2005 bütçe kan. tas. (13 üncü tur görüşmelerinde ) maliye bakanlığı,gelir bütçesi
Bursa Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 42. Birleşim · 3. yasama yılı · 27 Aralık 2004 · 1.368 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Sedat Kızılcıklı (AK Parti), 27 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 BÜTÇE KAN. TAS. (13 ÜNCÜ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) MALİYE BAKANLIĞI,GELİR BÜTÇESİ); konuşma 1.368 kelime.
Sedat Kızılcıklı (AK Parti, Bursa). “2005 bütçe kan. tas. (13 üncü tur görüşmelerinde ) maliye bakanlığı,gelir bütçesi”. TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim tutanağı, 27 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sedat-kizilcikli-22-2004-12-27-2005-butce-kan-tas-13-uncu-tur-gorusmelerinde-maliye-bakanligi-ge (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA SEDAT KIZILCIKLI (Bursa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2005 malî yılı gelir bütçesi üzerinde Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; öncelikle, Yüce Heyetinizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Bilindiği gibi, bütçeler, kamu maliyesinin en önemli metinleridir. Bütçe, hükümetin ekonomiye hangi araçlarla, nasıl müdahale ettiğinin göstergeleridir ve yine, bütçe, hükümetlerin ekonomi, maliye, sosyal politikalarını nasıl gerçekleştireceklerine ilişkin olarak, bir yıl içinde neler yapacaklarını gösteren belgelerdir.
Bu manada, 59 uncu hükümet tarafından hazırlanıp Yüce Meclise sunulan 2005 yılı bütçesi, sosyal devlet anlayışıyla insanlarımıza daha güzel bir gelecek inşa etme sevdası ve gayreti içindedir; hedefi de doğrudur. Elbette ki, isteyenler, karşı olma hakkını kullanarak bütçeyi, dolayısıyla hükümeti eleştireceklerdir; ancak, bu bütçeyi ve hükümeti eleştirmek, ya bugünü görememek ya 3 Kasım 2002 öncesini bilmemek veya unutmaktır.
Uzun yıllardır Türkiye'de yaşanan ekonomik, siyasî, sosyal tahribatları yok saymak, 1994, 1999, 2001 ekonomik krizlerin ülkemize ve insanımıza getirdiği büyük sıkıntıları görmezden gelmek, yıllardır bozulan dengeleri ifade etmemek, 3 Kasım 2002'de sorunsuz bir Türkiye devralınmış gibi bir fotoğrafı ortaya koymak doğru bir yaklaşım değildir, haklı bir yaklaşım da değildir.
Değerli arkadaşlarım, AK Parti Hükümetleri, geçmiş dönemlerin sorunlarını ve sıkıntılarını devralmışlardır, önceliği de ekonomiye vermişlerdir; ekonomiyi düzeltmek için, ekonomiye canlılık getirmek için güzel çalışmalar yapmaya gayret etmektedirler.
Ekonomik istikrarı sağlamak, sürdürülebilir bir büyümeyi gerçekleştirmek, kalkınma ortamını yakalamak ve yatırım ortamını iyileştirmek için AK Parti Hükümetleri, işe yasal altyapı hazırlıklarıyla başlamışlardır. Bu anlamda, meydanlarda söylediği gibi, yurt dışına para çıkışına sebep olan "malî milat", "nereden buldun" düzenlemesi kaldırılmıştır. Yine, krizden sonra esnafımızın, mükellefimizin ödeyemedikleri vergiler için "vergi barışı" çıkarılmıştır ve 4,7 katrilyonluk bir tahsilat sağlanmıştır. Çiftçilerimiz için de bir ödeme kolaylığı getirilmiş ve çiftçi borçlarıyla ilgili yeni bir düzenleme de yapılmıştır.
Yatırımcıların önünü görebilmesi, enflasyon riskini vergi boyutu itibariyle bertaraf eden gerçek olmayan kazançların vergilendirilmemesi için, herkesin konuştuğu, ancak, yapamadığı enflasyon muhasebesi de AK Parti döneminde uygulamaya konulmuştur.
Yine, bölgelerarası dengeyi sağlayabilmek, göçü önleyebilmek ve istihdamı teşvik etmek için 36 ilde uygulanan 5084 sayılı Yasa çıkarılmıştır. Ben de, benden önceki arkadaşlarımın bu konudaki temennilerine katılıyorum. İnşallah, bu teşvik kapsamı artırılacaktır; artırılması yönünde çalışma olduğunu da biliyoruz.
Yine, kurum kazançları üzerindeki vergi yükü yüzde 65'lerden yüzde 45'lere çekilmiştir. Yatırım indirimi basit hale getirilmiştir. Yatırım indirimi istisnasına ilişkin yüzde 20 tevkifat, AK Parti döneminde kaldırılmıştır.
Eğitime yüzde yüz destek sağlanmıştır. Gelir Vergisinde de, sağlık ve eğitim harcamalarının yüzde 5'inin vergiye tabi gelirden indirilme imkânı getirilmiştir. Şimdi de, bu oranın yüzde 10'a çıkarılması yönünde çalışmalar yapılmaktadır.
Yatırımcılarımızın yurtdışı faaliyetlerinden elde ettikleri kazançların Türkiye'ye vergisiz olarak getirilmesi ve yabancı yatırımcıların ülkemizi üs olarak kullanarak, Türkiye'yle bağları bulunan ülkelere Türkiye üzerinden yatırımın vergisiz aktarılması için düzenlemeler yapılmıştır.
Ar-ge harcamalarının tamamının gider olarak yazılması, ayrıca, yüzde 40'ının da vergi matrahından indirilmesi imkânı getirilmiştir. Böylelikle, ar-ge faaliyetlerine yüzde 140'lara varan teşvik getirilmiştir.
Bugünlerde, Sayın Başbakanımızın da açıkladığı gibi, sevinerek görüyoruz ki, fonları kaldırmak suretiyle Kurumlar Vergisi yüzde 33'ten yüzde 30'a düşürülüyor; Gelir Vergisi oranlarının en yüksek dilimi, ücretlilerde yüzde 40'tan yüzde 35'e, diğerlerinde de yüzde 45'ten yüzde 40'a indiriliyor. Toplumumuzun çok önemli bir kesimini ilgilendiren eğitim, sağlık ve gıda harcamalarında, KDV oranı yüzde 18'den yüzde 8'e düşürülüyor. Bu uygulamayla birlikte, konserve gıda maddeleri, kurutulmuş sebze ve meyveler, temel ihtiyaç maddesi niteliğindeki bazı unlu mamuller ve içmesuyundaki KDV oranı yüzde 8'e düşürülecektir.
Dolayısıyla, mükellef ve vatandaşlar tarafından sürekli şikâyet konusu yapılan yüksek vergi oranlarında indirim adımları atılıyor. Böylece, AK Parti, verdiği bir sözü daha yerine getiriyor. Bu anlamda, hükümetimizi kutluyorum, tebrik ediyorum.
Değerli arkadaşlar, özellikle KDV oranlarının düşürülmesiyle, vatandaşımız yeni fiyat indirimleriyle karşılaşacaktır. Esnafımız, sürekli yüksek KDV'den şikâyet ediyordu. Şimdi, bu KDV oranlarının düşürülmesiyle, esnafımızın bu şikâyeti de asgarîye düşürülmüş olacaktır ve yine, bu adımlarla birlikte, kayıtdışıyla mücadelede yeni bir yol, yeni bir yöntem izlenmiş olacaktır; çünkü, biz, yıllardır, şunu konuşuyoruz: KDV oranları, vergi oranları düşerse, vergi gelirleri artar diye bir tez ortaya atılıyordu. İşte, hükümetimiz bu adımları atıyor. Bu tezin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini de önümüzdeki süreçte göreceğiz. Ümit ediyoruz ki, hakikaten gelirlerimiz artar, kayıtdışıyla mücadelede önemli bir yol kat edilir; böylelikle, bu oranlardaki indirimler de devam eder.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütçelerin en önemli gelir kaleminin vergi olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Vergiler, kamu hizmetlerinin en önemli parasal kaynağıdır. Ülkemizde, uzun süreden beri, kayıtdışı ekonomi en önemli sorunlarımızdan biridir. Kayıtdışı ekonominin önlenememesi verginin tabana yayılmasını engellemiş, vergi oranlarının yükselmesine, dolaylı vergilerin artmasına neden olmuştur. Ayrıca, yabancı sermayenin gelmesine mâni olmuş, istihdamı baltalamış, haksız rekabeti doğurmuştur.
Değerli arkadaşlarım, kayıtdışı bırakılan gelirlerin kayda alınması ve vergilendirilmesi, ülkemizin geleceği açısından son derece önemlidir. Bu nedenle, kayıtdışıyla mücadele için vergi oranlarını indirmek, makul ve ödenebilir seviyelere çekmek ne kadar gerekliyse, çağdaş normlarda denetim mekanizmalarını çalıştırmak da o kadar önemlidir.
Yine, AK Parti döneminde, daha önce, belli miktarı aşan ödemelerin banka aracılığıyla yapılması yönünde düzenleme yapılmıştı. Bu seneki denetimlerde de banka kayıtlarının ve nakit akışının takip edilmesi doğru tercihlerdir; ancak, denetim oranlarının yüzde 3'lerde kalması denetim yetersizliği olarak değerlendirilmelidir. Diğer taraftan, bankalarla işbirliği yapmak suretiyle, elektronik ortamda nakit akışlarının bir veritabanı oluşturarak denetimlerini sürekli ve çağdaş hale getirme yaklaşımları da, kayıtdışılıkla mücadelede doğru ve desteklenmesi gereken girişimlerdir.
Kayıtıdışıyla mücadelede, devletin görevlerinin yanında vatandaşlarımızın da görevleri vardır. Bu noktada, vatandaşlarımızın da, harcamalarını belgelendirmek suretiyle kayıtdışıyla mücadeleye destek olması gerekmektedir; çünkü, kayıtdışıyla mücadelede toplumsal mutabakat ve toplumsal bilinç gereklidir.
Yine, Bakanlığımız tarafından yürütülen gelir idaresinin etkinliğinin artırılması, gelir idaresinin yeniden yapılandırılması ve teknolojik altyapısını yönlendirmeye, güçlendirmeye dönük faaliyetleri ve mükellefe hizmeti önplanda tutan bir anlayışla vergi dairelerinin yeniden yapılandırılma çalışmalarını takdirle izlediğimizi de ifade etmek istiyorum.
Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Başbakanlıkta son şekli verilmeye çalışılan Gelir İdaresi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı yakın bir zamanda Yüce Meclisimizin gündemine gelecektir. Söz konusu tasarıda, Adalet ve Kalkınma Partisi ve hükümetin programında yer alan ve öncelikli hedefi olan kamu reformu yasal çerçevesine uygun düzenlemelerin yer alması büyük önem arz etmektedir. Aynı işi yapan birden fazla birim ve unvanın, oluşturulacak gelir idaresi tasarısında yer almaması gerekmektedir.
Bilindiği gibi, kamuoyunu yıllardır meşgul eden ve devletimizin denetim gücünde çok büyük zafiyetler oluşturan vergi denetimindeki çokbaşlılığın ortadan kaldırılması önem arz etmektedir. Bu, ülkemizin ihtiyacıdır ve müzakereye başlayacağımız Avrupa Birliği ülkelerinin hiçbirinde, bizdeki gibi çokbaşlı vergi denetim düzeni bulunmamaktadır. Programımızda yer alan bu hususun, aynı işi yapan denetim birimlerinin birleştirilmesi yoluyla çözüleceğine inanıyoruz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde güzel işlerin olduğunu, ekonomide bariz bir iyileşmenin görüldüğünü 2003 ve 2004 yılı bütçe performanslarından anlıyoruz; makroekonomik dengelerin kurulduğunu, kronik sorunların azaldığını görüyoruz.
Konuşmamın son bölümünde, devraldığımız tablodaki iyileşmeleri ve sevindirici gelişmelerin bazılarını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bütçe açığının gayri safî millî hâsılaya oranı 2002 yılında yüzde 14,7'dir. Bu oran 2003 yılında yüzde 11,3'e düşürülmüş; 2004 yılı hedefi yüzde 10,9 iken, yüzde 7,2 gerçekleşme beklenmektedir. 2005 yılı bütçe açığının gayri safî millî hâsılaya oranı yüzde 6,1 olarak hedeflenmiştir. Sonuç olarak, iki yılda bütçe açığı yarı yarıya azaltılmıştır.
2001 yılında toplanan vergilerin tamamı faiz ödemelerini karşılamaya yetmiyordu. 100 lira vergi topluyordunuz; ama, 2001 yılında, buna 3 lira daha ilave para verip 103 lira faize ödemek durumunda kalıyordunuz. 2002 yılında 100 lira verginin 87 lirası faiz ödemelerine gidiyordu, 2004 yılında bu rakam 57 liraya çekilmiştir, 2005 yılında da 47 lira faiz ödemelerine gidecektir.
2003 ve 2004 yıllarındaki bütçelerin faiz yükleri azaltılmıştır. Yüzde 69 olan nominal faizler, bugün yüzde 21 seviyelerine çekilmiş, reel faizler de yüzde 12-13 civarındadır.
2003 ve 2004 bütçelerinde faize yaklaşık 15 katrilyon civarında eksik ödeme yapılmıştır. İşte, buradan sağlanan kaynağın da, vatandaşımıza, milletimize hizmet olarak geri dönüşümü sağlanmıştır. Hepimiz biliyoruz ki, maalesef, uzun yıllardır bütçe giderlerinde en büyük rakam faiz harcamalarıdır. Şimdi, buradaki olumlu gelişmeler sevindiricidir.
Türkiye, üç yıldır istikrarlı büyüme hızını yakalamıştır. 2001 yılındaki yüzde 9,5 oranındaki küçülmeden sonra, 2002 yılında yüzde 7,8 oranındaki büyümeyi takiben, 2003 yılında da yüzde 5,9 oranında bir büyüme gerçekleştirilmiştir. 2004 yılında yüzde 10'a yakın bir büyüme beklenmektedir.
Enflasyon yüzde 30'lardan tek haneli rakamlara inmektedir. 2005'te hedef yüzde 8'dir; 2007 hedefi de yüzde 4'tür. Burada da bariz bir iyileşme söz konusudur.
2002'de 2 619 dolar olarak devralınan millî gelir, 2004 yılında 4 000 doların üzerine çıkacaktır. 30-35 milyar dolarla devralınan ihracat, 2003'te 48 milyar dolara, 2004'te de 62 milyar dolara çıkacaktır; 2005 hedefi 71 milyar dolardır.
2002 yılında 87 milyar dolarla alınan dışticaret hacmi, 2004'te 150 milyar doların üzerinde beklenmektedir.
2002 yılında yüzde 10,3'le devralınan işsizlik oranı, 2004 yılının üçüncü çeyreğine göre yüzde 9,5'tir.
2002 yılında en düşük yüzde 20'lik kesim, toplam gelirden yüzde 5,3 pay alırken, 2003 yılında bu oran yüzde 6'ya çıkmıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
38 konuşma daha · 27 Aralık 2004