2005 mali yılı bütçe kan.tas. (gider,gelir,denge ) maddeler
Ankara Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 42. Birleşim · 3. yasama yılı · 27 Aralık 2004 · 862 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Oya Araslı (CHP), 27 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS. (GİDER,GELİR,DENGE ) MADDELER); konuşma 862 kelime.
Oya Araslı (CHP, Ankara). “2005 mali yılı bütçe kan.tas. (gider,gelir,denge ) maddeler”. TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim tutanağı, 27 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oya-arasli-22-2004-12-27-2005-mali-yili-butce-kan-tas-gider-gelir-denge-maddeler (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA OYA ARASLI (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, 2005 Mali Yılı Bütçe Kanunu Tasarısının 38 inci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum; sizleri, Grubum ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, bir bütçeyi daha, neredeyse, tümüyle kabul etmenin eşiğine geldik. Bu, nasıl bir bütçe; yürürlük hükmü münasebetiyle, bu konuda birkaç açıklama yapmak istiyorum.
Bu bütçe, sosyal devlet ilkesine duyarsız kalmış bir bütçedir. Daha önce Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış olan milletvekili arkadaşlarım, bu bütçenin sosyal devlet ilkesine ne kadar duyarsız olduğunu, yoksul halk kesimlerinin sorunlarını çözmekten ne kadar uzak bulunduğunu açık seçik bir biçimde dile getirdiler; ama, ben, bu bütçeyle ilgili olarak bir başka hususta görüşlerimi ifade etmek istiyorum.
Bu bütçe, bu kanun tasarısı, yalnız sosyal devlet ilkesine değil, hukuk devleti ilkesine de duyarsız bir tasarı. Bütçe ayrı bir yasama işlemi türüdür, kanun ayrı bir yasama işlemi türüdür. Bunlar o kadar birbirinden ayrıdır ki, Anayasamızın 87 nci maddesinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri sıralanırken "kanun yapmak, bütçe tasarılarını kabul etmek" diye iki ayrı ibare altında bu yasama türleri ifade edilmiştir.
Anayasanın 88 inci maddesinde, kanunların teklif ve görüşülme usullerine değinilmiş; ama, bütçe bunların dışında tutularak, Anayasanın 163 üncü maddesinde bütçenin görüşme esas ve usullerine değinilmiştir; ama, ne yazık ki, 22 nci Dönemde yapılan tüm bütçelerde, kanun ile bütçe kanununun birbirinden farklı yasama işlemi türleri olduğu gözardı edilmiş ve yasayla yapılması gereken işler de bütçe kanununda yapılmaya çalışılmıştır.
Değerli arkadaşlarım, Anayasanın 161 inci ve 162 nci maddesi, bütçede, bütçe dışında hiçbir hükmün yer almayacağını göstermektedir; ama, bu tasarının pek çok hükmü bütçeyle ilgili değildir; yasalarda değişiklik yapılmıştır. Bütçe kanunu tasarısıyla yasalara yeni düzenlemeler eklenmiştir ve hatta, birtakım yasaların bir yıl için uygulanması bütçe kanunu marifetiyle ertelenmiştir. Bunlar, bütçe kanunu marifetiyle yapılamayacak olan işlemlerdir; çünkü, bütçe, bir yıllık; yani, belli bir süreyle geçerli olan bir yasama tasarrufudur. Halbuki, bütçe kanunu aracılığıyla yasalara eklediğimiz, yasalarda değiştirdiğimiz hükümler, bütçe kanunu hükmünü ifade ettikten sonra da hüküm ifade edecektir veya en azından, sürekli olarak hüküm ifade eden bu kanunlarda bir bütçe yılı için geçerli olmak üzere değişiklikler yapılmaktadır. Anayasa, bu tür değişikliklerin, bu tür düzenlemelerin bütçe marifetiyle yapılmasını engellemiştir; ama, biz, 22 nci Dönemde mütemadiyen Anayasanın yasakladığı bir işlemi yapıyoruz. Bu olay bir şeyi ortaya koyuyor, bir şeyi kanıtlıyor; Türkiye Büyük Millet Meclisindeki Adalet ve Kalkınma Partisi çoğunluğunun, çoğunluk olduğuna güvenerek her şeyi yapabileceğine inandığını; hatta, Anayasa hükümlerinin bile bir kenara atılmasını sağlayabileceğine inandığını ortaya koyuyor. Bu, yanlış bir durum. Bu yanlıştan bir an önce sıyrılmamız lazım. Bu anlayış, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki çoğunluğuna güvenerek sergilediği bu anlayış, hukuka saygısızlığı ifade ediyor. Çoğunluğun, artık, hukuk sınırları içerisinde kalmaktan hoşlanmadığını, kendisini hukukla ve özellikle Anayasayla bağlı saymadığını ortaya koyuyor. Bu, güzel bir gidiş değildir. Çoğunluklar dilediklerini yapabilirler; doğru; ama, bir tek koşulla; hukukun temel ilkelerinin ve Anayasanın sınırları içerisinde kalmak koşuluyla. Eğer bu sınırları kabul etmezseniz, çoğunluk, çoğunluk diktatöryasına gider. Bu sözleri, bu kürsüde defeatle yinelemek zorunda kaldım. Bundan dolayı fevkalade üzgünüm; ama, bu sözlerin uyarısından ders alınmamış olmasını görmekten de çok daha fazla üzgün olduğumu burada ifade etmek zorundayım.
Değerli arkadaşlarım, nereye gidiyoruz? Çoğunluk olmak bize her şeyi yapma imkânını vermez. Çoğunluk olmak, hukukun genel ilkelerine uygun ve Anayasa sınırları içerisinde yasama erkini kullandığınız zaman bir anlam ifade eder, hukuk devletinin çatısı altında bizi yaşamak imkânına kavuşturur; ama, sizin, burada, çoğunluk olarak, çoğunluğunuza güvenerek Anayasayı hiçe saymanız, devletimizi bir hukuk devleti olmaktan uzaklaştırmaktadır.
Avrupa Birliğine girmeyi arzu ediyoruz; ama, unutmayalım ki, yerine getirip getirmediğimizin araştırıldığı Kopenhag Kriterlerinden birisi de, hukuk devletini gerçekleştirmektir, hukukun üstünlüğünü gerçekleştirmektir. Bu türlü hareket edersek, biz, hukukun üstünlüğünü gerçekleştirdiğimize başkalarını nasıl inandıracağız? Hadi, kendimizi bir aldatmacayla inandırdık diyelim; ama, başkalarını nasıl inandıracağız; bu sorunun yanıtını bulamıyorum.
Değerli arkadaşlarım, şöyle rastgele, bütçe kanunu tasarısına bakıyorum; 15 inci maddede, 21 inci maddede, 22 nci maddede, 25 inci maddede, 28 inci maddede, 29 uncu maddede, 32 nci maddede, 36 ncı maddede ve 37 nci maddede, Anayasaya aykırı ve bütçe kanunu tasarısında yer almaması gereken birsürü hüküm var.
Şimdi, bunlarla ilgili olarak, kuşkusuz, Cumhuriyet Halk Partisinin Anayasaya saygı anlayışı gereği, Anayasa Mahkemesine iptal davası açmak zorunda kalacağız. Daha geçen gün, Anayasa Mahkemesinin bütçesini görüşürken, Anayasa Mahkemesinin bu iptal davaları nedeniyle her gün biraz daha ağırlaşan görev yükünden söz ettik ve dedik ki "bu görevi, bu görev yükünü azaltmak bizim elimizde." Eğer, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, Anayasaya uygun yasalar çıkarırsak, Anayasa Mahkemesinin görev yükü de azalır; ama, buyurun, işte, bakın, bir kalem daha! Anayasa Mahkemesinin görev yükünü artırmak üzere, bizim burada yasalaştıracağımız bir kanun daha!
Değerli arkadaşlarım, ben, yürürlük hükmünden yararlanarak, bu konuda bir kere daha sizleri uyarmayı bir görev bildim. Unutmayınız ki, hukuk, bir devletin temelidir. Hukuka saygı da, bir devleti, devlet niteliğinde yaşatacak olan temel unsurdur. Eğer, bu unsur çökerse, hukuka saygısız olursak, devlet olmanın da yolunu baltalamış oluruz ve unutmayınız ki, hukuka saygısızlığı Türkiye Büyük Millet Meclisi yaparsa, bu yasalara uymak zorunda olduğunu düşündüğümüz vatandaştan bu yasalara uymasını da kolay kolay bekleyemeyiz. Yasaları yapan Anayasaya uymazsa, yasalara uymak zorunda olan vatandaş da bu yükümlülüğünü aynı keyfî anlayış içerisinde yerine getirmeye kalkışırsa, devlet, devlet olmaktan çıkar.
Umarım, bundan sonraki bütçelerde bu tür bir konuşma yapmak gereğini, Cumhuriyet Halk Partisi olarak duyacağımız bir ortam yaratılmaz.
Saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
38 konuşma daha · 27 Aralık 2004