İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 32. BİRLEŞİM · CUMARTESİ

Denizli mv.ümmet kandoğan'ın, bazı belediyelerin kaldırılması hakkında kanun teklifi (s.s.308)

Oya Araslı

Ankara Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 32. Birleşim · 2. yasama yılı · 20 Aralık 2003 · 933 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Oya Araslı (CHP), 20 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DENİZLİ MV.ÜMMET KANDOĞAN'IN, BAZI BELEDİYELERİN KALDIRILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S.S.308)); konuşma 933 kelime.

Oya Araslı (CHP, Ankara). “Denizli mv.ümmet kandoğan'ın, bazı belediyelerin kaldırılması hakkında kanun teklifi (s.s.308)”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oya-arasli-22-2003-12-20-denizli-mv-ummet-kandogan-in-bazi-belediyelerin-kaldirilmasi-hakkinda-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA OYA ARASLI (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir yasanın yürürlük maddesi, belki, çok uzun zaman üzerinde söz alınması âdet olmamış bir madde; ama, bence, fevkalade önemli bir madde. Eğer, yapılan bir yanlışlık varsa, bunu gidermek için son fırsatlardan birisi ve ben, Cumhuriyet Halk Partisi adına aldığım, Grubum adına aldığım ve Grubumun görüşlerini ifade etmek için aldığım bu söze, sizleri ve Sayın Başkanı selamlayarak başlarken, bu yanlışlığın üzerinde durmak istiyorum.

Bu yasa teklifinin Meclisin gündemine girmesiyle başladı yanlışlık; İçtüzüğe aykırı bir şekilde girdi. Ondan önceki aşamaları da yanlış oldu. (AK Parti sıralarından "Güzel, güzel..." sesleri)

Dinleyiniz... Güzel; ama, bu çatının altında bu yanlışların yapılıyor olması çok çirkin.

48 saatlik bekleme süresine uyulmadan komisyonda görüşüldü. Komisyonda görüşüldükten sonra, Genel Kurul gündemine girmesi için beklenmesi gereken 48 saati beklemeden Genel Kurulun gündemine girdi. Bu 48 saatlik süreler, milletvekilinin teklif ve tasarılara katkı yapabilmek için hazırlanması amacıyla verilmiş olan sürelerdir. Milletvekilinin yeterince katkı yapması engellendi. Bir kere, bunlar yanlıştır.

İkincisi, bizim, uzun zamandan beri, gerek iktidar gerekse muhalefet olarak üzerinde çalışmakta olduğumuz bir kamu yönetimi reformu, bir yerel yönetimler reformu taslağı var. Türkiye'nin tüm yerel yönetim yapısıyla ilgili olarak, tüm kamu yönetimiyle ilgili olarak değişmesi gereken hususlar, bu reform çerçevesinde belli ilkelere bağlı olarak ortaya konacak ki, bunlarla ilgili olan adımlar atılabilsin; ama, şimdi, bu yasa teklifi ne yapıyor; yerel yönetimin en önemli konularından biri olan belediyelerin büyüklüğü ve sınırlarıyla ilgili olarak bir düzenleme, bir çözüm getiriyor. Seçilen çözümün ne kadar isabetli olduğu konusunda herhangi bir tartışma yapılmamış, daha doğrusu, üzerinde görüş birliğine vardığımız, konsensüs diyebileceğimiz noktaya gelmiş bir durum söz konusu değil.

Bir milletvekili arkadaşımız, kendisine saygı duyuyorum; ama, bir yasa teklifi hazırlamış buraya getirmiş, hükümet partisi de arkasında duruyor. Biz dilerdik ki, bu denli büyük sonuçlar doğurabilecek olan bir düzenleme, bir hükümet tasarısı olarak gelsin; arkasında, Adalet ve Kalkınma Partisinin, hiç değilse, yerel yönetimler felsefesi olsun, bütün her şeyi tamamlanmış, hazırlıkları bitmiş bir tasarı olarak önümüze gelsin. 1 inci maddesinden başladık bir şeyler takıp takıştırıyoruz bir yerlerine burada. Adalet ve Kalkınma Partili bir arkadaşımız geldi, bu teklifi verdi, Adalet ve Kalkınma Partili diğer milletvekilleri, Grup Başkanvekilleri, önergeler veriyorlar, yanlış buldukları yerleri düzeltmeye çalışıyorlar.

Arkadaşlar, böyle, bu kadar önemli bir konuda "göç yolda düzelir" anlayışıyla yasa yapılmaz. Yani, lütfen, biraz ciddî olalım. Şurada yapılacak en ufak bir ciddiyet yanlışı, bu ülkenin kaderinde çok önemli yansımalar yapacak. Bunun mesuliyetini taşımaya hazır mısınız? Doğrusu, biz, böyle bir yanlışa katkı vererek bu mesuliyete ortak olmayı hiç arzu etmiyoruz. Çok büyük bir yanlış yapıyorsunuz.

Eğer, devlet yönetme anlayışınız bu ise, Türkiye'ye Tanrı kolaylıklar versin diyorum. Eğer, bütün reformlarınızı siz böyle göstermelik yapacaksanız, milleti bir yerlerde bir şeyleri tartıştırıp tartıştırıp sonra da kafanızdakini gece yarısı yasalarıyla ortaya koyacaksanız, bu da takıyyeciliğin bir başka türü demekten başka çaremiz yok. Bunlar yazık! Bu ülkeye yazık olur! Bu huylarınızdan vazgeçiniz! Ciddî bir adım attığınız zaman, doğru bir adım attığınız zaman sizi sonuna kadar desteklemeye hazırız. Bunu da kanıtlamış durumdayız; ama, böyle yanlışlarla, böyle gayri ciddî girişimlerle karşımıza çıkmayın.

Bakın, verilen önergelerin ben birbirine çarpık bakmaya başladığını fark ettim. Bu yasayı uygulamakta zorluk çekeceksiniz. Kafanızın arkasında -bütün buradaki konuşmalar onu gösteriyor- bu seçimlerde bu yasayı uygulatmak için hazırlık yapıyorsunuz; ama, bu hayali kurarken, Anayasanın 67 nci maddesini gözardı ediyorsunuz. Uygulanamaz bu! Bu uygulanamaz! Anayasanın 67 nci maddesi yerinde durduğu sürece, böyle bir yasayı uygulamanız mümkün değil; ama, "biz Anayasaya uymayız, o orada yazılı kalır, biz de bildiğimizi yaparız" diyorsanız, o başka. Anayasaya ne kadar saygı duyulduğunu gösteren, maalesef, başka örnekler de var! Bu da onlardan biri olur.

Ama, bir şeyi çok merak ediyorum. Kamu reformuyla, yerel yönetimlerle ilgili bir sürü tartışma oldu. Bir kişi de kalkıp şurada "o tartışmaların sonucunu bekleyelim de böyle bir yasa yapalım" demedi. Ama, konu milletvekilliği olunca, milletvekili dokunulmazlığı olunca, alacağı karar falanca milletvekilinin, filanca milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasına zerrece katkı vermeyecek olan bir Meclis araştırması komisyonunun raporunu beklemek üzere karar verdi bu Mecliste bir komisyon. Bu, ne kadar korkunç bir çifte standarttır! O konuda ilgisi olmayan bir Meclis komisyonunun raporu bekleniyor, sadece o yasa koyucuya hitap edecek sonuçlar ortaya koyacaktır; ama, bu çok önemli konuda bugüne kadar yapılmış olan çalışmaların, tartışmaların sonucu beklenmeden bir yasa teklifi yasalaştırılmaya çalışılıyor. Buna da işaret düşmek istiyorum burada. Nasıl çifte standart kullanıldığına, nasıl birbirinden farklı anlayışlarla devlet yönetilmeye kalkışıldığına ilişkin bir kaydı Türkiye Büyük Millet Meclisi zabıtlarına düşürmek için, burada buna değiniyorum.

Aceleniz ne arkadaşlar?.. Aceleyle bir yere varılmıyor. Acele etmeyelim, birlikte tartışarak, en doğrusunu arayarak yasaları çıkartalım. Çünkü, ülkemiz en doğrusuna layık.

Şimdi, burada birtakım belediyeleri tüzelkişilikten çıkarıyorsunuz, belediye olmaktan çıkarıyorsunuz. Ortaya koyduğunuz gerekçelerin en önemlisi de "bunların borcu var, bu belediyeler devletin sırtına yük" diyorsunuz. Bir kere, devletin sırtına belediyeleri yük olarak gören bir zihniyetle ne yerel yönetimler reformu yapılabilir ne devlet yönetilebilir. Belediyeler devletin sırtına yük değildir; belediyeler, demokrasinin beşiğidir; belediyeler, halkın devlet kudretiyle kendisine kamu hizmeti götürüldüğü, bu hizmetle yüzyüze geldiği ilk yönetim birimidir; kamu yönetiminin ilk halkasıdır. Ona, siz, bu nazarla, yük nazarıyla bakamazsınız. Eğer yük nazarıyla bakarsanız, belediyeye de belediyeciliğe de vatandaşa da hakaret etmiş olursunuz. Siz, belediyeye bu nazarla baktığınızı söylediniz bu teklifi getirirken. Bunu da kayda geçmesi amacıyla burada dile getiriyorum ve belediye olmak toplumun yaşamında bir aşamadır, kırsal yaşamdan kentsel yaşama geçiş demektir. Birkısım vatandaşlarımız belediye sınırları içinde yaşayarak, belediye olarak bu kentsel yaşama ayak attılar. Şimdi siz onlara diyorsunuz ki, hayır, dönün, siz köy olun, kırsal yaşam içerisinde kalın. Bu insanlara bunu demeye hakkınız yok; başka çözümler bulabilirdiniz, daha başka çözümler getirebilirdiniz. Onları, yine belediye yaşamı içerisinde tutan başka çözümler getirebilirdiniz. Bu çözümleri elbirliğiyle arayabilirdik, bu çözümleri elbirliğiyle bulabilirdik; ama, siz buna gerek görmediniz. Bir gece yarısı yasasıyla, yüzlerce belediye halkını, köy olarak yaşamaya mahkûm ediyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

88 konuşma daha · 20 Aralık 2003

88 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook