bozulmuştu ki, vatandaşlar eski yolu gidiş-geliş yapmışlar; yarım saatlik yolu, tam birbuçuk saatte gittik.

Oradaki insanları dinledik, esnafı gezdik Sayın Özakcan'la birlikte. İnsanların yüzünde üç ifade vardı; korku, mutsuzluk ve umutsuzluk; işsizlikten kaynaklanıyordu. Sayın Valiye gittik -mütevazı bir insan- bizi dinledi. Gerçekten, Bitlis, çok yoksul; 100 000 000 liraya sigortasız çalışan var mı desem, yarın sabah kapıda çok uzun kuyruklar olur dedi.

Burada da şunu hatırladım: Bunu niçin anlatıyorum; değerli arkadaşlar, artık, bizim projelerle halledecek bir şeyimiz kalmamış; bizim, projelerden çok stratejilere ihtiyacımız var; enerji alanında da, yapısal alanlarda da, siyasî alanda da, bizim, mutlaka, belli ve büyük stratejileri önümüze koymamız lazım.

Ben, burada, Petrol İşleri Genel Müdürlüğü bütçesi konusunda Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerinin bir tek kelime söylediğini duymadım; çünkü, bu Müdürlükte zaten bir şey kalmadı. Petrol piyasası düzenleme kurulu kurulacaktı; Enerji Piyasası Düzenleme Kuruluna, Petrol Piyasası Kanunuyla bazı yetkiler devredildi ve sonuçta, buradaki tüm işlevler, yetki, Enerji Piyasası Düzenleme Kuruluna geçti. Birdolu yetişmiş insan Petrol İşleri Genel Müdürlüğünde varken, hiçbir uzmanı olmayan Enerji Piyasası Düzenleme Kuruluna, Petrol Piyasası Kanunuyla yetki verildi ve bakın, arkasından ne geliyor; arkasından LPG piyasası kanunu geliyor; bu konudaki haklar da Petrol İşleri Genel Müdürlüğünden alınıyor, Enerji Piyasası Düzenleme Kuruluna veriliyor. Yazık değil mi buradaki insanlara?! Buradaki yetişmiş uzmana, bulunduğu yerden yetkilendirme versek, kendi içimizde devletin çalışma organını aktif bir şekilde işletsek olmaz mı arkadaşlar?! Yapamaz mıydık bunu?! Neden çok düzenli bir çalışma koymuyoruz gündemimize; çünkü, koyamıyoruz.

Yapılan iyi şey yok mu; var tabiî! Çok güzel; aramalar yapılmıyor, zaten yok! Sayın Afif Demirkıran dedi ki: "Aramalar iki katına çıktı bir yıl içerisinde, önümüzdeki yıl, yine, iki katına çıkacak." Hiç, Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün sitesine girip bakmadınız mı?.. Şu haritada görülüyor iki yılda aramaların ne kadar büyüdüğü ve kendi tutanağı da burada! Ben, halk adına, onun söylediği her şeyin takipçisi olacağım. Eğer, buradaki gibi bir artış görürsem, gelecek yıl bütçede, yine, buradaki görüntüyü halkın gözü önüne sereceğim. Yok burada böyle bir şey. Bu bütçeyle, Türkiye'de, millî anlamda büyük önem arz eden aramalar yok sayılmıştır; yoktur arkadaşlar, ruhsat verilmiştir, arama yapılmamaktadır.

Sürem az, birkaç konuya değineceğim; ama, burada, önemli olan şudur: Türkiye'de, bari petrol araması yapamıyorsunuz, stratejik önemi olan petrolün işlemesini garantiye alın. Burada ürettiğimiz petrolü rafine edebilelim. Eğer TÜPRAŞ da özelleştirilirse, Türkiye'deki düşük kalitedeki petrolü burada işleyecek bir firma bulamazsınız. Fiyat konulmuş, o fiyattan, en azından Türkiye'de üretilecek petrolü işleyecek yere verirseniz, ayakta duramazsınız, o kurumu kapatırsınız. Bu millîdir, bu stratejiktir, bu nedenle, önem vererek, Türkiye'deki petrolün stratejik açıdan korunmasını sağlamak zorundayız değerli arkadaşlarım.

Bunun dışında, memnuniyetle izliyorum, Türkiye bir enerji koridoru ve enerji terminali olma yolunda çalışmalar içerisine giriyor; bunu izliyorum memnuniyetle, yapsınlar. Bakü - Ceyhan'ı bitirin. İstihdama ihtiyacımız var, oradaki akışa ihtiyacımız var, onun stratejik önemine ihtiyacımız var; her yönüyle destekliyoruz. Koridorlarımızın hepsini açın, ülkemiz çok önemli bir yerde, bundan ulus çok büyük yararlar sağlayacaktır; onu da destekliyorum; ama, yapın, bize zaman tanıyın demeyin, zamanı tanıyoruz biz. Sayın Enerji Bakanımla burada Bor Enstitüsünün kurulması için uzun süre söyleştik ve burada bir çalışma yaptık. Bu zamanı tanıdığımızı göstermek için bu konuya girdim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun efendim, tamamlayın konuşmanızı.

TACİDAR SEYHAN (Devamla)Değerli arkadaşlarım, sonuca bakar mısınız; biz, Bor Enstitüsü Kanununu, buradan, altı ayı aşkın bir süre önce geçirdik. Altı ay oldu; ama, 15 Kasımda Yönetim Kurulu ancak atandı. Sayın Bakan da, 20 Kasımda Yönetim Kurulu üyelerini altı ay sonra odasında kabul etti, bir kısmı şehir dışında olduğu için bu toplantıya katılmadı. Bu enstitüde, emin misiniz, bu iktidar döneminde bir araştırma yapabilecek miyiz?.. Nerede bu enstitü arkadaşlar?.. Gittikçe kayboluyor Eti Holding. Eti Holdinge sahip çıkmalıyız. Bakın, Eti Holdinge bağlı A.Ş'ler teker teker gitti, Eti Zeolit gitti, Eti Bakır gitti, Eti Krom gitti, Eti Alüminyum da, Bakanın bize dağıttığı şu kitapçığa göre gitti, geriye sadece Eti Bor AŞ kaldı; Eti Holding, anlamını yitirdi. Zaten, özelleştirmenin önünü açmak için bu holdingler birer birer kapatıldı. Bizim, ülkedeki bu millî kaynağa sahip çıkmamız lazım değerli arkadaşlarım. Bakın, Eti Holdingin pazarlama şirketleri de teker teker işlevsiz hale getiriliyor. Sayın Bakanım, lütfen, pazarlamada bu ülkenin önünü açın. Finlandiya, Amerika ve Lüksemburg'ta pazarlama şirketlerimiz vardı; ama, Amerika'da faaliyet gösteren Etimine USA'nın, beş aydır müdürü atanmıyor, gelen taleplere cevap dahi verilemiyor, tekliflere fiyat dahi verilemiyor. Biz, ülkenin millî kaynaklarını böyle mi koruyacağız değerli arkadaşlarım?! Bu mu düzelen Türkiye?! Beş ayda müdür atamayacaksınız ve bir enstitüye yönetim kurulunu altı ayda güç atayacaksınız, biz bu ülkede teknolojik ve yapısal değişim sağlıyoruz diyeceksiniz!.. Yolları koruyoruz, ülkeyi temizliyoruz demesin Sayın Bakan. Sayın Ergezen, gitsin, önce Bitlis Deresini temizlesin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

88 konuşma daha · 20 Aralık 2003

88 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook