2005 bütçe kan. tas. (13 üncü tur görüşmelerinde ) maliye bakanlığı,gelir bütçesi
Balıkesir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 42. Birleşim · 3. yasama yılı · 27 Aralık 2004 · 1.341 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Kemal Deveciler (CHP), 27 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 BÜTÇE KAN. TAS. (13 ÜNCÜ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) MALİYE BAKANLIĞI,GELİR BÜTÇESİ); konuşma 1.341 kelime.
Ali Kemal Deveciler (CHP, Balıkesir). “2005 bütçe kan. tas. (13 üncü tur görüşmelerinde ) maliye bakanlığı,gelir bütçesi”. TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim tutanağı, 27 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-deveciler-22-2004-12-27-2005-butce-kan-tas-13-uncu-tur-gorusmelerinde-maliye-bakanligi-ge (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Maliye Bakanlığı 2005 yılı bütçesi hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
2005 yılı bütçesi, Adalet ve Kalkınma Partisi dönemine ait bulunan ve AKP'nin uyguladığı 2003 ve 2004 yılları bütçelerinde olduğu gibi, halkımıza, topluma hiçbir hizmet etme umudu taşımayan, işsizliğe çare aramayan ve sadece ülkemizdeki bir avuç mutlu azınlık olan rantiyecinin ödemelerini garanti altına alan bir bütçe olarak görülmektedir. Bu bütçe, bir hizmet bütçesi değildir, bir kalkınma bütçesi değildir, yatırım ve istihdamın sağlandığı bir bütçe de değildir. Bu bütçeyle, Türkiye ekonomisinin önemli bir dönüşüm sağlama şansı maalesef bulunmamaktadır. 2005 yılı bütçesi de, aynen 2004 yılı bütçesi gibi, vatandaşı can derdinde, geçim derdinde bırakacak bir bütçedir. Bu bütçe, sosyal yönü olmayan, halkın elindekini, avucundakini tamamen çeken, emen, ülkemizin sorunlarına da çare bulamayan bir bütçedir. Bu bütçe, adaletin ve kalkınmanın olmadığı, çok adaletsiz, dengesiz, fakir ve muhtaç kesimleri ezen bir vergi politikasını halka sunmaktadır.
Türkiye ekonomisinde, AKP döneminde, son iki yılda olduğu gibi üçüncü yılda da, 2005 yılında da aynı süreç işlemektedir. İşsizlik çığ gibi artmakta, emekli, işçi, çiftçi, köylü, esnaf, izlenen politikalar sonucu bitirilmekte, ülkemizde içborçlar artmakta, dışborçlar artmakta, cari açık büyümektedir.
Bu AKP politikalarının sonucu nedir? Bu politikaların sonucu, Türkiye'de emekliler, Türkiye'de işçiler, iş bulamayan gençler, büyük sorunlarla karşı karşıyadır. Memurlar, reel gelir kaybı tablosuyla karşı karşıyadır. Ülkemizde dört kişilik bir ailenin mutfak masrafı 500 000 000 liradır ve ülkemizde açlık sınırı da 500 000 000 liranın üzerindedir; ama, buna rağmen, ülkemizdeki asgarî ücret, ne yazık ki, hâlâ, 318 000 000 lira civarındadır; hatta, yüzde 5 zam öngörülmektedir 2005 yılı için. Emekliler mağdurdur; maalesef, ücret artışı olması bir yana, haklarını alamaz haldedirler. İktidar, emeklilerin 150 000 000-200 000 000 liralık, mahkemeler tarafından da onaylanmış, TÜFE'den kaynaklanan alacağını vermemektedir. Bunu vermemek için de, AKP Hükümeti direnmektedir.
Yine AKP Hükümeti, bu bütçeyle, ikinci maaşı olan dul ve yetimlerin emekli maaşlarının kesilmesine karar vermiştir. Dul ve yetimler, emekliler, bir iş buldukları takdirde, onların bu gelirleri bundan sonra kesilecek, ödenmeyecektir. Bir yandan, AKP Hükümeti olarak, dul ve yetimin, emeklinin maaşını keserek malî kaynak yaratmaya kalkacaksınız; ama, diğer yandan, ülkeyi soyanlardan, bankaları hortumlayanlardan alacağınız olan 40 milyar dolarlık kaynağı tahsil edemeyeceksiniz! Bu, halkımıza, dul ve yetimimize, emeklimize reva mıdır?!
Çiftçilerin durumu ise kanayan bir yaradır. Çiftçi, AKP İktidarı döneminde tamamen bitirilmiş ve yok edilmek üzeredir. 2004 yılı başında, tarımda kullanılan üre gübresi 330 000 liradan 520 000 liraya, mazot 1 366 000 liradan 1 850 000 liraya, traktör 24 milyar liradan 30 milyar liraya çıkmıştır. Buna karşılık Egeli üretici ise, geçen yıl 1 200 000 liraya sattığı pamuğu bu yıl 800 000 liraya, 5 asit zeytinyağını geçen yıl brüt 3 200 000 liraya satarken bugün yine 3 200 000 liraya, çekirdeksiz üzümü geçen yıl 210 000 liradan satarken bu yıl 150 000 liraya, geçen yıl 350 000 liradan sattığı buğdayı bu yıl 280 000 liraya zar zor satmaktadır.
Türkiye'nin her yerinde, hububat üreticisi perişan vaziyette olup, Toprak Mahsulleri Ofisi devreden çıkarılmıştır, ajanslar kapatılmıştır, çiftçi piyasaya teslim edilmiştir. Çiftçi, toplama masrafını bile alamamaktadır.
Ülkemizde yapılan, onbinlerin toplandığı mitinglerde çiftçiler tepkilerini ortaya koyuyorlar, feryat ediyorlar; ama, hükümetten ses dahi çıkmıyor. Ses çıkmazsa neyse de, ses çıktığında çiftçi azarlanıyor, çiftçi paylanıyor, çiftçiye hakaret ediliyor. Tütün ve şekerpancarının sözü, AKP İktidarı döneminde edilemez oldu. Hani, iktidarınız döneminde tütün kotaları, şeker kotaları kaldırılacaktı?!
Karadenizin fındık üreticisi, Egenin zeytin üreticisi, geride bıraktığımız yılda büyük afetler yaşadı, çaresiz kaldı, 2 katrilyon lira zararları var. Ne yazık ki, hiçbir anlamlı, ciddî destek hükümetçe verilmemiştir. Kaldı ki, bu afet önümüzdeki yılın mahsulüne de yansıyacaktır.
Sayın milletvekilleri, 2005 yılında vatandaşın sırtına yüklenen vergilerden bahsetmek istiyorum. AKP İktidarı, milletvekili seçimlerinde, iktidara gelmeden evvel, ülkemizde vatandaşlardan alınan vergilerin çok fazla olduğunu, adaletsiz ve acımasız olduğunu, iktidara geldiklerinde kesinlikle düşürülmesi gerektiğini ve kayıtdışı ekonominin kayıtiçine alınacağını söylüyordu; ama, iki yıllık iktidarınız döneminde, bırakın kayıtdışını kayda almayı, kayıt altındaki, vergisini veren, vergisini zamanında ödeyen mükelleflerimizin boğazına sarılırcasına, vergi dairesi müdürlerine inceleme tehdidi yaptırarak, zorla, cebren vergi üzerine vergi aldınız. AKP döneminde, kayıt içinde bulunan, vergisini ödeyen mükellefler için Türkiye vergi cehennemi; buna karşılık, vergi kaçıranlar ve kayıt dışında bulunanlar için ise vergi cenneti olmuştur ve olmaya da devam etmektedir.
2004 yılı enflasyonu yüzde 10 olurken, bu bütçeyle, 2005 yılı enflasyonunun ise yüzde 8 olacağı hesaplanıyor. Neden, enflasyonun yüzde 8 olduğu bir dönemde vergileri yüzde 18,5 civarında artırmayı hedefliyorsunuz? 2004 yılında 100,5 katrilyon civarında bir vergi tahsilatı gerçekleşirken, 2005 yılı bütçesinde, 119 katrilyon liralık bir vergi tahsilatını öngörmektesiniz. Gayri safî millî hâsıla nominal olarak yüzde 13,4 büyümekte; demek ki, yüzde 13,4 ile yüzde 18,5 arasındaki fark, toplu ve reel olarak getirilecek olan yeni vergilerden oluşmaktadır; bunun tutarı da 5 katrilyon civarındadır.
Hükümet, bu bütçeyle, tam 5 katrilyon liralık bir ilave vergiden söz etmektedir; nasıl ve nereden artacağına bakacak olursak, önemli ölçüde ÖTV artışlarından geldiğini göreceğiz. Dayanıklı tüketim malları üzerindeki ÖTV, 2005 yılında yüzde 107 artmaktadır; yani, buzdolabına, çamaşır makinesine, televizyona, bu bütçe rakamlarına göre önemli ölçüde artış gelmektedir.
Sayın Bakanım, bu doğru bir yaklaşım değildir. Bir ülkede vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı incelenirken, dolaylı ve dolaysız vergilerin, toplanan vergiler içerisindeki payının karşılaştırılması gerekmektedir.
Ülkemizde yirmibeş yıldan beri, dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payı sürekli olarak artmaktadır; bu oran 1980 yılında yüzde 37 iken, 2003'te yüzde 67'ye, 2004'te yüzde 70'e çıkmış ve 2005'te de yüzde 73,5'e ulaşacağı 2005 yılı bütçesinde açık ve net olarak görülmektedir.
2005 yılında dolaysız vergi olarak, 1 735 000 Gelir Vergisi mükellefinin 1 katrilyon lira, basit usuldeki 800 000 mükellefin 90 trilyon lira, Kurumlar Vergisi mükelleflerinin, şirketlerin ise 8,8 katrilyon lira vergi ödeyecekleri tahmin edilmektedir.
Bir ülkede, dolaylı vergilerin toplam vergi içindeki payı dolaysız vergilerden yüksek ise, o ülkede vergi adaletinden söz edilebilir mi?
Sayın Bakan, Türkiye, AKP İktidarıyla, vergi adaletinden her geçen gün biraz daha uzaklaşmaktadır. Başbakanımız yaptığı açıklamada, 2005 yılından itibaren Kurumlar Vergisi oranının 3 puan düşürülerek yüzde 30'a indirileceğini, Gelir Vergisi oranının da yüzde 5 düşürüleceğini söylemektedir. Başbakanın dediği gibi, Kurumlar Vergisinde bir indirim yoktur. Şirketler, 1999 yılından beri, Kurumlar Vergisini yüzde 30 olarak ödemektedirler. Yüzde 3 fon vardı, bu kaldırıldı; ama, 2004 yılında, hükümet, getirdiği bir önergeyle, bir kararla, 2004 yılı için Kurumlar Vergisini yüzde 33'e çıkarmıştı, şimdi ise yıl bitmeden, Başbakan tarafından, yüzde 30'lara düşürüldüğü belirtilmektedir. Onun içindir ki, ortada herhangi bir değişiklik kesinlikle söz konusu değildir.
Yine Başbakan tarafından, Gelir Vergisinde yüzde 5 indirim yapılacağı açıklanıyor. Gelir Vergisinde bu yüzde 5 indirim sadece zengine var, fakire yok, bordroluya yok; fakirin vergisi azalmıyor, aynı kalmaktadır. Bundan sonra sadece yüzde 45 oranındaki vergi dilimi yüzde 40'a düşürülüyor, diğer dilimlerde herhangi bir indirim söz konusu değil; yani, yıllık 140 milyar lira geliri olan, aylık 11 666 000 000 lira geliri olan insanlarımızın vergileri yüzde 40'a düşürülüyor, 5 puanlık indirim buradan gelmektedir. Bu da, ülkemizdeki toplam Gelir Vergisi mükelleflerinin onbinde 1'ini teşkil eden bir mutlu azınlığın vergisidir. Bu hükümet, aylık 318 000 000 lira maaş alan asgarî ücretlinin vergisini değil; aylık 500 000 000, 1 milyar, 2 milyar lira geliri olan vatandaşın vergisini değil de, en üst gelir grubundakilerin vergisini düşürmektedir. Bunun, sosyal politika, sosyal adaletle ne ilgisi, ne de ilişkisi vardır.
Yoksul vergisi olarak bilinen KDV'nin, Başbakan tarafından, düşürüleceği söylenmesine rağmen, 2005 yılında diğer kalemlerde korkunç artışlar olacağı görülmektedir. 2005 yılı bütçesinde KVD gelir hedefi 13 katrilyon 320 trilyon liradan 22 katrilyon 130 trilyon liraya çıkarılıyor. Bu da, yapılması düşünülen KDV indiriminden hükümetin kayba uğramayacağı, tam aksine diğer kalemlerdeki artışlardan dolayı, 2005 yılında vatandaştan, yüzde 62 civarında daha fazla tahsilat yapılacağı anlamına gelmektedir. Hükümetin bu planı, indirim konusu yaptığı ürünler dışında, KDV tahsilatının artacağını göstermektedir.
Başbakanın vergide indirim olarak açıkladığı paketten, dar gelirliler için vergi yükü artışı çıkmıştır. Paketin getirdiği düzenlemeler için hükümetin kurduğu formül, üst gelir gruplarının yükünü aşağıya çekerken, geniş halk tüketici kesimlerinin, ücretli ve maaşlıların yükünü ağırlaştırmaktadır.
Neyse! Üst gelir grubundaki azınlığa tebrikler! Vergilerdeki bu 5 puanlık indirim, zenginlerimize hayırlı ve uğurlu olsun.
Türkiye'de, devlet, fakirden topladığı vergiyi "yüksek reel faiz" adı altında zengine ödeyen bir mekanizma işletmektedir. Bugünkü iktidar, daha çok, fakirden aldığı vergiyi yüksek faizlerle zenginlere transfer etmektedir. Bu, AKP'nin maliye politikasında açıkça netleşmiş olarak görülmektedir. Bir yandan 119 katrilyon lira civarında vatandaştan vergi alınacağını söylüyorsunuz...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
38 konuşma daha · 27 Aralık 2004